Anahtar kelimeler: Vefatı Murislerinin Murisi Çıkarmaya Çıkarma Yıllarında Taahhüt Miras Konya Usulsüz

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Konya 1. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...........1953 yıllarında davalı kooperatife ortak olduğunu ve taahhüt bedelini ödediğini, murislerinin 20.04.1963 tarihinde vefatı nedeniyle usulsüz şekilde ortaklıktan çıkarıldığını, ancak çıkarmaya dair kararın kendilerine tebliğ edilmediğini, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu, çıkarma nedeniyle miras alacaklarının ödenmediğini, belirtilen nedenlerle, mirasçıların ortaklık sıfatının devam ettiğinin tespiti ile dava tarihine kadar doğmuş olan alacaklarının fazlaya ilişkin dava ve alacak haklarının saklı kalmak kaydıyla alacağın belirli hale gelmesine kadar şimdilik 1,00 Türk Lirası kısmının temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte müvekkillerine ödenmesine, bu talepleri kabul edilmediği takdirde ortaklıktan çıkarma sebebi ile ... bütün kanuni alacakların fazlaya ilişkin dava ve alacak haklarının saklı kalmak kaydıyla alacağın belirli hale gelmesine kadar şimdilik 1,00 Türk Lirası kısmının temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların talebinin zamanaşımına uğradığını, davacılar murisinin kooperatif ortaklığının ölümle sona ermiş olup, kooperatif yönetim kurulunun 03.06.2015 tarihli kararının ölüm nedeniyle üyeliğin sona ermesine dair tespit niteliğinde olduğunu, kooperatif anasözleşmesinde ortaklığın ölümle sona ermesi haline ilişkin olarak mirasçılara tebliğ zorunluluğunun bulunmadığını, kooperatif Anasözleşmesinde ölüm halinde ortaklık hakları ve paylarının varislerine intikal edeceği ve maddede belirtilen şekilde anlaşma yapılmaz ise ölen ortağın pay bedellerinin 11. madde gereğince varislere ödenip kooperatifle ilişkisinin kesileceğinin düzenlendiğini, kooperatif ortağı olabilmek için, kooperatifin çalışma alanı içinde pancar ekicisi veya çiftçi olmak gerektiğini, bununla birlikte kooperatif üyeliğinin müteveffa yerine her mirasçıya tek tek intikali ya da bir pay karşılığında her mirasçının kooperatife ayrı ayrı ortak olmasının mümkün olmadığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. ve 83. maddeleri ile Kooperatif Anasözleşmesi'nin 9., 11. ve 17. maddeleri uyarınca, kooperatiften çıkan veya çıkarılanların ödemiş oldukları ortaklık paylarından başka kooperatifin diğer varlıkları üzerinde hiçbir hakları olmadığını, davacılar murisinin ölümü ile birlikte kooperatif ortaklığı sona erdiğini kooperatifin faaliyetine devam etmesi nedeniyle davacı mirasçıların kooperatifin tasfiyesi haricinde ortaklık payına ilişkin ristrun, faiz ve sair diğer alacakların ödenmesini talep etmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli kararı ile davacıların murisinin 1963 yılında öldüğü, 2015 yılında murisin kooperatif üyeliğinden çıkarıldığı anlaşılmakla, yapılan işlemlerin usulsüz olduğu, zira murisin ölümünden sonra müteveffanın ortaklıktan çıkarıldığının Kooperatifler Kanunu'nun gereği ihbar edilip davacılara herhangi bir ödemenin yapılmadığı, ortaklıktan çıkmalarda ortaklara veya ortağın yasal varislerine söz konusu ihraç kararının tebliği gerektiği ve tebliğden sonra ortakların itiraz için dava açma haklarının saklı olacağı, davalı kooperatifin ortağının ölümünü öğrendikten sonra mirasçılara 3 ay içerisinde herhangi bir bildirimde bulunmadığı, davacıların murisinden kendilerine miras yoluyla intikal eden ortaklık haklarının devam ettiği, bu nedenle murislerin davalı kooperatife halen üye oldukları, ortaklık devam ettiği için zamanaşımı süresinin işlemeye başlamadığı, ayrıca ortaklığın devam etmesi nedeniyle davacıların davalı kooperatiften alacak talebinde bulunmasında hukuki menfaat bulunmadığı gerekçesiyle davacıların davasının kabulü ile davacıların mirasçı olarak S.S. ..... ... .... Kooperatifi'ne ortaklık sıfatlarının devam ettiğinin tespitine, davacıların alacak talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2024 tarihli kararı ile, ortaklığın devamı süresince ortaklık nedeniyle davacıların alacak talebinde bulunma konusunda hukuki yararları bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince alacak talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup, davacıların bu hususa ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, ancak davacıların kooperatif üyesi olduklarının tespitine ilişkin taleplerinin üyelikten çıkartılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının iptali talebini de kapsadığından, mahkemece davacılar murisinin üyelikten ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline de karar verilmesi gerekirken yalnızca davacıların davalı kooperatifin üyesi olduklarının tespitine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacıların istinaf taleplerinin kabulüne, kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın kısmen kabulü ile davalı kooperatifin davacılar murisinin kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin 03.06.2015 tarihli yönetim kurulu kararının 4/b maddesinin iptaline, davacıların muris ........... mirasçıları sıfatıyla davalı ..... .... ... Ekicileri Kooperatifi'ne ortaklık sıfatlarının devam ettiğinin tespitine, davacının alacak talebinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 15.05.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, davacıların murisleri ........... 20.04.1963 yılında vefat etmiş olmasına rağmen davacılar tarafından 20.06.2022 tarihinde üyelik tespiti istemli dava açıldığından aradan geçen yaklaşık 59 yıllık süreç ve bu süreçte mirasçıların kooperatif ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmadığı gözetildiğinde, üyeliğin eylemli olarak sona erdiği, TMK'nın 2. maddesi uyarınca davacıların öncelikli talepleri olan üyeliğin devamı ve dava tarihine kadar olan alacaklarının tahsili talebi yönünden davanın reddi gerekmesine rağmen yazılı gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği, yine asıl talep yönünden davanın reddi ile birlikte, davacıların terditli talepleri olan davacılar murislerinin ortaklıktan çıkarılması nedeniyle ... alacakları olan çıkma alacağı talepleri açısından da zamanaşımı olgusu değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin de doğru olmadığı gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve davacıların murisleri ......... 20.04.1963 yılında vefat ettiği, davacılar tarafından 20.06.2022 tarihinde üyeliğin tespiti istemli dava açıldığı, aradan geçen yaklaşık 59 yıllık süreç ve bu süreçte mirasçıların kooperatif ile herhangi bir ilişkilerinin bulunmadığı gözetildiğinde, üyeliğin eylemli olarak sona erdiği, bu nedenle TMK'nın 2. maddesi uyarınca davacıların asıl taleplerinin bu gerekçe ile reddine, davacılarının terditli taleplerinin ise; davalının zamanaşımı def'inde bulunduğu, TBK'nın 147. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken davacıların mirasçı sıfatıyla davalı kooperatife ortaklık sıfatlarının devam ettiğinin tespitine ve alacak taleplerinin hukuki yarar bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından tarafların istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacıların asıl talebi olan; üyeliğin devamı ve dava tarihine kadar olan alacaklarının tahsili taleplerinin esastan reddine, davacıların terditli çıkma alacağına yönelik taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1-Bir kısım davacılar vekili Av. ... temyiz dilekçesinde, KK'nın 16. maddesi gereği müvekkillerinin murisinin ortaklıktan çıkarılmasına rağmen kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle kararın hükümsüz olduğunu, anasözleşmmenin 9. maddesinde ölen ortağın mirasçıların pay bedellerinin ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen müvekkillerine ödeme yapılmadığını, bunun hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkillerinin eylemsizliğinin sözkonusu olmadığını, davalının ölen kooperatif üyesinin mirasçılarına tebliğat göndermesi gerektiğini, müvekkilleri yönünden alacak talebi için zamanaşımı süresinin işlemeye başlamadığını, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren zamanaşımının başlayacağını, emsal Yargıtay ilamlarında kooperatifin üyesinin ölümünü haber aldıktan sonra mirasçılarına ihtar göndermesi ve taleplerine göre hareket etmesi gerektiğini, davalının zamanaşımı süresinin başladığını ispat etmesi gerektiğini beyan etmektedir.2-Bir kısım davacılar vekili Av. ... temyiz dilekçesinde, mirasçılara bildirim yapılmadığından 5 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başlamadığını, KK'nın 16. maddesinde ortaklıktan çıkarma kararının çıkarılan ortağa tebliğ edileceğinin düzenlendiğini, KK'nın 17. maddedeki zamanaşımı süresinin ortağın ölüm nedeniyle ortaklığının sona erdiği tarihten itibaren değil, anasözleşmenin 9. maddesi gereği mirasçıların ortaklık hak ve paylarının temsil edilmeyeceğinin kooperatife bildirilmesi ile başlayacağını, bunun için de mirasçılara ölüm nedeniyle ortaklık paylarının intikal ettiğine dair bildirim yapılması gerektiğini, emsal Yargıtay ilamları gereği ölüm halinde kooperatifin mirasçılara bildirim yapılması gerektiğini, muris ..... vefatı sonrası usulsüzce ortaklıktan çıkarıldığını, mirasçılarına KK'nın 17. maddesi gereği miras alacaklarının ödenmesi gerektiğini, üyeliğin eylemle sonlardırıldığına dair gerekçenin hukuka aykırı bir yorum olduğunu beyan etmektedir.3-Davalı vekili temyiz dilekçesinde, Bölge Adliye Mahkemesi kararında müvekkilleri aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, maddi hata yapıldığının değerlendirildiğini, tavzih ve tashih ile bu husunun düzeltilmesinin mümkün olmadığından temyiz yoluna başvurulduğunu, kararın aleyhe hükmedilen vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinin tespiti ile dava tarihine kadar olan alacağın tahsili olmadığı taktirde ortaklıktan çıkarma sebebiyle olan alacaklarının tahsiliistemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.1-Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2-Dairemiz bozma ilamından önce İlk Derece Mahkemesince 11.07.2023 tarihinde verilen karar istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak Bölge Adliye Mahkemesince 14.05.2024 tarihinde karar verilmiş olup bu karar dairemizce bozularak dosya HMK'nın 373/2. maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen sanki istinaf incelemesi yapıyormuş gibi tarafların istinaf talepleri hakkında değerlendirme yaparak karar vermesi ve hem asıl hem de terditli davanın reddedilmesine rağmen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2., 4. maddesi hükmü uyarınca Bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinin hüküm kısmının düzeltilerek onanması gerekmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Taraflar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının "A" bölümünün tümden, ve "B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacıların talepleri ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına" ibarelerinin çıkarılarak, hükme "9" no ile "İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf başvuru harcı ile temyiz aşamasında yapılan 2.107,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 275,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 3.120,80 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine," hükmünün eklenerek, devam eden hüküm numaralandırmasında "C" yerine "10", "D" yerine "11", "E" yerine "12" yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,İstek halinde peşin alınan temyiz harcının ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.