Anahtar kelimeler: Uytacirlere Kkartlarından Kurumsal Cinsinden Ekstresine Sitesi Süredir Reklam Makbuz Şubat

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülen 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde; ----- internet sitesi üzerinden uzun süredir reklam hizmeti satın almakta ve ödemelerini her zaman Türk Lirası (TL) cinsinden yaptığı, ----’a ait ek kartı üzerinden Şubat ayında 200.000 TL karşılığında reklam hizmeti satın aldığı, Müvekkilin ------ üzerinden yaptığı toplam 200.000 TL tutarındaki reklam ödemesi, ----- şirketi tarafından TL cinsinden makbuz kesilmesine rağmen hiçbir bilgilendirme yapılmaksızın ---- kredi kartı ekstresine USD yansıtmış ve müvekkili 5.634,67 USD borçlandırıldığı, ------ tarafından kesilen fatura TL cinsinden olduğu gibi ilgili ödeme sırasında davalı banka tarafından gönderilen şifre onay bildirimi de TL cinsinden gönderildiği, Müvekkil, söz konusu 200.000 TL’lik harcamaya ilişkin olarak toplam 205.000 TL ödeme yaptığı, Bu ödeme gecikme faizleriyle birlikte tam tutar olarak yapıldığı, ancak yapılan ödeme, banka tarafından USD karşılığı olarak kabul edilmediğinden, halen daha borca faiz işletilmekte ve sistemde dava tarihi itibariyle yaklaşık 7.000 USD borç halen göründüğü, ihtiyati tedbir talebi için gerekli olan yaklaşık ispat şartı gerçekleştiği, İhtiyati tedir kararı verilmediği takdirde müvekkilinin kredi notunun düşeceği ve ticari hayatının etkileneceği açık olduğu, ihtiyati tedbir kararı verilerek "dava konusu borcun tedbiren durdurulmasına" yargılama neticesinde ise davalarının kabulü ile müvekkilinin 5.634,67 USD (kararın kesinleşme tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte) borçlu olmadığının tespitne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Huzurdaki davada görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu, dava konusu işlem davacının bilgi ve rızası ile gerçekleştirilmiş olup davacının ekstre tipi de yurt dışı usd olarak belirlendiği, dolayısıyla işbu işlemin gerçekleştirilmesinde müvekkili banka'nın hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, Davacı, müvekkili Banka'ya ait--- numaralı asıl karta bağlı ------ nolu ek kartı ile 11.03.2025 tarihinde -------- üzerinden 200.000,00-TL karşılığında reklam hizmeti satın aldığı, Kredi kartı ile yapılan işlemlerin ekstrelere USD veya TL olarak yansıtılması müşterilerin tercihine bağlı olduğu, Davacı 23.05.2021 tarihinde çağrı merkezi kanalından ekstre tipi tercihini yurt dışı USD olarak güncellediği, Müvekkil Banka tarafından USD tutarların çevriminde, işlemin Müvekkili Banka’ya iletildiği gün geçerli olan ------ döviz satış kuru kullanıldığı, Davalının yurtdışı yerleşik firmalar üzerinden yapacağı harcamalarının kartına TL olarak yansıtılması için ekstre tercihi TL olarak değiştirmesi gerekli olup ekstre tercihinin USD olması sebebiyle, kendi tercihi doğrulusunda ektreye USD olarak yansımış bulunduğu, yurtdışı kaynaklı yerleşik firmalardan yapılan harcamalar müvekkili banka'ya---- takası ile gelmekte olup bu işlemler müvekkili banka hesaplaşmasında USD olarak yansıtıldığı, davacının faiz talebi de kabul edilebilir olmadığı, görevsizlik kararı tesis edilmesine ve davanın usulden reddine, davanın ticari davada arabuluculuk zorunlu şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğundan reddine, esasa ilişkin beyanları doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı olarak açılan işbu davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Dosyanın mahkememize ----Tüketici Mahkemesi'nin ----- sayılı görevsizlik kararı ile geldiği anlaşılmıştır.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Tüketici ise, 6502 sayılı Kanun'un 3/k maddesinde; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." düzenlemesi yer almaktadır. Tüketici işlemi, 6502 sayılı yasanın 3/l. maddesinde; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, olarak tanımlanmıştır.
█████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2.maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme, tüketici mahkemeleri olacaktır.
----- Tüketici Mahkemesi görevsizlik kararı ile Mahkememize gelmiştir. Ancak ----. Tüketici Mahkemesi'nin --- esas ---- sayılı kararı ile dosya mahkememize gönderilmiş ise de; dosyanın incelenmesinden-----müşteri nolu davacı --- ait ------- kredi kartının bireysel kredi kartı mı yoksa ticari kredi kartı mı olduğunun mahkememize bildirilmesi istenmiş olup; müzekkereye verilen cevapta kartın bireysel kart olduğu bildirildiği anlaşılmakla; Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Somut olayda uyuşmazlığın davacı banka ile davalı arasında imzalanan tüketici kredisi sözleşmesinden kaynaklandığı, davalının kredi sözleşmesi ve kredi kartı kullanımından kaynaklanan borcunu ödemediği iddiasına dayandırıldığı, sözleşmenin ticari mahiyette olmadığı, bu kapsamda aradaki sözleşmenin bir tüketici sözleşmesi, davalının da tüketici sıfatına haiz olduğu, (benzer mahiyette ---- Bölge Adliye Mahkemesi ------Hukuk Dairesinin █████/2025 Tarih, ------- Karar sayılı ilamı), davalının tacir olmayıp 6502 sayılı Kanunun 3/1-k maddesi uyarınca tüketici olduğu, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğundan mahkememizce karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nın 20. maddesi uyarınca MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, davaya bakma görevinin daha önceden görevsizlik kararı veren ----Tüketici Mahkemesi'ne ait olduğuna,
3-Mahkememizce verilen karar ile ------. Tüketici Mahkemesi kararı arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğu görülmekle, Mahkememiz kararının yasa yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için ----- Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmesine,
4-Harç ve masraf hususunun HMK 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair karar, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!