Anahtar kelimeler: Antep Fıstığı Arpa Diktiğini Ölçümündeki Ağacı Zeytin Yüz Harici Şanlıurfa
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen 11.8 16... ve 22.5 62... yüz ölçümündeki taşınmazların 1980 yılı ve sonrasında davacının tasarrufunda bulunduğunu ancak kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığını, davacının taşınmazlara öncelikle arpa daha sonra zeytin ağacı ve antep fıstığı diktiğini ileri sürerek davacı lehine zilyetliğin tespiti ile taşınmazların davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zilyetliğin tespiti ile tescil davasının birlikte açılamayacağını, farklı iki taşınmaza dava açılmasının yasaya aykırı olduğunu, taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Mahkemece gerekli araştırma yapıldıktan sonra davanın reddedilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.06.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla taşınmazlar üzerinde 25 yılı aşkın süredir tarım yapılmak suretiyle zilyetlik koşullarının davacı lehine oluştuğu, taşınmazların tescil hariciyken toplulaştırma kapsamında Hazine adına tescil edilen 15 16... parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1516 parselde bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 11.787, 98... taşınmazın ve 1517 parselde bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen 22.562, 75... taşınmazın davalı Hazine adına olan tapunun iptali ile davacı adına tesciline, davalılar ... ve Bilecik Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16 Hukuk Dairesinin 11.03.2020 tarih ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; dava tescil davası olarak açılmış ise de dava konusu taşınmazın yargılama sırasında idari yoldan Hazine adına tescil edilmiş olması nedeniyle temyiz eden Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığının davada taraf sıfatının kalmadığı ve aleyhine bir hüküm kurulmadığı, hükmü temyizde hukuki yararının bulunmadığı, Hazinenin temyiz itirazları yönünden mahkemece yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, hava fotoğraflarının usulüne uygun olarak jeodezi mühendisi tarafından incelenmediği, ziraatçi bilirkişi raporunda imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadarki zilyetlik durumunun belirlenmediği, harita mühendisinin yetersiz raporu ile yerel bilirkişi ve tanıkların soyut içerikli beyanlarına itibar edildiği, Mahkemece dava konusu 15 16... parsellerin Hazine adına tesciline esas belgeler ile komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve dayanaklarının getirilmesi, taşınmazın dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin hava fotoğraflarının getirilmesi, mahallinde yeniden 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiyle usulüne uygun keşif yapılması ve toplanan delillerin sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmaz bölümlerinin davacı tarafından işlemeli tarım yapılarak kullanıldığı ve bugünkü haline getirildiği, imar ihya çalışmalarının 20 yılı aşkın süredir tamamlandığı, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1526 parsel içerisinde kalan ve teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 11.787, 98... taşınmaz ve 1521 parsel içerisinde kalan ve teknik bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen 23.398, 02... ın tapu kaydının iptali ile davacı adına arazi vasfı ile tesciline, davalı ... ve ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, sınırlarında dereler, tapulama harici yerler ve yollar bulunduğunu, engebeli, eğimli, taşlık yapıda olduğunu, imar-ihya olgusunun yeterince araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmediğini, yargılama giderleri ve davacı tarafından yatırılan harçların davalıdan tahsiline hükmedilmediğini, önceki kararda yargılama giderleri ve nispi vekalet ücreti yönünden lehe karar verilmesine rağmen son kararda davalı lehine hükmedildiğini belirterek kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olarak açılmış olup yargılama sırasında taşınmazların ihdasen Hazine adına tescili üzerine tapu iptali ve tescil davasına dönüşmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu taşınmazların bulunduğu çalışma alanında kadastro çalışmalarının 21.02.1976 tarihinde kesinleştiği, taşınmazların 766 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre tespit harici bırakıldığı, dosya kapsamından evveliyatının taşlık ve kayalık olduğunun anlaşıldığı, davanın 12.04.2014 tarihinde imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açıldığı, davaya konu taşınmazların 06.06.2014 tarihinde idari yoldan hali arazi vasfıyla Hazine adına tescil edilen 15 16... sayılı parsellerin kapsamında kaldığı, yargılama sırasında taşınmazların ifrazen taksim edilmesi nedeniyle nihai olarak 15 16... parseller kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hükme elverişli olmadığı gibi bozma ilamının gerekleri de yerine getirilmemiştir. Bozma öncesinde yapılan 14.01.2015 tarihli keşifte davaya konu her iki taşınmaz yönünden ayrı ayrı beyan alınmamış, dinlenen yerel bilirkişiler beyanlarında taşınmazların 1975-1980 yılları arasında taşlarından temizlenerek imar ihya edildiğini, 1980'li yılların başından beri de davacı tarafından fıstık ekilerek kullanıldığını beyan etmiş, keşif sırasında (A) bölümü üzerine yaşları 1985-1990 yıllarına uzanan, (D) bölümü üzerinde ise yaşları 2008 yılına uzanan fıstık ağaçları tespit edilmiş, ziraat bilirkişileri tarafından yapılan hava fotoğrafı incelemesinde 1985 yılı fotoğrafı bulutlu olduğundan incelenememiş, 1999 yılından itibaren ise taşınmazlarda tarımsal kullanım olduğunun bildirilmesiyle yetinilmiş ve taşınmazların toprak özellikleri bakımından 1. sınıf arazi olduğu belirtilmiştir. Bozma sonrasında yapılan 24.11.2023 tarihli keşifte ise 2'si önceki keşifte dinlenenlerden olmak üzere 3 yerel bilirkişi dinlenmiş ve yerel bilirkişiler özetle taşınmazların 1978 yılına uzanan bir dönemden beri davacı tarafından, öncesinde ise babası tarafından kullanıldığını ve çocuklarına bölündüğünü, davacının fıstık ağaçları öncesinde taşınmaza arpa-buğday ektiğini veya 1980'li yılların başında taşınmazlara fıstık ekildiğini ve taşınmazın kıraç ve taşlıkken davacı tarafından ihya edildiğini beyan etmiştir. Bu kez düzenlenen ziraat bilirkişi heyeti raporunda taşınmazların taşlılık oranının ilk rapordan farklı ve nitelikleri 2. sınıf tarım arazisi olmak üzere (A) bölümü üzerinde yaşları 1983-1988 yıllarına uzanan, (D) bölümü üzerinde yaşları 2011-2013 yıllarına uzanan fıstık ağaçları tespit edilmiş, jeodezi mühendisi bilirkişi raporunda ise keşiflerde dinlenen beyanlar ve ziraat raporlarındaki tespitlerle çelişkili olarak 1985 hava fotoğrafında taşınmazın kullanılamayan alanlardan ayırt edilemediği, 1992 hava fotoğrafında ve sonrasında ayırt edilebildiği ve tapulu taşınmazlara benzediği yönündeki tespitlerle imar-ihyanın 1992 yılında tamamlandığı ve taşınmazın dava tarihine kadar kullanıldığı yönündeki kanaate yer verilmiştir. Ne var ki, taşınmazların dosya arasında bulunan fotoğrafları, ziraat bilirkişi raporlarında toprak yapısına ve arazi sınıfına ilişkin tespitlerin farklılığı, dinlenen yerel bilirkişi beyanlarının somut olaylara dayalı ve ayrıntılı olmayışı, ziraat raporlarında belirtilen ağaç yaşları ve beyanlarda belirtilen imar ihya ve kullanım tarihlerinin hava fotoğraflarıyla doğrulanmaması ve özellikle (D) bölümünde tespit edilen ağaç yaşlarının küçük olması nedeniyle taşınmazın niteliği ve kullanım süresi yönünden tereddüt hasıl olmaktadır. Nitekim, yapılan keşiflerde dinlenen beyanlar arasında taşınmazın davacıdan önce babası tarafından kullanılıp kullanılmadığı, kim tarafından ne zaman ne şekilde imar-ihya edildiği, imar-ihyadan sonra fıstık ağaçlarının dikiminden önce tarım amaçlı kullanımın bulunup-bulunmadığı yönünden çelişkiler bulunduğu gibi bu hususlar detaylıca sorulup aydınlatılmamış, taşınmazın taksimen ya da başka bir akdi ilişkiyle davacıya intikal edip etmediği belirlenmemiş, davacının babasının isminin ... olmasına rağmen keşif sırasında ... olarak beyan edilmiştir. Öte yandan, hava fotoğraflarının değerlendirildiği jeodezi mühendisi raporunda da bozma öncesi incelenen 1955 tarihli hava fotoğrafına yer verilmediği gibi taşınmazların yalnızca toprak renklerinden yola çıkılarak tespit yapılmış, keşfen belirlenen ağaçların varlığı yönünden herhangi bir yoruma yer verilmemiştir.
Bunlara ek olarak; davaya konu taşınmaz hakkında TMK'nın 713/4. maddesi uyarınca gazetede ilan yapılmış ise de taşınmazın bulunduğu yerde yerel ilanların yapıldığına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle davaya konu taşınmazların dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin hava ve uydu fotoğrafları yeniden sorgulanıp temin edilerek önceki keşiflere katılan yerel bilirkişiler yanında farklı yerel bilirkişilerin de katılımıyla usulüne uygun keşif yapılmalı, yerel bilirkişilerden her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı somut olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak taşınmazın evveliyatının ne olduğu, kim tarafından hangi suretle imar-ihya edildiği, imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, hangi süreyle ne şekilde kullanıldığı, davacıya ne şekilde kaldığı hususlarında bilgi alınmalı, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi heyetinden hava ve uydu fotoğraflarının ait olduğu yıllarda taşınmazların ne şekilde kullanıldığı, üzerinde kullanıma yönelik emarelerin ne olduğu, sınırlarının belirgin olup olmadığı ve komşu taşınmazlarla kıyaslamalı olarak imar-ihya edilip edilmediği yönünden rapor düzenlemeleri istenmeli, yine 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi heyetinden taşınmazların toprak yapısı ve niteliği ile mevcut delillere göre imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı ve yıllar içerisinde ne şekilde kullanıldığını yorumlar rapor alınması, taşınmazların farklı açılardan fotoğraflarının eklenmesinin istenmesi, daha sonra davaya konu taşınmazlar hakkında yerel ilanların yapılması ve toplanan delillerin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de; Mahkemece 26.06.2015 tarihli kararla 22.562, 75... olarak belirlenen (D) bölümü üzerinden kabul hükmü kurulmuş ve karar davacı tarafından temyiz edilmemişken bu hususta davalı lehine kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeksizin nihai kararla 23.398, 02... üzerinden hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan, davanın açıklanan niteliği itibariyle kabule konu taşınmazların dava tarihindeki değeri üzerinden harca hükmedilmesi gerekirken yatırılan harçların davacıya iade edilmesi ve infazda tereddüt yaratacak şekilde davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi de hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!