Anahtar kelimeler: Evraktan Kıymetli Yazim Layihalar Menfi İzmir Dinlenip İstenmiş Davadan Üye

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2023 gün ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, müvekkili şirket aleyhine İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile kötü niyetli olarak takibe girişildiğini, dava dışı dosya borçlusu ... A.Ş. ile müvekkili arasında İzmir 38. Noterliği'nden tasdikli █████/2021 tarihli ve 1345 yevmiye numaralıadi ortaklık sözleşmesinin düzenlendiğini, bu adi ortaklık sözleşmesinin 8. maddesi ile tarafların; “ortaklığın temsil ve idaresine ilişkin kararların oy birliği ile alınacağı, şirketin idaresinin tüm ortaklarca birlikte yürütüleceği, ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için bütün ortakların oy birliğinin gerektiği” gibi konularda anlaşmaya vardıklarını, İzmir 2. Noterliği'nden tasdikli █████/2021 tarihli ve 18961 yevmiye numaralı “Adi Ortaklık İmza Beyannamesi” ile dava dışı ..... A.Ş. adına ....ile müvekkili şirket adına ....'ın adi ortaklığı birlikte temsile yetkili olduğunun kararlaştırıldığını; takibe konu edilen █████/2022 düzenleme tarihli █████/2022 vade tarihli 250.000 USD bedelli senedin lehtarının “... .”, keşidecisinin “....”, aval verenin ise “.... A.Ş.” olduğunun görüldüğünü, .... A.Ş. yetkilisi...’in, takibe esas senedi ...- ...adına tek başına düzenlediğini ve imzaladığını, gerek TBK’nın adi ortaklığa ilişkin hükümleri gerekse taraflar arasında imzalanmış adi ortaklık sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında takibe konu senette yer alan tek imza ile adi ortaklığın ve müvekkili şirketin borçlandırılmasının hukuken mümkün olmadığını,yine 250.000,00 USD bedelli nakden kaydı içeren bir diğer senedin de İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün ███████ sayılı dosyasında takibe konu edildiğini,borcun tamamen ....A.Ş. ve yetkilisinin kötü niyetli tutum ve davranışları nedeniyle doğmuş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirterek, öncelikle İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı icra takibinin dava sonuna kadar tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına ve dosyadan koyulmuş hacizler varsa hacizlerin fekkine, müvekkili aleyhine İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı takip dosyası ve dosyaya dayanak yapılan senede ilişkin olarak müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olması sebebiyle aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
: Davalı vekili, müvekkilinin █████/2022 tarihinde davacı şirketin ortağı olduğu ... ... A.Ş.- .... A.Ş. adi ortaklığına nakit borç verdiğini, vadesinde ödenmediği için icra takibi başlatıldığını, her ne kadar dava dilekçesinde dava dışı .... A.Ş. adına .... ile davacı şirket adına ....’ın sözleşmede yazılı olduğu şekilde adi ortaklığı birlikte temsile yetkili olduğu iddia edilmiş ise de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, gerek adi ortaklık sözleşmesinde gerekse ortaklık imza beyannamesinde müşterek temsilin kararlaştırılmadığını, aksine her bir ortağın yönetici ortak sıfatına sahip olduğunu ve yönetici ortaklardan her birinin diğerleri katılmaksızın işlem yapabileceğini, idareci ortağın hukuki statüsünün TBK’nın 449. maddesindeki ticari mümessile benzer nitelikler taşıdığını, bu itibarla ticari mümessilin özel bir yetki aranmaksızın kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisine haiz olduğunun kabul edildiğini, buna göre yönetici ortak sıfatına sahip..... A.Ş.’nin idareci ortak olarak kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin olduğunu, davacı şirketin imzası olmadığı gerekçesiyle borçlu olamayacağı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, paranın adi ortaklık adına hareket eden adi ortaklığın yönetici ortaklarından .... A.Ş. yetkilisi....’e teslim edildiğini, karşılığında da vadesinde ödenmek üzere ortaklık adına düzenlenen senetlerin teslim alındığını, davacının bu durumdan haberdar olduğunu, müvekkili bu parayı vermeseydi Nisan 2022 tarihi itibariyle ... sözleşmesinin Libya makamları tarafından feshedileceğini, yine dava dışı ....’in ortaklık adına borç alıp kambiyo taahhüdünde bulunurken müvekkiline sunduğu yazışmalara göre ... işi için ortaklık adına her türlü işlemi yapmaya, borçlanmaya, sözleşme imzalamaya tam yetkili olarak yetkili kılındığını, temsile ilişkin olanlar dışındaki iddiaların davacı ile dava dışı ..... . A.Ş. arasındaki iç ilişki ile ilgili olduğunu, davanın .... A.Ş.’ye ihbarını istediklerini belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise İİK’nın 72/3 maddesi doğrultusunda ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesine girecek paranın alacaklıya verilmemesine, davanın dava dışı .... A.Ş.’ye ihbarına, davanın esastan reddine, müvekkili yararına kötü niyeti nedeniyle % 20’den az olmamak kaydıyla tedbiren icrayı durdurduğu göz önünde bulundurularak takdiren % 40 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ile dava dışı .... A.Ş. arasında İzmir 38. Noterliği'nde düzenlenen █████/2021 tarihli ve 1345 yevmiye numaralı “.... - ....” başlıklı adi ortaklık sözleşmesinin “İdare ve Temsil” başlıklı 8. maddesinin D bendinde; “Şirketin idaresi tüm ortaklarca birlikte yürütülecektir. Dolayısıyla her ortak yönetici ortak sıfatına haiz olacaktır” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme kapsamında davaya ve takibe konu kambiyo senedini düzenleyen davacı şirketin yönetici ortak durumunda olduğu çekişmesiz olduğundan, dolayısıyla davacının da bono nedeniyle borcu ve sorumluluğu söz konusu olduğundan, haklı görülmeyen davanın reddine davacı lehine ihtiyati tedbir kararı verilerek takip durdurulmuş olduğundan, bu madde çerçevesinde davalı lehine █████/2022 takip tarihi baz alınarak alacak tutarının % 20’si oranında tazminata karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, mahkemece yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu zira adi ortaklıkta ortakların üçüncü kişilerle ilişkisi başlığı altında düzenlenen TBK'nın 637. madde hükmünün açıkça ihlal edildiği, konu olayda davacı ile dava dışı şirket arasındaki adi ortaklık sözleşmesinde birlikte temsilin benimsendiği yani tek başına temsil yetkisinin olmadığı, bir an için aksi düşünülse bile TBK 637 hükmü gözönüne alındığında borç dayanağı senedin tanzim tarihi itibariyle karşılığının önemli tasarruf işlemi kapsamında olduğundan bu kadar yüksek miktarda adi ortaklığı borç altına sokmak yönündeki iradenin adi ortakların birlikte vermesi gerektiği, ancak adi ortaklık kaşesi ile diğer adi ortağın tek taraflı imzası ile davalıya verilen bonodan kaynaklı sorumluluğun tek başına diğer adi ortak .... şirketine ait olduğu, adi ortaklık 8. Maddede kararların oybirliği ile alınacağı olağan dışı işlemlerin yürütülmesi için bütün ortakların oybirliğinin gerektiğinin kararlaştırıldığı, bu nedenle açık ve net bir şekilde olağandışı işlem mahiyetinde olduğu gibi esasen davacının bilgisi ve rızası dışında gerçekleşen bono tanziminin açıkça adi ortaklığın ilgili maddesine de aykırılık teşkil ettiği, senedi imzalayan kişinin tek başına yetkili olup olmadığı araştırılmaksızın 25.000'er TL sermaye ile kurulan adi ortaklıkta kuruluşunda 5 ay sonra düzenlenen 250.000 Dolarlık senedin tanziminin ortaklık açısından önemli nitelikte sayılması gereken bir iş olduğundan davacının bu senetten sorumlu tutulmasının beklenemeyeceği nitekim 6098 sayılı Yasanın 625. Maddesinde de oybirliği hususunun düzenlendiği yetkisi olmadan ortaklık adına işlem yapan.... Şirketinin kambiyo senediyle şahsen sorumlu tutulması gerekirken aksi yönde kabulün doğru olmadığı, ayrıca ....ve .... yetkilisi .... hakkında dava konusu olaydan kaynaklı İzmir CBS'nin ██████████ sayılı dosyası üzerinden şikayetçi olunmasıyla soruşturma başlatıldığı ve adı geçenlerin ifadesinde esasen davalıya 4 adet 250.000 USD olmak üzere toplam 1.000.000 USD tutarında adi ortaklık adına verilen senetlerin davalı .... tarafından elden....'e adi ortaklığa verilen 1.000.000 USD nakit borç karşılığı teminat amaçlı verildiği, borç isteme yazısına istinaden .... ile ... arasında görüşme kaydı mesaj çıktısı veya mail örneğinin olmadığının belirtildiği, bilinen diğer senedin İzmir 7 İcra Müdürlüğünün ███████ E sayılı dosyası üzerinden konu edilmekle birlikte buna ilişkin menfi tespit davasının ise İzmir 1 ATM'nin ████████ E sayılı dosya üzerinden derdest halde olduğu, mahkemece ileri sürülen iddialar kapsamında inceleme yapılmadığı gibi şirketin borç almasını gerektirecek ihtiyacının varlığı yönünden bir değerlendirmede yapılmadığı, bunun yanında kayıtlar aksini göstermekte iken borca ihtiyacının varlığının araştırılmadığı, senedin tanzim tarihinde bile davcı tarafça ortaklık adına oldukça yüklü işlemler yapıldığı bunun ortaklığın borca ihtiyacının olmadığını gösterdiği, ....'in tasarlayarak öldürme suçundan mahkum olduğu dolayısıyla suç potansiyeli yüksek birey olduğu, konuya ilişkin uzman görüş raporu sunulmuş ise de bu rapora neden itibar edilmediği belirtilmediği gibi uzman görüşünün herhangi bir şekilde dikkate alınmadığı, oysaki uzman görüş raporunda konunun ayrıntısı ile değerlendirildiği, celbedilen birtakım delillerin henüz toplanmadığı da belirtilerek yerinde olmayan kararın kaldırılarak istinaf dairesince davanın kabulüne karar verilmesi bunun yerinde görülmemesi halinde ise istinaf talepleri kabul edilerek yeniden görülmesi için dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesi gerektiği hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
:Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, davalı yanca davacı aleyhine İzmir 5. İcra müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyası üzerinden başlattığı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip dayanağı senedin tanziminde tek başına yetkili olmayan .... A.Ş. Yetkilisi .... imzası olmakla söz konusu senet sebebiyle adi ortaklığın değil ....A.Ş.'nin sorumlu olduğu belirtilerek açılan iş bu menfi tespit davasında mahkemece yukarıdaki gerekçeler kapsamında adi ortaklık sözlemesinde yer alan düzenlemeler gereği senedin diğer ortak gibi davacıyı da bağlayacağının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ...., takip borçlularının davacı ile birlikte .... A.Ş. olduğu, takip dayanağının, █████/2022 tanzim, █████/2022 vade tarihli ve 250.000,00 USD bedelli bono olduğu, senedin borçlu kısmında .....Ortak Girişimi’nin kaşe ve adresi ile altında tek imzanın bulunduğu, “aval” kısmında ise ....A.Ş.’nin kaşe ve adresi ile altında tek imzanın bulunduğu görülmüştür.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK'nın 6 m.) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Bununla birlikte menfi tespit davalarında alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa ve kambiyo ilişkisi kabul edilmiş ise senede karşı senetle ispat kuralı gereği borçlu tarafından, aynı mahiyette bir belgeyle borçlu olunmadığının ispatlanması gerekmektedir.
Bu aşamada "ispat yükü" kavramına genel olarak değinilmelidir. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 6100 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 190 ıncı maddesinde yer almakta olup;
“İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.
Bu hüküm, 4721 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 6 ncı maddesinde yer alan; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.
İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; 6100 sayılı Kanun'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.
Yukarıda bahsedilen ilkeler
Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2021 tarihli ve 2017/(13)3-3146 Esas, █████████ Karar; 07.12.2021 tarihli ve 2018/(13)3-979 Esas, █████████ Karar; 28.12.2022 tarihli ve 2021/3-978 Esas, █████████ Karar; 01.03.2023 tarihli ve ███████-221 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Yapılan açıklamalar göz önüne alındığında somut olayda, davacı yanca kendisine yüklenen sorumluluğa dayanak belge altındaki imza kendisi açısından kabul edilmemekle esasen hukuki ilişki inkar edilmiş olduğundan yukarıdaki açıklamalar kapsamında ispat külfeti davalı alacaklı üzerindedir.
Davacı yanca yukarıda da belirtilen şekilde bonolardan haberinin olmadığı, bu bonoların adi ortaklığın tarafı olarak kendisini bağlamayacağı ve bonodan kaynaklı borcun tek borçlusunun değir adi ortak ......A.Ş. olduğunu beyan etmekle birlikte davalı yanca taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesine atıf yapılarak adi ortaklık adına ....A.Ş. yetkilisi .... tarafından atılan imzanın adi ortaklığın taraflarını bağlayacağı belirtilmekle tarafların bu yönden iradeleri birbiri ile uyumlu olmadığından yapılan istinaf istemlerinin incelenmesine geçmeden evvel adi ortaklık sözleşmesi ve bu sözleşme kapsamında düzenlenen temsil belgesine değinilmesinde fayda vardır; davacı ile dava dışı ......A.Ş. arasında düzenlenen İzmir 38. Noterliğinin █████/2021 tarih ve 1345 yevmiye sayılı adi ortaklık sözleşmesinin 8. maddesi ile "İdare ve Temsil" düzenlemesine yer verilerek; ortaklığın temsil ve idaresine ilişkin kararların oy birliği ile alınacağı, idarenin ortaklarca birlikte yönetileceği, her ortağın yönetici ortak sıfatına haiz olacağı, yönetici ortağın diğeri olmaksızın işlem yapabileceği ve ancak diğerinin işleme itirazının olması halinde işlemin tamamlanmasından önce itiraz ederek işlemin yapılmasını engelleyebileceği, yönetim yetkisinin normal ve günlük işleri kapsayacağı, işlemlerin niteliğinin ise ortaklığın üzerindeki etkileri dikkate alınarak belirleneceği, günlük ve olağan işlemler için yönetici ortağın tek başına karar alabileceği, olağan dışı işlerin ise ancak oy birliği ile yapılabileceği, gecikmesinde sakınca olan halin varlığında ise yönetici ortaklardan her birinin yetkili olacağı, ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması için bütün ortakların oy birliği ile karar almasının gerektiği, yetkisi olmadan yapılan işlemlerden işlemi yapanın sorumlu olacağı, ortakların eşit oy hakkına sahip olacağının kararlaştırıldığı, yine davacı ile dava dışı ......A.Ş. arasında düzenlenen İzmir 2. Noterliğinin █████/2021 tarih ve 18961 yevmiye sayılı adi ortaklık imza beyannamesine göre ise adi ortaklık sözleşmesinin 8. Maddesine göre temsil ve ilzama esas olmak üzere adi ortaklığı bilumum resmi dairelerde, bankalarda, vergi dairelerinde, belediyelerde, gerçek ve özel tüzel kişilere karşı adi ortaklık adına kullanılacak imza yönünden davacı adına .....'ın, ......A.Ş. adına ise...'in yetkilendirildiği anlaşılmıştır.
Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde; taraf iddia ve savunmaları göz önüne alındığında, davalı tarafından davacı ile dava dışı ......A.Ş. arasında kurulan adi ortaklığa verilen borç karşılığı kendisine konu senedin verildiği belirtilmekle adi ortaklık adına bono bedeli olan 250.000 USD'nin adi ortaklardan ....A.Ş. yetkilisi....'e elden teslim edildiği, esasen davalı yanca her biri 250.000 USD bedelli olmak üzere yargılama konusu bono dahil toplam dört adet bono bedeli kadar borç verilmekle borcun teminatı olarak bu bonoların alındığı, bu kapsamda mahkemece bononun adi ortaklık sözleşmesinin 8. maddesine uygun olarak düzenlenmesi sebebiyle bonodan kaynaklı borcun davacıyı da bağlayacağı kabul edilmiş ise de adi ortaklık sözleşmesi ve bu sözleşme kapsamında düzenlenen temsil belgesinin bir bütün olarak ele alınması neticesinde düzenlenen bononun olağan iş mi yoksa olağan dışı iş mi olduğunun dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre anlaşılmasının mümkün olmadığı (her ne kadar İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/9 esas ve ████████ karar sayılı ilamından kararda bahsedilmiş ise de söz konusu kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden mevcut yargılama konusu yönden değerlendirme alınmasının mümkün olmadığı, ), zira davalı yanca ortaklığa verilen borcun kayıtlara yansıyıp yansımadığı, ortaklığın benzer şekilde borç altına sokulup sokulmadığı, adi ortaklardan birisinin yetkili temsilcisi imzası ile adi ortaklığın da kabulünde olacak şekilde bono taahhüdünde bulunulup bulunmadığı, bono bedeli ile adi ortaklığın iş hacmi bedelinin uyumlu olup olmadığının adi ortaklık ticari kayıtlarında araştırılmadığı (iki tarafça da dayanılmış ise de), ortaklığa verilen borcun akıbetinin ne olduğu, ortaklığın bu tutardan yararlanıp yararlanmadığı, bononun tanziminden davacı şirketin bilgisinin olup olmadığının yeterince araştırılmadığı gibi esasen incelenmediği ayrıca İzmir CBS'nin ██████████ soruşturma sayılı dosyasından kararda bahsedilmiş ise de soruşturma dosyasında toplanan delillerin iş bu dava dosyası üzerinden elde edilen deliller ile karşılaştırması yapılarak tartışılmadığı, davacı yanca dosyaya █████/2023 tarihli celsede sunulduğu anlaşılan uzman görüşü yukarıda da belirtildiği gibi ispat başvuru vasıtaları olmasına rağmen kararda incelenmediği gibi değerlendirmeye alınmama sebebinin de belirtilmediği göz önüne alındığında bildirilen deliler toplanmadan, gereği gibi tartışılmadan ve irdelenmeden verilen karar eksik incelemeye dayalı olacağından ve eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamayacağından belirtilen yönlerden davacı yanca ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olduğu kabul edilmiştir.
Kabule göre, istinaf incelemesi yapılmasından evvel davacı vekili tarafından sunulan dilekçe ile dava konusu takibin davacı yan yönünden iptali isteminde bulunulması üzerine İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ esas ve ████████ karar sayılı ilam ile takibin davacı yan yönünden iptali kararı verildiği görülmekle birlikte kararın belirtilen şekilde kesinleşmesi beklenilip sonucuna göre davacı yandan davaya takip dayanağı senetten kaynaklı menfi tespit istemi olarak devam edip etmeyeceği sorularak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması da gereklidir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin diğer hususları incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2023 tarihli, ███████ esas ve ████████ karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!