Anahtar kelimeler: Rücuya Dokümanı Rücuen Davacısı Akdedilen Firmaların Vermiş Akdinin Feshi İşçilik

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2016
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP
:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Rücuya konu mahkeme kararının davacısı ... tarafından ... 2.İş Mahkemesinde açılan iş akdinin haksız feshi nedeniyle işçilik alacaklarının tahsili davasının ... E. ... K. Sayılı ve 05.03.2013 tarihli mahkeme ilamı ile davanın kısmen kabul ve kısmen reddi yönünde karar verildiğini, kararın tahsili için ... 7.İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konulması üzerine 11.07.2014 tarihinde 25.310,00 TL, 17.07.2014 tarihinde 1.944,10 TL olarak ödendiğini, yüklenici firmaların ihale dokümanı ve davalı idare ile akdedilen hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükleri nedeniyle kişinin işçilik alacaklarından sorumlu olduğu ve söz konusu alacaklar bakımından sözleşmeden dolayı davalıların sorumlu olduğunu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu 61 ve 62 maddelerindeki rücu ilişkisi çerçevesinde ... değil davalıların sorumlu olduğunu, davacı tarafından hak sahibine ödenen 25.310,00 TL, 1.944,10 TL ve 902,00 TL karar harcı ile 407,00 TL temyiz harçlarını ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalı ...Tic.A.Ş. Vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile "Görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, zamanaşımı definde bulunduklarını, kıdem tazminatı yönünden her işveren işçiye ödenmiş olan kıdem tazminatından işçiyi çalıştırdıkları sürelerle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin yarı yarıya sorumluluğu olduğunu, bu nedenler haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle zamanaşımı, aksi halde esastan reddine karar verilmesini" talep etmiştir.
Davalılardan ...Ltd.Şti ve....ltd. Şti.ne dava dilekçesi tebliğ edilmiş cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Mahkememizde görülmekte olan dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin davalılardan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ...Karar sayılı dosyası ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adiye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ...Esas ...Karar sayılı ilamı ile; "Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin davalılardan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının tamamının davalılardan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, uyuşmazlık ile ilgili bilirkişi raporu alınmıştır.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. HMK'nun 114/1-c maddesi gereğince görev, dava şartı olup HMK'nun 115/1 maddesi uyarınca taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmelidir. Taraflar da yargılama süresince mahkemenin görevli olmadığını ileri sürebilirler. Bu nedenle somut olayda, işin esasından önce Mahkemenin, uyuşmazlık ile ilgili görevli olup olmadığının incelenmesi gerekir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda, dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere, davacı ile davalılar arasında "yemek pişirme ve dağıtım hizmetleri" konulu iş için değişik tarihlerde yapılan ihaleler sonrasında sözleşmeler imzalanmıştır. Davacı taraf, imzalanan sözleşme ve şartnamelerde tüm işçilerin özlük haklarından davalıların sorumlu olacağının düzenlendiğinden bahisle dava dışı işçi için yapılan ödemenin davalılardan rücuen tahsilini talep etmiştir. Taraflar özel hukuk tüzel kişisi olup tacir sıfatına haiz olduğundan Mahkemece, tarafların tacir olduğu ve davanın da nispi ticari dava niteliğinde olduğu, bu nedenle de Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek HMK'nun 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca davanın, Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.
Dosya kapsamı itibariyle, ... Şti. ve ... Ltd. Şti. Ortaklığı adına kayıtlı tek bir adrese tebligat çıkarılarak yapılan yargılama ile hüküm tesis edilmiştir. Oysa Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun... tarih ... sayılı kararında vurgulandığı üzere ortak girişim iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir amaca ulaşmak için katkılarını birleştirdikleri bir ortaklık türü olduğundan bu ortaklığın tek başına tüzel kişiliğinin bulunmadığı dikkate alınarak somut olayda ortaklığı oluşturan her bir şirkete tebliğ yapılmak suretiyle yargılama yapılması hususunun görevli Mahkemece dikkate alınması gerekir.
Açıklanan nedenlerle, Mahkemenin görevi taraflar yönünden usulü kazanılmış hak oluşturmayacağından davacının istinaf başvurusunun işin esası incelenmeksizin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın, Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı kaldırılmış ve görevli mahkeme olarak mahkememiz tayin edilmiştir.
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas ve... karar sayılı dosyasında alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin dosyaya sunmuş olduğu raporda özetle: " Teknik Şartname ve İdari Şartname örneklerinin ilgili maddeleri dikkate alınarak davalıların tüm borçtan sorumlu olduğunun kabulü halinde taşeron firmaların sorumlu olduğu tutarların aşağıdaki tabloda belirtildiği, ¸
Teknik Şartname ve İdari Şartname örneklerinin ilgili maddeleri dikkate alınarak davalıların tüm borçtan sorumlu olmadığı yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü halinde taşeron firmaların sorumlu olduğu tutarların aşağıdaki tabloda belirtildiği,
¸Şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Yine ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ...karar sayılı dosyasında kök rapor sunan bilirkişiden ek rapor aldırıldığı ve bilirkişinin dosyaya sunmuş olduğu ek raporda özetle: "Raporun tüm takdir ve değerlendirmesi saytn Mahkemeye ait olmak üzere; Davacı yan tarafından belirtilen sözleşme ve şartnamenin ilgili maddelerinde davacı tarafından ödenen kıdem tazminatından hangi tarafın sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığından, talep edilen tutarlardan Yargıtay kararları da dikkate alınarak davacının yarasından, davalıların ise kendi dönemleri ite sınırlı olarak yarısından sorumlu oldukları, Davalıların tüm borçtan sorumlu olmadığı Borçlar Kanunun 167.maddesi uyarınca yan yarıya sorumlu olduğunun kabulü halinde taşeron firmaların sorumlu olduğu tutarlar kök raporda belirtildiği, Davacı tarafından yapılan ödemelerin tamamından taşeron firmaların sorumlu olduğu hususunda takdir Saym Mahkemeye ait olduğu, buna ilişkin hesaplamaların da kök raporda belirtildiğine ilişkin" görüş ve kanaat bildirmiştir.
İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda mahkememizce ... Şirketi ve ... Tic. Ltd. Şti.'ne tebligat yapılmak istenildiğinde sicilden terkin edilmiş olduğu anlaşılmış ve şirketlerin ihyası için davacı vekiline süre ve imkan tanınmıştır. Davacı vekilince ilgili şirketler ihya edilmiş ve atanan tasfiye memurlarına usulüne uygun tebligatlar yapılmıştır.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin ... Esas... Karar sayılı ilamında özetle; "Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 01.12.2022 tarih ve ...esas ve karar sayılı ilamı ile, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa dair herhangi bir hüküm bulunmaması halinde, asıl işverenin ödediği tazminatın tamamını, alt işverenden (yükleniciden) tahsilini isteyebileceğini belirtmiş olup buna karşılık Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Hukuk Dairesi 13.04.2022 tarih... esas ve karar sayılı ilamı ile, hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmaması hâlinde, tarafların eşit oranda sorumlu olacağını belirtmiştir. Her iki Daire arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi █████/2023 tarih ve ...Esas...Karar sayılı kararı ile "Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir." şeklinde gerekçelere istinaden uyuşmazlığın giderilmesine karar vermiştir.
"Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir." (Y. 6. HD. 15.10.2025 tarih ...E. ...K. S ilamı)
Taraflar arasındaki sözleşmede işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunmaktadır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda ve davalı yüklenicinin alacaktan kendi dönemiyle tam sorumlu olduğu halde yanılgılı gerekçeyle yarı oranında sorumluluğa karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.
Hükme ve denetime elverişli mahkemece alınan █████/2019 tarihli ek bilirkişi raporundaki tespitlere göre 34.051,92 TL tazminat miktarının 12.228,76 TL TL'sinden davalı ...'nin, kalan 21.823,16 TL'sinden ise davalı ... A.Ş.'nin sorumlu olduğu anlaşılmakla yukarıda belirtilen sebeplerle mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulü ile 12.228,76 TL tazminatın 12.07.2012 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...Sistemlerinden; 21.823,16 TL tazminatın ise 12.07.2012 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiştir.
Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensiplerine göre sonuca gidilmelidir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, son alt işverenin iş akdini haklı bir neden olmadan sona erdirerek ihbar tazminatı alacağının doğmasına sebebiyet verdiği için ihbar tazminatı alacağının tamamından sorumlu olacağından bu ücretlerin alt işverenden tahsiline hükmedilmelidir. Ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Yargıtay 13. HD. █████/2018 T, ..., 31.5.2018 T, ... sy.k)
Yapılan değerlendirmede dosyamız açısından uyuşmazlık, davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarından kimin ne oranda sorumlu olduğu hususundadır. Davacı tarafından talep edilen alacak, kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, ihbar tazminatı ile yargılama giderlerine ilişkin olup kesinleşen iş mahkeme kararı ile belirlenen ve bu karara göre yapılan ödeme miktarıdır.
... 2.İş Mahkemesinin ... E.,...K.sayılı ilamına istinaden davacı tarafından 27.254,10-TL icra takip borcu, 902,00-TL karar harcı ve 407,00-TL temyiz harç ve gideri olmak üzere toplam 28.563,10-TL ödeme yapıldığı, dava dışı işçinin beş alt işverende çalışmasının bulunduğu, bunlardan davalı olarak gösterilen üç şirkete karşı rücuen tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmış, hesaplama dava dışı işçinin davalı olarak yer alan alt işverenlerde çalıştığı süre dikkate alınarak belirlenmiştir. Davacı ile davalı şirketler arasında ise asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, işçi haklarından yarı yarıya sorumlu olmamaları için kimin ne kadar sorumlu olacağına ilişkin aralarındaki sözleşmede özel düzenleme bulunması gerekmektedir. Davacı taraf tüm davalılar için ortak düzenleme ve hükümler içeren idari şartnamenin 2. ve 6.maddeleri ve teknik şartnamenin 8.10.maddesi ile sözleşmelerin 32.maddeleri kapsamında personellerin özlük ve sosyal haklarından doğan haklar ve sorumlulukların davalılara ait olacağını ileri sürerek davalıların ödenen miktarın tamamından sorumlu olduklarını ileri sürmüş ise de teknik şartnamenin 8.10.maddesinde yer alan "Yüklenici firma tarafından Şirketimiz emrinde çalıştırılacak tüm personelin özlük ve sosyal haklarına dair yasal sorumluluklar yüklenici firmaya aittir." düzenlemesi yapılmıştır. Bu bağlamda yapılan düzenleme doğrultusunda yüklenici firma tarafından davacı emrinde çalıştırılacak tüm personelin özlük ve sosyal haklarına dair yasal sorumlulukların yüklenici firma üzerinde olduğu kararlaştırılmış olmakla iç ilişkide davacı taraf dava dışı işçi için ödemek zorunda kaldığı tazminatların tamamını ilgili yüklenicilerden rücuen tahsil etme hakkına sahip olduğu anlaşılmıştır.
Tüm işçilik alacaklarından, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı asıl işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. İş mahkemesi kararı ile hüküm altına alınan ve davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen ihbar tazminatı alacağı ise feshe bağlı bir hak olduğundan son işveren sorumludur. Başka bir ifadeyle davacı asıl işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir.
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce alınan bilirkişi raporu denetime açık ve dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınmış olup, davalı alt işverenlerin kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere yapılan hesaplama neticesinde davalı ....Şirketi (eski ....Şirketi)nin kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, harç ve yargılama gideri olarak toplam 1.541,61 TL'den, davalı ...Şirketinin kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, harç ve yargılama gideri olarak toplam 4.332,85 TL'den, davalı son işverenler(adi ortaklık olduğundan birlikte sorumlu oldukları kabul edilmiştir) ... Şti ve ...Ltd. Şti'den kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, yıllık izin ve ihbar tazminatı, yargılama harç ve gideri olmak üzere toplam 13.964,91 TL'den sorumlu olacağı tespit edilmiş ve bu miktar üzerinden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin istemin ise reddine, tarafların şirket olmasına göre davacının avans faizine yönelik talebi doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-1.541,61 TL'nin davalı .... AŞ.'den (eski unvan ...Ltd. Şti), 4.332,85 TL'nin ...Ltd. Şti'den, 13.964,91 TL'nin ise ... Şti ve ... Ltd. Şti'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
*Hükmedilen alacaklara ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.355,22TL harçtan peşin alınan 487,79TL'nin mahsup edilerek bakiye 867,43TL harcın davalılardan(67,40TL'den davalı ... AŞ.'nin (eski unvan ...Ltd. Şti),189,45TL'den ...Ltd. Şti'nin, 610,58TL'den ise ..Şti ve ... Şti'nin sorumlu olması kaydı ile) alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 487,79TL peşin harç, 29,20TL başvuru harcı gideri toplamı olan 516,99TL harcın davalılardan(40,19TL'den davalı ...Tic. AŞ.'nin (eski unvan ...Ltd. Şti),112,90TL'den ... Şti'nin, 363,90TL'den ise ... Şti ve ... Tic. Ltd. Şti'nin sorumlu olması kaydı ile) alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen kabul edilen 19.839,37TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. maddesi gereği takdir olunan 19.839,37TL'nin davalılardan(1.541,61TL'den davalı ... AŞ.'nin (eski unvan ... Ltd. Şti),4.332,85TL'den ...Ltd. Şti'nin, 13.964,91TL'den ise ... Şti ve...Ltd. Şti'nin sorumlu olması kaydı ile) alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı ...AŞ.(eski unvan .... Ltd. Şti)vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen red edilen 8.723,73 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 8.723,73 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...AŞ.'ye (eski unvan .... Ltd. Şti) verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.407,00TL tebligat, posta yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 977,27TL'nin davalılardan(75,93TL'den davalı ...AŞ.'nin (eski unvan ...Ltd. Şti),213,45TL'den ... Şti'nin, 687,89TL'den ise ...Şti ve ...Ltd. Şti'nin sorumlu olması kaydı ile) alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!