Anahtar kelimeler: Pafta Okul Parselde İmzaladıklarını Yapmadığını Hissesinin Usd Tamamı Yapması Devri
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ile davalının okul arkadaşı olduğunu, tamamı davacıya ait İstanbul ili, ..... İlçesi, 247 Pafta, 2903 Ada, 9 parselde bulunan taşınmazın %50 hissesinin 1.050.000 USD karşılığında davalıya devri konusunda aralarında sözleşme imzaladıklarını, sözleşmeye göre davalının 10... tarihine kadar yapması gereken ödemeleri yapmadığını, davacının sözleşmeyi fesih etmek istediğini ancak davalının arkadaş olmalarını kullanarak sözleşmeyi fesih etmemesi konusunda davacıyı ikna ettiğini, öte yandan inşaatın tamamlanıyor olması, davalının inşaattan ve kurulacak işletmeden pay sahibi olmak istemesi nedeniyle tarafların arkadaş olması, yine başka projelerde ortak olması sebebiyle davalının bedeli ödeyeceği inancıyla taşınmazın %39 hissesini 26.11.2014 tarihinde davalıya devrettiğini, geçen zamanda davalının hisse bedelini ödemediğini, aralarında yaptıkları sözleşmeye göre %39 hisseye karşılık ödenmesi gereken bedelin 819.000-USD olduğunu, tapuda gösterilen satış bedelinin 214.500,00 TL olup, gerçek bedelin yanında çok düşük kaldığını, bu bedelin de devrin ileride yapılacak ödemeye inançla yapıldığının göstergesi olduğunu ileri sürerek; 26.11.2014 tarihinde taşınmazın %39 hisse karşılığı bedelinden şimdilik 1.000 USD kısmının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının malik olduğu taşınmaz hissesinin bedeli ödenmek suretiyle devralındığını, davacının bu devir nedeniyle davalıdan hiçbir alacağının bulunmadığını, taşınmazın, davacı ve aile üyelerince, davalıdan habersiz olarak muvazaalı ticari faaliyetlere konu edilip, gelir elde edildiğini ve bu gelirin davalıdan saklandığını, davacı ve aile üyelerinin haksız kazanımları nedeniyle davalının davacı ve aile üyelerine karşı açılan davaların halen derdest olduğunu, davacının, davalı üzerinde baskı unsuru oluşturmak amaçlı bu davanın açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın satım bedelinin tamamının davalı tarafından ödenmediği iddiası ile sözleşmedeki bedele göre eksik miktarın davalıdan tahsiline ilişkin açılan dava da, taraflar arasında düzenlenen protokolün satış vaadine ilişkin olduğu, tapudaki satış sözleşmesi ile aynı hukuki niteliği taşımadığı, tapu kaydındaki resmi devir senedinde satış miktarının 214.500,00 TL olarak belirlendiği ve satış bedelinin tamamının alıcı tarafından ödendiğinin tarafların imzalarıyla tasdik edildiği, satış bedeline ilişkin herhangi bir ihtirazi kaydın koyulmadığı ve kişinin kendi muvazaasına dayanarak hak iddia edemeyeceği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hukuki uyuşmazlığın tanıkla ispat sınırının üstünde kalması nedeniyle davacı tanıklarının dinlenilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmadığı için 4721 sayılı Kununun (4721 sayılı TMK) 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 237. (818 sayılı BK.'nun 213), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersiz olduğu, davacının dava konusu yapılan taşınmazı tapuda resmi devir senet sözleşmesine göre 214.500,00 TL satış bedelinin tamamını aldığını beyan ederek davalı adına devir ve tescil edildiği, bu nedenle davacının taşınmaz bedelini almadığı ve tapu devrini bedelin tamamının ödeneceğine olan inançla tapu devri yaptığı iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; taraflar arasında "satım ve alım vaadi sözleşmesi" başlıklı bir akit imzalandığını ve bu akit ile davalı tarafından 2903 ada, 9 parselde yer alan taşınmazın %50'sinin 1.050.000 USD karşılığı satın alınacağı taahhüt ettiğini, davalı ve diğer üçüncü kişilerce imzalanan "inşaat yapım ve işletme sözleşmesi" ne istinaden ... Hotel Turizm ve Restoran İşletmeciliği A.Ş. nin kurulduğunu, aynı sözleşme ile tarafların kullanım haklarınının ... Hotel Turizm ve Restoran İşletmeciliği A.Ş. ye kira bedelsiz olarak verileceğinin imza altına alındığını, taraflar arasında yapılan sözleşmeye ve belirlenen ödeme vadesine rağmen davalının belirtilen ödemeleri yapmadığını, davacının sözleşmeyi fesih etmek istediğini, ancak davalının fesih etmemesi konusunda davacıyı ikna ettiğini, bu arada inşaatın da bir yandan tamamlanıyor olması ve davalının kurulacak şirkette pay sahibi olmak istemesi nedeni ile davacının daha sonra yapacağı ödeme karşılığından %50 hisseyi devretmesini istediğini, arkadaşı olması ve yine başka projelerde ortak olmaları nedeniyle bedelini ödeyeceğine inançla taşınmazın %39 hissesini 26.11.2014 tarihinde davalıya devrettiğini, ancak davalının hisse karşılığı bedelin hiç ödemediğini, taşınmazın %39 hissesi karşılığı ödenmesi gereken bedel 819.000 USD olduğunu, tapuda gösterilen satış bedelinin gerçek bedel yanında çok düşük kaldığını, ayrıca devrin karşılık alınmadan yapıldığının göstergesi olduğunu, davalı yanca gerek taraflar arasındaki arkadaşlık ilişkisi gerekse ilgili tarihte başkaca ortaklıklarının olması hususları kullanılarak davacının aldatılmak ve iradesi sakatlanmak suretiyle tapuda devir yapmaya ikna edildiğini, İlk Derece Mahkemesince delillerin toplanmadığını ve tanıkların dinlenmediğini, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taşınmaz satışı nedeniyle ödenmesi gereken bedelin ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı TMK) 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) 190/1. maddesi gereği iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf iddiasını ispatla yükümlü olup, davacı tarafın taşınmazın bedelsiz olarak devredildiği iddiasını resmi senet niteliğindeki tapu senedi karşısında aynı mahiyette bir delille ispatlayamadığının, uyuşmazlığın niteliği ve miktar itibariyle dava konusu olayda tanık dinlenmesinin ya da dinlense dahi tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığının, yazılı yargılamada dava ve cevaba cevap dilekçesinde dayanılmayan irade fesadı iddiasının temyiz aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmadığının anlaşılmasına göre, temyizde ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan incelemede, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!