Anahtar kelimeler: Serviste Çarpışması Mahrumiyet Süreçte Fiilden Kaybına Hasarlı Bununla Yazim Onarım

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;TALEP
: Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin maliki olduğu ..... plakalı araç ile davalının sürücüsü olduğu ..... plakalı araç arasında █████/2024 tarihinde çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kaza sebebiyle oluşan maddi hasar nedeniyle müvekkiline ait araç hem değer kaybına uğradığı, hem de serviste onarım ve bu süreçte kullanılmadığı, müvekkilinin aracın kullanılmasından kaynaklı araç mahrumiyet bedeli oluştuğu, bununla birlikte meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin davalıdan tazmin etmesi hasar bedeli ücreti alacağı söz konusu olduğu, bu nedenle kaza sebebiyle oluşan şimdilik; 100,00 TL araç hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazminine yargılama giderleri ve vekalet ücretini karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı ..... Ve Akıllı Şehir Teknolojileri Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesi ile davacı taraf müvekkili şirket'e karşı açmış olduğu haksız davasının dava dilekçesinde bu mesnetsiz iddialarını destekleyecek herhangi bir delil veya belge sunamamıştır. Bu mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun iddiaların tarafımızca kabulü mümkün olmadığı gibi bu kapsamda davacı taraf, dava dilekçesinde bulunan iddiaların hiçbirini ispat edemeyerek HMK m.190 gereği ispat yükünü yerine getirmemiştir. dava dilekçesi usulüne uygun şekilde hazırlanmamış ve davacı iddia ettiği hususları ispat etme yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden, müvekkili şirket ve şirkete ait araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı ..... Kiralama Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesi ile finansal kiralama şirketi olan müvekkil şirkete herhangi bir sorumluluk yüklenemez. Müvekkil şirket ile dava dışı ..... Ve Akıllı Şehir Teknolojileri Anonim Şirketi arasında Finansal Kurumlar Birliği nezdinde .... sözleşme numaralı finansal kiralama sözleşmesi akdedilmiştir. Finansal kiralama sözleşmesi ile dava dilekçesinde belirtilen ..... plaka numaralı araç kiracı şirkete kiralanmış ve teslim edilmiştir. Finansal kiralama konusu malın mülkiyetinin kiralayan şirkette kalması, sadece teminat amacına yönelik olup malın zilyetliğinin her türlü faydayı sağlamak üzere kiracıya devredilmesine engel değildir. Karayolları trafik kanunu gereği de müvekkilimiz şirketin sorumluluğu bulunmamaktadır. davanın husumet sıfatı yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.Büyükçekmece Vergi Dairesi, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.HMK'nın 2. maddesine göre;"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile davacı ve davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkere yazılmıştır. Gelen müzekkere cevapları doğrultusunda davacının tacir olmadığı tespit edilmiştir. Davacının tacir olmadığı anlaşılmakla huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak kabulü mümkün olmayıp uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı anlaşıldığından dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması sebebiyle HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde BÜYÜKÇEKMECE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Büyükçekmece Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip .....e-imzalıdırHakim .....e-imzalıdır"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."