Anahtar kelimeler: Girişim Yazim Eser Birleşen Ankara Şirketlerinin Yoluyla Katılma Ortak Davada

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: █████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ E-████████ K
ASIL DAVADA
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından asıl ve birleşen davada davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında mahkemece davanın asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı birleşen davada davalı vekili ile katılma yoluyla asıl davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili; müvekkili ortak girişim şirketlerinin Bitlis/Ahlat kısmi kanalizasyon inşaatı sözleşmesini davalı ile 3.319.317,00 TL bedel üzerinden █████/2012 tarihinde imzaladıkladırını ve işe başladıklarını, davalının █████/2016 tarihinde yaptığı bildirim ile sözleşme konusu işin süresinde yapılmamasını gerekçe göstererek sözleşmenin feshedildiğini ve oluşan zararın banka teminat mektubunun paraya çevrilerek karşılanacağının bildirildiğini, işe başladıktan sonra çevre, arsa ve taşınmaz maliklerinin işin yapıldığı yerin kendilerine ait olduklarını ve kamulaştırma yapılmadığını bu nedenle de bu taşınmazların kullanılmamasını istediklerini dile getirdiğini, sözleşme kapsamında söz konusu yerlerin kamulaştırılarak güzergahların açılması gerektiğinden davalı tarafa defalarca dilekçe verildiğini ancak kamulaştırma ve güzergah açma işlemlerinin yapılmadığını, yine sözleşme kapsamında belirtilen Karayolları sınırları içerisinde geçen yatay - dikey hatlar ve yatay delgi işleri olmasına rağmen bütün müracaatlara rağmen izin alınamadığını, halen de alınmadığını, davacının dilekçe ile davalıya başvuruları neticesi yeni projenin yapılmasının istendiğini, sözleşme imzalanırken projelerin davalı tarafından hazırlanması nedeniyle yeni proje hazırlanmasının süre kaybına neden olduğunu, bu nedenle yeni maliyetler doğduğunu, bu hususun davalıya bildirildiğini ve davalı tarafından kabul edildiğini, fesih bildirim yazısında davalı tarafından kabul edildiği üzere işin %93,66 kısmının bitirildiğini, yeni proje kapsamında, ilk projede belirtilen terfi merkezi 3 adet olup, davalı tarafından kamulaştırma işlemi yapılmadığından terfi merkezlerinden birinin iptal edilerek, 2 terfi merkezi üzerinde sistemin çalıştırılmasının düşünüldüğünü, bu nedenle yeniden projelendirme ve pompa güçlerinin hesabının yapılması gerektiğini, çizilen yeni projelerin davalıya verildiğini, tasdik edildiğini ve pompaların siparişinin verilerek, davalı tarafından kabullerinin yapıldığını, ancak davalının pompalar getirileceği zaman işin %100 bitmediğini belirttiğini, bu nedenle ek iş verilmesi gerektiğini ancak davalının ek iş kararı almayarak müvekkilinin mağdur edildiğini, 2015 yılında ...'a onaylatılan projeler çerçevesinde hatların yapılıp teslim edilmesine rağmen 2016 yılında ... elektrik noktasının projede belirtilen yerden değil de kabinden alınmasının beyan edildiğini, müvekkili tarafından Mart 2016 tarihinde yeniden proje çizildiğini ve kuruma onaylattırıldığı ve söz konusu enerji nakil hattının imalatının tamamlattırıldığını, bu imalattan dolayı 112.000,00 TL + KDV alacağının ödenmediğini, bu durumun fesih gerekçesinde belirtilen 2012 yılından bu yana hiç bir çalışma yapılmadığı beyanı ile çeliştiğini, müvekkilinin yeni proje kapsamında ekstra yapmış olduğu imalat ve hizmetler tutarı olan 112.000,00 TL'yi de ödemediği gibi 15 nolu hakedişi de ödemediğini, buna rağmen işin süresinde yapılmadığından bahisle sözleşmeyi feshetmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, sözleşme kapsamında verilen ... Bankası Van Merkez Şubesi █████/2012 tarihli 7000144781 Nolu 119.200,00 TL bedelli teminat mektubunun paraya çevrilmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına, davalının ödemesi gereken 112.000,00 TL tutarında yeni proje kapsamındaki imalatlar ve yapılan işler nedeni ile 15 nolu hakediş bedelinin ve sözleşme kapsamında belirlenen sürenin dışına çıkılmasının davalı tarafın kusurundan kaynaklanması nedeniyle teminat mektubunun alındığı banka tarafından uygulanan günlük ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalı bankanın merkezinin Ankara olup, bu hususun Ticaret Sicil Gazetesi'nde █████/2011 tarihinde tescil edildiğini, bölge müdürlüklerinin ... Bankası A.Ş.'ye bağlı olup ayrı bir tüzel kişiliklerinin bulunmadığını, bu nedenle Van Bölge Müdürlüğü'ne yapılan tebligatın geçersiz olup, bu hususun öğrenilmesinden itibaren cevap dilekçesinin sunulduğunu, yetkili mahkemenin de Ankara mahkemeleri olduğunu, revize iş programına göre işin bitiş tarihinin █████/2016 olduğunu, davacı yükleniciye çeşitli tarihlerde yazılar gönderilerek, yeterli sayıda araç ve teknik personelle çalışılmaması konusunda uyarıda bulunulduğunu, █████/2016 tarihli yazıda ise şantiyede çalışmaların durdurulduğu, işin bitiş süresinin geçildiği ve sözleşmenin 25.2 maddesi gereğince ceza uygulanacağı belirtilerek 15 günlük süre verildiğini, aksi takdirde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, davacının işe başlamadığını ancak ek süre talebinde bulunduğunu, ek süre talebinin de mücbir sebep oluşmadığından reddedildiğini, sözleşmenin feshinin haklı olduğunu, ihale öncesi tespit tutanağında geçiş ve kamulaştırma ile ilgili işlemlerin belediyesince yapılacağının hüküm altına alındığını, davacının bu kapsamda verdiği dilekçelere istinaden Ahlat Belediyesi'ne bildirimde bulunulduğunu, belediyenin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan süre kayıplarının yükleniciye süre uzatımı olarak verildiğini, ilave imalatlardan doğan yeni birim fiyat tutanaklarının yüklenici tarafından onaylandığını, yüklenicinin edimini süresinde yerine getirmediğini, █████/2016 tarihinde davacının hakedişini sunduğunu, ancak yüklenicinin bu tarihte kurumda geçerli bir kesin teminat mektubu olmadığından hakedişi teminat mektubuna ait işlemlerin tamamlanmasına kadar beklemeye alındığını, işin feshedilme nedeninin yüklenicinin maddi olarak acziyet içinde olması ve işlerin eksik yapılması nedeniyle tesisin bir bütün olarak işletmeye alınmamasından kaynaklandığını savunarak, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında;
Davacı vekili; müvekkilleri ile davalı arasında 02.11.2012 tarihinde eser sözleşmesi imzalandığını, davalının haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, teminat mektubunun paraya çevrildiğini ve müvekkili tarafından aynı konu ile ilgili olarak Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. Sayılı dosyası ile açılan davanın halen derdest olduğunu, haksız olarak nakde çevrilen ... bankası Van Merkez Şubesi 02.11.2012 tarihli 7000144781 nolu 119.200,00 TL bedelli ve 02.11.2012 tarih 7000144637 nolu 80.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının nakde çevrilme tarihlerinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, aynı konu ile ilgili olarak Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında açılan dava ile iş bu davanın birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacıya çeşitli tarihlerde uyarı yazıları yazıldığını, 24.06.2016 tarihinde istediği ek süre talebinin mücbir sebepler oluşmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacıya süresi dolan teminat mektubunun süresinin uzatılması talebinin 02.08.2016 tarih 680 sayılı yazı ile bildirildiği halde teminat mektup süresinin uzatılmadığını, yapılan fesih işlemi sonrası mahallinde durum tespitinin yapılacağının davacı bildirildiği halde davacı yüklenicinin durum tespitinde hazır bulunmadığını, fesih sonrası ... tarafından verilen iki adet teminat mektubunun (80.000,- +119.200,00) 199.200,00 TL nakde çevrildiğini belirterek , davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece 10.11.2020 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararı ile asıl davada bazı talep kalemleri yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, bir kısım alacak kalemleri yönünden davanın reddine, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 15.03.2023 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararı ile asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; Kaldırma ilamı doğrultusunda alınan raporda; sözleşmenin feshinin haklı veya haksız olduğunun kanaatinin mahkemeye ait olduğu, mahkemenin feshin haklı olduğu kanaatine varırsa davanın reddi gerektiği, fesih haksız ise 199.200 TL teminat mektubu bedelinin ve 15 numaralı hak edişte kesilen 10.436,32TL nakit teminatın davacıya iadesi gerektiği yönünde görüş ve tespitin bildirildiği, tarafların bilirkişi raporuna yönelik itirazları karşılanmak üzere aynı heyetten yeniden ek rapor alındığı, bilirkişi heyetince itirazların karşılanarak önceki rapordaki görüşleri aynen tekrar edildiği, raporun dosya kapsamına uygun denetime elverişli bulunduğu, davada tespit edilmesi gereken ilk hususun, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı ... Bankası A.Ş tarafından feshinin haklı olup olmadığına ilişkin olup, davalı tarafın sözleşmeyi işin sözleşmedeki sürede bitirilmemesinden dolayı feshettiği ancak dosya kapsamından işe başlandığı, iş sahası güzergahındaki kamulaştırma işlemlerinin yapılmaması sebebiyle gecikme yaşandığı, sürenin uzadığı, davacının gerekli başvuruları yaparak davalıya bildirim ve talepte bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmış olup, BAM 27.HD'nin kararında belirtildiği üzere kamulaştırma işlemlerinin yapılamamasında davacıya kusur atfedilemeyeceğinden sözleşmenin feshinin haksız olduğu kanaatine varıldığı, feshin haksız olduğunu tespit ettikten sonra asıl ve birleşen dava yönünden davacının talepleri değerlendirildiğinde, yukarıda belirtildiği üzere asıl davaya konu edilen hak ediş ödemeleri yargılama sırasında ödendiği, gelinen aşamada asıl davaya konu tek alacak kaleminin sözleşme kapsamında davalıya verilen teminat mektupları için bankaya ödenen tutarlara ilişkin olduğu, muhatap bankaya müzekkere yazılarak teminat mektupları için tahsil edilen tutarların sorulduğu, banka tarafından gönderilen cevabi yazıdan uygulanan komisyon ücretlerinin görüldüğü, bankaların teminat mektubu kullandırmak için müşterileri ile sözleşme imzaladığı, kullandırdıkları teminat mektupları için imzaladıkları sözleşme kapsamında müşterilerinden teminat mektubu komisyon bedeli talep ettikleri, davacının davaya konu ettiği ödemelerin bu kapsamda bankaya yapılmış ödemeler olup, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri incelendiğinde, sözleşme sona erdiğinde teminatların iadesine ilişkin hükümler bulunmakla beraber davacının teminat mektubu için bankaya ödediği tutarların davalı tarafından üstlenildiğine dair hüküm bulunmadığı, dolayısıyla asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, asıl davaya konu diğer alacak kalemleri yönünden dava atiye bırakılmış olup, bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden ise, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin eki mahiyetindeki Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 42. ve 45. maddelerinde sözleşme sona erdikten sonra davalı kurumun davacıdan bir alacağının bulunmaması şartıyla teminatların iade edileceğinin düzenlendiği, davaya konu sözleşmenin davacı tarafça feshedildiğinden geçici veya kesin kabul yapılması şartları huzurdaki uyuşmazlık için geçerli olmayıp, davalının, davacının hakedişlerini ödediği, herhangi bir alacak iddiasında bulunmadığı hususları beraber gözetildiğinde teminat mektuplarının nakde çevrilerek irat kaydedilmesinin hukuka aykırı olduğu, ...'tan gelen cevabi yazıya göre davaya konu 80.000 TL ve 119.200 TL tutarındaki teminat mektuplarının █████/2016 tarihinde nakde çevrildiği, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi sözleşmeye aykırı olduğuna göre ve tarafların tacir olmalarına göre davacının nakde çevrilme tarihinden itibaren avans faizi talep etme hakkı bulunduğu, bilirkişi raporunda 15 numaralı hakedişten yapılan nakdi kesinti tutarının asıl ve birleşen davaya konu edilmemiş olup, rapordaki bu tespitlerin değerlendirmeye alınmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda; davaya konu işin süresinde bitirilmediğini, müvekkili banka Bölge Müdürlüğü'nce 18.07.2016 tarih ve E.1210 sayılı ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda özetle; yüklenici firmaya yazılan 04.10.2013 tarih ve 1040 sayılı, 20.05.2014 tarih ve 595 sayılı, 15.04.2016 tarih ve 358 sayılı, 03.07.2015 tarih ve 575 sayılı, 28.07.2015 tarih ve 660 sayılı, 02.09.2015 tarih ve 748 sayılı, 14.01.2016 tarih ve 40 sayılı, 15.06.2016 tarih ve E.510 sayılı yazılarda yeterli sayıda araç ve teknik personelle çalışılmadığı konusunda yüklenici firmaya uyarı yazılarının yazıldığının, 27.06.2016 tarih ve E.561 sayılı yazı da ise şantiyede çalışmaların durdurulduğunun, işin bitiş süresinin geçildiğinin dolayısı ile sözleşmenin 25.2 maddesi gereğince gecikme cezası uygulanacağının, çalışmaların 15 (onbeş) gün içerisinde tamamlanarak işin bir bütün olarak teslim edilmesinin aksi takdirde sözleşmenin 25. ve 26. maddeleri ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin “Sözleşmenin feshi ve tasfiye durumları” başlıklı 47. maddesinin gereklerinin yerine getirileceğinin bildirildiğini, anılan yazılarıyla ilgili olarak yüklenici firmanın son hazırlanan revize iş programına göre işin bitiş tarihi olan 19.05.2016 tarihinden önce işe başlayacağına dair Bölge Müdürlüğü'ne yazılı herhangi bir bildirimde bulunmamış olup, 24.06.2016 tarih tarih ve 561 sayılı yazısı ile Bölge Müdürlüğü'nden ek süre istenildiğini ve süre uzatımı verilmesi için mücbir sebepler oluşmadığı için yüklenici firmaya süre uzatımı verilemediğini, bunun üzerine 27.06.2016 tarih ve E.561 sayılı yazı ile yüklenici firmaya işin bir bütün olarak 15 (onbeş) gün içerisinde tamamlanması aksi takdirde sözleşmenin 25. ve 26.maddeleri ile Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Sözleşmenin feshi ve tasfiye durumları” başlıklı 47. maddesinin gereklerinin yerine getirileceği hususunun son kez bildirilmesine rağmen yüklenici firmanın hiçbir faaliyetinin olmadığının 01.06.2016 ve 09.06.2016 tarihli tutanaklar ile belirlendiğini, müvekkili bankanın mevzuat hükümlerini uyguladığını, davacı firmanın şantiyede herhangi bir faaliyetinin bulunmamasının, 27.06.2016 tarih ve E.561 sayılı son yazılarında yapılan uyarılara rağmen şantiyenin açılarak çalışmalara başlanılmamış olması, son hazırlanan revize iş programına göre işin bitiş tarihi olan 19.05.2016 olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sözleşmenin, “Gecikme halinde uygulanacak cezalar ve sözleşmenin feshi” başlıklı 25.maddesinde "25.1. Bu sözleşmede belirtilen süre uzatımı halleri hariç, Yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde en az 10 gün süreli yazılı ihtar yapılarak gecikme cezası uygulanır.”, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin “Sözleşmenin feshi ve tasfiye durumları” başlıklı 47.maddesinde "(2) İdare aşağıda belirtilen hallerde sözleşmeyi fesheder; a)Yüklenicinin taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, ihale dokümanında belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, idarenin en az on gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi, denilmektedir.” hükümlerinin bulunduğunu, ayrıca tesis inşaatı için sözleşme gereğince Bölge Müdürlüğü'ne verilen .... Van şubeden alınan (119.200,00+80.000,00) = 199.200,00 TL değerindeki teminat mektubunun süresinin 30.06.2016 tarihinde bittiğini, bunun üzerine Bölge Müdürlüğü'nce ... T.A.O. Van şubeye mektubun süresi bitmeden 07.06.2016 tarih ve 477 sayılı yazı ile anılan mektubun süresinin uzatılarak gönderilmesinin, süresi uzatılamıyor ise nakit olarak banka hesabına yatırılmasının istenildiğini, bunun üzerine bankanın mektubun süresini geçersiz sebeplerle uzatmadığını, akabinde bankaya tekrardan sürenin uzatılması yönünde 30.06.2016 tarih ve 583 sayılı yazı yazıldığını ancak sonuç alınamadığını, yüklenici firmadan süresi dolan teminat mektubunun vadesinin uzatılarak müvekkili bankaya verilmesinin istenildiğini ancak bu yazılarına da yüklenici tarafından cevap bile verilmediğini, anılan tarih itibarıyla iş ile ilgili teminat mektubunun süresi uzatılarak müvekkili bankaya verilmediğini, davacının işin yapılmasına yönelik olarak hiçbir gayret, girişim ve faaliyetinin olmaması, ayrıca gayretini sözlü yada yazılı olarak beyan etmemesi, yine iş mahallinde tutulan 27.10.2015 tanzim tarihli tutanak ile işin kalan kısımlarının tamamını 2015 yılı içersinde tamamlayacağını beyan etmesine karşılık, şantiyede hiçbir faaliyet göstermemiş olmasına rağmen, yine firmaya gerekli süre uzatımlarının Bölge Müdürlüğü'nce verildiğini ancak yüklenicinin hiçbir gayreti olmadığını, ayrıca gerek ...., gerekse yükleniciye yukarıda değinilen yazılara rağmen işe ait teminat mektubunun süresinin uzatılmaması hususları bir bütün olarak değerlendirilmiş olup, işin daha fazla sürüncemeden kalmaması için sözleşmenin feshedildiğini, heyet marifetiyle, Bölge Müdürlüğü personelleri ve belediye personellerinin katılımı ile 21-22.09.2016 tarihinde işin Durum Tespiti Tutanağı hazırlandığını, yüklenici firmaya yazılı ve sözlü olarak Durum Tespiti yapılacağı ve anılan tarihlerde iş mahallinde bulunması gerektiği bildirilmiş ise de yüklenici firmadan herhangi bir yetkilinin iş mahallinde hazır bulunmadığını, ayrıca yüklenicinin katılmadığı hususu tutanakta derc edildiğini belirterek, birleşen dava yönünden itirazları doğrultusunda mahkeme kararının kaldırılarak, birleşen davanın da reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davacılar vekili katılma yoluyla istinaf başvurusunda;
mahkemece asıl davanın reddine karar verildiğini ancak bu ret kararı ile ilgili olarak yeterli bir gerekçe ortaya koyulmadığını, verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu, kararda aynen " Gelinen aşamada asıl davaya konu tek alacak kalemi sözleşme kapsamında davalıya verilen teminat mektupları için bankaya ödenen tutarlara ilişkindir. Muhatap bankaya müzekkere yazılarak teminat mektupları için tahsil edilen tutarlar sorulmuş, banka tarafından gönderilen cevabi yazıdan uygulanan komisyon ücretleri görülmüştür. Bilindiği üzere bankalar teminat mektubu kullandırmak için müşterileri ile sözleşme imzalarlar. Kullandırdıkları teminat mektupları için imzaladıkları sözleşme kapsamında müşterilerinden teminat mektubu komisyon bedeli talep ederler. Davacının davaya konu ettiği ödemeler bu kapsamda bankaya yapılmış ödemelerdir. Taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri incelendiğinde, sözleşme sona erdiğinde teminatların iadesine ilişkin hükümler bulunmakla beraber davacının teminat mektubu için bankaya ödediği tutarların davalı tarafından üstlenildiğine dair hükmü yoktur. Dolayısıyla asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir." denilmekle, mahkeme gerekçesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketlerin bankadaki teminat mektuplarının bozulmasının tamamen davalı kurumun kusurundan kaynaklandığını, zaten mahkemece bu hususun kabul edildiğini ancak buna rağmen müvekkilinin bu iş nedeniyle ödemek zorunda kaldığı bu ücretlerin müvekkiline yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilgili bankanın müvekkili şirketlerden aldığı bedeller komisyon değil günlük ücretler olup, davalı kurum haksız olarak sözleşmeyi feshetmemiş olsaydı müvekkili şirketlerin bu ücretleri ödemeyeceklerini, dolayısıyla bu zarardan da davalı kurumun sorumlu olduğunu belirterek, mahkeme kararının asıl dava yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı birleşen davada davalı vekili ile katılma yoluyla asıl davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davada davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde birleşen davada davalı vekilince sadece kabul edilen birleşen dava yönünden istniaf talebinde bulunulmuş, istinfa dilekçesinin tebliği üzerine davacı yükleniciler vekilince asıl davaya yönelik katılma yoluyla istinaf talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Asıl davada davacı vekilinin katılma yolu istinaf dilekçesinin incelemesinde;
Katılma yoluyla istinaf, asıl istinaf talebine sıkı sıkıya bağlıdır. Birleşen davada istinaf başvurusunda bulunan davalı vekili asıl davaya yönelik hükmü istinaf etmediğine göre, asıl dava yönünden davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf hakkı bulunmamaktadır. Bu sebeple asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik katılma yolu ile istinaf dilekçesinin usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelemesinde; Mahkemesince, birleşen dava yönünden Dairemizin kaldırma kararı öncesi yapılan yagılamada alınan raporla işin %97'sinin tamamlandığının belirtilmiş olması nedeniyle Dairemizce Yargıtay içtihatları gereğince işin tasfiyesi gerektiği belirtilmiş ise de, kaldırma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılamada toplanan delil ve alınan bilirkişi ek raporunda sözleşmenin bedeli üzerinden işin %97 oranında bittiği ancak fiili imalatın geçici kabule hazır nitelikte olmadığının belirtildiği görülmüş, asıl ve birleşen davada toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafça sözleşmenin sonlandırılmasında tarafların ortak kusurlu oldukları ve bu kapsamda birleşen davada teminat mektubu bedellerinin iade edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesin gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davada davacılar vekilinin asıl dava yönünden katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2 maddesi gereğince usulden reddine,
2-Birleşen davada davalı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davalıdan alınması gereken 13.607,35 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.991,95 TL harcın birleşen davada davalı ... Bankası A.Ş'den tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
4-Asıl davada davacılar vekili tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
5-İstinaf talep eden birleşen davada davalı ile katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunan asıl davada davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!