Anahtar kelimeler: Kaydırmış Yanıltarak Bilinirliğini Sattıklarını Sektörde İsmini Ortağının Etmeye Yasağına Fahiş

T.C.

İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müdür sıfatına haiz olan davalı yanın, rekabet yasağına tabi olmasına rağmen, dava dışı ... adlı şirketin işlerini ... ismini ve bilinirliğini kullanarak, aynı sektörde faaliyet gösteren şahıs şirketine kaydırmış olduğunu, haksız menfaat elde ettiğini, etmeye de devam etmekte olduğunu, davacının ve eski ortağının müvekkili yanıltarak, ...'ın faaliyet gösterdiği alan üzerinde şirketi hak sahibi gibi gösterdiğini ve şirket hisselerini müvekkile fahiş miktarda sattıklarını, ... Ltd Şti adlı şirketin içerisindeki en büyük değerin kira sözleşmesi olduğunu, kira sözleşmesi olmadığında şirketin de değeri olmayacağını, organizasyonların yapıldığı, kira sözleşmesine konu alanın şirketin temel varlığı olduğunu, bu hususun müdür ortak olan davalı ... ve ... tarafından da bilindiğini, hisse devri süresi başından itibaren bilinçli olarak müvekkiline kira sözleşmesi hakkında yanıltıcı bilgi verildiğini, bu durumun bile, davalının asıl amacının kendisine haksız menfaat sağlamak olduğunu, müvekkilini mağdur etmek olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, faaliyet gösterilen alanın ...'ın taraf olduğu kira sözleşmesi ile kiralanmadığı bilgisi verilse idi şirketin %40 hissesi fahiş bedelle müvekkile satılaması mümkün olmayacağını, davalı kendisine ait şahıs firması lehine tahliye taahhüdü almış ve ...'ı kendi şahıs firmasına borçlandırarak tahliyesini amaçlandığını, davalı ve eski ortak ...'ın asıl amacının müvekkili mağdur etmek olduğu ve başından itibaren tasarlayarak hareket ettikleri tartışmasız olduğunu, hakim ortak ve müdür olan davalı ... tarafından ilk günden itibaren herşey farklı gösterilmiş olduğunu ve müvekkilin %40 hisseyi fahiş fiyata alması sağlanmış olduğunu ve yaklaşık 2,5 ay sonra da müvekkilini şirketten uzaklaştırıldığını, sonrasında da şirket, yaklaşık 9 ay gibi kısa bir sürede tasfiyeye konu edildiğini, ... adı altında organizasyonlar yapıldığı tespit edildiğini, ... 25. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu organizasyonlara ait teklifler, sözleşme bedelleri ve ödeme şekilleri ile ilgili ivedi olarak taraflarına bilgi verilmesi talep edilmişse de davalı tarafından bilgi verilmemiş olduğunu, sunulan mütalaa incelendiğinde, davalı tarafından, sezon olmadığı ve organizasyonların yapılmadığı dönem olarak belirtilen sürede dahi müvekkilinin kendi çabası ile gerçekleştiği tespit edilen toplam 21 adet organizasyonlardan yaklaşık toplam 2.034.500,00 TL ciro elde edildiğini, müvekkilinin payı oranında 813.800,00 tl zararı olduğunun açık olduğunu, bu organizasyonlar hakkında müvekkile herhangi bir bilgi verilmediği gibi gelir paylaşımının da söz konusu olmadığını, mütalaanın 13. sayfasında belirtildiği üzere, müvekkili tarafından tespit edilen bu gayri resmi tahsilatlar davacının şahsi banka hesabına ya da elden yapılmış olması muhtemel olduğunu, bu hususun bile, müdür sıfatına haiz davacı tarafından şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını ispatlar nitelikte olduğunu, müdür sıfatına haiz olan davalı yanın, rekabet yasağına tabi olmasına rağmen, dava dışı ... adlı şirketin işlerini ... ismini ve bilinirliğini kullanarak, aynı sektörde faaliyet gösteren şahıs şirketine kaydırdığını ve haksız menfaat elde ettiğini, etmeye de devam etmekte olduğunu, davalının ... adlı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir şahıs firması olması ve ...'ın adını, yerini kullanarak kendi şahıs firması üzerinden organizasyonları gerçekleştirip, kendi şahıs firmasına kazanç sağlaması rekabet yasağına aykırılığı açıkça ortaya koymakta olduğunu, işbu dilekçe ekinde sunulan hukuki mütalaa da incelendiğinde, sadece müvekkilinin kendi çabası ile Ekim 2022 dönemi sonrasında 21 adet organizasyon yapıldığı hususunun tespit edildiğini ve bu organizasyonlara ilişkin bedellerin ... şirket defterlerinde yer almadığı tespit edildiğini, bu hususun müdür olan davalının şirket defter ve kayıtlarını usulüne uygun tutmadığnı, şirketten para çıkarttığını ve dolayısıyla işbu dava kapsamında sorumluluğunu ispatlar nitelikte olduğunu, müdür olan davalının eylemlerinden dolayı hukuki ve cezai sorumluluğunun olduğunu, davalının görevini yerine getirirken gerekli özeni göstermediğini, davalı, şirkete verdiği zarardan sorumlu olduğunu, davalının kusurlu yönetimleri sebebiyle müvekkilin uğramış olduğu zarardan sorumlu olması nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin uğramış olduğu zararın şimdilik 100.000 tl'lik kısmının ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsil ederek ... Tic. Ltd. Şti.'e ödenmesine, davalı şirket müdürünün özen ve sadakat yükümlülüklerini ihlal ederek şirketi zarara uğratmış olmaları sebebiyle, yönetim haklarının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, müdürlükten azledilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile; davacının, doğrudan zararının şirkete ödenmesi talebinin değiştirilmesi, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına tabi olduğunu, muvafakat etmediklerini, davacı, netice-i talep kısmında 2 farklı talepte bulunduğunu, bu taleplerden sadece tazminat talebi için harç yatırdığını, zamanaşımı itirazlarının mevcut olduğunu, ... ismi ve markası, işletmesi ve işletme yeriyle birlikte, davalı ... (...) tarafından ... Şirketi'nin kurulmasından çok önce yaratılmış olduğunu, davalının adeta tırnakları ile kazıyarak kurduğu bir işin sonucu olduğunu, davalının, sonradan şirket tüzel kişiliği altında devam ettirme kararı aldığı kendi işine,emeğine, zarar vermesi, kendi işine,emeğine karşı haksız rekabette bulunması gibi bir durumun mümkün olamayacağının açık olduğunu, davacının bu yöndeki tüm iddialarını reddettiklerini, davacı tarafından şirket müdürünün sözde rekabet yasağı ile ilişkilendirilmeye çalışılan durumun aslında tam tersi, davalının zaten öncesinde mevcut işi için sonradan kendisinin kurduğu ve ortağı olarak yer aldığı ... Tic. Ltd. Şti.'nin, “...-... (...)” adından ve yerinden yararlandırıldığı bir durum olduğunu, ..., davacının emlakçısı ... hem de işyeri sorumlusu ... şahit olduklarını, davacının kötüniyetli bir şekilde iddia ettiği üzere, arsanın davalı ...'ın şahsı tarafından vakıflardan kiralanmış olduğunu , bilgisine sahip olmadığı doğru olmadığını, ancak defalarca tekrarlanan satın alma teklifleri her seferinde nazikçe geri çevrilen Metin Sağlam, en sonunda, “Tamam şirketi satmıyorsunuz o zaman bari şirkete hissedar olayım” teklifinde bulunduğunu, bu teklif de yine davalı tarafından reddedildiğini, dava dışı eski ortak ..., ...'daki işi nedeniyle hisselerini devir etmeyi kabul etmiş olduğunu ve davacının ortaklığı ancak bu şekilde mümkün olabildiğini, davacının, ... Ltd. Şti.'nin 800 adet payına karşılık 9540 hissesini 140.235 USD bedel karşılığı devir almış olduğu iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, şirket hisse devrinin, ... 11. Noterliği'nin ...tarih ve ... Yevmiye No.'lu hisse devir sözleşmesi ile 80.000-TL bedel karşılığı yapılmış olduğunu belirttiklerini, cevaplarına karşılık davacıdan hiçbir olumlu dönüş alınamayınca davalı 21.03.2025 tarihinde ... 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasından şirketin haklı nedenle feshi davası açmış olduğunu, davanın halen derdest olup dava sonucunun bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların şirket ortağı olduğu, davacının şirketten hisse aldıktan sonra ve yaklaşık 9 ay gibi kısa bir zamanda davalı şirketin tasfiye işlemlerine başlanıp başlanılmadığı, bu noktada davacının hisse sahibi olduktan sonra müdür sıfatına haiz olan davalının davalıya atfedilen eylemlerin rekabet yasağına aykırılık kapsamında kaldığının sektörel açıdan ve mevcut kayıtlara göre anlaşılır olup olmadığı, davalının, davacı tarafından somutlaştırılan vakıa ve deliller gözetildiğinde kendi şahıs firması üzerinden organizasyon gerçekleştirme ve şahıs firmasına kazanç sağlama durumunun anlaşılır olup olmadığı, bu noktada davalıya atfedilen eylemler nedeniyle dava dışı şirketin zarara uğramasına yol açıp açmadığı, davalıya atfedilen eylemlerin özen görevine aykırılık kapsamında kaldığının sektörel, muhasebesel, işletmesel yönden anlaşılır olup olmadığı, bu noktada davacının ortak olduğu tarihten sonra şirketin zarar durumunun ortaya çıkıp çıkmadığı, zarar var ise davalıya atfedilen eylemler ile iddia olunan zarar arasında uygun nedensellik bağının mevcut olup olmadığının tespiti gerekir.
Davacı vekili sunmuş olduğu █████/2024 tarihli dilekçesi ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olduğunu beyan ederek somutlaştırmıştır.
Tanıklar dinlenip deliller toplandıktan sonra alınan ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda:" Dava, davalı şirket müdürünün hukuki sorumluluğu (tazminat) istemine ilişkindir. Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Şti.’nin %40 hissesini devralarak ortak olduğunu, ancak şirket müdürü olan davalının bu süreçten sonra şirketi sistematik olarak zarara uğrattığını, ticari faaliyetleri haksız rekabet teşkil edecek şekilde kendi şahıs firmasına kaydırdığını ve müvekkilini işletmeden uzaklaştırarak bilgi edinme hakkını kısıtladığını iddia etmiştir. Bu eylemler neticesinde şirketin değer kaybettiği ve zarara uğratıldığı ileri sürülerek, şimdilik 100.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesi talep edilmiştir. Davalı vekili ise cevabında; davacının ortaklık sıfatı kazandıktan sonra basiretli bir tacir gibi davranmadığını, şirket kaşesini yetkisiz kullanarak şahsi hesabına para topladığını, taraflar arasındaki geçimsizliğin temel kaynağının davacı olduğunu ve bu durumun başka bir mahkeme nezdinde şirketin haklı nedenle feshine dayanak teşkil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Dava konusu uyuşmazlığın temelini, davalı şirket müdürü olan ...’ın TTK hükümleri dairesinde özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal edip etmediği, bu kapsamda şirketin malvarlığında bir azalmaya sebebiyet verip vermediği ve iddia edilen zararlar ile davalının yönetici sıfatıyla gerçekleştirdiği eylemler arasında uygun bir illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususları oluşturmaktadır. Limited şirket müdürlerinin hukuki sorumluluğu, TTK’nın 644. maddesi yollamasıyla anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen TTK 553. madde hükmüne tabidir. İlgili düzenlemede 6102 sayılı yasada yapılan değişiklik ile yöneticiler aleyhine olan "kusur karinesi" ortadan kaldırılmış ve ispat yükü davacı tarafa bırakılmıştır. Buna göre, bir yöneticinin şahsen sorumlu tutulabilmesi için yalnızca bir zararın varlığı yeterli olmayıp; bu zararın yöneticinin kusurlu, kanuna veya esas sözleşmeye aykırı bir fiili sonucunda meydana geldiğinin davacı tarafından somut delillerle ispatlanması gerekmektedir. Ayrıca TTK 369. maddesi uyarınca müdürler, görevlerini "tedbirli bir yöneticinin özeniyle" yerine getirmek ve şirket menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdür. Somut olayda, davacı tarafın haksız rekabet ve işlerin şahıs firmasına kaydırılması yönündeki iddialarını destekleyen denetime elverişli yazılı bir belgeye dosya kapsamında rastlanmamıştır. Yukarıda mali inceleme kısmında şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, 2022 yılında şirketin kârlı olduğu, 2023 yılında ise herhangi bir satış gelirinin bulunmaması nedeniyle zarar oluştuğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında başka bir mahkemede davalının davacı eylemleri dolayısıyla açmış olduğu haklı sebeple fesih davası söz konusu olup burada haklı sebeplerin varlığına dayalı tespitler mevcut dava açısından da önem arz etmektedir. Zira Yargıtay içtihadında feshe ilişkin haklı sebepler azil yönünden de önemli görülmüştür. “Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ortağı olan taraflar arasında süregelen ceza ve hukuk davaları nedeniyle ticari ilişkilerini sürdürmelerinin kendilerinden beklenemeyecek derecede ciddi ihtilafların bulunduğu, ortakların karşılıklı güven ve işbirliği duygusunu yitirmeleri nedeniyle bir araya gelerek davalı şirketi idare etmelerinin güçleşeceğinin sabit olduğu, tarafların ortaklığı devam ettirme yönünde beklentilerinin kalmadığının kabulü gerektiği, davacının fesih ve tasfiye talebinde bulunduğu, davalının da bu talebi kabul ettiği, şirketin tasfiye haline girmesinin müdürün de görevinin sona erdiği anlamına gelmediği, şirket organlarının görev ve yetkisinin tasfiye halinde dahi devam ettiği, dosya kapsamı itibariyle davalı şirket müdürünün azli için haklı nedenlerin oluştuğu, haklı sebeple limited şirketin fesih ve tasfiyesi isteminin sadece şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, şirket müdürünün azli isteminin kabulü ile, şirket müdürü ...'in azline, şirketin organsız kalmaması için dava sonuçlanıncaya kadar müdürlük görevini üstlenmek üzere şirkete kayyum olarak daha önce görevlendirilen ve Av. ...'in ... olarak görevlendirilmesine, alacağın tahsiline yönelik talep hakkında davacı tarafça şirketin tasfiye ve feshi talep edilmiş olmakla konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden ise, davanın davalı şirket ortağı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket yönünden kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, Mali Müşavir ... ve...'un tasfiye memuru olarak atanmalarına karar verilmiştir. Kararı, birleşen davada davalı şirket kayyumu temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, birleşen davada davalı şirket kayyumunun tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, birleşen davada davalı şirket kayyumunun bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA” YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. ... K. ...T. 6.12.2016, Kazancı İçtihat). Bu noktada, ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin...E. sayılı dosyasında, ortaklığın çekilmez hale gelmesi nedeniyle şirketin feshine karar verilmiş olması, taraflar arasındaki güven temelinin sarsıldığını göstermektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin ... E. ve... K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, ortakların karşılıklı güven ve işbirliği duygusunu yitirmeleri nedeniyle bir araya gelerek şirketi idare etmelerinin güçleşmesi durumunda, yönetimsel kilitlenmelerin yaşanabileceği ve fesihte kusurlu görülen tarafın durumunun tazminat sorumluluğu açısından önem arz edeceği kabul edilmektedir. Kanaatimizce bu davadaki tespitler, huzurdaki davadaki tazminat istemi yönünden olumsuz yönde değerlendirilebilecek olup takdir Sayın Mahkemeye aittir. Nitekim heyetimiz mali uzmanlığınca, dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde, davacı tarafın iddialarını tevsik edici mahiyette, noter ihtarnameleri ve sicil kayıtları haricinde somut ve denetime elverişli bir delil ya da belge sunulmadığı müşahede edildiği; şirketin ticari defterleri ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde de davacının iddialarını destekleyen herhangi bir veri veya bulguya rastlanmamış olduğu; öte yandan, taraflar arasında görülen ve şirketin haklı nedenle feshine ilişkin olan davada mahkemece yapılan tespitlerin önem arz ettiği; söz konusu mahkeme kararında, davacının şirkete ortak olmasını müteakip ortaklık ilişkisinin taraflar açısından çekilmez bir hal aldığı ve bu durumun şirketin işleyişini sekteye uğrattığı gerekçesiyle feshine hükmedildiğinin görüldüğü;igili mahkeme ilamındaki bu tespitler ışığında, şirketin faaliyetsiz kalmasında ve muhtemel zararların oluşmasında davacının kendi tutum ve eylemlerinin etkili olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla, meydana geldiği iddia edilen zararlar ile davalı müdürün yönetimsel faaliyetleri arasında illiyet bağı kurulmasının ve davalıya bir kusur atfedilmesinin mevcut veriler ışığında güç olduğu, değerlendirilmiş olup bu değerlendirme de kanaat verici görülmüştür. Mali, teknik ve sektörel tespitler ışığında, davacı tarafça sunulan mali uzman görüşünde yer alan ciro ve zarar hesaplamalarının somut muhasebe kayıtlarından ziyade sosyal medya verilerine dayanması, bu hesaplamaların teknik açıdan varsayımsal kalabileceği ihtimalini doğurmaktadır. Şirketin faaliyet gösterdiği taşınmazın kira ilişkisi ve tahliye taahhütnamesi hususlarında tarafların birbirini bilgilendirip bilgilendirmediği noktasındaki karşılıklı tanık beyanlarının da çelişkili olduğu görülmektedir. Ayrıca davalının 07.04.2023 tarihinde müdürlükten istifa ettiğini bildirmesi ve sonrasında şirkete temsil kayyımı atanmış olması, sorumluluğun zamansal sınırlarının belirlenmesi açısından dikkate alınması gereken bir veridir. Mevcut kayıt ve belgeler çerçevesinde, davalı müdürün şahsi kusuru ile şirket zararı arasında illiyet bağı kurmaya yetecek somut ve kesin kanıtlara rastlanmadığı, şirketin mali durumundaki bozulmanın taraflar arasındaki genel ortaklık ihtilafından ve buna bağlı faaliyet durmasından kaynaklanabileceği mütalaa edilmektedir. Yukarıda ayrıntılı olarak arz ve izah edilen nedenlerle, dosyanın mevcut durumu itibariyle TTK’nın 644. maddesi yollamasıyla anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen TTK 553 hükümleri dairesinde davalının sorumluluk nedenlerinin tespit edilemediği, sonuç ve kanaatine varılmış olup, takdir ve değerlendirme yetkisi Sayın Mahkeme’ye aittir." demişlerdir.
Davanın konusu davalı şirket müdürü olan davalının yaptığı usulsüz işlemler nedeniyle şirketi zarara sokması nedeniyle açılmış tazminat davasıdır. Davacı taraf davalının haksız rekabet yasaklarına uymadığını, davacının bilgi edinme haklarını kısıtladığını, kendi şahıs firmasına kaydırmalar yaptığını, bunun neticesinde ... Tic. Ltd. Şti.'nin zarar uğradığını, değer kaybettiğini iddia etmiş olup davanını temelini şirket müdürü olan ...'ın özen ve bağlılık yükümlülüğünü ihlal edip etmediği noktasında toplanmıştır. Davacının bu iddialarını somut delillerle ispatlaması gerekir. Bilirkişi raporu ile bilirkişiler şirketin ticari kayıt ve defterleri üzerinde yaptıkları incelemeler, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, davacının iddialarını ispatlar bir somut delile rastlanmamıştır. Taraflar arasındaki güven ilişkisinin bozulması nedeniyle açılmış veya açılacak şirket feshi davasının davamızın konusunu oluşturmadığı, alınan bilirkişi raporunda şirketin mali verileri üzerinde yapılan incelemeler sonucu davacının iddialarını destekler somut verilerin olmadığı, meydana gelen zararların davalının kusurlu davranışı sonucu yönetimsel faaliyetten oluştuğuna dair somut bir delilin elde edilemediğine ilişkin bilirkişi raporunun mevcut olduğu, bu raporda bilirkişi raporundaki davacı tarafın sunduğu uzman görüşüne itibar edilmemesi gerektiğine ilişkin düşüncesine mahkememizin de iştirak ettiği anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın daha önceden ödenen 1.707,45-TL harçtan mahsubu ile fazla 975,45-TL harcın davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettiğinden AAÜT gereği takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan ve artan avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!