Anahtar kelimeler: Fasılasız Nizasız Köyünde Trabzon Beri Yıldan İli İlçesi Sınırın Kesinlik

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar dava dilekçesinde; Trabzon ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan davacılara ait 1 34... parsel ile davalıya ait 1 34... parsel arasındaki sınırın kadastro sırasında davalı lehine 1 50... olmak üzere hatalı tespit edildiğini, taşınmazlar arasındaki sınırın 100 yıldan beri nizasız ve fasılasız kullanıma dayandığını, bu şekildeki kullanımın kadastro sonrasında da devam ettiğini, davalının 58 parsel üzerindeki evini yıllarca kullanılan sınıra sıfır noktasında inşa ettiğini ve davacıların evi en az 3 m çekmesi yönündeki ihtarına itibar etmediğini, tüm komşu parsellerin sınırları düz çizilmişken davaya konu parseller arasındaki çizginin kırıldığını ileri sürerek taşınmazlar arasındaki gerçek sınırın belirlenip 58 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 1 50... kısmının tapusunun iptali ile davacılara ait 59 parsele eklenerek tapuya tescilini talep etmiştir.Birleştirilen davada davacı ... ... vekili dava dilekçesinde; diğer hissedarlar tarafından sunulan asıl dava dilekçesindeki hususları tekrarlayarak dava dosyalarının birleştirilmesini ve 1 34... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 1 50... kısmının tapusunun iptali ile davacılara ait 59 parsele eklenerek tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı cevap dilekçesinde; 58 parselin dedesinden babasına ondan da kendisine kaldığını, dedesi ve babasından aktarılan bilgiye göre sınıra yakın yerde ancak kendi taşınmazı üzerinde bir merek (ahır) bulunduğunu, bunun duvarının kendi tarafında çatısından damlayan suyun ise davacıların tarafında olduğunu, taşınmazlar arasında bulunan hendeğin de sınırı açıkça ortaya koyduğunu, mereğin büyük bir bölümünü yıkarak ev yaptığını ancak mereğin duvarının bir kısmının hala yerinde durduğunu ve sınırı belli ettiğini, evin yapımı sırasında davacı tanıkları arasında bulunan ... ve ...'ı yaşlarının büyük olması sebebiyle sınırı belirlemek için çağırdığını, bu kişilerin mereğin duvarının taşını esas alarak her iki taşınmazın sınırına büyükçe bir taş yerleştirdiklerini, bundan yaklaşık 10 yıl sonra yapılan kadastro sırasında tespit bilirkişilerinin de bu taşı esas aldığını, tespit sırasında davacı tanığı ...'ın da hazır bulunduğunu ve itiraz etmediğini, hak düşürücü sürenin geçmesine çok az kala 2017 Haziran ayında taşı oraya koyan ... ve torunlarının taşı koparıp attıktan sonra eldeki davayı açtığını, davacı tanıkları ile husumetli olduklarını, davacıların esasen yolu kendi taraflarına almaya çalıştıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıklarının taşınmazları ayırmak için kullanılan ayırıcı unsur olarak daha önceden samanlık bulunduğunu ve çatısından akan yağmur suyunun davacılara ait parsele düştüğünü, kadastro tespiti ile davalının sınırının davacıların aleyhine genişletilerek tespit yapıldığını beyan ettikleri, düzenlenen teknik bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, kadastro tespitinden önceki sınırları bizzat görmüş davacı tanıklarının birbiriyle uyumlu beyanlarının bulunduğu, samanlığın yerinin değişmediği, kalıntılarının taşınmazda durduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, 25.02.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 16, 24... ve B harfi ile gösterilen kısmının tapu kaydının iptali ile 1 34... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle davacılar adına tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı, toplanan delilere göre davacıların çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde ekonomik amaca uygun herhangi bir zilyetliğinin bulunmadığı, çekişmeli kısımda tarım arazisi veya başka bir amaçla kullanıldığını gösteren herhangi bir emarenin mevcut olmadığı, taşınmaz ile komşu taşınmazları ayıran doğal ya da yapay herhangi bir ayırıcı unsura rastlanmadığı, eski samanlığın damlalık hizasının taşınmazı tek başına sahiplenme iradesini göstermeyeceği, kadastro öncesinde tapusuz olan çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacılar lehine ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki hususları tekrarlamış, tartışmalı kısmın zilyetliğinin kime ait olduğu ile ilgili uyuşmazlık bulunmadığını, Mahkemece sınırlar ölçülerek hatanın tespit edildiğini ve kadim sınırlara göre karar verildiğini, yerel bilirkişiler ve davacı tanıklarının iddiaları doğruladığını, inşa edilen yeni evin davacı parsellerine daha yakın olduğunun beyan edildiğini, tespit bilirkişilerinin sınırları hatırlamadıklarını beyan ettiklerini, samanlık duvarının sınır teşkil ettiğinin davalarının cevap dilekçesinde de ikrar edildiğini, davalının samanlığı yıktırarak sınırları yok ettiğini ve elektrik direği dikerek sınırı değiştirdiğini, damlalık hizasının tek başına sahiplenme iradesini göstermeyeceği şeklindeki tespitin haksız olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 1 34... parsel sayılı taşınmazın evveliyatında aynı ada 52 ilâ 58... parsellerle bir bütün olup 356 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında olduğu, kayıt maliklerinin kullanımındayken 1990 yılında araba yolunun açılması ile parsellere bölündüğü, kayıt maliklerinden ...'in bu yerdeki hissesine karşılık 64 ve devamı parsellerden hak alarak hissesini kardeşi ...'a devrettiği, maliklerin 1980 yılında fındık dikerek fındıklık haline getirdiği, 1985 yılında yapılan ifraz ve taksim sonucunda 56, 57... parsellerin ... oğlu ... ...'a isabet ettiği ve ...'nin 1994 yılında 56 parseli ...'a, 57 parseli ... ...'a, 58 parseli ise ...'a sattığı belirtilerek 08.07.2007 tarihinde ... adına tespit edildiği, davacılara ait 1 34... parselin ise evveliyatında aynı ada 59 ilâ 66... parsellerle bir bütün olup 355 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında olduğu, kayıt maliklerinin kullanımındayken 1970 yılında yaptıkları ifraz ve taksim sonucunda 59... parselin ... ..., diğer parsellerin diğer kayıt maliklerinin hissesine isabet ettiği, ... ...'ın 59 parseli 1990 yılında ...'a sattığı belirtilerek 08.05.2007 tarihinde ... ... adına tespit edildiği, kadastro tespitlerinin 04.09.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın ekonomik amaca uygun olarak kullanıldığına dair bir emarenin veya taşınmazları ayıran doğal ya da yapay ayırıcı unsurun bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamında uygun bulunmamaktadır. İncelemeye konu 58... parsel sayılı taşınmazların her ikisinin de vergi kaydıyla birleşen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak taraflar adına tespit edildiği açıktır. Davacı tarafça dava dilekçesinde; davalının yeni inşa ettiği evin sınıra sıfır noktasında bulunduğu, gerçek sınırın en az 3 m içeride olması gerektiği, taşınmazlar arasındaki sınırın 100 yıldır aynı şekilde (kadastro öncesi ve sonrasında) kullanıldığı, cevap dilekçesinde ise taşınmazların 90-100 yıllık hendekte ayrıştığı iddia edilmiş, davalı tarafça eski mereğin duvarının ve çatısından damlayan suyun sınır teşkil ettiği, taşınmazlar arasında bulunan hendeğin de sınırı ortaya koyduğu, aynı sınıra göre taşınmazların sınırına taş konulduğu savunulmuştur.Mahkemece yapılan keşifte ise tespit bilirkişileri her iki taşınmaz maliklerinin tespit sırasında hazır bulunduğunu ve tespitin gösterdikleri sınıra göre yapıldığını, tespit sırasında konulan taşın keşif sırasında yerinde bulunmadığını bildirmiş; davacı tanıkları tutarlı beyanlarında davalı taşınmazında bulunan eski samanlığın çatısından akan suyun davacı taşınmazına damladığını, kadastrodan önce ... ... ve ...'ın sınır belirlemek için sınırın başına hendek açarak taş koyduğunu, yeni inşa edilen evin samanlığa göre 59 parsele daha yakın olduğunu beyan etmiş; davacı tanığı ... ve davalı tanıkları ise taşınmazda mevcut olan direğin altında taş bulunduğunu, bu taşın sınır olduğunu davalı ...'ın söylediğini, davalı tanığı ... ise 2008 yılında direği taşı esas alarak diktiklerini ve bu sırada davacıların müdahalede bulunmadığını beyan etmiştir. Düzenlenen teknik bilirkişi raporunda ise K2 ile gösterilen hendek başlangıcının tarafların ortak kabulünde olduğu bildirilmiş, elektrik direğinin konumu gösterilmiş, davalının itirazı üzerine düzenlenen ek raporda davalının K1 ve K3 hattını kabul ettiği belirtilmiştir. Taşınmazda bulunan hendeğin hangi tarihten bu yana zeminde mevcut olduğu, tespit sırasında, öncesinde veya sonrasında taşınmazda sınır belirlemek amacıyla konulan taşın hendekle ya da elektrik direğiyle aynı hizada bulunup bulunmadığı, tespit sırasında taraflarca sınır gösterilip gösterilmediği, eski samanlığın konumu ile mevcut evin konumunun ne şekilde fark ettiği konusunda tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından husumeti aydınlatıcı yeterli beyan alınmamış, beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılarak giderilmemiştir. Öte yandan; düzenlenen teknik bilirkişi raporu, keşifte dinlenen beyanlarda tarif edilen samanlığın konumu, davalı tarafından inşa edilen yeni evin konumu, hendeğin başlangıcı ve sonunun hangi konumlarda bulunduğu, taraflarda hendeğin başına ya da elektrik direğinin altına konulduğu iddia olunan taşın hangi noktada bulunduğu gibi hususlarda keşfi takibe elverişli olarak düzenlenmemiştir.Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yeniden keşif yapılarak dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve cevaba cevap dilekçelerinde ileri sürülen sınır belirleyici tüm unsurların taraf tanıkları ve yerel bilirkişilerden sorulması, beyanlar arasında meydana gelecek çelişkilerin yüzleştirme yapılarak giderilmesi, teknik bilirkişiden tespit edilen tüm unsurların zemindeki konumunun işaretlendiği ve yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırları yansıtan rapor alınması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılara iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.