Anahtar kelimeler: Borçludan Başkan Yazim Eser Katip Vaki Üye Ankara Karara Bulunulması

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No
: ████████ - Karar No:████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ27. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E-████████ KDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili; müvekkilinin, davalı borçludan 09.05.2014 tarihli sözleşmeye istinaden yapılan ancak hakediş yapılamadığı için faturalandırılamayan alacaklar ile muhtelif tarih ve numaralı faturalardan doğan cari hesap alacağı ve teminat hesabı alacağından kaynaklanan alacakları nedeniyle Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün █████████ sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı borçlunun, haksız ve kötüniyetli olarak takibe, takip konusu borca, faize ve tüm ferilerine karşı kısmi itiraz ettiğini, davacı müvekkili ile davalı- borçlu arasında 09.05.2014 tarihli sözleşme akdedilmiş olup, müvekkili ile davalıların işbu sözleşmeye istinaden ticari ilişkisi içinde olduklarını, söz konusu ticari ilişkinin ilerleyen sürecinde davalı borçlu tarafından davacı müvekkiline Ankara 56. Noterliği'nin 28.10.2015 tarih ve 15011 yevmiye numaralı ihtarnamesi tebliğ edilerek sözleşmenin sona erdirildiğinin bildirildiğini, akabinde müvekkili tarafından defaatle gerek faks, gerek telefonla cari hesabın tasfiyesi ile başvurulmuş ise de, davalı borçlu tarafından herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, bunun üzerinde müvekkili tarafından Ankara 11. Noterliği'nin 09.02.2016 tarih ve 02392 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek toplam 20.355,05 TL ve 17.434,00 USD alacağın davacı alacaklıya ödenmesinin ihtar olunduğunu, davalı borçlu tarafından söz konusu borcun ödenmemesi üzerine Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün █████████ sayılı icra takip dosyasından icra takibi başlatıldığını, akabinde borçlu tarafından işbu icra takip dosyasındaki borcun 11.933,26 TL'lik kısmının kabul edildiğini, bakiye 12.798,49 TL ve 19.528,95 USD' lik asıl alacağa itiraz edildiğini, bu nedenle de 12.798,49 TL ve 19.528,95 USD ve ferileri yönünden itiraz edildiğinden takip durduğunu ileri sürerek, davalı borçlu tarafından icra takibine yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, yapılan icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz eden davalı- borçlunun, takip konusunun alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; usule ilişkin olarak, dava konu alacakların zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin ise, müvekkili ile ... arasında "... Ek Hizmet Binası Yapım İşi" kapsamında anahtar teslimi A, B ve C bloklar ıslah hacim lavabo ve makyaj akrilik tezgahları ve B blok SMC salonu akrilik noc duvar kapsaması işlerinin davacıya taşere edildiğini, sözleşme gereği işin süresinin 31.12.2014 tarihinde sona erecek olmasına rağmen, idareden kaynaklanan nedenlerle işin 30.6.2015 tarihine kadar uzatıldığını, sözleşmenin 7.maddesinde davalı taşeronun müteahhit ile idare arasında gelişen başta süre uzatımı olmak üzere sözleşmesel ve hukuki gelişmelere riayet etmesi gerektiğinin düzenlediğini, idarenin 17.08.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ve müvekkilinin işi tamamlamasının hukuken imkansız hale geldiğini, aynı imkansızlığın davacı tarafla yapılan sözleşme konusu işin tamamlaması açısından da söz konusu olduğunu, sözleşmenin malul hale gelmiş olup, taşeronluk sözleşmesinin TBK'nın 485 hükmü gereğince 17.08.2015 tarihinden itibaren sonlandığını, idarenin feshi nedeniyle davacının sadece yaptığı işin değerini talep edebileceğini ve bunun da sözleşme bedeli oranına göre davacıya ödendiğini, davacının 11.933,26 TL alacağı kalmış olup, bu alacağın da davacıya gönderilen ihtarnameye rağmen hesap tasfiyesi davetinin kabul edilmemesi nedeniyle bugüne kadar ödenemediğini, işbu dava konusunun icra dosyasına faizi ile ödendiğini, icra takibinin dayanağı gösterilen cari hesap alacağının 11.933,26 TL'nin müvekkilince icra dosyasına ödendiği için, cari hesaplarda da söz konusu alacağa dair herhangi bir bakiye kalan alacak kaydı bulunmadığından müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, ön kabul hazırlıkları için davacıya eksik ya da hatalı işlerin tespit edilerek bildirildiğini ancak davacı tarafça eksiklik/ hatalı ifa tespit edilen zemin kat wc bay ve 2.kat SMC salonundaki noksanlıkların giderilmediğini, sonrasında ise ana sözleşmenin feshedildiğini, her iki gereğince de davacının işi tamamladıktan sonra teslimde müvekkilinin bilgilendirilmesi ve tutanağın düzenlenmesi gerektiğini, eksik yapılan ve davacıya bildirilen işlerle ilgili düzenlenmiş bir teslim tutanağı bulunmadığını, idare tarafından davacının eksik ifa ettiği işlerin müvekkili hakedişlerinden %2 ila %30 arasında kesinti yapıldığını, davacının teslim borcundan kurtulmamış olup, alacağının da muaccel olmadığından temerrüt idiası ve faiz talebinin yasaya uygun olmadığını, taşeronuluk sözleşmesinin 21.maddesi gereğince davacının 23.557,13 USD değerinde 1 yıl süreli teminat mektubunu ibraz ettiğini ancak 31.12.2015 tarihinde teminat mektubunun hükümsüz kaldığını, kaldı ki davacının tasfiye çağrılarına cevap vermediğini ve teminat hesabı alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, dosya kapsamı, sözleşme, teknik şartname, icra dosyası incelenmesinde, alınan █████/2022 tarihli bilirkişi raporundan özetle, davacı ...'nın yapmış olduğu imalat bedellerinin toplam miktarının 100.887,84 USD olarak hesaplandığı, 100.887,84 USD inşaatın natamam teslim edildiği tarih olan 17.08.2015 tarihindeki TCMB Efektıf Satış Kuru (2,8578 TL) esas alındığında, KDV hariç 100.887,84 USD x 2,8578 — 288.317,26 TL olarak hesaplandığı ve %18 KDV ilave edildiğinde 340.214,37 TL olarak hesaplandığı, davacı ...'nın davalı ... İnşaat'tan toplam aldığı tutarın 259.527,54 TL olarak tespit edildiği, yukarıda bahsi geçen hesaplamalar ve tespitler sonucunda KDV hariç 28.789,72 TL ve KDV ilave edildiğindeki hesaplamaya göre 80.686,83 TL alacağın kalacağı, takdir mahkemeye ait olmak üzere davanın açıldığı tarihe kadar olan yasal faiz tutarının 25.908,76 TL olduğu, asıl alacak tutarı olan 80.686,83 TL'ye yasal faiz 25.908,76 TL ilave edildiğinde toplam alacağın 106.595,59 TL olacağı" şeklinde kanaat bildirildiği, taraflar arasında ... A.Ş. Genel Müdürlük Binası'nın Akrilik Duvar Kaplama ve Akrilik Tezgah İşi Yapılması'na dair 09.05.2014 tarihinde taşeronluk sözleşmesi ve protokol imzalanmış olup, işin 31.12.2014 tarihine kadar bitirilmesine karar verildiği, sözleşme bedelinin 105.305,62.USD olup, işin süresinde bitirilememesi üzerine 30.11.2015 tarihine kadar bitirilmesi için süre uzatımı yapıldığı, süre dolmadan üst işveren ... A.Ş.'nin sözleşmeyi 17.08.2015 tarihinde feshederek işin ifasını sonlandırdığı, davacı firmanın bu tarihe kadar ifa ettiği edimleri nedeniyle hak ettiği bedelin tahsili amaçlı icra takibi başlatıldığı, davalı hukuki imkansızlık nedeniyle sözleşmenin sona erdiğini herhangi borcu bulunmadığını, hakedilen tutarın ödendiğini iddia etmiş olup, konu hakkında ... A.Ş'den bilgi istenildiği, dava konusu genel müdürlük binasının 09.06.2018 tarihinde hizmete açıldığı bilgisinin verildiği, bilirkişi heyetinden alınan raporda icra takibine konu edilen tutardan daha yüksek miktarda davacı lehine hesaplama yapıldığı, binanın hizmete açılması nedeniyle de teminat kesintilerinin de iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, alacak eser sözleşmesinden kaynaklı bulunduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki imkansızlık sebebiyle sona erdiğini, davacı tarafça da işin tamamının ifa edilmediğini, müvekkili şirkete ait ticari defter kayıtlarından da görüleceği üzere davacının müvekkili şirketten herhangi bir bakiye alacağının bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme gereği, işin süresinin 31.12.2014 tarihinde sona erecek olmasına rağmen, idareden kaynaklanan nedenlerle işin 30.06.2015 tarihine kadar uzatıldığını, işin süresinde bitirilmemesi idareden kaynaklanmasına rağmen idarenin 30.06.2015 tarihinde bitirilmediği gerekçesi ile Ankara 54. Noterliği'nin 17.08.2015 tarih ve 36302 yevmiye no'lu ihtarname ile yapım sözleşmesini tek yanlı olarak feshettiğini, eser sözleşmesinin idare tarafından feshedilmiş olduğundan, müvekkilinin işi tamamlamasının hukuken imkansız hale geldiğini, aynı imkansızlığın müvekkili yüklenici ile muhatap taşeron arasındaki sözleşme konusu işin tamamlanması açısından da söz konusu olduğunu, eser sözleşmesinin iş sahibi idare tarafından feshinden sonra yüklenici müvekkili için ortada yapılacak bir iş kalmamış olduğundan, davacı taşeron ile müvekkili yüklenici arasındaki sözleşmenin imkansızlık hukuki neden ile malul hale gelmiş olup, davaya konu taşeronluk sözleşmesinin 6098 sayılı TBK'nın 485.madde hükmü gereğince 17.08.2015 tarihinden itibaren sonlanmış halde olduğunu ancak gelinen bu süreçte zaten davacının, sözleşme ile üstlendiği işi tamamlamadığını, bu durumun taraflar arasındaki hakedişte açıkça ortada olduğunu, davacının da düzenlenen hakedişlere itirazı olmadığını, bu nedenle davacının edimlendiği yükümleri tamamen yerine getirdiği kabul edilerek alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının sözleşme ile üstlendiği işi tamamlamamasının yanı sıra yapmış olduğu işlerde hatalı ve eksik olup, müvekkili tarafından 10.04.2015 tarihinde ön kabul hazırlıkları için yapılan incelemede tüm taşeronların eksik ya da hatalı ifa ettiği işlerin tespit edildiğini ve taraflara bildirildiğini, bu kapsamda davacı tarafından ifası gereken zemin kat WC bay "Corian tezgahın demonte şekilde durduğu" ve 2. kat SMC salonunda "Corian duvar kaplamalarında çatlak ve patlamalar olduğu" hususlarının tespit edildiğini, durumun davacıya bildirilmiş olmasına rağmen eksikliklerin giderilmediğini, sonrasında ise sözleşmenin feshedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bir kısım işleri %98 oranında tamamladığı, logo yazılması işini %100 oranında tamamladığı, yukarıda eksik ve hatalı ifa ettiği belirtilen işleri ise %90 oranında tamamladığı kabul edildiğini ancak tespiti yaparken de eksik ve hatalı ifa edilen işlerin oranının serbest piyasa şartlarına göre %10 olarak değerlendirildiğini, bu nedenle bu işlerin %90 oranında tamamlanmış olduğunun kabul edildiğini ancak bu kabule katılmadıklarını, her ne kadar bilirkişi raporunda eksik ve hatalı işler oranının %10 olarak kabul edilmiş ise de, aslen sözleşme kapsamında makyaj ve lavabo tezgahı yapım işinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde yapılan eksik ve hatalı işler oranı %10'dan çok daha yüksek olacağını, bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitin hatalı ve gerçeğe aykırı olduğunu, kaldı ki yine bilirkişi raporunda müvekkili şirkete ait ticari defter kayıtlarına yer verildiğini ve kayıtlardan görüleceği üzere, davacının taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesi ile birlikte 11.933,26 TL alacağı kalmış olup, bu alacağın da davacıya gönderilen ihtarnameye rağmen, hesap tasfiyesi davetinin kabul edilmemesi nedeniyle ödenemediğini, dava konusu icra dosyasına faizi ile ödemesinin yapıldığını, icra ödemesinin de bilirkişi raporundaki tabloda belirtilmiş olup, görüleceği üzere bu ödemeyle birlikte davacının müvekkili şirketten herhangi bir bakiye alacağının kalmadığını, davacının KDV talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup, icra takibinde talep edilmeyen bir alacak kalemi yahut icra takibinde dayanılmayan bir belgenin itirazın iptali davasına konu edilmesinin mümkün olmadığını, icra takibine konu talepler arasında KDV alacağı bulunmadığını, bu nedenle itirazın iptali davasında talep edilmesinin mümkün olmadığını, nitekim bilirkişi kök raporunda davacının icra takibinde talepleri doğrultusunda bir hesaplama yapıldığını ancak ek raporda davacının haksız iddiası doğrultusunda takipteki taleplerinden farklı olarak KDV hesaplamasının da yapıldığını, bu yönüyle hükme esas alınan 29.12.2022 tarihli ek raporun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ancak mahkemece bu husus incelenmeksizin hatalı ve hukuka aykırı ek rapor doğrultusunda hüküm kurulduğunu ve mahkeme gerekçesinde de herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini, 29.12.2022 tarihli ek raporda, KDV bedellerinin de dahil edilerek yeniden hesaplama yapıldığını ancak taraflar arasındaki anahtar teslim götürü bedel sözleşme bedelinin 105.305,62 USD olup, bu rakama KDV'nin dahil olduğunu, tarafların iradesinin anahtar teslim sözleşme fiyatının 105.305,62 USD olduğu belirtilmiş olmakla, KDV hakkında hiçbir açıklama bulunmadığından, KDV'nin sözleşme bedelinin içinde olduğunu (Yargıtay 11.HD'nin 28.03.1991 tarih ve ████████ E- █████████ K, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.10.2004 tarih ve ███████-456 E- ████████ K sayılı ilamları), kaldı ki yine taraflar arasındaki sözleşmenin 34.maddesi gereği "sözleşme ve ekleri birbirini bütünler, bunlar arasında birbirini tutmayan ifade ve yargılar bulunduğu takdirde Müteahhit lehine olanlar işlemlere esas alınacaktır" düzenlemesinin de mevcut olup, yapılan hesaplamanın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacının şantiyedeki kullanımlarına ilişkin elektrik, su, asansör vb kullanım giderlerinin hesaplamadan düşülmesi gerektiğini, Taşeronluk Sözleşmesi'nin 4. maddesinin 5. bendinde "Taşeronun şantiyedeki ofisinde ve işçi yatakhanelerinde elektrik, su ve yakıt kullanımı taşeronun sorumluluğundadır. Müteahhide ait elektriğin kullanılması durumunda müteahhit taşeronun temin edeceği süzme sayaç ile her ay taşeronun kullandığı elektriği tespit edecek ve taşeronun hak edişlerinden kesecektir. Müteahhide ait su ve yakıtın kullanılması halinde de müteahhit kullanım miktarını tespit edecek ve taşeron hak edişlerinden kesecektir." düzenlemesinin bulunduğunu, sözleşmenin davacı tarafça ihtirazi kayıtsız bir şekilde imzalandığını, ayrıca defter kayıtları incelendiğinde bu kullanım bedellerinin davacıya yansıtıldığının görüldüğünü, davacının bu hususta hiçbir itirazının olmadığını ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu bedellerin hesaplamadan düşülmediğini, müvekkili şirket kayıtları incelendiğinde davacıya yansıtılan su, elektrik, asansör kullanım bedeli, İSG bedellerinin açıkça görüldüğünü, bu bedellerin toplamının da hesaplamadan düşülmesi gerektiğini, davacının faiz talebi ve hükme esas alınan bilirkişi raporundaki faiz hesaplamasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda dava tarihine kadar işlemiş faiz alacağına ilişkin hesaplama yapıldığını, halbuki davacının teslim borcundan kurtulmamış olup, alacağının da muaccel olmadığından temerrüt iddiası ve faiz talebinin yasaya uygun olmadığını, TBK'nın 479.maddesinde "İşsahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur.'' denildiğini ancak müvekkilinin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle eserin teslim edilmemiş olduğundan temerrüde düşürülmüş olmasının mümkün olmadığını, muaccel olmayan bir alacak için temerrüdün de söz konusu olamayacağını, eksik yapılan ve davacıya bildirilen işlerle ilgili olarak düzenlenmiş bir teslim tutanağının bulunmadığını, davacının işi bitirdiğini iddia etmesine rağmen, teslim tutanağını dosyaya ibraz edemediğini, yine davacının işin bitmiş olduğunu ancak müvekkilince hakediş düzenlenmediğini iddia etmiş olmasına rağmen, sözleşmenin devamı süresince Borçlar Kanunu'nun 107.maddesi uyarınca tevdi mahali tayini konusunda bir talepte bulunmadığının da ortada olup, bu durumda çelişkili şekilde davacının hakkını aramak için 3 yıl beklemesinin de hayatın olağan akışına ters olduğunu, müvekkili şirketin temerrüte düştüğünden ve davacının muaccel hale gelmiş bir alacağı bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden, davacının icra takibindeki faiz talebinin reddi gerektiğini, müvekkili şirketin konkordato ilan etmiş olması nedeniyle kesin mühlet tarihinden sonraya faiz işletmeden konkordato dosyası üzerinden kayum onayı ile alması gerekirken, aksi yöndeki kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin 07.08.2018 tarihinde Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası kapsamında konkordato talebinde bulunduğunu ve mahkeme tarafından 09.08.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verildiğini, geçici mühlet kararının, aynı mahkemenin 01.11.2018 tarihli ara kararı uyarınca 2 ay süre ile uzatıldığını, 09.01.2019 tarihinde ise mahkemece 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiğini, ayrıca Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden 09.01.2019 tarihinde ise mahkemece verilen 1 yıllık kesin mühlet süresi tarihli 06.01.2020 tarihli tensip zaptı ile İİK'nın 304/2.maddesi gereğince konkordato komiserler kurulunun gerekçeli raporu doğrultusunda kesin mühlet süresinin 09.01.2020 tarihinden geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılmasına karar verildiğini, kararların ticaret sicil gazetesinde yayınlanmış olup, resmi ilan portalında da ilan edildiğini, söz konusu dosyaya alacaklı tarafından Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasına alacak bildiriminde ve müdahillik talebinde bulunulmadığını, alacaklı tarafından kararların bilinmesine ve konkordato dosyasına bildirimde bulunup söz konusu dosyada alacaklı olarak kaydı bulunmamasına rağmen 2018 yılından öncesine ait alacağı için işbu davanın açıldığını, kesin mühletin alacaklılar bakımından sonucunu düzenleyen İİK'nın 294.maddesi uyarınca mühlet içinde Amme alacakları da dahil olmak üzere müvekkili şirket aleyhine hiçbir takip yapılamayacağını ve evvelce başlamış takiplerin duracağını, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararlarının uygulanamayacağını, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetlerin işlemeyeceğini, ayrıca 7101 sayılı Kanun'un 22.maddesi ile faiz konusunun 294/3 madde hükmünde “Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur” şeklinde düzenlendiğini, mahkemece davada talep edilen alacağın konkordatoya dahil bir alacağa istinaden yapılmış olduğundan ödemeleri alacaklının kesin mühlet tarihinden sonraya faiz işletmeden konkordato dosyası üzerinden kayum onayı ile alması gerektiğini (Yargıtay İİD'nin 05.06.1964 tarih ve █████████ sayılı kararı), davacının teminat iadesi talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, icra takibinde ödeme emri incelendiğinde görüleceği üzere davacının alacak talebinde kalemlerden birinin de teminat alacağı olduğunu ancak davacının teminat iadesi talep edebilmesi için öngörülen şartların yerine getirilmemiş olduğundan, işbu talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, Taşeronluk Sözleşmesi'nin 16.maddesinin 7. fıkrasında "İş bitiminde SGK incelemesine bağlı olarak alınacak SGK ilişiksizlik belgesinin Taşeron tarafından Müteahhide verilmemesi, Taşeron tarafından Müteahhide verilen veya hak edişlerinden kesilen teminatların Taşerona iadesine engeldir. Bu nedenle Müteahhidin teminatların iadesini yapmaması halinde Taşeron faiz, vade farkı vb hiçbir ad altında hiçbir hak talep edemez." hükmünün bulunduğunu, davacının ilişiksizlik belgesi sunmadan teminatın iadesi talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, mahkemece sözleşmeye konu binanın hizmete açılmış olması nedeniyle artık teminatların iadesinin gerektiğinin belirtildiğini ancak ne taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ne de sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını, söz konusu binanın hizmete açılmış olmasının teminat iadesiyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, bu hukuk dışı tespitin kabulünün mümkün olmadığını, mahkeme kararının gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğunu, kararda hükme esas alınan bilirkişi raporundan başka hiçbir gerekçenin bulunmadığını, bu yöntemle gerekçeli karar oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu (Yargıtay 16.HD'nin 03.12.2015 tarih ve █████████ E- ██████████ K), mahkeme kararının hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemizin 27.05.2025 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı geri çevirme kararı gereğince mahkemece Ankara 11. Noterliği'nin 09.02.2016 tarih ve 02392 yevmiye nolu ihtarnamesinin ve ihtarnamenin tebliği gösterir belge, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası temin edilerek dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiştir.İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinde davalı tarafından kabul edilip ödenen miktardan sonra bakiye kısıma ilişkin itirazın iptalinin istenmesine ve takipten sonra davacının kabulünde olan ödemenin infaz aşamasında dikkate alınacağının ve hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren takipteki koşullarla faiz işletilmesinin tabii bulunmasına, alınan bilirkişi raporunda davada talep edilip hüküm altına alınan miktar ve istinafa gelenin sıfatına göre verilen karar usul ve yasaya uygun olmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 9.005,53 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.251,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.754,15 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdıre-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır