Anahtar kelimeler: Erdikten Yedekleyerek Rakip Aktardığını Sokakta Firmaya Uzmanı Geliştirme Gizli Fiyat

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili davacı iş yerlerinde █████/2020 - █████/2022 tarihleri arasında iş geliştirme uzmanı olarak çalıştığını, davalının iş akdi sona erdikten sonra müvekkili şirkete rakip ve müvekkili şirketlerle aynı sokakta bulunan ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş. isimli şirkette kayıt dışı olarak çalışmaya başladığını, müvekkili şirketlerde çalışmakta iken elde ettiği üretim, fiyat, müşteri vb. bilgileri müvekkilinin rızası dışında ve müvekkilinden gizli bir şekilde alarak ve yedekleyerek bu firmaya aktardığını, bu bilgileri müvekkili şirketlerin müşterilerini kendi müşteri portföyüne katmak, müvekkillerin verdiği fiyatları kırmak ve müvekkillerini zarara uğratmak maksadıyla kullandığını, müvekkilinin ...’de bulunan müşterileriyle bu yönde temasa geçtiğini ve müvekkili şirketle akdettikleri iş sözleşmesinde bahsi geçen rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkillerinin davalının bu eylemleri nedeniyle zarara uğradığını beyanla, müvekkillerinden ... İç Ve Dış Tic Ltd Şti. ile davalı arasında karşılıklı olarak imza altına alınan iş sözleşmesi rekabet yasağının ihlalinden doğan cezai şart alacağı olan 20.000 USD'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkili ... İç Ve Dış Tic Ltd Şti.'ne ödenmesine karar verilmesini, davalının haksız rekabet koşullarına aykırı eylemleri nedeniyle her iki müvekkilinin de uğradığı zararlar için, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 100,00'er-TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işçinin maddi yönden kısıtlamaya tabi tutulamayacağını, zira işçinin daha önce çalışmış olduğu, konularına hakim olduğu ve maddi yönden kazanç sağlayabildiği işe girip çalışması olağan olduğunu, bu nedenle benzer iş yerinde çalışma olanağı tanınmayacağı yönünde konan bu cezai şartın geçersiz olduğunu, TBK' nın 445. maddesi uyarınca, rekabet yasağı işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez hükmü yer almaktadır. Her ne kadar davacı tarafından davalı müvekkili benzer işlerde çalışamayacağı; çalışması durumunda ise cezai şart uygulanacağı yönünde sözleşme imzalatılmışsa da bu durum açık bir şekilde kanun maddesine aykırı olduğunu, zira net bir şekilde müvekkili davacı firmalarda çalışmış ve doğal olarak ekonomik yönden gelir elde edebilmesi adına daha önceden hangi pozisyonda çalışmış ise o pozisyona göre iş bulması gerektiğini, somut olaya benzer mahiyetteki Yargıtay kararlarında Yargıtay ... Hukuk Dairesi .../... Esas, .../... Karar"... Dava, iş sözleşmesi bünyesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırılık nedeniyle haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Anayasa, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümleri ile sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48. ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, BK'nin 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı, MK’nin 23/2. maddesinde de kimsenin özgürlüklerinden vazgeçemeyeceği veya onları hukuka yada ahlâka aykırı olarak sınırlayamayacağı düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeler karşısında, tarafların sözleşme içeriğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olarak ve bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün değildir.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında da, iş sözleşmesi ile davalının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde 2 yıl süreyle davacı şirketin işine rakip bir işte çalışmayacağı şeklinde çalışma yasağı getirilmesi ve sınırlarının yeterince belirlenmemesi durumu da başlı başına Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hürriyetinin açık bir ihlali niteliğinde olup, mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir." şeklinde hüküm kurulduğunu, izah edilen nedenlerle davanın cezai şartın oluşmadığı ve maddi zararların meydana gelmediği sonucuna varılarak reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise davacı ... Teknik Sünger San. Ve Tic. Ltd. Şti.' nin davacı sıfatı bulunmadığından husumet yokluğundan reddine, yargılama giderleri, masrafları ve avukatlık ücretlerinin davacı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Dava, taraflar arasında düzenlenen rekabet sözleşmesine aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili ile maddi tazminat istemine ilişkindir.Rekabet etmeme borcu, iş akdinin sonuçlarından olan; işçinin, işverene sadakat borcunun olumsuz yönünü ifade eder. TBK m.444’te düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer'i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. Bu yasak taraflar arasındaki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra hükümlerini doğuran bir borçtur. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi alanda ve belirli bir zaman diliminde işverenle rekabet teşkil edebilecek herhangi bir faaliyette bulunmaması hususunu içeren sözleşmedir.TBK m.444/I’e göre, “fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir”.TBK m.444/2’ye göre, “rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir”.Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, bir iş sözleşmesinin bulunması, işçinin fiil ehliyetine sahip olması, iş sahibinin menfaatinin bulunması, yasağın sınırlı olması, sözleşmenin yazılı olması ve rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından sınırlandırılması gerekir. Tüm bu koşulların hepsinin gerçekleşmiş olması şarttır ve bu koşullar emredici nitelikte olduklarından bu koşullardan herhangi birisinin bulunmaması halinde sözleşme batıl olacaktır. Bu şartlar şu şekildedir;a. Bir İş Sözleşmesinin Bulunması. Rekabet yasağı sözleşmesinin ya da rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için öncelikle işçi ile işveren arasında bir iş sözleşmesinin olması gerekir. Bu sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olması önem taşımaz. BK m.444/1 hükmüne göre, rekabet yasağına dair yapılacak sözleşmelerin ya da rekabet şartının yazılı olması şarttır.b. İşçinin Fiil Ehliyetine Sahip Olması. TBK m.444/1’de ise reşit olma şartı yerine işçinin fiil ehliyetine sahip olmasının gerektiği kabul edilmiştir.c. İşverenin Menfaatinin Bulunması. TBK m.444/2’ye göre, rekabet yasağına dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından veya sırlara nüfus etme imkanından yaralanarak iş sahibine bir zarar vermeye sebebiyet vermelidir. Yani, rekabet yasağına ilişkin şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek derecede ise geçerli olacaktır. Yani iki şartın gerçekleşmesi gerekir;aa. İşçinin Müşterileri Tanıması Veya İş Sırlarını Öğrenmesi. Müşteri, bir işyeri ile az veya çok süre ile ilişki kurarak, işveren tarafından üretilen mal veya hizmetleri alan kimsedir. Rekabet yasağı sözleşmesi çerçevesinde müşteri çevresine ait bilginin tespitinde, işçinin o işletme ile ilgili olan ticari ve şahsi ilişkileri bilmesi ve bu bilgileri kendi adına ekonomik menfaat elde edebilecek şekilde kullanması hususu önemli olup, işçinin ilgili müşterilerle kişisel ilişki içinde olması veya müşterilerin ihtiyaçları, kendine has özellikleri, talepleri gibi hususları öğrenmesi halinde müşteri çevresine hakim olduğu kabul edilecektir. İş sırrı ise, işverenin özellikle rakip firma tarafından bilinmemesinde çıkarı bulunan şekil, usul ve vasıtaların tümünü ifade eder. İşverenin önemli bir zarar tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı sır teknik ya da ticari iş sırrı olabilir6. Yalnız burada önemli olan iş sırrının işletmeyle ilgili olmasının gerekmesidir. Bu bağlamda, işletmeyle ilgili olan ticari, teknik ve personele ilişkin olan sırlar, örneğin, işletmenin “herkes tarafından bilinmeyen” organizasyon biçimi, kredi olanakları, personel yönetimi, stok bilgileri, müşteri listeleri, tüketici alanları fiyat bilgileri, formül, icat, metod, teknik ve yöntemler, yeni desen ve modeller, üretim teknolojisi, teknik bilgi (know-how) iş sırı kapsamında nitelendirilebilir. Çalışanların işletmede çalışırken elde ettikleri mesleki bilgi ve beceriler, tecrübeler ticari sır kapsamına girmez.bb. İşverenin Önemli Bir Zarar Görmesi İhtimali. İşçinin müşterileri tanıması veya iş sırlarını öğrenmesi yeterli değildir. Aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması halinde işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimali de söz konusu olmalıdır. Zararın ne zaman önemli sayılacağını hakim her somut olayın özelliğine göre takdir edecektir.Rekabet yasağına dair şartın geçerli olabilmesi için işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra müşteri çevresi hakkında öğrendiği bilgiyi ya da is sırlarını kullanması ile işverenin önemli bir zarara uğraması arasında bir illiyet bağının da olması gerekir. Bu illiyet bağı varsa işçinin rekabet sözleşmesi yapması için haklı bir menfaati de vardır. İşçinin haklı menfaati, işçinin bu bilgileri kendisiyle rekabet teşkil edecek şekilde kullanarak önemli bir zarara sebebiyet vermesi ihtimalini kaldırmayı gerektirir.TBK m.445/I hükmüne göre, rekabet yasağının geçerli olabilmesi için, işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokacak şekilde olmamalı, zaman, yer ve işin türü noktasında uygun bir sınır dahilinde kararlaştırılmış olmasına bağlıdır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir.TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının zaman bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olmaması gerekir. TBK m.445/1’e göre bu süre özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacaktır.TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının yer bakımından başka bir deyişle coğrafi alan bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olması gerekir. Bu çerçevede işverenin haklı bir menfaatinden söz edilemeyeceği açık olan işverenin iş ilişkisi dışındaki bir coğrafi alanda işçinin rekabet edemeyeceği şeklinde bir yasak geçerli olmayacaktır. Başka bir deyişle yasak kapsamındaki coğrafi alan, işverenin faaliyet gösterdiği yer ve müşteri çevresi ile ilgili olmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Yargıtay’a göre, işçinin işten ayrıldıktan sonra 2 yıl süre ile Türkiye’deki tüm bankalarda çalışması şeklinde getirilen rekabet yasağı düzenlemesi süre yönünden hakkaniyete aykırı değilse de yer ve banka açısından sınırsız olduğundan geçersizdir.Bu bağlamda rekabet yasağının konusu, işverene ait faaliyet alanı ve işçinin öğrendiği mesleki bilgi ile sınırlanmalı ve ayrıca onun çalışma ve sözleşme özgürlüğünü aşırı bir şekilde sınırlandırmamalı, işverenin daha önce terk ettiği faaliyetler veya işverenin iş sözleşmesi sona erdikten sonra uğraştığı işler rekabet yasağı kapsamına sokulmamalıdır.Rekabet Etme Borcunun Sona Ermesi - İşverenin Geçerli Bir Yararının Kalmaması TBK madde 447/1 maddesindeki; “Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer.” düzenlemesi gereğince işverenin rekabet yasağın devamında gerçek bir menfaatinin kalmadığı durumda rekabet etmeme sözleşmesi sona ermektedir. Bu durumlar işverenin çalışma alanını değiştirmesi, evvelce mevcut olan ve rekabet yasağı sözleşmesinin yapılmasına sebep olan bir sırrın sonradan herkesçe bilinir hale gelmesi, işçi tarafından zarar verme imkânının ortadan kalkması gibi durumlar sayılabilir. - İşverenin Haklı Bir Neden Olmaksızın İş Sözleşmesini Feshi TBK madde 447/2 uyarınca iş akdinin haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi halinde rekabet etmeme sözleşmesi sona erecektir. Bu hükme göre İş Kanunu madde 25 veya TBK 435'e göre yapılan bir haklı fesih rekabet etmeme borcunun son bulmasına neden olmayacaktır. Zira, iş sözleşmesinin sona ermesinde kusuru bulunmayan işçinin, iş sözleşmesinin sona ermesi ile yürürlüğe girecek olan rekabet yasağı ile sınırlandırılması adil ve hakkaniyetli olmayacaktır. İşçinin İşverene Yüklenebilen Bir Nedenle İş Sözleşmesini Feshi TBK 447/2 maddesinde yer alan; “işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse” düzenlemeye göre rekabet etmeme borcu ortadan kalkmaktadır. Bu hüküm ile işçinin rekabet etmeme borcundan kaçınarak iş akdini fesihten kaçınmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Bu durumda işçinin cezai şart ödeme yükümlülüğü de ortadan kalkacaktır.Somut olay değerlendirildiğinde, somut olayda rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik şartlarından olan taraflar arasında geçerli bir iş sözleşmesinin bulunması, rekabet yasağı sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve tarafların fiil ehliyeti bulunması hususunda herhangi bir sorun olmadığı görülmektedir. Yine yasal düzenlemeler kapsamında rekabet etmeme sözleşmesinin geçerli olması için işçiye bu konuda yasak konulmasını gerektirecek derecede işverenin menfaatinin varlığı aranmaktadır. İşverenin bu yönde korumaya değer bir menfaati yok ise söz konusu rekabet etmeme sözleşmesi geçersiz olacaktır. Dosya kapsamından davalı işçinin işverenin müşteri bilgilerine vakıf olduğu ve bu bilgilerin korunması gerekli menfaat kapsamında görüldüğü de tespit edilmiştir. Somut olayda aykırılığın iş akdi sonlandıktan hemen sonra davacı tarafından benzer alanda faaliyet gösteren şirket ile başladığı göz önüne alındığında, süre bakımından da gerekli şartların sağlandığı kanaatine ulaşılmaktadır. Rekabet yasağının kapsamı yönünden haksız rekabet sayılacak alanların tam olarak belirlenmediği, çalışma alanın tüm Türkiye olarak belirlendiği ve bu nedenle davacının herhangi bir alanda çalışma özgürlüğüne sahip olamayacağı değerlendirildiğinde, ekonomik geleceğin tehlikeye düşürecek nitelikte bir yasak olarak değerlendirilme imkanı bulunduğu anlaşılmıştır. TBK madde 447/2 uyarınca iş akdinin haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi halinde rekabet etmeme sözleşmesi sona erecektir. Bu hükme göre İş Kanunu madde 25 veya TBK 435'e göre yapılan bir haklı fesih rekabet etmeme borcunun son bulmasına neden olmayacaktır. Zira, iş sözleşmesinin sona ermesinde kusuru bulunmayan işçinin, iş sözleşmesinin sona ermesi ile yürürlüğe girecek olan rekabet yasağı ile sınırlandırılması adil ve hakkaniyetli olmayacaktır.Somut olayda; Silivri ... İş Mahkemesi'nin .../... Esas ve .../... Karar sayılı ilamında bir kısım işçilik alacakları yönünden dava kabul edilmiş ve iş sözleşmesinin işverenlerce haklı olarak feshedilmediği tespit edilmiştir. Mahkememizce de feshin haklı olmaması nedeniyle rekabet sözleşmesinin sona erdiği, davacı işverenin haksız rekabet kaynaklı bir alacak talep edemeyeceği, alınan bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu, rekabet yasağından kaynaklı cezai şart ve maddi tazminat isteme koşullarının oluşmadığı değerlendirilmekle davanın reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00TL ilam harcından peşin alınan 6.765,70TL harcın mahsubu ile bakiye 6.033,70TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 1.680,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 63.388,16TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır