Anahtar kelimeler: Şefi Şantiye Firmalarının Göremezliğe Kazasında Anadolu Uğradığını Yapı Özetle Şartı
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı ve davalılar ... ... A.Ş. ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 22.01.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle şantiye şefi ve yapı denetim firmalarının da sorumlu olduğunu, davacının gerçekte müvekkilin işçisi olmadığını, piyasada götürü usul denilen, hukuki olarak eser akdi olarak değerlendirilebilecek bir anlaşma neticesinde iş yaptıklarını, ancak davalının müteahhitlik belgesi ve yeterliliği olmadığı için aynı zamanda arsa sahibi olan müvekkili bünyesinde sigortalı olarak gözüktüğünü, davada kusur ve illiyet bağı şartları da bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilin fiili olarak kusuru olmadığı gibi olaya dahili de bulunmadığını, davanın bizzat eylemi yapan/yol açan kişilere yöneltilmesi gerektiğini, öncelikle davanın taraf ve husumet yönünden reddini, neticede tüm sonuçları ile reddi gerektiğini savunmuştur.
2.Davalı ... ... ve.... A.Ş. ile davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın oluşumunda tek sorumlunun davacı olduğunu, davacının 30 yıldır bu işi yapmakta olup çok tecrübeli olduğunu, ancak beton dökme hortumunu iyi tutamadığından dolayı hortumun salınım yaptığını ve davacının yaralandığını, dikkatsizliğinin kazaya neden olduğunu, ...'in herhangi bir kusuru olmadığını, iş yerinde sorumlu olan dava dışı kişinin de davaya dahili gerektiğini herhangi bir kast ve kusuru olmayan, üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getiren müvekkillere karşı bir kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararında özetle;
1-Davacının asıl dava yönünden;
a-Maddi tazminat talebinin kabulü ile
1.580.271,44-TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Bakıcı gideri talebinin kısmen kabulü ile 1.053.683,14-TL'nin kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
b-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile
100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacının birleşen dava (İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi ████████ Esas) yönünden davası yönünden;
a-Maddi tazminat talebinin kabulü ile
1.359.841,96-TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Bakıcı gideri talebinin kısmen kabulü ile 891.781,63-TL'nin kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararına karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.03.2024 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile davacının davalılardan ...'a ait inşaat iş yerinde kalfa olarak çalışırken 22.01.2014 tarihinde inşaatın 3. kat zemin betonu dökülürken davacının inşaatın zeminine beton pompasından beton dökülmesini sağlayan beton pompasına ait olan hortumu tuttuğu esnada pompa operatörü davalı ...'ın uzaktan kumanda ile beton pompasını çalıştırdığı ve hortumun salınım yaparak davacıya çarptığı, davacının bu şekilde yaralandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre iş kazası olduğunun tespit edildiği, SGK ... İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunun 09.04.2015 tarihli kararına göre davacının iş göremezlik derecesinin %100 olduğu, SGK ... İl Müdürlüğünce hazırlanan raporda kazanın oluşumunda davalı işveren ...'in %60, davacının %20, davalı şirketin işçisi davalı ...'ın ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda da aynı oranların gösterildiği, Mahkemece kusura ilişkin olarak alınan 26.03.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunun olayın oluşuna uygun ve denetime elverişli olduğu, Ceza Mahkemesinde yapılan kusur incelemesinin suça yönelik olduğu, SGK tarafından açılan rucu davasında da yargılama usul esasların farklı olup eldeki iş kazasına yönelik dava için bağlayıcılığı bulunmadığı gibi söz konusu rapordaki kusur oranlarının da eldeki kabule göre sorumluluğu değiştirmediği (karar gerekçesinde bahsedilen 18.10.2021 tarihli kusura yönelik raporun rücu davası sırasında alındığı ancak Mahkemece, 26.03.2022 tarihli kusur raporuna itibarla sonuca gidildiği) anlaşıldığı, maddi zarar hesabına yönelik bilirkişi raporunda da hata olmadığı, davacının bilinen dönem için tespit edilen ücretinin davacı iddiası, tanık anlatımları dikkate alındığında ... verilerine göre belirlenmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, davacının 16.10.2014 tarihinde işten çıkışının gösterilmesi karşısında davalı işveren ... tarafından yapılan ödemelerin, ödeme miktarları da göz önüne alınarak, çoğunluğunun iş göremezlik döneminde yapılması (25.02.2014-12.12.2014 tarihleri arasında) karşısında ve vicdani nedenlerle yapılan ödemelerin mahsuba konu olamayacağı dikkate alınarak, tazminattan indirime gidilmemesinin yerinde bulunduğu, yine güncel Yargıtay kararları gözetildiğinde Mahkemece, hesaplanan bakıcı giderinden takdiri indirim yapılmasının ve oranının yerinde bulunduğu, davacının maluliyet oranı, kusur durumu, kaza tarihi, sosyal ekonomik durum ve olayın oluş şekli itibari ile hükmedilen 100.000,00 TL manevi tazminat miktarının az olduğu manevi tazminat miktarı yönünden yukarıdaki ilkeler gözetilerek, 350.000,00 TL olacak şekilde yeniden hüküm tesis edildiği gerekçesiyle;
A-Davalı ... vekili ile davalı ... ... ve.... A.Ş. ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine,
B-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
C-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1,b-2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
D-1-Davacının asıl dava yönünden;
a-Maddi tazminat talebinin kabulü ile
1.580.271,44-TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Bakıcı gideri talebinin kısmen kabulü ile 1.053.683,14-TL'nin kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
b-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile
350.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Davacının birleşen dava (İstanbul Anadolu 8.İş Mahkemesi ████████ Esas) yönünden davası yönünden;
a-Maddi tazminat talebinin kabulü ile
1.359.841,96-TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Bakıcı gideri talebinin kısmen kabulü ile 891.781,63-TL'nin kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.03.2024 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararının süresi içerisinde davacı ve davalılar ... ... A.Ş. ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.03.2025 tarih ve ██████████ E.-█████████ K. ile "... manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine, maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; ...Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece aldırılan 03.06.2022 tarihli hesap raporuna davacı vekilinin itiraz etmediği, davacı vekilinin bu hesap raporunu kabul ettiği ve bu hesap raporu doğrultusunda maddi tazminat alacağı yönünden talep artırım dilekçesi sunduğu gözetildiğinde, bahse konu 03.06.2022 tarihli hesap raporundaki verilerin davalı taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğunun anlaşılması karşısında davalı taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlali olacak şekilde işlemiş dönemin ileri çekildiği, asgari ücret artışlarının yansıtıldığı 20.02.2023 tarihli hesap raporunda hesaplanan maddi zararların hükme esas alınması hatalı olmuştur... Yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgular bir arada değerlendirildiğinde; TBK’nın 51. ve 52. maddelerinde belirtilen durumların gerçekleşmesi hâlinde ancak hâkim tarafından tazminattan indirim yapılabileceği, bu maddelere göre yapılacak indirimin de kusur, zarar görenin zararının artmasına neden olması gibi somut, takdire dayanmayan verilere dayanması gerektiği, ölüm nedeniyle uğranılan zararlarda ve bedensel zararlarda 55. madde ile açık biçimde hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilemeyeceği açıkça düzenlendiği dikkate alındığında zarar görenin aile bireylerinin zarar veren lehine sorumluluğu ve yükümlülüğü olmayacağı gibi zarar verenin sorumluluğunu haksız fiil failine hizmet eder şekilde aile bireylerine yüklemek de doğru değildir. Her ne kadar toplum aile içi bakım dayanışmasını ahlaki ödev olarak görse de bu durumun zarar sorumlusu lehine yorumlanması mümkün değildir. Bu nedenlerle Mahkemenin aile içi bakım ve dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasını belirten kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda özetle Mahkemece yapılacak iş; temyiz eden davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle, 03.06.2022 tarihli hesap raporunda belirlenen maddi zarar ile bakıcı gideri alacağını esas almak, iş bu raporda belirlenen bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmaksızın hüküm kurmaktan ibarettir." gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairece bozma ilamına uyularak 03.06.2022 tarihli hesap raporunda belirlenen maddi zarar ile bakıcı gideri hesabının esas alındığı, hesaplanan bakıcı giderinden indirim yapılmayarak asıl ve birleşen davada hüküm kurulduğu, temyiz yoluna başvuran davalılar ... ... ve.... A.Ş. ve ... yönünden bozma ilamında açıklanan usuli kazanılmış hak nedeniyle birleşen davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle;
1-Asıl dava yönünden;
A-Maddi tazminat talebinin kabulü ile
1.580.271,44-TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Bakıcı gideri talebinin kabulü ile 1.317.103,92-TL'nin kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
B-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile
350.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Birleşen dava (İstanbul Anadolu 8.İş Mahkemesi ████████ Esas) yönünden;
A-Davalılar ... ... ve.... A.Ş. ve davalı ...'e yönelik davanın reddine
B-Davalı ... yönünden maddi tazminat talebinin kabulü ile
1.359.841,96-TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
Bakıcı gideri talebinin kabulü ile 1.114.727,04 TL'nin kaza tarihi olan 22.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.İlk derece yargılaması aşamasında maddi tazminat hesabına yönelik hazırlanan bilirkişi raporlarına itiraz edilmemesinin davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmasına yönelik bozma ilamının hukuka ve kamu düzenine aykırı olduğunu,
b.Dairenin ██████████ E. ve █████████ K. sayılı ilamıyla huzurdaki davanın manevi tazminat yönünden kesinleştiğini, ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 28. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla manevi tazminat hakkında yeniden hüküm kurulduğunu ve daha önceki karara nazaran aleyhlerine daha fazla vekalet ücreti takdirine karar verildiğini, halihazırda kesinleşmiş olan manevi tazminat istemi yönünden yeniden hüküm kurulmasının ve aleyhe daha fazla vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bir an için manevi tazminat hükmünün kesinleşmediği düşünülüyorsa manevi tazminat taleplerinin tam kabulüne karar verilmesini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar ... ... ve.... A.Ş. ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Mahkemece alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, kazanın oluşumunda davalı şirket ile şirket çalışanına kusur yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirketin müşteri talebine göre sahaya beton dökmekle görevli olduğunu, beton operatörünün işleme başlamadan önce deneme amaçlı beton döktüğünü ve bir sorun yaşanmadığını, kaza esnasında davacının başında beratin olmadığını, davacının işvereni olan diğer davalı ile davacının kusurlu olduğunu, davacının kalıp ustası olup beton hortumu tutma işini yapmasının da hatalı olduğunu, bu nedenle davacıya atfedilen kusur oranının hatalı olduğunu, davacının işi de dikkatsizce yaptığından kazanın oluştuğunu, beton dökme işi öncesinde gerekli kontrol ve temizliğin yapıldığını, Mahkemece gerekçede açıklanan ve kendilerine yüklenen %45 kusur oranının da bilirkişi raporlarında yer almadığını, ayrıca Ceza Mahkemesi kusur raporu ile başka Mahkemede görülen davadaki kusur raporlarının değerlendirilmediğini ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, SGK ca yapılan ödemelerin faiziyle mahsubu gerektiği gibi rücuan tazminat davasının da beklenmesi gerektiğini,
b.Davacının işvereni tarafından yapılan ödemelerin de mahsubu gerektiğini,
c.Ücrette kayıtlar yerine ... verilerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu,
d.Gerçekleşen olayda şirketin kusuru olmadığından aleyhe manevi tazminata hükmedilmesinin de hatalı olduğunu,
e.Birleşen dava dosyasında reddedilen kısımlar yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2. Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı ve davalılar ... ... A.Ş. ile ... vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin kesinlik nedeniyle REDDİNE,
2.Davacı ve davalılar ... ... A.Ş. ile ... vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının ilgili davacıdan alınmasına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgili davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!