Anahtar kelimeler: İdrara Ağrıdan Haldeyken Çıkamaz Sonda Rahim Doçdr Üroloji Takılı Çorlu

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Çorlu 3. Asliye Hukuk (Tüketici) MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davacının 23.05.20 17... .07.2017 tarihli muayene formları düzenlenerek davalı sağlık kuruluşunda, davalı doktor tarafından rahim ameliyatı yapıldığını, davacının ameliyat sonrası ağrıdan hiç idrara çıkamaz haldeyken üroloji bölümünden dava dışı Doç.Dr. ...'a muayene olduğunu, davacıyı 06.07.2017 tarihinde sonda takılı bir şekilde eve gönderip bir hafta sonra kontrole çağırdığını, davacının 11.07.2017 tarihinde kontrole gittiğini, davalı doktorun sondayı çıkardığını, kendisinde enfeksiyon olduğu söylenip yeniden ilaç vererek, 18.07.2017 tarihinde tekrar kontrole çağırdığını, davacının davalı doktorun ve dava dışı Doç. Dr. ...'ın vermiş olduğu ilaçları kullandığını ancak tedavi yapan doktorlarca kanama ile birlikte idrarın geldiğini fark edilemediğini, davacının idrarını yaptığını hissetmeyince 21.07.2017 tarihinde dava dışı Üroloji Uzmanını arayarak idrarını iki gündür yapmadığını söylemesi üzerine hemen hastaneye gittiğini, ultrason ile kontrol ettiğini ve doktorun ilaç yazıp göndereceğinin söylemesi üzerine davalı doktorun odasına giderek durumunu anlattığını, davalı doktorun ve dava dışı doktor ...’un davacıyı birlikte muayene ederek doğumhanede mavi ilaçlı su verdiklerini, yapılan muayenede dava dışı doktor ...’un küçük bir kaçak olduğunu ufak bir operasyonla durumun düzeleceğinin söylendiğini ve sonda takılı olarak eve gönderildiğini, sonrasında 24.07.2017 tarihinde operasyon için davalı doktorun davacıyı aradığını ve yirmi dakikalık bir operasyon ama siz yaklaşık bir saat gibi düşünün diyerek davacıyı ikinci bir ameliyata aldığını, söz konusu ameliyatın 7,5 saat sürdüğünü, davacının ameliyat esnasında uyandığını, ameliyat acısını hissettiğini, ikinci ameliyata rağmen idrar kaçırmasının devam ettiğini ve tedavisinin .... Üniversitesi Göztepe Eğitim Araştırma Hastanesinde halen devam etmekte olduğunu, davacının rahmi alınırken mesanesine dikiş geçip yırtık oluşturularak idrar kaçırmasına neden olunduğunu, davacının şikayetlerinin devam etmesine rağmen gerekli tedavi yapılmadan ilaç yazılıp gönderilerek tedavisinin sürüncemede bırakıldığını, ilk ameliyattan sonra oluşan yırtığın 21.07.2017 tarihine kadar fark edilmediğini ve yırtığın büyümesine sebep olunduğunu, yapılan ikinci ameliyatında başarısız olduğunu, davalı hekimin mesleki ihmal ve tedbirsizlikleri ile davacı da telafisi mümkün olmayan bedensel ve ruhsal zararlar verdiğini, davalı sağlık kuruluşunun da ameliyat ve tedavisinde yer alan doktorların ve çalıştırdığı personelin seçiminde gerekli özeni göstermediğinden dolayı aynı oranda kusurlu olduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı .... Hastane ve Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili; davacı için bütün tetkik ve tedavilerin eksiksiz olarak yapıldığını, epikriz raporları ve mahkemeye sunacakları belgelerden görüleceği üzere davaya konu zararın oluşmasına davacının kendisinin sebebiyet vermiş olduğunu, doktorlarının yapmış olduğu uyarıların tam aksi şekilde hareket ettiğini ve bu nedenle dava konusu komplikasyonların gerçekleştiğini, yine doktorların açık uyarılarının aksine hareket eden davacının bu zararın artmasına da bizzat kendi ağır kusurlu hareketleriyle sebebiyet verdiğini, davanın muayeneye katılan diğer doktorlara da ihbar edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... vekili; davacının rahim aldırma talebiyle davalıya başvurduğunu ve aydınlatılmış onamı alınarak akabinde söz konusu ameliyata alındığını, somut olayda meydana gelen zararın komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğu hususunun mahkemece saptanması gerektiğini, davacının şikayetçi olduğu sızıntının kapatılması amacıyla gerçekleştirilen ikinci ameliyatın tahmin edilenden uzun sürmesinin tıbbi süreçte olağan olduğunu, davacının ameliyat sırasında uyandığı iddiasının ise gerçek dışı olduğunu, komplikasyon sebebiyle yaşanan bu süreç boyunca davacının davalıya karşı tehdit ve hakaret içeren söylemlerde bulunduğunu, davalının meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1. İlk Derece Mahkemesinin █████/2020 tarih, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu'nun █████/2020 tarihli raporuyla, kişinin tedavisine katılan hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun, sağlık hizmetinin yürütülmesinde organizasyon hatası tespit edilmediğinin belirtildiği, raporu tanzim eden heyette üroloji bölümü kadın hastalıkları ve doğum bölümü uzmanı iki profesörün de yer aldığı, ATK raporunun usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davacı tarafça 6100 sayılı Kanunun(6100 sayılı HMK) 281.maddesi uyarınca yasal süresi içinde rapora karşı bir itirazın ileri sürülmediği, █████/2020 tarihli duruşmada tarafların sözlü açıklamaları dinlenmekte ve dosyanın üniversite öğretim üyelerinden oluşacak bir heyete tevdii hususunda diyecekleri sorulmakta iken davacı asilin bağırarak ve salonda bulunanlara hakaretler ederek duruşma salonunu terk ettiğini, dosyaya sunulan ATK raporunun hükme esas almaya elverişli olduğu kanaatinde olunmakla birlikte davacı tarafın aldırılan ATK rapor masrafları olmak üzere toplanması gerekli delil masraflarını temin etmekten kaçındığı, bu kapsamda meydana gelen zararın tıbbi malpraktisten kaynaklı olduğunun ispat edilemediği, davacının, ameliyat sonucunda böyle bir komplikasyon meydana gelebileceği hususunda aydınlatıldığı, buradan hareketle de davalıların meydana gelen somut zarar bakımından tazminat yükümlüsü olmayacakları gerekçesiyle; maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2024 T. 2021/6 99... /145 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmaları kapsamında adli tıp kurumundan rapor alınmış ise de, Yargıtay uygulamaları kapsamında ehil ve donanımlı bir üniversitelerden seçilecek aralarında davaya konu hususta uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi heyetine dosyan tevdi edilerek yapılan tedavi ve ameliyatlar sebebiyle hatalı tıbbi bir uygulamanın bulunup bulunmadığı, komplikasyonun neden kaynaklandığı hususunda ayrıntılı tarafların itirazları değerlendirilmek suretiyle rapor aldırılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;Adli Tıp Kurumu'nun █████/2020 tarihli raporunda; "davacının, kendisinin de isteğiyle histerektomi ameliyatı olduğunun, ameliyatıdan 17 gün sonra tespit edilen vezikovajinal fistülün, her türlü dikkat ve özene rağmen işleme bağlı gelişebileceğinin ve komplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiğinin, kişiye yapılan histerektomi ameliyatı ile fistül tanısı konulması arasında geçen sürenin kabul edilebilir bir süre olduğunun ve tespit edilen bu komplikasyonun tanısına yönelik gerekli incelemelerin yapılmış olduğunun, komplikasyon tanısı konulduktan sonra bu tanıya yönelik gerekli tedavilerin yapılmış olduğunun, komplikasyon yönetiminin tıbben uygun olduğunun, tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde; kişinin tedavisine katılan hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun, sağlık hizmetinin yürütülmesinde organizasyon hatası tespit edilmediğinin" belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından sunulan 01.08.2024 tarihli raporda; ''rahim duvarı kalınlaşması gibi tedavi edilmezse kansere yol açabilecek bir nedenle 04.07.2017 tarihinde yapılan ameliyatta endikasyon ve tekniğin uygun olduğu ve ameliyat sonrası gelişen idrar kaçırmaya yol açan vezikovejinal fistül durumun kamplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiği ve ilk günden itibaren hastanın tüm sürecinin tıp kurallarına uygun şekilde yönetildiği, bu nedenle bu riskli hastanın tedavisini üstlenen cerrahi ekibini hastanın tanı, takip ve tedavisinde herhangi bir dikkat ve özen eksikliğinin ve kusurlu tıbbi uygulamasının bulunmadığının kanaatine varıldığı'' tespitlerine yer verildiği, bilirkişi raporunun ilmi verilere uygun düzenlendiği, denetime elverişli ve gerekçeli olduğu, davacının tedavisine katılan hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun, sağlık hizmetinin yürütülmesinde organizasyon hatası tespit edilmediğinin bilirkişi incelemesi ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Dairenin kaldırma ilamı doğrultusunda üniversitelerden seçilen bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alına raporda rahim duvarının kalınlaşması gibi tedavi edilmezse kansere yol açabilecek bir nedenle 04.07.2017 tarihinde yapılan ameliyatın endikasyon ve tekniğe uygun olduğu, ameliyattan sonra gelişen idrar kaçırmanın komplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiği, doktorlar tarafından konan tanı, yapılan takip ve tedavide herhangi bir dikkat ve özen eksikliğinin ve kusurlu tıbbi uygulamanın bulunmadığı yönünde tespitte bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ayrıca alınan bilirkişi raporlarının taraf, mahkeme ve istinaf kanun yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde düzenlenip hükme esas alınmaya yeterli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; davacının bir kısım şikayetleri ve ailesinde olan kanser öyküsünden korktuğu için başvurduğu davalı özel sağlık kuruluşuki davalı doktor tarafından önce muayene ve ardından ameliyat edildiğini, ameliyat sonrası davacının idrarını yapamaması ve dayanılmaz ağrılar çekmesi üzerine aynı hastanede görevli dava dışı üroloji Uzmanı Doç. Dr. ... tarafından muayene edildiğini ve kendisine mesane kasılması olduğu söylenerek ilaç verildiğini, sonda takılı halde evine gönderildiğini, şikayetlerinin devam etmesi üzerine bir kaç defa daha davalı özel sağlık kuruluşuna başvurduğunu davalı hekim ve dava dışı doktorlar tarafından muayene edilip ilaç yazılıp eve gönderildiğini, en son 21.07.2017 tarihinde yapılan muayenede mesanede kaçak olduğunu ve küçük bir operasyon gerektiğinin söylendiğini ve zorunlu olarak ameliyata alındığını, küçük bir operasyon denilen ameliyatın 7,5 saat sürdüğünü, ameliyat esnasında uyandığını, tüm acıyı hissettiğini, davalıya yapılan uygulamanın davacıyı manen ve madden büyük zararlara uğrattığını, gece uykusu uyuyamaz hale geldiğini, uyku ilacı kullanmaya başladığını, halen yaşadığı idrar kaçırma sorunu ile yaşam kalitesinin alt üst olduğunu, davacının rahimnin alınması için başvurduğu hastanede ameliyat sırasında davalı doktorun ihmali, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı neticesinde mesanesinde yırtık oluşması neticesinde idrar kaçırma sorunu yaşamaya başladığını, 04.07.2017 tarihinde ilk ameliyatta oluşan mesanedeki yırtığın 24.07.2017 tarihine kadar fark edilmediğini, davacının ısrarlı şikayetlerinin umursanmadığını, oyalandığını, görmezden gelindiğini ve mesanedeki yırtığın büyüdüğünü ve telafisi imkansız zararların doğmasına sebep olunduğunu, davalıların, davacının başka bir hastanedeki tedavi masraflarının, kendi hastanelerindeki uygulamalarının ücretsiz yapıldığını ifade etmeleri ile kusurlu olduklarını beyan ettiklerini, davalı tarafın beyanları karşısında salt rapora göre karar vermesinin adalet duygusu ile bağdaşmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı davalı özel sağlık kuruluşu ve davalı doktorun özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 266. maddesi hükmüne göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınmasının gerekli olmasına, özellikle Mahkemece aldırılan ATK raporu ile bilirkişi kurul raporlarının birbiriyle uyumlu olmasına, alınan raporlarda "Rahim duvarı kalınlaşması gibi tedavi edilmezse kansere yol açabilecek bir nedenle 04.07.2017 tarihinde yapılan ameliyatta endikasyon ve tekniğin uygun olduğu ve ameliyat sonrası gelişen idrar kaçırmaya yol açan vezikovejinal fistül durumun kamplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiği ve ilk günden itibaren hastanın tüm sürecinin tıp kurallarına uygun şekilde yönetildiği, bu nedenle bu riskli hastanın tedavisini üstlenen cerrahi ekibini hastanın tanı, takip ve tedavisinde herhangi bir dikkat ve özen eksikliğinin ve kusurlu tıbbi uygulamasının bulunmadığının kanaatine varıldığı" tespitlerine yer verilen davaya konu hususta uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi heyeti raporunun ilmi verilere uygun düzenlendiği, denetime elverişli ve gerekçeli olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.