Anahtar kelimeler: Esaskarar Yazim Yapı Hmk Eksiklik Ankara Özetle Kooperatifi Konut Yoluna

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N
K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
:
MAHKEMESİ
: Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2021
ESAS-KARAR NUMARASI
: ████████E., ████████K.
DAVA
: Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili ile davalı ... Konut Yapı Kooperatifi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili özetle
: Müvekkili tarafından tanzim edilen Konut Yangın Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan Vedat Baylan'ın konutunda meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde sigortalıya 140.040,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, sigortalının konutunun bulunduğu sitenin güvenliğinin davalı şirket tarafından yapıldığını, ancak bu görevin gereği gibi yerine getirilmemiş olması neticesinde hırsızlık olayının yaşandığını, davalı güvenlik şirketi ile sözleşme imzalayan davalı kooperatifin de yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle sorumluluğu bulunduğunu öne sürerek, 140.404,00 TL.'nin 100,404,00 TL.'sinin ödeme tarihi olan 19.12.2014 tarihinden, 40.000,00 TL.'sinin ödeme tarihi olan 07.01.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili özetle
: Davacı sigorta şirketinin TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu ve iş bu davayı açtığını, davacı sigorta şirketinin halefi olduğu sigortalı ve müvekkili yönetim ile davalı güvenlik şirketi arasındaki hukuki ilişki 4077 sayılı Yasa kapsamında bulunduğundan görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, sigorta poliçesine göre kıymetli eşyaların ancak kilit altında tutulmaları koşuluyla teminata dahil edildiklerini, sigortalıya ait evde kasa bulunmadığı, çalınan kıymetli eşyaların kilitli çekmecede dahi tutulmadıkları açıkça belirtildiğinden sigorta şirketince teminat dışında ödeme yapıldığının anlaşıldığını, bu durumun sigortacının rücu hakkını ortadan kaldırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince "... olayın meydana gelmesinde davadışı sigortalının yüzde 60 oranında kusurlu olduğu, davalıların her birinin de yüzde 20’şer oranında kusurlu oldukları, her ne kadar 2 ayrı dekont ile davacı tarafından davadışı sigortalıya ödeme yapılmışsa da; █████/2015 tarihinde yapılan 40.000 Tl lik ödemeye ilişkin ekspertiz raporu dosyada yer almadığından davacının ödediği bu meblağı davalılardan talep edemeyeceği anlaşılmış ve neticede davadışı sigortalıya ödenen █████/2014 tarihli miktar ile tarafların kusur oranları da dikkate alındığında davacının davalılardan talep edebileceği alacak miktarının 41.761,60 TL olduğu belirlenmiş ve bu miktarın ödeme tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline dair davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Karara esas olarak alınan 27.04.2020 tarihli bilirkişi raporunun kendi içerinde çelişki içerdiği, somut olayı aydınlatmak yönünden eksik incelemeye dayalı olup hüküm kurmaya elverişli olmadığı, her iki davalının da yükümlülüklerini açık ve net bir şekilde ihlal ettikleri ortada iken oldukça yüksek bir site aidatı ödeyen ve bu aidatın da büyük kısmını da güvenlik hizmet alımı oluşturulan sigortalının %60 oranında kusurlu olduğu yönündeki değerlendirmenin hakkaniyete aykırı olduğu, böylesi yüksek bir aidat ödeyen sigortalının ziynet eşyalarını "güvenli olduğunu düşündüğü" evinde saklamasının onu kusurlu hale getiremeyeceği, oldukça pahalı villalardan oluşan sitede aidat olarak oldukça yüksek rakamlar ödenmesine karşın sitede güvenlik şirketince hizmet verilmesine rağmen ağır kusurun sigortalıya yüklenmesinin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğu, hırsızlık olayının yaşandığı gün de davalı şirketin güvenlik görevlilerinin hem fiziken ve hem de kameralar vasıtasıyla site ve evlerin güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ihlal ettiği, ayıplı hizmet sunduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Konut Yapı Kooperatifi vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Dava dışı sigortalıya ödenen tazminat miktarının tamamen taşınmazın iç kısmında bulunan ziynet ve kıymetli eşyaların çalınması iddiasına yönelik olduğundan, müvekkilinin ise ön güvenlik tedbirleri dışında sorumluluğunun olmadığı göz önünde bulundurulduğunda davacının rücu talebinin haksız olduğunun izahtan vareste olduğu, davalı kooperatifin ancak kooperatifin faaliyet alanı ile sınırlı olmak üzere ön güvenlik tedbirlerinden sorumlu tutulabileceği, kaldı ki bu ön güvenlik tedbirlerinin alınmasının ise diğer davalı ... Güvenlik ve Koruma Hizmetleri Limited Şirketi'nin görev ve sorumluluğunda olduğu, bu itibarla kooperatifin mevcut yapısı, güvenliğin kapsamı ve dava dışı sigortalının ağır kusuru ve ihmali neticesinde illiyet bağının kesilmesi dikkate alındığında oluşan zarardan davalı kooperatifin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, kasta dayanmayan kusurla verilen zararlarda sigorta şirketinin tazminat rücu hakkının bulunmadığı. bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, hırsızlık sonucu çalındığı iddia edilen eşyaların sigorta poliçesi kapsamında olup olmadığı araştırılmadan, ödenen bedelin ne şekilde hesaplandığı, sigortalıya neye istinaden ödeme yapıldığı tespit edilmeden doğrudan sigortalıya ödenen tutar üzerinden hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, asıl alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte, ilk derece mahkemesi tarafından temerrüt şartı gerçekleşmeden asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiği, yine asıl alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, TTK m 1472 uyarınca, Konut Yangın Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin, olay nedeni ile sorumlu olduğu belirtilen davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, sigortalının ikamet ettiği davalı kooperatifi ile diğer davalı firma arasında güvenlik hizmeti sağlanmasına ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğuna sigorta poliçesine konutta hırsızlık olayı meydana geldiğine ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır.
Dava konusu olaya ilişkin olarak emniyet müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturma sırasında düzenlenen sigortalıya ait █████/2014 tarihli ifade tutanağının incelenmesinde; sigortalının 30.10.2014 günü saat 19:00 sıralarında evden ayrıldığını ve 31.10.2014 günü saat 07:30 da eve geldiğinde yatak odasının dağınık vaziyette gördüğünü, bahçeye açılan pimapen kapının açık olduğunu gördüğünü, başka bir odanın karıştırılmadığını, elbise dolaplarında bulunan altın ve ziynet eşyalarının çalınıdığını beyan ettiği görülmüştür.
Özel güvenlik hizmetlerinin hedefi, suç girişimlerine karşı caydırıcılığın sağlanması ile meydana gelen olaylara, özel güvenlik yetki ve yükümlülükleri çerçevesinde müdahale edilmesidir. Buna göre, sitenin güvenliğinden, profesyonel güvenlik hizmeti sağlayıcısı davalı şirket sorumludur. Davalı güvenlik şirketi, konutta meydana gelen hırsızlıktan ve güvenlik ihlalinden, kusurunun bulunması halinde sorumludur.
Davalı kooperatifin şirketi ile yapılan sözleşmenin ifasını denetleme ve site şartlarına uygun olarak düzenleme yükümlülüğü bulunmasına göre, güvenlik hizmetinin gereği gibi yerine getirilmemesi halinde meydana gelen hırsızlık olayından davalı güvenlik şirketi ile davalı site yönetimi de sorumludur. Davalı sitede güvenliğin sağlanması konusunda gerekli ve yeterli gözetim, denetim ve tedbirleri almadığı, güvenlik risk değerlendirilmesine uygun hareket etmediği, sitenin çevre güvenlik durumuna göre, site girişinde yeterli güvenlik hizmeti oluşturmadığı, sitede yeterli güvenlik araç ve imkanlarını sağlamadığı, bu suretle site içerisinde güvenliğin korunmasında kusurlu ve ihmali davranması halinde sorumludur.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince; sigortalının ikamet ettiği konutta meydana gelen hırsızlık olayına ilişkin yapılan soruşturma dosyasının celp edilmeden, çalındığı iddia edilen eşyanın değeri tespit edilmeden, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden zararın sigorta teminatında kalıp kalmadığı yapılan ödemelere ilişkin hasar dosyası getirtilmeden yargılamanın yapılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, Mahkemece,sigortalının ikamet ettiği konutta meydana gelen hırsızlık olayına ilişkin yapılan soruşturma dosyası celp edilerek dava konusu hırsızlık olayının meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının, davacı tarafın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin olarak, dava konusu hırsızlık olayının meydana geldiği sitenin büyüklüğü, yerleşim planı, içinde site sakini olmayan kişilerin de yararlanmasına açık kamusal alanların bulunduğu da gözetilerek, gerekli olduğu taktirde ilgili belediyeden geniş çaplı yerleşim planı da getirtilerek , davalılar tarafından hırsızlığa karşı yeterli güvenlik önlemi alınıp alınmadığının, zararın poliçe teminatında olup olmadığının, çalındığı iddia edilen eşyanın değeri de tespit edilip, bilirkişi heyet raporları arasında mevcut çelişkinin ve tarafların mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının giderilmesi, tüm taraf delilleri birlikte değerlendirilmesi sureti ile hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca, mahkemece, yetersiz araştırmaya ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı olarak davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda isabet bulunmamıştır.
Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;açıklanan nedenlerle;tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden davacı vekili ile davalı ... Konut Yapı Kooperatifi vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davacı vekili ile davalı ... Konut Yapı Kooperatifi vekili vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.6 gereğince kabulü ile:
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████E., ████████K. sayılı █████/2021 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-) Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine,
3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine,
4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. █████/2026
Başkan Üye Üye Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!