Anahtar kelimeler: Manisada Şefi Montajında Cihazı Arıtma Çorlu Şantiye Firmasının Göremezliğe Kazasında

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Çorlu 2. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 16.08.2018 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Manisa'da bulunan ... firmasının arıtma cihazı montajında görevlendirildiğini, şantiye şefi ...sevk ve idaresinde 6 kişilik ekiple yapılan montaj çalışması sırasında merdiven üstüne gelen kısımda iskele kurulması mümkün olmadığından davacının paraşüt tipi emniyet kemeri ile sarkarak duvara matkapla delik deldiği sırada yaklaşık beş metreden düşerek kolunu kırmak sureti yaralandığını, davacının kullandığı paraşüt tipi emniyet kemerinin TSE belgeli kaliteli marka olduğunu, kopma ihtimalinin bulunmadığı, olay sırasında şantiye şefinin bilgisi dışında kullandığı emniyet kemerinin kilitli çelik aparatını sökerek yerine taşıma kapasitesi düşük olan plastik kilit kullandığının, bu hususun olayın meydana gelmesinin tek nedeni olduğu, davacıya iş güvenliği eğitimlerinde detaylı şekilde eğitim verildiğini, iş kazasının tamamen davacı kusuru ile meydana geldiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; zararlandırıcı olaya maruz kalan sigortalı davacının, işveren konumundaki davalının talimatı ile 16.08.2018 tarihinde Manisa İli'nde kurulu ... işletmesinde su arıtma cihazının montajını yaparken elindeki matkabın geri gitmesi üzerine dengesini kaybettiği, bu sırada emniyet kemerinin çelik kilidi yerine kullanılan plastik klipsten çıkarak kurtulması sonucu 5-7 metre yükseklikten düşerek iş kazası geçirmek suretiyle %18 sürekli iş göremezliğe uğradığı, Mahkemece dosya içerisinde alınan kusur raporlarındaki kusur dağılımına itibar edilerek davalı işverenin %90, davacının %10 kusurlu olduğu kabul edilerek,Davanın kısmen kabulü ile1-1.073.118,70-TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 26.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2- 9.000,00-TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 26.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında, davalı tarafından iddia edilen şekilde, emniyet kemerinin kilitli çelik aparatının davacı işçi tarafından plastik aparat ile değiştirildiğine ilişkin ispata elverişli herhangi bir delil bulunmadığı, davacı işçi, işveren tarafından kendisine temin edilen koruyucu ekipmanla çalışmak zorunda olup bu hususta işçinin işverene karşı uygulayacağı herhangi bir yaptırım olmadığı, mevcut koruyucu ekipmanla çalışmayı reddetmesi halinde işini kaybetme riski ile karşı karşıya kalacağının ortada olduğu, risk analizi yaptırılarak yapılan işin tehlike ve risk oranına uygun güvenli, koruyucu ekipmanları temin edip işçiye verme yükümlülüğünün işverene ait olduğu, somut olayda işverence bu yükümlülüğün tam olarak yerine getirilmediği, Mahkemece hükme esas alınan ve alanında uzman A Sınıfı İş Güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen kusur raporlarının olay tarihinde yürürlükte olan 6331 sayılı Kanun'un öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle iş yerinin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığından kusur raporundaki değerlendirmelerin oluşa, dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu kanaatine varıldığı ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, Kurum sağlık kurulu raporunda kontrol muayenesi gerekmediğinin belirtildiği, dava dilekçesinde Kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının %18 olduğunun açıkça ifade edildiği, yine Mahkemece 04.12.2020 tarihli dosya üzerinden yapılan inceleme tutanağında sürekli iş göremezlik raporu okunup tutanağa geçirilerek duruşma günü belirlenip duruşma günü ile birlikte sürekli iş göremezlik raporunun taraflara tebliğine karar verildiği, anılan 04.12.2020 tarihli inceleme tutanağının da, sürekli iş göremezlik raporu ile birlikte davalı vekiline 14.12.2020 tarihinde tebliğ edildiği, Mahkemece 29.01.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında tarafların sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmedikleri tutanağa geçirilmesine rağmen duruşmada hazır olan davalı vekilinin taraflarına yanlış raporun tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir beyan ve itiraz da bulunmadığı, netice itibariyle sürekli iş göremezlik oranının %18 olduğunun davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve davalının yasal sürede sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmediği açıktır. Yine davalı tarafından 17.11.2020 havale tarihli ek delil listesi ile davacının gitmediği fizik tedavi sayısını gösterir liste sunulmuş olup iş bu kayıtlar incelendiğinde, kayıtlara göre davacının 30 seans tedavinin yalnızca 3 seansına gitmediği, davacının devam etmediği seans sayısı ve Kurum sağlık kurulu raporunda kontrol muayenesi gerekmediğinin belirtildiği hususu da gözetildiğinde Dairece davalı tarafın bu hususlardaki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle; davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;a. Davacının şantiye şefinin bilgisi dışında kendi can güvenliği tehlikeye atacak şekilde paraşüt kemerde değişiklik yaparak kullandığı emniyet kemerinin kilitli çelik aparatının yerine taşıma kapasitesi olmayan plastik kelepçe kullanmasına bağlı olarak meydana geldiğini, davacıya iş güvenliği eğitimlerinde detaylı şekilde eğitim verildiğini, kusur raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini,b. Davacının maluliyet oranının artmasında tedavi sürecindeki ihmalinin katkısının tüm itirazlarına rağmen değerlendirmediğini, davacının fizik tedaviye devam etmesi durumunda maluliyet oluşup oluşmayacağı ve fizik tedavinin ihmal edilmiş olmasının maluliyet oranına etkisinin araştırılmadığını, müvekkilinin ısrarlı takibine rağmen davacının gitmesi gereken fizik tedavi ve rehabilitasyon seanslarını aksatarak yaralanma sonucu tam olarak iyileşmeyi engellediği gibi maluliyetinin artmasına sebebiyet verdiğini, bu hususta fizik tedavi devam çizelgesinin dosyaya sunulduğunu, davacının maluliyet oranının tespiti amacıyla hazırlanan 10.09.2020 tarihli sağlık kurulu raporunun tensip zaptı ile beraber taraflarına tebliğ edildiğini, fakat tebliğ edilen sağlık kurulu raporunun dosyada taraf olmayan ...adına hazırlandığını, bu nedenle dosya ile ilgisi olmadığı düşünülerek maluliyet oranına itiraz edilmediğini, Mahkemenin malüliyet oranına itirazlarını süreden reddederek davacının maluliyet oranının tespiti için ATK'dan rapor aldırmamasının eksik inceleme ile karar verildiğini gösterdiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı harcın ilgilisine yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.