Anahtar kelimeler: Küçültme Yollandığını Serum Ağrılarının Ağrıların Mide Taburcu Tetkikler Artması Ameliyatına

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Denizli Tüketici MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı şirket ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin müteveffa eşi ....'ın 21.12.2015 tarihinde davalı şirket hastanesinde davalı doktor tarafından mide küçültme ameliyatına alındığını, 24.12.2015 tarihinde taburcu edildiğini, 2 gün sonra ağrılarının artması nedeniyle davalı şirket hastanesine başvurduğunu, burada gerekli tetkikler yapılmadan serum verilip eve yollandığını, aynı ağrıların tekrar artması üzerine 28.12.2015 tarihinde davalı şirket hastanesine başvurduğunu, yoğun bakıma alındığını, 40-50 gün kadar davalı şirket hastanesinin yoğun bakımında kaldıktan sonra yoğun bakım ünitesinin yetersizliği nedeniyle dava dışı üniversite hastanesine sevk edildiğini ve burada 10 gün daha yoğun bakım tedavisi görüp 24.02.2016 tarihinde vefat ettiğini, davalı şirket ve davalı doktorun müteveffada gelişen komplikasyona müdahalede kusurlu olduklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 17.05.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle 1.280.041,11 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 24.02.2016 olay tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı şirket vekili; müvekkili şirketin ve diğer davalı doktorun dava konusu olayda kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... vekili; müvekkilinin olayda bir kusuru bulunmadığını, davacının da aynı ameliyatı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.3. İhbar olunan ... Sigorta vekili; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı doktorun bu komplikasyonu iyi yönetemediği ve hastayı bir üst merkeze göndermekte geç kaldığı için kusurlu olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 66. maddesi hükümleri kapsamında davalı şirketin de adam çalıştırmada özen yükümlülüğü çerçevesinde gözetim ve denetim yükümlüğü anlamında kusurlu olduğu, müteveffanın ise kusursuz olduğu, bilirkişi raporları, tanık anlatımları ve tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihine göre paranın alım gücü, olayın oluş şekli, meydana gelen ölümden dolayı davacıda oluşan manevi çöküntü ve yıpranmanın oran ve niteliği ve davalıların hizmet kusuru teşkil eden eylemleri sebebiyle davacıdaki manevi çöküntünün oluşturacağı elem ve ızdırabın derecesi ile hak ve nesafet kuralları gereğince taleple bağlı da kalınarak davacının manevi tazminat talebinin de kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 1.280.041,11 TL destekten yoksun kalma tazminatının ölüm tarihi olan 24.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak, 04.03.2016 tarihli mirasçılık belgesindeki payı oranında davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 24.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı doktorun davacının eşi müteveffada gelişen komplikasyonu iyi yönetemediği ve hastayı bir üst merkeze göndermekte geç kaldığı, hükme esas alınan 30.01.2023 tarihli aktüerya bilirkişisi ek raporunda, destek paylarının dağıtımının, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da rapor tarihi esas alınarak davacının evlenme olasılığının hesaplandığı, ancak bilirkişi raporunda hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatının tamamının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde miras payı oranında davacıya verilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı lehine hüküm altına alınan 10.000,00 TL manevi tazminat üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/1 ve 10/4 maddeleri gereğince 9.000,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde 1.600,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın düzeltilerek, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 1.280.041,11 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 10.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 24.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı şirket vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı şirket vekili; hükme esas alınan kusur raporunun hatalı ve eksik inceleme ile hazırlandığını, talep etmelerine rağmen Atk raporu alınmadığını, müvekkili şirketin bir kusuru bulunmadığını, gelişen durumun komplikasyon olduğunu, müteveffanın ameliyat sonrası davalı doktor tarafından verilen talimatlara uymadığı ve müteveffanın erken dönemde katı gıda ile beslendiğinin dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğunu, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini, aktüerya bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının annesinin tanık olarak alınan beyanında kızı olan davacının babasından yetim aylığı aldığı beyanına ilişkin gerekli mahsup işleminin yapılmadığını, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.2. Davalı ... vekili; müteveffanın ölümü ile yapılan ameliyat arasında illiyet bağı kurulamayacağı, müteveffanın erken dönemde katı gıda ile beslendiği, gelişen durumun komplikasyon olduğunu, ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası gerekli bilgilendirmelerin müvekkili doktor tarafından müteveffaya yapıldığını, aktüerya hesabının hatalı olduğunu, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Gerekçe ve DeğerlendirmeUyuşmazlık, davalı ... sağlık kuruluşu ve davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranıldığı iddiası maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve özellikle alınan denetime elverişli bilirkişi heyet raporu ile davalı doktorun bu komplikasyonu iyi yönetemediği ve hastayı bir üst merkeze göndermekte geç kaldığı için kusurlu olduğunun tespit edildiği, komplikasyon yönetimi basamağında ihmal bulunduğu, davalı doktorun davacıya uygulamış olduğu tedavide kusurlu olduğu, davalı hastanenin de istihdam eden sıfatı ile sorumluluğunun bulunduğu, hükme esas alınan aktüerya raporu ve TRH 2010 yaşam tablosu uygulamasının Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunun anlaşılmasına göre, davalı şirket vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.