Anahtar kelimeler: Ödemiş Bozmadan Silahla Süreci Süreç Görüşü Edenlerin İzmir Sonraki Neticesinde

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Silahla tehditHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında silahla tehdit suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. BozmaSanık hakkında Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin tarafından verilen kararın katılanlar vekili tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22.05.2025 tarihli kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.B. Bozmadan Sonraki Yargılama SüreciBozma üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin, 17.09.2025 tarihli kararı ile sanık hakkında silahla tehdit suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Sanık Müdafinin Temyiz Nedenleri;Soyut mağdur beyanı dışında, somut, her türlü şüpheden uzak ve kesin delil bulunmadığı, sanığın suça ilişkin kastı olmadığına ilişkindir.2. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz Nedenleri;Sanığın eyleminin öldürmeye teşebbüs niteliğinde olduğu, sanığın silahla tehdit eylemlerini olay bütünlüğü açısından kısa zaman aralığında gerçekleştirmediği zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, takdiri indirim uygulanmaması gerektiği, Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafi ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde, düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.2. Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10/2-3 maddesinde;“Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” hükmüne yer verilmiştir.6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2/d maddesinde yer alan “şiddet” tanımına göre;“Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı” ifade eder.Aynı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasında da davaya katılma konusuyla ilgili olarak;“Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.Somut olayda pozitif ayrımcılığa tabi tutulan mağdurun, 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olması nedeniyle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının aynı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılmasında isabetsizlik görülmediğinden, katılan kurum vekilinin temyiz isteğinin kabulü ile, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine avukatlık asgari ücret tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırılık görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.3. İkinci kez mükerrir olan sanık hakkında, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 17.09.2025 tarihli hükmünün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin hüküm fıkrasının mahsus yerine; Katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin II. Kısmının II. Bölümü gereğince 22.000,00 TL maktu vekalet ücretinden 30.11.2021 tarihli kararda hükmedilen 10.250,00 TL vekalet ücreti mahsup edilerek kalan 11.750,00 TL'nin sanıktan tahsili ile Katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne verilmesine" ibaresinin eklenmesi ve hükmün 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin parağrafındaki ".. cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ibaresinin tamamen çıkartılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,22.01.2026 tarihinde karar verildi.