Anahtar kelimeler: Mahsuba Çokluğu İnceleyen Oluş Soyut Amasya Desteklenmeyen Sayı Süreç Cezasıyla

YARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: 1516-1736I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2 ve 53. maddeleri uyarınca 14 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Amasya Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.03.2017 tarihli ve 123-110 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 08.11.2017 tarih ve 1516-1736 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.03.2022 tarih, 22908-2240 sayı ve oy çokluğu ile; ''...Olayın oluş şekli, katılanın aşamalarda başka delillerle desteklenmeyen soyut beyanları, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin sanığın olay günü reşit katılana yönelik eylemini rıza dışı gerçekleştirdiğine dair kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Daire Üyesi ...; "...Katılanın Amasya ili ... köyünde bulunan ... isimli pavyonda konsomatris olarak çalıştığı, sanığın aynı yerde barmen olarak çalıştığı, olay günü geç saatlerde çalışanların işyerinden ayrıldıkları, sanığın ve katılanın pavyonda kaldıkları, katılanın içmek amacıyla sanıktan bira istediği, sanığın katılana 'biraz bekle birayı sonra vereceğim' dediği, aradan bir süre geçtikten sonra sanığın, katılana 'kulise geç' dediği, bunun üzerine katılanın kulise geçtiği ve ardından sanığın da katılanın yanına geldiği, o esnada sanığın katılana 'seninle beraber olmak istiyorum' dediği, katılanın kabul etmediği, bunun üzerine sanığın katılanla cebir kullanmak suretiyle zorla cinsel ilişkiye girdiği gerekçesiyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Tanıklar ... ve ...’nın beyanları, ... isimli işyerine ait kamera kayıtlarının incelenmesi sonucunda düzenlenen 02.04.2016 tarihli çözümleme tutanağı, katılanda darp ve cebir izi bulunmadığına ilişkin doktor raporu düzenlendikten sonra kolluk tarafından bulgu tespiti içeren tutanak ile birlikte yeniden aldırılan doktor raporu içeriğinin katılanın rızası dışında sanığın cinsel saldırısına uğradığı yönündeki iddiasını teyit ettiği, dolayısıyla eylemin sübut bulduğu anlaşılmakla sanığın atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.04.2022 tarih ve 7565 sayı ile; "...Görgü şahidinin bulunmadığı olayda, mağdurun aşamalarda istikrarlı bir şekilde rızası dışında ve cebir kullanılarak kendisine organ sokulmak suretiyle cinsel saldırıda bulunulduğunu ifade ettiği, olayın hemen akabinde sanığın hâkimiyet alanından çıkıldıktan sonra intikal ettirildiği, sanığın kollukta ve sonraki aşamalarda mağdurun kendisine suç atfında bulunması için farklı nedenler ileri sürdüğü, bu nedenlerin soyut ve suç atfında bulunulması için yeterli olmadıkları, sanık kollukta müdafisi ile birlikte alınan ilk ifadesinde mağduru diğer çalışanlarla beraber kendisinin göndermediğini kabul ettiği, ancak cinsel ilişkiyi reddettiği, aşamalarda ise rızaya dayalı cinsel ilişkiyi kabul ettiği, güvenlik kamerası kayıtlarının çözümünden de anlaşılacağı üzere önce mağduru iteklemek suretiyle iş yerinin belli bir bölümüne yönlendirdiği, bir saat kadar sonra ise mağdurun boyun ve baş bölgelerinden mağduru aşağı doğru bastırmış, mağdurun aşağı doğru eğilmiş olduğu ve üzerinde elbisesinin bulunmadığı bir şekilde kamera açısına girip çıktıkları, mağdurun ilk muayenede görülmese bile kolluğun fark etmesi ile olay günü ilerleyen saatlerde yeniden alınan adli rapordaki bulgular briklikte değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesinin 'katılanın Amasya ili ... köyünde bulunan ... isimli pavyonda konsomatris olarak çalıştığı, sanığın aynı yerde barmen olarak çalıştığı, olay günü geç saatlerde çalışanların işyerinden ayrıldıkları, sanığın ve katılanın pavyonda kaldıkları, katılanın içmek amacıyla sanıktan bira istediği, sanığın katılana 'biraz bekle birayı sonra vereceğim' dediği, aradan bir süre geçtikten sonra sanığın, katılana 'kulise geç' dediği, bunun üzerine katılanın kulise geçtiği ve ardından sanığın da katılanın yanına geldiği, o esnada sanığın katılana 'seninle beraber olmak istiyorum' dediği, katılanın kabul etmediği bunun üzerine sanığın katılanla cebir kullanmak suretiyle zorla cinsel ilişkiye girdiği' şeklinde ortaya koyduğu kabulün ve bu kabule göre olayı nitelikli cinsel saldırı olarak vasıflandırmak suretiyle kurduğu mahkûmiyet hükmünün, bu hükme yönelik istinaf mahkemesince verilen esastan ret kararının hukuka uygun olduğu ve hükmün onanması gerektiği'' görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 03.10.2022 tarih, 7542-8477 sayı ve oy çokluğu ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSUİtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Sanığın Amasya ilinde faaliyet gösteren ... isimli gazinoda bar ve kasa sorumlusu, katılan mağdurenin ise bu gazinoda yaklaşık bir haftadır konsomatris olarak çalıştığı,01.04.2016 günü sabah erken saatlerde jandarmaya başvuran katılan mağdurenin sanığın kendisine nitelikli cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla şikâyetçi olduğu, katılan mağdurenin alınan ilk raporunda vücudunda darp cebir izine rastlanmadığı bildirilirken ikinci raporunda sol dirseğinde kızarıklık ve morluk olduğunun ve sonra oluşmuş olabileceğinin belirtildiği, 119 promil alkollü olduğu tespit edilen katılan mağdurenin genital muayenesinde ise darp cebir izine rastlanmadığı,Gazino içinde bulunan kamera kayıtlarının incelenmesinde; saat 02.00 sıralarında eğlencenin bittiği mekânda kapanma hazırlıklarının devam ettiği, katılan mağdure ve sanığın yanlarında başka çalışanlarda bulunduğu sırada bir süre sohbet ettiği, saat 02.25'de elbisesinin üzerine montunu giydiği görülen katılan mağdurenin saat 02.37'de son çalışan grubu iş yerinden ayrılırken ayağa kalkıp yürüdüğü sırada önünü kesen sanıkla itiş kakış ve tartışma yaşadığı ve bunun sonucunda mekânda sanıkla birlikte yalnız kaldığı, saat 03.37'de ise sanığın üzerinde elbisesi bulunmayan katılan mağdureyi başını aşağı doğru bastırarak eğlence mekânı içinde yürüttüğünün görüldüğü,Anlaşılmıştır.Katılan mağdure jandarmada; iki gündür çalıştığı gazinoda gün sonu iş bitiminde sanıktan bira istediğini, sanığın "Beraber içelim.'' diyerek kendisinden kulise geçmesini isteyen sanığın burada kendisiyle birlikte olmak istediğini, kabul etmeyince de tecavüz ettiğini, olay sırasında yalnız olduklarını, sanığın çağırdığı taksiye bindiğini, telefon numarasını alan sanığın kendisine iki adet mesaj gönderdiğini, rapor almak istediğini ve şikâyetçi olduğunu,Mahkemede; sanığın iş yerinden çıkmak için hazırlandığı sırada kendisi bırakacağını söylediğini, kulise geçtiğinde ise arkasından gelerek vajinal yoldan tecavüz ettiğini, iş yeri çalışanlarının kendisini sanıkla özellikle yalnız bıraktıklarını düşündüğünü, sanığın sevgilisi olmadığını,Tanık ... jandarmada; mağdureyi önceden çalıştığı yerden tanıdığını, ... gazinosunda birlikte çalışmaya başladıklarını, kendisinin aşçı olduğunu, olay gecesi kendileri otele geldiği hâlde mağdurenin iş yerinde kaldığını, saat 04.00 sıralarında bağırış sesi duyduğunu, mağdurenin ağladığını gördüğünü ve sanığın ona tecavüz ettiğini öğrendiğini,Tanık ... jandarmada; ... gazinosunda garson olduğunu, kendilerinin saat 02.30'da kaldıkları otele geldiğini, mağdurenin kendilerinden ayrı olarak saat 04.10'da otele geldiğini, sanığın kendisine tecavüz ettiğini, kollarını ve bacaklarını sıktığını söylediğini, birlikte şikâyetçi olduklarını,Tanık ... jandarmada; iş yerinde garson olarak çalıştığını, işten çıktıkları sırada mağdurenin kendisine ''Ben sevgilim ...'la kalacağım.'' dediğini, oradan ayrıldıktan sonra gelişen olaylardan haberi olmadığını,Mahkemede; mağdure ile sanığın sevgili olduklarını, kendi rızası ile orada kaldığını, daha sonra kendisi ile görüşmediğini,Tanık ... jandarmada; iş yerinde garson olarak çalıştığını, işten çıktıkları sırada ... olarak bildikleri mağdurenin kendisine ''Ben sevgilim ...'la kalacağım'.' dediğini, oradan ayrıldıktan sonra gelişen olaylardan haberi olmadığını,Tanık ... jandarmada; iş yerinde garson olarak çalıştığını, mağdurenin kendisine ''Sevgilim ... ile kalacağım.'' dediğini, kendisinin 100 metre ilerideki yatakhaneye gittiğini, bağırış çağırış duymadığını, kısa bir süre sonra gelen taksiyle mağdurenin de ayrıldığını,Mahkemede; mağdurenin ''Ben burada kalacağım servis ile gitmeyeceğim.'' dediğini, yatakhaneye geçtikten sonra olan olaylardan bilgisi olmadığını,Tanık ... jandarmada; iş yerinde müzisyen olarak çalıştığını, çalışan bayanları aracı olduğu için kendisinin bıraktığını, mağdureye ''Gidelim.'' dediğini, ''Ben gitmiyorum burada kalıyorum, ... benim sevgilim." dediğini, onu orada bırakarak ayrıldığını, sonra meydana gelen olaylardan bilgisi olmadığını,Mahkemede; olay günü servis arızalı olduğundan çalışanları bırakmak istediğini, mağdureye ''Gelmiyor musun?'' dediğini, kalacağını söyleyerek, ''... benim sevgilim.'' dediğini duyduğunu,Tanık ... jandarmada; ... isimli gazinonun işletmecisi olduğunu, mağdure ve sanığın kasanın orada şakalaştıklarını, mağdurenin "...'la kalacağım.'' dediğini, kendisinin ayrılarak evine gittiğini, sonraki olaylardan bilgisi olmadığını,Mahkemede; iş yerinde sanığın hem kasaya hem bara baktığını, olaydan bir gün önce de sanık ve mağdurenin birlikte kaldığını, aralarında ilişki olduğunu, kendisine olay akşamı "Çıkmıyor musun?'' diye sorduğunda "Taksiyle gideceğim.'' dediğini,Tanık ... mahkemede; ... gazinosunda müdür olduğunu, her şeyin kamera kayıtlarıyla sabit olduğunu, mağdur ve sanığın arkadaş olduklarını, mağdurenin konsomatris olduğunu, şebeke olduklarını, bu şekilde para koparmaya çalıştıklarını, olay nedeniyle sanığın yeğeni olduğu için kendisinden ...aracılığıyla 85.000 TL istediklerini, aynı olayı Turhal ve Amasya'da başka bir işletmede de yaptıklarını, şebekenin ... ve ...'in karısı olan kişi olduğunu,Tanık ...mahkemede; ...'i Zile'den tanıdığını, kendisinden tanık ...'e ulaşmak ve 80-85.000 TL bir para karşılığı davadan vazgeçeceklerini söylemesi için yardım istediklerini,Beyan etmişlerdir.Sanık jandarmada; ... gazinosunda barmen olarak çalıştığını, mağdurenin alkollü şekilde bir bayanla tartışmaya başladığını, kadınları servis araçlarına bindirdiğini, alkol ve kavga etme durumu nedeniyle mağdureyi araca bindirmeyip taksi çağırdığını, bu sürede iş yerinin hesap işlemlerini yaptığını, mağdure gittikten sonra kendisine mesaj yazdığını, kendisini servis aracına bindirmediği ve sert davrandığı için mağdurenin iftira attığını düşündüğünü,Savcılıkta; mağdurenin bir hafta on gün kadar önce çalışmaya başladığını, çalışanların kaldığı oteli beğenmediğini, onu otelde kalmaya ikna etmek için gittiğinde birlikte olduklarını, olay günü işi gereği bayanlara yakınlık gösterdiği için kendisini kıskandığını, kasada durması yasak olduğu hâlde kasada durduğunu ve kendisinden alkol istediğini, alkol vermeyi reddettiğini, servis gelince arkadaşlarının gidelim demesine rağmen mağdurenin "Ben sevgilim ...'la kalacağım.'' dediğini, gitmesi için ısrar ettiğini ama alkollü olduğundan ikna edemediğini, kıskançlık nedeniyle tartıştıklarını, kendisini kolundan tutarak kulise götürüp sakinleştirdiğini ve rızasıyla ilişkiye girdiklerini, daha sonra kendisini otele götürmesi için taksiye bindirdiğini, jandarmada korktuğu ve utandığı için cinsel ilişkiye girdiğini anlatmadığını,Mahkemede; mağdure ile arkadaşlıkları olduğunu, olay günü kendisini diğer bayanlardan kıskandığını, özür dilediğini, mekânın çıkış saati geldiği hâlde çıkmadığını, kulise geçerek rızasıyla birlikte olduklarını, kamera çözüm tutanağındaki olayların sebebinin kıskançlık olduğunu, mağdurenin kafasını bastırarak yürütmesi hususunun iş yerinin ışıkları kapalı olduğundan kafasını çarpmaması amacıyla olabileceğini,Savunmuştur.V. GEREKÇEA-1.İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin DeğerlendirmelerAnayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Katılan mağdurenin istikrarlı beyanlarında henüz birkaç gün önce işe başladığı ... Gazinosunda barmen olarak çalışan sanığın gece iş yerinde yalnız kaldıkları sırada kendisine tecavüz ettiğini beyan ederek şikâyetçi olduğu, başlatılan soruşturmada iş yeri çalışanı tanıkların katılan mağdurenin sanıktan sevgilisi olarak söz ettiğini ve rızasıyla iş yerinde kaldığını beyan ettikleri, incelenen kamera kayıtlarında ise katılan mağdurenin iş yerinden ayrılmak için ayağa kalkıp yürüdüğü sırada önünü kesen sanık tarafından itip kakılarak kulise götürüldüğünün görüldüğü, bu itibarla iş yeri çalışanı tanıkların sanık lehine verdikleri beyanların gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığı, sanığın katılan mağdureyle arkadaş olduklarından ve cinsel ilişkiye girdiklerinden söz etmediği jandarma beyanında, katılan mağdurenin servise binmesine izin vermediğini ve bu sırada kendisine sert davrandığı için iftira attığını ifade ettiği, savcılık aşamasında ise sevgilisi olan katılan mağdurenin başka kadınlarla konuşmasını kıskandığı için olay çıkardığını ve ısrar etmesine rağmen servise binmediğini, onu sakinleştirdikten sonra rızasıyla cinsel ilişkiye girdiklerini söylediği, kovuşturmada ise yine kıskançlığından söz ettiği katılan mağdurenin başını bastırarak yürüttüğü görüntü kaydını "başını çarpmamasını sağlamak için o şekilde yürütmüş olabileceği'' şeklinde açıkladığı, iş yeri sahibi olduğunu beyan eden tanık ...'in katılan mağdure ve sanığın arkadaş olduklarını söyledikten sonra katılan mağdure ve arkadaşı ...'ın şebeke olduklarını ve şikâyetten vazgeçme karşılığında kendisinden para istediklerine ilişkin beyanının, kendi içinde ve sanık savunmalarıyla çelişkili bulunduğu anlaşılmakla, katılan mağdurenin anlatımlarının kendisine yönelik zor kullanıldığını gösteren iş yeri kamera kayıtları ve doktor raporu ile doğrulandığı olayda, suçtan kurtulmaya dönük ve aşamalarda çelişkili savunmalarına itibar edilmesi mümkün bulunmayan sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir.Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 14.03.2022 tarihli ve 22908-2240 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 10.12.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.