Anahtar kelimeler: Davadavacı Tedavisi Firmaya İtirazda Faturaya Fakat Firma Ödeneceği Diş Borcun

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil firma tarafından ...A.Ş. çalışanı olan ...'un diş tedavisi yapıldığı; tedavi bedeli için şirket adına fatura düzenlenmesi ve ödemesinin de şirket tarafından yapılacağı müvekkil firmaya davalı tarafından bildirildiği; şirket tarafından fatura düzenlendiği fakat davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi yasal süresi içerisinde de faturaya karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığı; davalı borçlu tarafından açıkça borcun ödeneceği belirtildiği halde müvekkile ödeme yapılmadığı; davalının borcu sebebiyle ... 31. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı; borçlu, itiraz dilekçesinde müvekkile herhangi bir borçlarının olmadığını belirtmiş ve alacağın tamamı ile tüm ferilerine itiraz ettiği; davalıların takibe olan itirazı tamamen haksız ve kötü niyetli bir itiraz olup iptali gerektiği; davalı ...A.Ş. çalışanı olan ...'un bilgilerinin davalıdan temin edilerek davanın ...'a ihbar olunmasını neticeten öncelikle borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin ... 31. İcra Dairesi...E. sayılı icra takip dosyası üzerinden devamına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla borçlunun takip konusu 143.718,08 TL borcu ticari temerrüt faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra ve inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.SAVUNMA/Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, ödeme emrinin ekinde yer verilen ve işbu davaya dayanak yapılan faturadan, gerekse sair herhangi bir sebepten kaynaklanan bir borcu bulunmadığı; zira müvekkil şirket, davacı şirketten söz konusu faturanın düzenlenmesini gerektirir herhangi bir hizmet talep etmemiş, bu yönde bir onay vermediği, herhangi bir bilgi sahibi olmadığı ve fatura konusu hizmetin bedelini üstleneceğini kabul etmediği;davacı şirketin, yalnızca müvekkil şirket çalışanı olduğu iddia edilen bir kişi üzerinden kurmaya çalıştığı bu iddia, somut hiçbir belgeye dayanmamakta olup; hizmetin gerçekten verildiği, müvekkil şirket adına talep edildiği ya da bedelinin müvekkil şirket tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı hususları hiçbir şekilde ispatlanmadığı; şirketin ticari defter ve kayıtlarında da bu faturaya ilişkin herhangi bir kayıt yer almadığı; icra takibine konu faturada belirtili hizmetin verildiğine dair herhangi bir delil de ibraz edilmediği; şirketin davacı şirkete gerek ödeme emri ekinde sunulan faturadan, gerekse de sair bir sebepten kaynaklanan herhangi bir borcu bulunmamakta olup, müvekkil şirket aleyhine ikame edilen davanın reddi gerektiği; davacı şirketin icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği neticeten haksız davanın reddine, davacı şirketin icra inkar tazminatı talebinin reddi ile haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen işbu dava nedeniyle takibe konu alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla müvekkil şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.DELİLLER VE GEREKÇE/Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır.Dava konusu uyuşmazlığın davacının takip dosyası kapsamında davalıdan alacaklı olup olmadığı; alacaklı ise alacak miktarının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizin 19.11.2025 tarihli ara kararı uyarınca taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiği; taraf ticari defterlerinin ibraz edilmesi üzerine alınan 27.03.2026 bilirkişi raporunda özetle, davacının alacaklının 2024 yılı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeye göre ; ticari defterleri sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu görülmüştür. Davalının/borçlunun 2024 yılı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeye göre ; ticari defterleri sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu görülmüştür. Davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu adına ... tarihli, ... numaralı ve açıklama kısmında "..." ifadesine yer verilen 120.000,00 TL tutarında bir fatura düzenlendiği, Dava konusu faturanın davacının/alacaklının ticari defterlerinde... tarih,... nolu yevmiye maddesi ile kaydedilmiş olduğu görülmüştür. Dava konusu faturanın davalının/borçlunun ticari defterlerinde kayıtlara alınmadığı görülmüştür. Eldeki verilerle Davalı/borçlu tarafından “Elektronik fatura sisteminden” ilgili faturanın “red edilip/edilmediği” teyit edilememiştir. Sonuç olarak davalı/borçlunun 120.000,00 TL borçlu olduğu görülmüştür. Davacı/alacaklı şirket .... Ltd. Şti'nin 2024 yılı BS formunda, davalı /borçlu ...A.Ş. Şti'ye satılan Mal ve hizmetlerin toplam bedeli (KDV hariç) :109.090,91,00 TL olarak beyan edilmiş olduğu görülmüştür.Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, davacı tarafından davalı aleyhine ... 31. Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında 120.000,00 TL asıl alacak ve 23.718,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 143.718,08 TL üzerinden takip başlatıldığı; davalının borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Takibe dayanak faturanın Erdal Kurul diş tedavisine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Davacı iş bu faturalardan kaynaklı alacak talebine ilişkin davacının ticari ilişki varlığını, davalının kabul etmediği ve davacıdan ticari hizmet almadığı savunması yönünden taraf ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede dava konusu alacağı doğuran 120.000,00 TL bedelli faturanın davalının yasal defterinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Taraf ba- bs formlarında yapılan incelemede tarafların iş bu faturanın kdvsiz değeri olan 109.090,91 TL'nin bildirildiği iş bu fatura yönünden tarafların mutabık oldukları anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda yalnızca davacı taraf ba- bs formunun incelendiği anlaşılmakla davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davacı tarafından takibe konu edilen faturanın ba- bs formunda vergi müdürlüğüne bildirildiği, faturanın e fatura olduğu 8 günlük süre içerisinde faturaya itiraz edilmediği bu nedenle takip kapsamında fatura bedeli yönünden davacının davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Yargıtay (kapatılan) 19. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamında"...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve ... Esas,...Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 69. vd. (6102 sayılı TTK'nın 64.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85)Öte yandan, YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.Faturaların tebliğ edildiğinin ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığının tespiti halinde, fatura içeriklerini taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekli olup; bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin davacı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da iade edildiğinin davalı tarafça kanıtlanması halinde davalı tarafça davacının hizmet vermediği savunulduğuna göre, faturaya konu hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması; davalının faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın davalı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı davalının (faturayı defterine kaydetmemek ve sözleşme ilişkisini inkâr etmek suretiyle), kabul etmemesi halinde hizmetin verildiğini davacının kanıtlaması gerekeceği gözetilmelidir." dikkate alındığında davacının takip kapsamında talep edilen fatura yönünden faturanın tebliğ edildiğinin ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığı, davalının vergi dairesine bildirilen fatura içeriğini taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu; aksinin yani fatura kapsamında davacının hizmet vermediği savunmasını davalının ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının takibe dayanak 120.000,00 TL fatura bedelini talep edebileceği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne,Davalının ... 31. Müdürlüğü'nün...Esas sayılı takip dosyasında itirazının 120.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin iş bu miktar üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına karar vermek gerekmiştir.Davacının takip kapsamında fatura yönünden işlemiş faiz talep etmiş ise de davalının takip öncesi temerrüde düşürülmediği için işlemiş faiz talep edemeyeceği anlaşılmıştır. Davalının vergi müdürlüğüne bildirilen fatura bedeli likit olduğundan 120.000,00 TL'nin %20 olan 24.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davacının davasının kısmen kabulüne,1-Davalının .... Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasında itirazının 120.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin iş bu miktar üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine2-Alacak likit olduğundan 120.000,00 TL'nin %20 olan 24.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 8.197,20 TL karar harcının, peşin yatırılan 1.735,76 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 6.461,44 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 23.718,08 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan toplam 6.475,00 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 6.280,40 TL yargılama giderinin ve 1.753,76 TL peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı toplamı 8.649,56 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanması sonrası 4.461,75 TL'nin davalıdan, 138,25 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,8-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026Katip Hakim¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır