Anahtar kelimeler: Bam İhyası Başkan Yazim Konya Katip Ölüm İstenmiş Üye Birleşen

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ... Esas - ... KararASIL DAVADA DAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: ......BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN... ESAS- ... KARAR SAYILI DAVA DOSYASINDADAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...İSTİNAF EDENDAVALILAR
: 1-...2-...VEKİLİ
: Av. ...3 -... - (...) (Ölüm Tarihi
: ... )DAVA
: Kooperatifin İhyasıİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ
: █████/2026YAZIM TARİHİ
:█████/2026Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:ASIL DAVA
: Davacı vekili asıl davada, müdürlüklerinde ... sicil sayılı dosyada (...... Kooperatifi (...) adına işlem gören işyeri ile ilgili olarak, ilgide kayıtlı rapora istinaden 5510 sayılı Kanun'un 85. maddesine göre asgari işçilik uygulaması yapıldığını, çıkan fark işçilik prim borcunun işverene tebellüğü gerektiğini ancak, Türkiye ...... Gazetesinde yapılan araştırmada kooperatifin 01.02.2005 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğinin tespit edildiğini, ortaya çıkan hukuki ilişkilerin sonuçlandırılabilmesi için kooperatifin ticaret siciline yeniden kaydedilerek tüzel kişiliğe haiz olması gerektiğini ileri sürerek, ticaret sicilden terkin edilen ...... Kooperatifinin ihyası ile ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tasfiye memuru görevlendirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: ...... temsilcisi, dava konusu kooperatifin 6102 sayılı TTK'nın 529 vd. maddelerine istinaden ve tasfiye sonucu genel kurul kararıyla █████/2005 tarihli tescil işlemiyle terkin edildiğini, kooperatifin TTK'nın geçici 7. maddesi hükümlerine göre re'sen değil, 6102 sayılı TTK'nın 529 vd. maddelerine istinaden tasfiye sonucu genel kurul kararıyla kaydının silindiğini, TTK'nın 547. maddesindeki şartları taşıması halinde kooperatifin ek tasfiyesine karar verme konusunda taktiri mahkemeye bıraktıklarını, müdürlüklerinin usulen ve davanın niteliği gereği yasal hasım ve davalı durumunda olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını savunmuştur.BİRLEŞEN DAVA
: Davacı vekili, asıl dava dilekçesini tekrarla, kooperatifin ihyası için Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, mahkemece taraflarına tasfiye memurlarına karşı birleştirme talepli dava açmak üzere süre verildiğini, tasfiye memurlarının tasfiye işlemlerini eksik yerine getirmesi nedeniyle tasfiyenin hukuken sonuçlandığının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, kooperatifin ihyası ile ek tasfiye işlemlerinin yapılması için tasfiye memuru görevlendirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalılar ... ve ..., açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, ıslah yolu veya dahili dava yolu ile veya başka bir usulle taraf eklemenin yasal olarak mümkün olmadığını, usulüne uygun açılmayan davanın reddi ya da karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğini, davacının davasını 5 yıllık sürede açmadığını, zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, ihyası istenen kooperatifin borçsuz olarak usulüne uygun bir şekilde tasfiye edildiğini, davacının bu nedenle dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, kooperatifin davacı kurumun da denetiminden geçtikten sonra tasfiye edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: İlk derece mahkemesince; ".... Dava, TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilen şirketin işçi prim borcu nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca, 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. 559 sayılı KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilirler.TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ...... memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.6102 sayılı TTK 'nın geçici 7 nci maddesi gereğince terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğindedir.Re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde derdest dosya işlemlerine hasren ihya edilen münfesih konumda olan şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması içinTTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerekmektedir.TTK geçici 7/15. Maddesinde düzenlenen Hak düşürücü ancak yasa da düzenlenen geçerli bir terkin işlemine yönelik açılacak davalarda öngörülmüş olup somut olayda olduğu gibi geçerli bir terkin işlemi bulunmayan haller TTK'nın geçici 7 maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı gibi henüz yeni bir yasal düzenleme yapılmasa da AYM'nin █████/2023 tarih ve ███████ Esas ve ████████ K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15. Maddesinde "silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde" ibaresi iptal edilmiştir.23/5/2024 tarih ve 7511sayılı kanunun 16 maddesi ile TTK'nın geçici 7/15.maddesine eklenen "....Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz" düzenlemesi ve şirketin derdest davadaki işlemlere hasren ek tasfiye amacıyla ihya talebinde bulunmasına göre davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemelidir.Somut olayda davalı ...... tarafından ihyası istenen ...... Kooperatifi 01.02.2005 tarihinde TTK geçici 7. Madde kapsamında sicil kaydı resen terkin edilmiştir. Sicilden terkin edilen şirket hakkında 5510 sayılı Kanunun 85. Maddesine göre asgari işçilik uygulaması yapılmış olup çıkan fark işçilik prim borcunun İşverene tebellüğ gerekmekte olduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacının anılan işçilik prim borcunun tebliği gerekmesi nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu terkin edilen şirket yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerekmiştir.Davalı ...'ün davadan önce vefat ettiği, ölü kişi hakkında açılan davada mirasçılarına yöneltilme imkanın bulunmadığı, ölü kişinin taraf ehliyetinin bulunmadığı, davalılardan ...'e husumet yöneltilemeyeceği, husumetin dava şartı olup taraflarca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi ileri sürülmese bile re'sen dikkate alınması gerektiği, davacı tarafından davalılardan ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne ve şirketin ...... kaydının ihyasına karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 11. H.D'nin █████/2025 tarih ve E: █████████ -K: █████████)Tasfiye memuru olan davalıların dava dışı işçi hakkında başlatılan soruşturmadan tasfiye ve terkin sonrası haberdar olduğu ve bu itibarla, davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı ...." gerekçesiyle, ......'nün ... sicil numarasına kayıtlı iken █████/2018 tarihinde terkin edilmiş olan " ...... Kooperatifi’nin 6102 TTK'nun 547/1 maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerinin sonuçlandırılıncaya kadar ihyası ile ......'ne kayıt ve tesciline, TTK'nun 547/2 maddesi gereğince şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için son tasfiye memurları ...... ve ...... oğlu, █████/1951 doğumlu, ... T.C. no'lu ... ile ... ve ...... oğlu, █████/1959 doğumlu, ... T.C. No'lu, ...'nın şirkete tasfiye memuru olarak atanmalarına, kararın ...... Müdürlüğü'ne kaydına ve ...... Gazetesinde ilanına, karardan bir örneğinin tescil ve ilan için ...... Müdürlüğüne gönderilmesine, davacının birleşen Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı dosyasından ... T.C. Kimlik No'lu davalı ... hakkındaki talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
: Birleşen davada davalılar vekili, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, bu tür davalarda yasal hasmın ...... Memurluğu olduğunu, bu nedenle davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, birleşen davada yasal hasmın gösterilmemesi nedeniyle de davanın reddi gerektiğini, bu nedenle usulüne uygun açılmayan davanın reddine ya da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, davanın 5 yıllık sürede açılmadığını, davacının borcu yoktur yazısına istinaden işlemler yapıldıktan yıllar sonra bu davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, müvekkillerinin herhangi bir kusurunun olmaması nedeniyle aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinin isabetli olduğunu, davacının bir alacak iddiasında ise, bu alacağın da zamanaşımına uğradığını, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, kooperatifin ihyası istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Öncelikle, asıl ve birleşen dava bağımsızlıklarını koruduğundan, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın hüküm tesisi cihetine gidilmesi HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğundan yerinde görülmemiştir.Ayrıca, taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin sujesi olabilme yeteneğidir. Medeni (maddî) hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekil olan taraf ehliyetini haiz olup olunmadığı hususu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre belirlenir. Buna göre medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her gerçek (TMK md. 8) ve tüzel (TMK md. 46) kişi davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir (HMK md. 50). Her gerçek kişi sağ doğmakla, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahip olur. Tüzel kişiliğin ve buna bağlı olarak taraf ehliyetinin ne zaman kazanılacağı ise maddi hukuk normlarıyla belirlenir. Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kuruluş yahut toplulukların taraf ehliyeti de bulunmamaktadır.Dava ehliyeti ise; HMK’nın 51 inci maddesinde açıkça düzenlenmiş olup kişinin kendisi veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyetini ifade eder. Dava ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki TMK’nın 9 uncu maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi dava ehliyetine sahip kabul edilmelidir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesinde açıkça düzenlendiği üzere taraf ve dava ehliyeti dava şartlarındandır. Bu düzenlemeye göre husumet ya da başka bir anlatımla taraf sıfatı dava şartları arasında sayılmamıştır. Taraf sıfatının özelliği, tıpkı dava şartı gibi davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır.Taraf sıfatı, bir başka ifadeyle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini; davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı da pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının belirlenmesinde olduğu gibi maddi hukuka göre tespit edilir.Sıfat dava şartı değil, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esası incelendikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Diğer bir ifadeyle bir davada taraflardan birinin, aktif ya da pasif husumet ehliyetinin (davacı veya davalı sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık uyuşmazlığın esastan çözülmesine geçilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen ilk itiraz ya da davalı tarafından ortaya konulması gereken def’i niteliğinde olmadığından, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur (Hukuk Genel Kurulu'nun 02.11.2022 tarihli ve 2020/(15)6-609 Esas, █████████ Karar sayılı kararı).Bu kapsamda, davadan önce öldüğü tespit edilen ... aleyhine açılan birleşen davanın, husumet yokluğundan değil, taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken anılan hususun göz önünde bulundurulmaması da yerinde olmamıştır.Öte yandan, dava konusu kooperatifin genel kurul kararı ile tasfiye sonucu 01.02.2005 tarihinde sicilden terkin edildiği anlaşılmakla, mahkemece, gerekçede 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edildiğine yönelik açıklama ve anlatımlara yer verilmesi de yerinde görülmemiştir.Bu durum karşısında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, dava konusu kooperatifin ihyası için gerekli yasal şartların oluştuğu ve bu itibarla, ilk derece mahkemesince kooperatifin TTK'nın 547. maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar ihyasına karar verilmesinde sonucu itibariyle bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, birleşen davada davalılar vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Birleşen davada davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,4-İstinaf başvurusunda bulunan ... ve ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.ç maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır...