Anahtar kelimeler: İhukuki Muğla Süreç Yağma Görüşü Edenlerin Kararıyla İzmir Neticesinde Edilebilir

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Nitelikli yağmaHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaSanık hakkında kurulan hükmün yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;I.HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceSanık hakkında Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 149/1-d, 35/2, 62, 53, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.B. İstinafİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 04.12.2023 tarihli kararı ile sanık müdafiinin istinaf isteminin üzerine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1.a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II.TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafiinin Temyiz İstemiÇelişkili mağdur ve tanık beyanlarının hükme esas alındığı, suçun nitelikli halinin uygulanma şartının oluşmadığı, teşebbüs indiriminin üst sınırdan yapılması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSanık hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.02.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-d-h, 35/2, 62, 53, 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 23.03.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında özetle " 1- .. "sürprizim var" şeklindeki sözün ne şekilde tehdit içerikli olduğunun gerekçeli kararda açıklanmaması ve olay tarihinde ... ilçesinde güneşin 20:18'de batması nedeniyle gecenin 21:18'de başladığı dikkate alındığında sanığın eyleminin konutta yağmaya teşebbüs suçunun yanı sıra 5237 sayılı Kanun'un 149/1-h maddesinde yazılı geceleyin yağmaya teşebbüs suçunu da oluşturup oluşturmadığının tayini ve tespiti açısından dosyada bulunan 25.05.2022 tarihli Yakalama- Olay- Görgü Tespit Tutanağı başlıklı belgeyi düzenleyen kolluk görevlilerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 210. maddesi uyarınca tanık sıfatıyla dinlenmelerinde zorunluluk bulunması" şeklindeki gerekçeler ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 289/1-e maddesi gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma üzerine ilk derece mahkemesinin 09.11.2023 tarihli kararı ile; sanığın nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği, sanık müdafinin istinaf başvurusunun ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin, 04.12.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanık müdafinin sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla;5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.02.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 23.03.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararı 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gibi Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı aynı Kanun'un 289/1-i maddesi kapsamına da girmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 23.03.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar ile bozma kararı üzerine verilen Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,18.12.2025 tarihinde karar verildi.