Anahtar kelimeler: Mehtapa Devirlerden Güçleri Payını Eşinden Muris Kızı Murisin Devrettiklerini Devrettiğini
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; muris ...’in babası olduğunu, 5 57... parsel sayılı taşınmazın ½ payını murisin kendisine ½ payını da ikinci eşi olan davalı ...’ya aldığını, murisin, adına kayıtlı payı muvazaalı olarak eşi ... ...’ya ve eşinin ilk eşinden olan kızı Mehtap’a temlik ettiğini, ... ... ve ...’nin de paylarını muvazaalı olarak davalı ...’ye devrettiklerini; murisin 3 09... parsel sayılı taşınmazdaki 122 numaralı bağımsız bölümü de ... ...’ya temlik ettiğini, ... ...’nın da taşınmazı muvazaalı olarak davalı ...’a devrettiğini, murisin devirlerden para almadığını, davalıların da taşınmazları alacak ekonomik güçleri olmadığını, davalı ... ile evlendikten sonra murisle ilişkilerinin engellendiğini, bedeller arasında fark olduğunu, bağış amacıyla işlem yapıldığını, davalı ...’ın ... ...’nın yeğenin eşi olduğunu, 2010 yılı ve sonrasında murisin demans hastası olmasına rağmen vekaletname ile murisin işyerini işleterek murisi borçlandırdığını ve işyerini kendi sahibi olduğu işyerine devrettiğini ileri sürerek davalıların adına yapılan tüm devir işlemlerinin miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; muris ile ... ...’nın 5 57... parsel sayılı taşınmazı birlikte satın aldıklarını, dava konusu 122 numaralı bağımsız bölümün de aynı şekilde birlikte alındığını, 122 numaralı bağımsız bölümün ½ payının bu nedenle ... ...’ya devredildiğini, murisin dava konusu taşınmazlardaki tüm paylarını devretmediğini, bu durumun mal kaçırma kastı olmadığını gösterdiğini, devirler arasında zaman farkı olduğunu, murisin 122 numaralı bağımsız bölümdeki kiracısını usulsüz çıkardığını, kiracının Kaymakamlığa şikayeti üzerine müdahalenin men'ine karar verildiğini, bunun üzerine kiracı ile muris ve ... ...’nın anlaşma yaptıklarını, bu anlaşma uyarınca kiracıya 200.000,00 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, bu ödemeyi davalı ...’ın yaptığını, ...’ın murisin başkaca borçları ile birlikte toplam 375.000,00 TL ödeme yaptığını, ... ile bu ticari ilişki sonucu tüm davalılar toplanarak dava konusu taşınmazların satışı konusunda anlaştıklarını, anlaşmaya göre murisin ...’a 375.000,00 TL borçlu olduğu, 122 numaralı bağımsız bölümdeki ... ... payının 985.000,00 TL karşılığında ...’a devredileceği, ...’ın alacağının bu meblağdan düşüleceği, bakiye bedelin de taksitlerle ödeneceği hususlarının kararlaştırıldığını ve vadesi gelen ödemelerin yapıldığını, tarafların tekrar bir araya geldiklerini ve bu sefer de 6 parsel sayılı taşınmazın davalı ...’a 891.000,00 TL karşılığında ve bedellerin taksitle ... ...’nın hesabına ödenmesi, son ödeme yapılıncaya kadar taşınmazda intifa hakkı olacağı ve ... ... ile murisin taşınmazı kira ödemeden kullanacakları hususunda anlaştıklarını, temliklerin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin eşinin ve kızının bedel ödeme savunmasında bulunmasına rağmen bunu destekleyecek bir delil ibraz edemedikleri, davacı tanıklarının mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacı olmadığını, maddi durumunun iyi olduğunu, davalının ev kadını olduğunu, hatta murisin davalı eşi ile üvey kızını kendi iş yerinde sigortalı gösterdiğini beyan ettikleri, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark dikkate alındığında murisin davalı eş ve üvey kızına yaptığı satışların gerçek satış olmadığı, mirasçılardan mal kaçırma kastı ile yapıldığı, son kayıt maliklerine yapılan devirler yönünden ise davalılar arasındaki akrabalık bağı, davalılar ... ile ...'nin muris ile diğer davalılar arasındaki muvazaayı bildikleri, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasında fark olduğu, bu devirlerin de muvazaalı olduğu, davalıların iyiniyetli olmadıkları, her ne kadar davalı ... tarafından murisin borçlarının üstlenilerek dava dışı üçüncü kişiye ödeme yapıldığı iddia edilerek buna ilişkin belge sunulmuşsa da bu belgelerin kira ilişkisine yönelik oldukları, uyuşmazlık konusuna yönelik olmadığı, davalıların kendi aralarında 06.01.20 17... .02.2017 tarihinde düzenledikleri sözleşme başlıklı belgelerin adi nitelikte olduğu, sonradan düzenlenebileceği, taşınmaz satış bedeli olarak yatırıldığı belirtilen tutarların resmi satış tarihinden yaklaşık 10-11 ay sonraya ait olduğu, tüm devirlerin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının murisin ilk eşinden olma çocuğu olduğu, davalı ...'nın murisin ikinci eşi, davalı ... ...'nin üvey kızı, davalı ...'nin ise ikinci eşinin yeğeni, davalı ...'ün ise ... ...'nin eşi olduğu, murisin ilk eşinden olma iki çocuğunun mirası reddettiği, taşınmazların yukarıda belirtildiği şekilde devir işlemleri gördüğü, tüm kayıt ve belgelerin celp edildiği, davalılar arasında çeşitli banka işlemlerinin yapıldığı, yapılan ödemelerin gerçek olmadığı, davalıların birbirini tanıdığı, akraba olduğu, ödemelerden önce davalıların birbirlerine para transferi yapıp akabinde para iadesi yaptıkları, bu haliyle muris muvazaasının sabit olduğu, taşınmazların üzerinde intifa hakkı olduğu, ancak davacının dava açarken intifa hakkının kaldırılması talebinde bulunmadığı, ıslah yapılmadığı, taleple bağlılık ilkesi gereği Mahkemenin tapu iptali ve tescil kararı vermesiyle yetinilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı adli yardımlı olarak davacı vekili tarafından duruşma istemli ve intifa hakkının kaldırılmasına yönelik olarak ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden/edilen davacı vekili avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacı vekili kararı adli yardım talepli temyiz ettiğinden ve adli yardım talebi kabul edildiğinden; başlangıçta alınmayan 2.107,80 TL temyiz başvuru harcı ile 732,00 TL onama harcının temyiz eden davacıdan; 74.019,62 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Duruşmaya katılım durumu gözetilerek 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!