Anahtar kelimeler: Cye Konuyla Satımdan Anlaşamadıkları Sakarya Özetini Yargısal Esaskarar Anlaştıkları İçerir

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/... Esas - 2026/...

T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: 2024/...
KARAR NO
: 2026/....
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLLERİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan "itirazın iptali davasının" yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti
Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen dava dilekçesi ile özetle; Davalı tarafından, dokuz adet fatura tanzim edildiğini, ancak davalı şirket tarafından fatura bedellerinin tam ve eksiksiz şekilde ödenmediğini, söz konusu faturalardan kaynaklı bakiye alacağın tahsili için davalı aleyhine Sakarya .. İcra Müdürlüğünün 2024/...E sayılı dosyasıyla başlatılan takip dosyasında davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, faturalardan kaynaklı alacağımız likit ve muayyen olmasına rağmen davalının "takibe ve tüm ferileriyle birlikte borca" ilişkin haksız itirazı nedeniyle icra takibinin durdurulduğunu, davalı, tanzim edilen faturalara süresi içinde itiraz etmediğini ve söz konusu faturaların kesinleştiğini, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere kısmi dava olarak açıldığını, icra ve inkar tazminatı taleplerinin bulunduğunu belirterek davalı tarafından yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesi ile özetle; davalı şirketin davaya konu icra takibinde belirtilen gibi bir bakiye borcu bulunmadığını, takibe dayanak faturaların tek başına alacağın varlığına işaret etmediğini, ... A.Ş. ile ...– ...arasındaki 2 Ocak 2023 tarihli Fason Ekipman Sözleşmesi gereğince; ....A.Ş.ye ait hammadde ve ürünlerin imalat ve montajı ...- ..tarafından Sakarya’daki şantiyesinde yapılarak Awox (...AŞ.) firmasının Tarsus tesislerine sevk edilececeğini ve burada saha imalatları, saha imalat montajları ve saha mekanik montajları yapılarak ...A.Ş. ye teslim edileceğini, Alt yüklenici firma ...- ...ile Awox (...AŞ.) firmasının Mersin-Tarsus'ta kurulu şantiyesindeki asansörlerin imalatı ve saha montajı dahil anlaşma sağlanmışsa da davacı alt yüklenici firma işi süresinde ve gereği gibi yerine getirmediğini, davacının sözleşmeyle yüklendiği işi ayıptan arî ve termine uygun yapmaması nedeniyle davalı şirketin büyük maddi zarara ve itibar kaybına uğradığını, davalı şirketin aynı işi başka bir firmaya çok yüksek bir bedelle yaptırmak zorunda kaldığını, davalı ...A.Ş. tarafından ...– ...’e teslim edilen, imalat için gerekli yüklü miktarda malzemenin de şantiyeye gönderilmediğini, davalı şirket tarafından kendisine verilen hammaddeyi kendisine teslim amacı dışında farklı bir adrese kaçırdığını, malzemelerin bir kısmı bozuk ve eksik halde ancak savcılık şikayeti sonrası emniyet birimlerinin yardımıyla teslim alınabildiğini, gerçek borç-alacak miktarı sözleşmeye göre iş tesliminden sonra ve firmaların karşılıklı yaptığı hak edişle belirleneceğini, davacı taraf yüklendiği işleri tamamlamadığından bir hak ediş raporu mevcut olmadığını, davacı firmanın sahada gerçekleştirdiği işlemler kontrol edildiğini ve davacı şirketin yapmadığı işlemlerin bedeli, sözleşme gereği ödenmesi gereken toplam tutardan düşülerek bir hesap yapıldığını, bu hesaba göre davacı tarafın davalı şirketten herhangi bir alacağı mevcut olmadığı gibi kendisine yapılmış fazla ödemenin olduğunu
belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereğince oluştuğu iddia olunan bakiye alacağın tahsili için girişilen takibe yapılan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasında, akdi ilişki hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki akdi ilişkiye konu işin süresinde ve gereği gibi yerine getirilip getirilmediği, takibe konu alacağın miktarı ve takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağı olup olmadığına ilişkindir.
III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller
Sakarya ... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının dosyamız davacısı, borçlusunun dosyamız davalısı olduğu, fatura alacağından kaynaklanan 955.336,85.-TL asıl alacak ve işleyen faizi üzerinden takip başlatıldığı, davalı tarafça yasal süresi içerisinde borca itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu anlaşıldı.
Dava dilekçesi ekindeki fason ekipman şartnamesi, fatura incelenmiştir.
Cevap dilekçesi ekindeki fason ekipman şartnamesi, iş yapım sözleşmesi ve bir kısım evrak incelenmişti.
Tanık ...'ın █████/2025 tarihli keşifteki beyanında; "Ben davacı ile geçmişten bu güne ara ara iş olduğunda kendisinin beni çağırması üzerine çalışırım. Keşfe konu mahalde de bir iş aldıklarını, bu işin asansörle ilgili olduğunu bana söyledi, bende zaten çelik konstrüksiyon işi yapıyorum, ağır çelik ustasıyım. Ben keşfin yapıldığı fabrikaya geldiğimde yarım kalan bir asansörün montajını tamamladım, iki tane asansörü de sıfırdan başlayıp belli bir aşamaya getirdim, ancak sonradan davacı bana para ödemesi alamadıklarını, bu nedenle işi durdurduklarını söyledi, ben bu iki asansörü tamamlamadım. Bu toplamda 3 asansör dışındaki asansörler kabinlerine kadar gördüğüm kadarıyla tamamlanmıştı, onlara herhangi bir müdahalemiz olmadı. Ancak tamamlanmayan asansörlerin dahi malzemeleri ben geldiğimde bu fabrikada hazır olarak temin edilmişti. Malzeme anlamında bir eksik yoktu, tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi Beyanı okundu imzası alındı." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Tanık ...'ün █████/2025 tarihli keşifteki beyanında; " ...ablamın eşi olur, ben de imalat ustası olduğumdan dolayı yaklaşık 10 yıldır kendisi ile birlikte çalışmaktayım. Bana iş olduğunda söyler, keşfe konu fabrikada yapılacak olan asansör teslimine ilişkin biz Adapazarında tüm imalatı tamamladık, malzemeleri Mersin'e getirdik. Yaklaşık 5 adet asansörün kurulumu dahil %85-90'lık işini yaptık, ben bir hafta çalışmamıştım ki, bu esnada iki tane daha asansör neredeyse yarısı kadarıyla tamamlanmıştı, ben başladıktan kısa süre içerisinde davacı aradı, işi şimdilik durduracağını söyledi, bizde toparlandık 10 gün kadar bekledik, sonra ödemeler yapılmayınca Adapazarına geri döndük. %85-90'dan kastım bize düşen tüm işlerin yapılmasıdır, kalan işler elektrik-mekanik gibi bizim sorumluluğumuzda olmayan işlerdir. Tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi Beyanı okundu imzası alındı." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Tanık ...'ın █████/2025 tarihli keşifteki beyanında; " Ben davalı firmada 6 yıldır çalışmaktayım, keşfe konu işin yapıldığı esnada bu firmada proje yöneticisi olarak çalıştım, davaya konu iş de bu projeye dahil işlerdendi. Davacı firmanın yapması gereken bu asansörlere ilişkin imalat işlerinden sonra asansörlerin fabrikada mekanik işçilik dahil kurulumuydu. 3 kuyu toplamda toplamda 6 asansöre ilişkin yüzde 75-80 iş yapıldıktan sonra palet konvörleri tamamlanmamıştı ki işler durdu. Bunun nedeni asıl iş sahibi olan Tectone firmasının davacı alt taşeron ile işlere devam etmek istememesidir. Bazı temin edilmesi gereken forklift gibi iş makinelerini davacı firmaya vermediler, aralarında ne gibi bir sorun olduğunu bilemiyorum. Sürecin çok uzadığı söylenerek işin bitirilemeyeceği düşüncesi ile bize davacı ile devam etmememiz gerektiğini bildirdiler, kendileri alt taşeronları olan ...isimli şirkete devrettiler. Bahsettiğim 6 asansör dışındaki yapılması gereken asansörlerde de iş başlamıştı ancak tamamlanma olmadı. Bir kısmını ...tamamladı, yapılan asansörlerdeki hataları da düzelttiler. Bu firma da işi tamamlayamayınca biz ...isimli farklı bir firma ile işi tamamlayıp, şu anki haline getirdik. Tanıklık ücreti talebim yoktur, dedi Beyanı okundu imzası alındı." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Tanık ....in'in █████/2025 tarihli keşifteki beyanında; "Davalı firmada 2023 yılı Ağustos ayında saha mühendisi olarak çalışmaya başladım. Geçtiğimiz Aralık ayında işi bıraktım, ben 2023 yılında çalışmaya başladığımda davaya konu proje başlamıştı, o dönemde davacı yapmakla yükümlü olduğu asansörlerden 1 ve 7 nolu kuyuları, toplamda 4 asansörü yapmıştı. Ancak asansörler tamamlanmamıştı, asansörlerin çelik yapısı tamamdı, diğer kısımlar natamamdı, sonrasında asıl iş sahibi olan firma ... işi himaye etmiş ki onlar belli asansörlerin faturasını bize çıkardılar, kalan kısmı ...yaptı, sonrasında ben işten ayrıldım. Davacı taraf tüm asansörlerin kabinlerinin imalatını ve makine dairesi şaselerinin imalatını yapıp göndermişti, sayım yaptığımızda eksik parçalar vardı ancak bunların ne olduğunu bilmiyorum, bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Keşif sonucu aldırılan █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; "...Asansörlerin mevcut durumda montajlarının tamamlanmış olması ve devreye alınmış bulunmaları nedeniyle, davacı firma tarafından işin hangi aşamada bırakıldığının ve daha sonra hangi iş kalemlerinin başka firmalarca tamamlandığının yalnızca fiziki inceleme ile belirlenmesi mümkün değildir. Tüm bu veriler ışığında, Her ne kadar yukarıda işin yüzdesel olarak ilerleme yüzdesine göre hesaplama yapılmak istenilmiş isede, işin Sözleşmesinde ödeme kalemine ilişkin olarak imalatı yapılan ürün yükleme kantar fişinden sonra faturalanacak denilmiş olduğundan, faturalaması yapılan ürünlere ait davalı ve davacı tarafından saklanması gereken kantar fişlerini gösterir belgelerin dosyaya sunulması neticesinde davacı tarafından talep edilebilecek alacak hesaplanabilinecektir..." kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Tarafları ticari defterleri incelenmesi sonucu aldırılan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; "...Tarafların 2023 yılı Ticari defter kayıtlarından davacı Kadir Acep'in davalı Optimum Süreç Tasarımı Ve Uygulamaları Anonim Şirketinden 856.918,88TL alacaklı olduğu.." şeklinde rapor sunmuştur.
IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar
Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. (6098 sayılı yasanın 1.maddesi)
Nitekim TBK’nın 2. maddesine göre de taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır ve ikinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar.
İİK’nın 67. Maddesi, "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir...." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
İrade beyanının karşılıklı olması her iki tarafın beyanlarının aynı neticeyi doğurmak maksadıyla birbirine yöneltilmesi demektir ve bir sözleşmenin kurulması için gerekli karşılıklı irade beyanlarından zaman itibariyle önce yapılana “icap” (BK, m.3) ya da Türk Borçlar Kanunu kullanımıyla “öneri” denir. Ancak her sözleşme yapma çağrısı icap sayılmaz; bir irade beyanının icap sayılabilmesi için bu yöne ilişkin irade beyanının karşı tarafa yöneltilmiş olması, sözleşmenin bütün esaslı unsurlarını kapsaması gerektiği gibi beyanda bulunanın da icabıyla bağlı kalmak niyetinde olması şarttır (Uygur, Turgut: Açıklamalı ve İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, I. Cilt, Ankara 1990, s.2). Sözleşmenin kurulması için gerekli unsurları içermeyen veya bu unsurları içermekle birlikte teklifte bulunanın kendisini önerisi ile bağlamadığı durumlarda karşımıza çıkan teklif ise “icaba davet”tir.
İki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette iradelerini beyan ettiği ve sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaştıkları takdirde sözleşme tamamlanır ve taraflar kararlaştırdıkları şekilde edimlerini gereği gibi ifa borcu altına girerler.
Anılan yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; kural olarak, sözleşme ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tâbi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır.
Taraflar arasında anlaşmanın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde eser sözleşmesi ile ilgili hükümleri düzenlenmiştir. Eser sözleşmelerinde, iş sahibinin borcu iş bedelini ödemek (TBK'nın 479/1.md.), yüklenicinin borcu ise eseri iş sahibinin amacına uygun, haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmektir (TBK'nın 471/1). Kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir. Bir başka deyişle yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır.
Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, eser sözleşmesi fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, sözleşme imzalandıktan sonra, sözleşme kapsamında yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir. Ancak bu karinenin aksi savunulup ispat edilebilir.
Uyuşmazlığın çözümünde ispat ve ispat yükü kavramlarının kısaca açıklanması yerinde olacaktır.
İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur. İşte dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. (Kuru, B:Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001,6.2.c.,s.1966)
Hakim, davada hangi çekişmeli vakıanın ispat edilmesi gerektiğini tespit ettikten sonra bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi sorusu ile karşılaşır; buna da ispat yükü denir.
İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer ve yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilakis, kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.
Konu ile ilgili genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu' nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olup olup, davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı üzerinde kalmaktadır.
İspat aracı olan ve kendi içinde kesin-takdiri olmak üzere ikiye ayrılan deliller, kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanamayacağı davalarda kural olarak taraflarca ileri sürülmedikleri müddetçe hakim tarafından resen dikkate alınamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2018 Tarih, ███████-619 Esas ████████ Karar sayılı kararında "...Hukukun amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğu şüphesizdir. Ne var ki bu amacın sağlanmasında hâkimin izleyeceği yol kanun koyucu tarafından sübjektiflikten olabildiğince uzaklaşmış usul hükümleri ile çizilmiş olup, aksi düşünce ile verilecek kararlar uygulayıcı elinde değişkenlik göstererek hukuk güvenliğini ortadan kaldıracaktır..." denilmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, █████████ Karar ayılı ilamında, "...Dairemizin istikrar bulmuş içtihatlarında kabul edildiği üzere, bir sözleşme fesih ya da başka bir sebeple ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi (somut olayda davalı) tarafından yapıldığı kabul edilir. Ancak, sözleşme feshedilmiş ve işin üçüncü kişiye yaptırıldığı ileri sürülmüşse, fesih sonrası yapıldığı ileri sürülen işler yönünden oluşan karine bu kez, üçüncü kişi yararına oluşmaktadır. Elbette, her iki durumda da, bu karinelerin aksini ileri süren tarafın, bu iddia ya da savunmasını yasal delillerle kanıtlaması mümkündür...." belirtilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.10.2024 tarih, █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı ilamında, "...eser sözleşmesine dayalı bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan ilamsız takibe itirazın iptali davasında, taraflar arasında mutfak imalatlarının yapılmasına dair eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, işin yapıldığı, faturaların düzenlendiği, ancak bedelinin ödenmediğinin ileri sürüldüğü, taraflar arasında TTK'nın m. 89 anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve ticari defterlerin birbiri ile uyumlu olduğu yine davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının ticari defterine kaydedildiği, faturalara davalının yasal sürede itirazda bulunmadığı ve HMK'nın 222. maddesi gereğince davacı tarafın ticari defterlerin kesin delil olduğu..." belirtilmiştir.
V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler
Davacı taraf işi tamamlayıp teslim ettiğini, davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını iddia etmiştir. Davalı ise, davacının işleri eksik ve ayıplı yaptığını iddia etmiştir.
Taraflar arasında sözleşme ilişkisi hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, uyuşmazlık teslimin eksik ve ayıplı olup olmadığıdır.
Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, eser sözleşmesi fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, sözleşme imzalandıktan sonra, sözleşme kapsamında yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir. Ancak bu karinenin aksi savunulup ispat edilebilir.
Sözleşme konusu işin tamamlandığı hususu ve ayrıca yapılan işin ayıplı olduğu hususu ihtilaf konusu olduğundan
Mahkememizce talimat yolu ile yaptırılan keşif sonucunda bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; Asansörlerin mevcut durumda montajlarının tamamlanmış olması ve devreye alınmış bulunmaları nedeniyle, davacı firma tarafından işin hangi aşamada bırakıldığının ve daha sonra hangi iş kalemlerinin başka firmalarca tamamlandığının yalnızca fiziki inceleme ile belirlenmesi mümkün olmadığını belirtilmiş, mahkememizce de bilirkişi raporunun gerekçeli ayrıntılı, bilimsel verilere uygun şekilde düzenlenmesi nedeniyle rapora itibar etmek gerekmiştir.
Taraflar tacir olup, delil olarak ticari defterlere dayanıldığından, mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, mali müşavir bilirkişi Nurettin Subaşı tarafından ibraz edilen raporda sonuç olarak; tarafların 2023 yılı Ticari defter kayıtlarından davacı ...'in davalı .....Şirketinden 856.918,88TL alacaklı olduğu. görüş ve kanaatini bildirdiği anlaşılmıştır.
Davalı işveren işlerin yarım bırakıldığını ve ayıplı yapıldığını ileri sürmüş ise de işin hangi tarihte bırakıldığı açıklanmadığı gibi bırakıldığı zamanda herhangi bir tespit yaptırıldığı, nama ifaya izinle ilgili talepte bulunduğu ya da ihtar gönderildiği de iddia edilmemiştir. Eksik işlere ilişkin bir rapor ya da tutanak ibraz edilmemiştir. Dolayısıyla da karine olarak, sözleşme konusu işin davacı tarafından yapıldığının kabulü gerekmektedir. Ancak dosya müktesebatı ve tarafların iddia ve savunmaları ile tanık beyanları nazara alındığında, sözleşme konusu işin davacı tarafından yapıldığının, yapılan işin ayıplı olduğunu davalı tarafın ispat edemediği, eksik bir iş var ise de, davalı tanık beyanı ile de sabit olduğu üzere, asıl iş sahibi olan Tectone firmasının davacı alt taşeron ile işlere devam etmek istememesi olduğundan davacının işi bırakıp gittiğinin ispat edilemediği, ayrıca tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve ticari defterlerin birbiri ile uyumlu olduğu yine davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının ticari defterine kaydedildiği, faturalara davalının yasal sürede itirazda bulunmadığı ve HMK'nın 222. maddesi gereğince davacı tarafın ticari defterlerin kesin delil olduğu, dolayısıyla da davacıların davalıdan alacaklı olduğu kabulü gerektiği ve davanın asıl alacağa ilişkin olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının, alacağının olup olmadığı, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuyla saptandığından, alacak likit değildir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi █████/2020 tarih, █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı ilamı) Alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere):
1-Davacının davasının KABULÜ İLE,
Davalının Sakarya ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takip dosyasında asıl alacağa yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ İLE,
Takibin taleple bağlı kalınarak 856.918,88-TL asıl alacak üzerinden aynen devamına,
Alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2-Yürürlükte Bulunan Yargı Harçları Tarifesi gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 58.536,13-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 8.870,94-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 49.665,19-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 134.538,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 8.870,94-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 9.298,54TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
5-Davacı tarafından yapılan; 11.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 7.391,80-TL Keşif Harcı, 21.897,10-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 40.288,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
6- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL ücretin davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı, davacı yönünden Miktar itibari ile KESİN olmak, davalı şirket yönünden gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
e-imza
Hakim
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!