Anahtar kelimeler: Teyit Alındıktan Geçerek Tekstil Aslının İletişime Yazıldığını Başkan Yazim Anonim

T.C.

GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ..
KARAR NO
: ..
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..
ÜYE
: ..
ÜYE
:..
KATİP
: ..
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: GAZİANTEP 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: ..
NUMARASI
: ..
DAVACI
: ..
VEKİLLERİ
: Av. ..
DAVALI
: ..
VEKİLLERİ
: Av...
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ
: ..
YAZIM TARİHİ
: ..
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar taraflarca istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA
: Davacı . . Tekstil Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından yurt dışına para göndermesi gereken hallerde yasanın belirttiği şekilde ilgili bankaya talimat yazıldığını, ilgili banka tarafından müvekkil şirket ile iletişime geçerek teyit alındıktan sonra talimat aslının bankaya gönderildiğini, müvekkilinin banka hesaplarını kontrol ederken banka hesabında olması gereken miktardan .. . eksik olduğunu fark ettiğini, banka tarafından.. tarihinde müvekkili şirketin mail adresinden kendilerine .. faaliyet gösteren... isimli firmaya .. USD ödeme yapılması için talimat yazısı içeren mail geldiğini, bu nedenle belirtilen tutarın firmaya gönderildiğinin ifade edildiğini, ancak müvekkilinin böyle bir talimatının olmadığını, banka tarafından hesaba giden paranın dondurulacağının bilgisinin verildiğini, ancak paranın firma tarafından o ülkenin yasaları uyarınca çekildiğini, bu hususta . . .. Mücadele Şube Müdürlüğüne suç duyurusunda bulunduklarını, . Mevzuatı gereği bankalarda bulunan paraların güvenliğinden bankaların sorumlu olduğunu, .. istikrarlı görüşünün de bu yönde olduğunu, aynı zamanda, şirketlerin bir başka hesaba para göndermek adına bankalara ilettikleri talimat yazılarının ıslak imza ile ulaştırılması gerektiği, aksi halde bankaların işlem yapmaması gerektiğinin de yine kanunda belirtildiğini, müvekkili şirketin izni ve icazeti dışında hesabından para çıktığını, paranın iadesi için bankaya ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen paranın ödenmemesi üzerine davalı banka hakkında .. İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazında haksız olduğunu, bu nedenlerle davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı . . . Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili bankanın müşterisi olan davacının mail adresinden .. tarihinde ticari müşteri ilişkileri yöneticisine ve operasyon yöneticisine para transferine ilişkin talimat ve fatura gönderildiğini, operasyon yöneticisinin talimattaki imzanın şirket yetkilisine ait olup olmadığını kontrol ettikten sonra saat ..'de transfer işlemini başlattığını, operasyon merkezinde gerekli kontroller yapıldıktan sonra saat ..'te işlemin onaylandığını ve tutarın müşterinin hesabına borç olarak kaydedildiğini, işlem tamamlandıktan sonra, aynı gün içerisinde davacı şirket tarafından mail adreslerinin hacklendiği ve bankaya gönderilen talimatın bilgileri dışında gerçekleştiğinin bildirildiğini, davacı şirketin bildirimi üzerine müvekkili banka .. şebekesi üzerinden lehtar bankaya durumun iletildiğini, lehtar bankanın önce, söz konusu transferin inceleneceğini, alıcının hesapları üzerinde şüpheli transferler nedeniyle bloke konulduğunu bildirildiğini, akabinde alıcının gerekli dokümanları ibraz ettiğini ve transferin dolandırıcılığa konu olmadığını belirterek müvekkili bankanın talebini geri çevirdiğini, lehtar bankaya işlemin dolandırıcılığa konu olduğunu ileterek alıcının ibraz ettiği belgeleri talep etmiş ise de lehtar banka tarafından henüz dönüş sağlanmadığını, uyuşmazlığı konu transfer işleminin davacının mail adresinden gelen talimat üzerine gerçekleştirildiğini, mail adresinin güvenliğinin sağlanmasının davacı şirketin sorumluluğunda olduğunu, meydana gelen zarar nedeniyle müvekkili bankaya herhangi bir kusur atfedilemeyeceğinden transfer bedelinin tazmini isteminin muhatabı müvekkili banka olamayacağını, transfer (havale) talimatının şekli konusunda herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığını, davacı şirketin .. yılından bu yana bankanın müşteri olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede faks ile ilgili düzenleme bulunduğu, e-posta ile ilgili düzenleme bulunmamasının nedeninin o dönemde e-posta kullanımının olmamasından kaynaklandığını, nitekim bankanın .. yılı sonrası sözleşmelerde e-posta ile ilgili düzenlemelere birlikte yer verdiğini, e-posta ve faks talimatlarının doğası gereği birbiriyle aynı mahiyette olduğunu belirtmiştir. Şubeden veya şube dışı yollardan havale talimatı verilmesi mümkün olduğunu, kusuru borcu kabul etmemekle birlikte tazminat ve faiz isteminin kanuna aykırı olduğunu, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.
YEREL MAHKEMENİN İLK KARARI
: İlk derece mahkemesince .. tarihinde; "Taraflar arasında e-mail ile talimata ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı ve bunun davalı tarafın cevap dilekçesinde de açıkça belirtildiği, davacının her ne kadar daha önce aynı usulle yapılmış para transferleri mevcut ise de; bunun bankanın yükümlülüklerini ortadan kaldırdığını kabule imkan bulunmamaktadır. Bankalar; faaliyet alanları, kuruluşları, yönetimleri, iç denetim sistemleri, finansal raporlamaları, öz sermayeleri, sermaye yeterlik oranları ve bağımsız denetimleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile düzenlenen güven kuruluşlarıdır. Bankaların hukuki sorumlulukları, başta TBK olmak üzere birden fazla mevzuatta düzenlenir. 6102 sayılı TTK uyarınca, tüm tacirlerin ticari işleriyle ilgili olarak basiretli bir tacir gibi davranmaları gerektiği düzenlenir. Bankalar, kamu nezdinde güven uyandıran kuruluşlar olarak kendi faaliyet alanlarının gerektirdiği ölçüde basiret ve özenle davranmalıdır. Kamu nezdinde oluşturulan bu güven bankaların işlemlerinde sıradan bir tacirden daha yüksek bir özen göstermelerini gerektirir. Güvenin korunması ilkesi, güvenen nezdinde bir güven unsurunun oluşmasına sebebiyet veren güvenilenin, yarattığı bu güvene uygun davranışlarda bulunması ve bunun sonuçlarına da katlanması anlamı taşır. Bankalar, yükümlülüklerini yerine getirirken objektif özen ile davranmak durumunda olup birer itimat kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından da sorumludurlar. Bankanın işlemlerin güvenliğini sağlaması bakımından gerekli tedbirleri alması gerektiği, günümüz koşullarında gelişen teknolojik imkanlar beraberinde birçok riski getirmektedir. Bankaların da bu riskleri minimize etmek için gerekli bütün tedbirleri almakla yükümlüdür. Taraflar arasındaki sözleşmede e-mail yoluyla talimat alınabileceği ve hatta yeterli olduğu yönünde hüküm bulunsa dahi teknolojinin günden güne geliştiği gözetildiğinde, sözleşmelerin gelişen teknoloji ile beraber devamlı olarak teknolojiye uyarlanarak yeniden sözleşme yapılmasının hayatın olağan akışında beklenemeyeceği ve güven kuruluşu olan bankanın işlemlerin güvenliğini sağlamak bakımından olası bütün riskleri gözeterek tedbir almakla yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Günümüz imkanlarında bankanın yaptığı işlemin güvenliğini sağlamak bakımından e-mail ile bildirim dışında başka araçlarla da işlemin güvenliğini sağlaması gerekmektedir. Aynı yolla daha önce benzer işlemler yapılmış olması bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Yine davacının da kendi e-mail adresinin güvenliğini sağlamamış olması da işlemin gerçekleşmesine katkı sağlamıştır. Bu nedenle bu işlemin gerçekleşmesinde davacının . davalı bankanın ise . kusurlu olduğu kabul edilmiş ve bu nedenle de davalı bankanın .. . ve faizi bakımından sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Tarafların tazminat talebi var ise de, İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; davacının talepte bulunması, geçerli bir icra takibi yapılmış olması, ödeme emrine süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması, süresinde açılmış bir dava bulunması ayrıca alacağın likit olması gerekmektedir. Somut olayda dava konusu alacak miktarının likit olmadığı değerlendirilmiş ve bu nedenle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
. BAM.. HD KALDIRMA KARARI
: Gaziantep BAM .. HD, "Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun .. karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere internet üzerinden de müşterilerinin işlemlerini yürütmesine imkan tanıyan davalı kurum, nezdindeki yatırım enstrümanının internet ortamında üçüncü kişilerce usulsüz olarak havale edilmesi durumunda dahi müşterisinin kendisine yatırdığı parasını iade etmekle yükümlü olup; ancak bu usulsüz işlemin gerçekleşmesinde müşterisinin üçüncü kişilerle işbirliği içinde olduğunun veya müterafik kusuru bulunduğunun kanıtlanması durumunda hesap sahibinin alacağından kusuru oranında mahsup talebinde bulunabileceklerdir. Somut olayda davacı e-mail hesabının hacklendiğini yani ele geçirildiğini iddia etmektedir. Bu durumda davacı şirketin bilgisayar sistemleri üzerinde inceleme yapılarak e-mail hesaplarının bilgileri dahilinde olmadan ele geçirilmesini engelleyecek şekilde güvenlik önlemlerini alıp almadığının tespiti ile zararda müterafik kusurunun olup olmadığının tartışılması gerekir. Bununla birlikte bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar, 818 sayılı BK’nin 99/2 ve 6098 sayılı TBK'nin 115/3 madde ve fıkraları uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran daha yüksek özen borcu altındadırlar. Hal böyle iken; eylemin ne şekilde gerçekleştiği, davacının zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve basiretli bir tacir olan bankanın kusur durumunun bankacılık hukukundan anlayan bir bilirkişi ve bilişim bilirkişisi marifeti ile banka ve bilgisayar kayıtları üzerinde inceleme de yapılmak suretiyle bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre karar vermek gerekirken dayanaksız olarak .. şeklinde yapılan kusur dağılımı ile eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde değildir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı tarafça somut olay ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğu, . . . . Şube Müdürlüğünün.. sayılı dosyası ile işlem başlatıldığı anlaşılmaktadır. Ceza ve Hukuk Mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 74. (818 sayılı BK 53) maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini bağlar. Bu itibarla mahkemece, .. sayılı şikayetin sonuçlanıp sonuçlanmadığı, . . tarafından soruşturma açılıp açılmadığı, ceza davası açıldı ise, ise eldeki dosyaya etkisi bulunup bulunmadığının ve dosyanın bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle mahkemenin kararı kaldırılmıştır.
YEREL MAHKEMENİN İKİNCİ KARARI
: İlk derece mahkemesince .. tarihinde; "Nitekim istinaf incelmesi sonrasında alınan raporda, ..'nin kaldırma ilamında gerekçede yazıldığı üzere, davacı şirketin bilgisayar sistemleri üzerinde inceleme yapılarak e-mail hesaplarının bilgileri dahilinde olmadan ele geçirilmesini engelleyecek şekilde güvenlik önlemlerini alıp almadığının tespiti bilirkişilerden istenilmiştir. Yapılan tespitler sonunda davacının gerekli tedbirleri davaya konu olaydan sonra aldığı anlaşılmıştır. Tacir olan davacının basiretli davranma yükümlülüğü vardır. Yurt dışına sürekli ve düzenli olarak para transferi yapan davacının bilişim sistemlerini koruyacak tedbirleri almaması mahkememizce ağır bir ihmal ve müterafik kusur olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle bu işlemin gerçekleşmesinde davacının .. kusurlu olduğu kabul edilmiş, davalı bankanın .. USD ve faizi bakımından sorumlu olduğuna kanaat getirilerek hüküm tesis edilmiştir. Tarafların tazminat talebi var ise de, İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; davacının talepte bulunması, geçerli bir icra takibi yapılmış olması, ödeme emrine süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması, süresinde açılmış bir dava bulunması ayrıca alacağın likit olması gerekmektedir. Somut olayda dava konusu alacak miktarının likit olmadığı değerlendirilmiş ve bu nedenle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı taraf istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin yurt dışına para göndermesi gereken durumlarda müvekkili şirket yetkilileri tarafından ilgili bankaya talimat yazıldığını, ilgili banka yetkililerinin müvekkili şirket ile iletişime geçerek talimatın doğru olup olmadığı konusunda teyit aldıklarını, sonrasında talimat aslının bankaya gönderildiğini ve ancak bunun üzerine işlem gerçekleştirildiğini, davalı bankanın hesap güvenliğini koruyamadığını, kendisine gelen ıslak imzalı bir talimat olmamasına rağmen müvekkili şirketle olan rutinlerini de bozarak herhangi bir teyit almadan sadece bir mail doğrultusunda müvekkil şirketin hesabından başka bir hesaba parayı ilettiklerini, bilirkişi raporlarında davalı bankanın e-mail üzerine telefonla teyit almadıklarını tespit ettiğini, bu nedenle müvekkili şirket hesabından çıkan .. . paranın tüm sorumluluğunun davalı bankaya ait olduğunu, icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiğini bu nedenlerle kararın kaydırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf istinaf dilekçesinde; zarar görenin birlikte kusurunun illiyet bağını kesecek yoğunlukta olması halinde zarar verenin tazminat sorumluluğundan tamamen kurtulabildiğini, bu durumun müterafik kusur kavramına da aykırı olmadığını, davacı şirketin kendi egemenlik sahasında ve kendi kusurlu eylem ve ağır ihmalleri neticesinde gerçekleşen rizikolara ve bunlardan doğan sonuçlara katlanmak zorunda olduğunu, mail adresi edinilmesi, mail kullanılması, mail sisteminin güvenliğinin sağlanması davacı şirketin sorumluluğunda olduğunu, gerek bankacılık mevzuatı gerekse de .. hükümleri uyarınca faks veya e-posta yoluyla iletilen bir talimat için ayrıca telefonla teyit alma zorunluluğu bulunmadığını, müvekkil banka ile davacı şirketin süregelen çalışmalarında davacı şirket tarafından gönderilmiş önceki tarihli talimatlar için telefonla teyit alındığına dair bir delilin dosyada bulunmadığını, huzurdaki davaya konu zararın meydana gelmesindeki tüm kusurun e-posta hesabının güvenliğini sağlayamamış olan davacıya ait olduğunu, davacı tarafça dava konusu eylem gerçekleştikten sonra siber güvenlik önlemlerinin alındığını, karar tarihindeki.. efektif satış kuru üzerinden dava konusu yabancı paranın TL karşılığının hesaplanıp buna göre kabul ve reddedilen tutarların TL karşılığı belirlenip davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmemek kaydı ile nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine karar verildiğini, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava, 6098 sayılı TBK m. 49 ve 114/II'ye göre sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil hükümlerine göre tazminat davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlık davacının davalı bankada ki hesabından kendi izni olmadan yapılan havale / EFT işlemi nedeniyle uğradığı zararda tarafların kusur durumlarının ne olduğu noktasındadır.
Taraflar arasında bankacılık sözleşmesi bulunmakta olup TBK m. 114/II'ye göre; "Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır." Dava konusu olayda davalı bankanın davacı ile yaptığı bankacılık sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadığının ve eğer yükümlülüklerini yerine getirmediyse bu durumun haksız fiil sorumluluğu kapsamına girip girmediğinin, davacının da müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının araştırması yapılmalıdır. TBK m. 49'a göre; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." Bu maddeye göre haksız fiil sorumluluğunun gerçekleşebilmesi için kusur, zarar ve kusur ile zarar arasında uygun nedensellik bağı koşullarının birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Davacının davalı bankada ki hesabından .. . tutarındaki paranın başkasının hesabına aktarılmış olması nedeniyle zarar koşulu gerçekleşmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra hazırlanan bilirkişi raporunda davacının, davalı bankaya talimat gönderen yetkilisinin bilgisayarında olay tarihinde virüs koruma programı bulunmadığı, virüs koruma programının olaydan sonra kurulduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacının e-posta adresinin başkaları tarafından ele geçirilmesinde kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında .. yılında yapılan sözleşmede faks ile talimata ilişkin hüküm bulunduğu, .. yılında yapılan sözleşmeye ek protokolle telefon ile talimat maddesinin de eklendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu olayda davacının telefonla talimat verdiğine, davalı bankanın da e-posta ile gelen talimatı telefonla teyit ettiğine ilişkin bir bilgi dosyada yer almamaktadır. Dairemizin kaldırma kararı öncesinde ve sonrasında alınan her iki bilirkişi raporunda da bankaların e-posta ile gelen talimatlarda telefonla teyit alma uygulaması yaptıkları bilgisi yer almaktadır. Dava konusu olayda davacının e-postasından gelen talimatın davalı banka tarafından telefonla teyit edilmesi durumunda zararın oluşmayacağı, dolayısıyla davalı bankanın da kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının TBK m. 49'a göre kusur sorumluluğu bulunduğu, davacının ise TBK m. 52'ye göre müterafik kusurunun bulunması nedeniyle mahkemenin müterafik kusur sebebiyle hüküm kurmasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Kusur oranları yönünden, bankaların kamu nezdinde güven uyandıran kuruluşlar olmaları, hukuki sorumluluklarının birden fazla mevzuatta düzenlenmiş olması, 6102 sayılı TTK uyarınca tacir olmaları, buna bağlı olarak basiretli bir tacir gibi özenle davranmaları gerektiği ve işlem güvenliğinin sağlaması bakımından gerekli tedbirleri almaları gerektiği dikkate alındığından mahkemece belirlenen kusur oranlarında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davaya konu olayda davacının hesabından .. USD paranın çıktığı konusunda taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın değeri .. USD olup, davacının talep ettiği miktar likittir... Kabul edilen miktar .. USD'nin dava tarihindeki dolar kuru .. üzerinden karşılığı olan .. TL üzerinden davalı lehine.. oranında .. TL icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerekirken alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davacının icra inkâr tazminatına karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
..Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13/I maddesine göre: "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek .. USD'ye hükmedilmiştir. Yukarıda belirtilen .. m. 13/III'e göre; "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." Dava değeri .. USD, hükmedilen miktar .. USD, reddedilen miktar ise .. USD'dir. Yabancı para alacağı üzerinden verilen kararlarda, dava konusu yabancı paranın dava tarihinde geçerli efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı esas alınıp, hüküm tarihinde geçerli avukatlık asgari ücret tarifesinin, yukarıda belirtilen konusu para ile değerlendirilebilen hukuki yardımlar için düzenleme getiren ilgili bölümünde yer alan oranlara göre kabul veya reddedilen kısım üzerinden nispi olarak vekalet ücretinin belirlenmesi ve hükmedilmesi gerekir. Buna göre reddedilen .. USD'nin dava tarihindeki dolar kuru .. TL üzerinden karşılığı .. TL olup, karar tarihindeki . yılı . üçüncü kısmına göre azalan oranlardaki karşı vekâlet ücreti .. ..Mahkemece davalı lehine .. TL'ye hükmedilmiş olup kararın davalı lehine hükmedilecek karşı vekâlet ücreti yönüyle kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-) 1-Davacı ve davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile;
.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .. tarihli, ..Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde iadesine,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
B-) HMK'nın 353/1-b.(2) maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
1-Davanın kısmen kabulüne, davalının Gaziantep İcra Dairesinin .. sayılı dosyasına itirazının kısmen iptaline, takibin..USD üzerinden devamına, alacağa 3095 sayılı Kanunun m. 4/a uyarınca takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine,
2-Kabul edilen miktar olan .. USD'nin takip tarihindeki dolar kuru . TL üzerinden karşılığı olan .. TL üzerinden davalı lehine.. oranında .. TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken .. TL harcın, peşin alınan . TL'den mahsubu ile bakiye . TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacının peşin yatırdığı .. TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı toplam .. TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan . TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacının yaptığı toplam . TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan . TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Zorunlu Arabuluculuk sürecinde . . bütçesinden karşılanan . TL giderin . sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 13.fıkrasının son cümlesi ile 14.fıkra gereğince yargılama gideri olarak kabul edilmiş ve haklılık oranlarına göre . TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 528,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan . gereğince . TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden .. yılı AAÜT m. 13/III'e göre ilk derece mahkemesi karşı vekalet ücreti olarak .. TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleşince artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
11-HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca işbu kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nin 353 ve 362/1-a bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. 22.04.2026
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
NOT
: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!