Anahtar kelimeler: Munzam Çizgisi Kıyı Medenî Kenar İstemli Uğranılan Geç Tazmini Ret

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararKARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 45. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ Esas, ███████ KararTaraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında hükmedilen bedelin geç ödenmesi sebebiyle oluşan munzam zararın tahsili istemli davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.12.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.Duruşma günü yetki belgesine istinaden davacılar vekili Avukat ..ile davacı idare vekili Avukat ..gelmişlerdir.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. köyü 151 parselde kayıtlı 3.020,00 m²lik taşınmazı tamamının kıyı kenar çizgisine dahil edildiğini, hiçbir bedel ödenmeden kamusal taşınmaz haline getirildiğini, bedelinin ödenmesi için İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esaslı dosyası ile açılan davada davalının tazminata mahkum edildiğini ve kararın kesinleştiğini, ancak tüm talep ve işlemlere rağmen davalı idarenin davacılara ödeme yapmaktan kaçındığını, 10 yıldan bu yana yapılmayan ödeme nedeniyle; davacıların bu ekonomik değerden mahrum bırakılmalarının yanı sıra enflasyon nedeniyle alım yitirmesine de sebep olduğunu, Anayasa'nın 35 nci maddesi kapsamında davacıların 10 yıllık bu gecikmeden kaynaklı oluşan zararının da mülkiyet hakkı kapsamında olduğunu, alacağın uğradığı değer kaybının hesaplanıp kendilerine ödenmesi gerektiğini, kamunun yararı ile davacıların mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin davacılar aleyhine bozulduğunu belirterek, 50.000,00 TL munzam zararın tazmini ve 10 yıllık yargılama süresince katlanılan elem ve keder sebebiyle kişi başı 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 75.000,00 TL manevi zararın tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; munzam zararın istenebilmesinin koşullarının oluşmadığını, manevi tazminat istenmesinin mümkün olmadığını, davacıların munzam zararlarına ilişkin olarak daha önce herhangi bir istekte bulunmadıklarını, isteğin ön koşulu olarak borçlu temerrüdünün gerçekleşmediğini, munzam zararın tazminin bir şartı olan temerrüt faizini aşan zarar ile borçlunun temerrüdü arasındaki illiyet bağının ispatlanmadığını belirterek davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;dava tarihi itibarıyla hesaplanan bedelin enflasyon nedeniyle eridiğini, yasal faizin yetersiz olduğunu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kanun koyucunun para borcunun geç ödenmesi ya da ödenmemesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsediğini, temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığının yasal bir karine olarak kabul edildiğini, bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağının yasal olarak mevcut olmadığını, davacının; para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu; somut delilerle ispat edemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini davasındaki bedelin geç ödenmesi nedeniyle oluşan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aleyhine temyiz olunan davalı idare yararına 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.