Anahtar kelimeler: Olunmadığının Bam Ortağı Başkan Yazim Konya Katip Eski Üye Tesis

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas - ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI
: ...
VEKİLLERİ
: Av. ... Av. ...
DAVALI
: ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
DAVA
: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ
: █████/2026
YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... (... eski esas) Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olmadığının tespiti ve alacak davasında █████/2020 tarihinde tesis edilen karara karşı, tarafların temyiz kanun yoluna başvurmaları üzerine kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla onandığı, davacının Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu bireysel başvurusu sonucu yeniden yargılama yapılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı gereğince ilk derece mahkemesince █████/2025 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dosyanın dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendi;
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin yurt dışında yapılan toplantılarda, yurttaşlarımızın milli ve özellikle de dini duygularına hitap ederek, yetkili makamlardan verilmiş izin olmaksızın, hukuka aykırı biçimde çok miktarda para topladıklarını, para toplama işlemleri sırasında yurttaşlara "kar ve zarara ortak olacakları" ve "istedikleri takdirde paralarını geri alabilecekleri" söylenerek ...... adına hisse senedi ve kar payı kuponları verildiğini, müvekkilinin de aynı yöntemle kara ve zarara ortak olacağı söylendiği halde, kendisine davalı ...... Adına düzenlenmiş hisse senedi ve kar payı kuponları belge olarak verildiğini, davalı şirketin başından beri kötü niyetle hareket ettiğini, müvekkilinden aldığı paraları talebine rağmen iade etmediğini belirterek ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ortaklık sözleşmesinin feshine, 17.500 TL alacağın reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkilleri arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, bu nedenle TTK.m.329 ve 405 gereğince hisse senetlerinin geri alınması ve bedellerinin davacıya iadesinin mümkün olmadığını, davacı ile diğer davalılar arasında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut bulunmadığını, davacının hile, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının dayandığı ortaklık durum belgesi altındaki imzaların müvekkillerine ait olmadığından müvekkillerini bağlamayacağını, davacının müvekkili şirketlere ödediği bir bedel bulunmadığını, davacının müvekkili şirketin hisse senetlerini edinmek suretiyle müvekkili şirkette pay sahibi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... (... eski esas) Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olmadığının tespiti ve alacak davasında █████/2020 tarihinde tesis edilen karara karşı, tarafların temyiz kanun yoluna başvurmaları üzerine kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla onandığı anlaşılmıştır.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI
:
Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarih ███████ E. ███████ K. sayılı iptal kararı ile 7194 sayılı Kanun'un 41.maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, bu kararın █████/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı,
Davacı tarafın; şirkete yatırılan paranın iadesi talebiyle açılan dava sırasında yapılan kanuni düzenleme sonucu, alacağın tahsil imkanının ortadan kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı başvurusu üzerine;
Anayasa Mahkemesinin █████/2024 tarih ... başvuru numaralı kararında; "...3. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Turgay Kılıç (B. No: ██████████, █████/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılan başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Somut başvuruda anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
4. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
5. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, dava dosyasını temin ederek yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: █████████, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: ██████████, 7/███████, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: ██████████, 21/1/2021, §§ 93-100). İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
" gerekçesiyle başvurucu yönünden mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
-Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
-Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Bölge Adliye Mahkemeleri için dava dosyasının ilk derece mahkemesinden temin edilerek-yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (D) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE, şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: İlk derece mahkemesince; "...Yukarıda yazılı yasal düzenlemeler ve emsal Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde;
Davalı ...Ş.'nin (görevli ve yetkililerinin) haksız fiil teşkil eden eylemine uygulanması gereken 3 ayrı zamanaşımı süresi mevcuttur. Bunlar; (fiilin)zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 1 yıllık, haksız fiil tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 10 yıllık ve ayrıca zarar verici eylemin suç teşkil etmesi halinde yine haksız fiil tarihinden itibaren uygulanacak olan uzamış ceza zamanaşımı (somut olayda 5 yıl) süresidir. Buna göre haksız fiil teşkil eden dava konusu ihtilafa, fail (parayı tahsil eden şirket) ve zarar veren fiil (davalı şirketin para tahsil etme eylemi) biliniyorsa 5 yıl, sonradan öğrenilmişse 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Davacının para yatırdığı şirketi ve para tahsil eylemini sonradan öğrenmesi söz konusu olmadığından 5 yıllık zamanaşımı süresi esas alınmıştır.
Mahkememizce ayrıca, Yargıtay 11. HD'nin yukarıda yazılı görüşünün aksine, Yargıtay HGK’nun 07.02.2024 gün ve 2023/(17)4-915 E. ███████ K. ve Yargıtay HGK’nun 16.04.2008 gün ve 2008/4-326 E. ████████ K. sayılı emsal içtihatları gereğince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının hukuk davalarında uygulanamayacağı (5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanamayacağı) kabul edilmiştir.
Dosyada mevcut █████/2003 tarihli Ortaklık Durumu Belgesi (ODB) gereğince, Mahkememizce en son işlem (ve haksız fiil) tarihinin █████/2003 olduğu kabul edilmiş, bu davanın açıldığı █████/2010 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve davalı tarafın cevap dilekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunduğu görüldüğünden, davacının davasının zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. HD’nin 11.07.2023 gün ve ████████ E. █████████ K. emsal içtihadına göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi halinde yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli ise de;
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 3332 s. Yasanın yürürlüğe girdiği █████/2019 tarihine kadar uzun süreler boyunca, somut dava ile benzer uyuşmazlıklarda, davalıların zamanaşımını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması olduğu görüşünü kabul etmiştir (Örneğin ; Yargıtay 11. HD.nin █████/2014 gün ve ██████████ E. ██████████ K., 03.04.2014 gün ve ██████████ E. █████████ K., 30.05.2016 gün ve ████████ E. █████████ K., █████/2016 gün ve ██████████ E. █████████ K., █████/2018 gün ve █████████ E. █████████ K., █████/2018 gün ve █████████ E. █████████ K. sayılı ilamları gibi.) İlk derece mahkemeleri tarafından da (sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 3332 s. Yasanın Geçici 4. maddesinin █████/2019 tarihinde yürürlüğe girmesine kadar) bu uygulama uzunca bir süre aynen benimsenmiştir.
Yargıtay 11. HD.'nin 29.04.2024 gün ve █████████ E. █████████ K. sayılı emsal içtihadı ile zamanaşımı hakkındaki önceki uygulamasından dönülerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği görüşü kabul edilmiş ve Mahkememizce de gerek Yargıtay'ın gerekse ilk derece mahkemelerinin önceki görüş ve uygulamalarından dönerek yeni karar ve uygulamaya geçmelerinin hukuken mümkün olduğu sonucuna varılarak, güncel içtihatların derdest davalara uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Ancak, Yargıtay'ın ve ilk derece mahkemelerinin çok uzun süre istikrar kazanmış uygulamalarına güvenerek dava açan davacıların, bu davalar derdest iken yargı kurumlarının hukuki görüş değişikliği (ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermeleri) sonucu, ayrıca (karşı tarafın yaptığı) yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmelerinin, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensiplerine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle Mahkememizce davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensipleri gereğince davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği..." gerekçesiyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, davalı şirketin haksız fiil oluşturan eylemine uygulanması gereken 3 ayrı zamanaşımı süresi bulunduğunu, zararın fiilen öğrenildiği tarihte başlayacak 1 yıllık, haksız fiil tarihinden başlayacak 10 yıllık ve ayrıca zarar veren eylemin suç oluşturması halinde yine haksız fiil tarihinden başlayacak uzamış ceza zamanaşımı süresi olduğunu, haksız fiil oluşturan dava konusu ihtilafta parayı tahsil eden davalı şirket ve zarar veren fiil biliniyorsa 5 yıl, sonradan öğrenilmişse 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini belirttikten sonra 5 yıllık zamanaşımı süresini kabul ettiğini, davalı şirketin uzun süre boyunca müvekkilinin iradesine uygun olarak kar payı dağıtımı yaptığını, dolayısıyla bu süre içinde müvekkilinin durumdan kuşku duyması için bir neden olmadığını, bu nedenle zamanaşımı süresinin paranın davalı şirkete ödendiği tarihten başlamasının hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı başlangıcının, davalı şirketin ödemeleri yapmamaya başladığı ve bundan sonra da ödemeyeceğinin kesin olarak anlaştığı tarih olduğunu, açılan davanın zamanaşımına uğramadığını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kâr payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemiyle açılan davada yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davalı tarafın süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımı def'i yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilin işlendiği tarihin tespitinin önem arzettiği, dosyadaki bilgilere göre taraflar arasındaki haksız fiil tarihi ve davanın açıldığı tarih nazara alındığında; davalı tarafın zamanaşımı def'inin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre; 818 sayılı yasada genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 765 sayılı yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde ise, eyleme uyan zamanaşımı süresinin 5 yıl, uzamış zamanaşımının 7,5 yıl olduğu, dosya içerisinde mevcut ortaklık durum belgesine göre davacının davalı şirketteki en son işlem tarihinin █████/2003 tarihi olduğu, buna karşın eldeki davanın ceza zamanaşımı süresi olan 7,5 yıllık süre geçtikten sonra █████/2010 tarihinde açıldığı, ilk derece mahkemesince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının yani, 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanmasının, hukuk davalarında uygulanamayacağının kabul edilmesinin de sonuca bir etkisinin bulunmadığı, bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!