Anahtar kelimeler: Cismani Bati Esaskarar Sıralarında Ölüm Ankara Mali Saat Karara Yazilma

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: █████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 12.06.2024
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ
: 17.04.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ
: 14.05.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 28.01.2023 tarihinde saat 01.00 sıralarında, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ... adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacılardan ... ve ...'nın kızları, ... ve ...'in kardeşleri ...'nın vefat ettiğini, düzenlenen kaza tespit tutanağına göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacı kardeşler ... ve ...'in müteveffanın desteğinden yoksun kaldıkları gibi, tüm davacılar yönünden de manevi tazminat koşullarının da oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak kaydıyla davacı kardeşler ... için 500,00 TL, ... için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 28.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı anne ... için 250.000,00TL, baba ... için 250.000,00TL, kardeşler ... için 250.000,00TL, ... için 250.000,00TL olmak üzere toplam 1.000.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar ... ile ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, kaza tespit tutanağı ile ceza soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'un tam kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, eksik inceleme ile düzenlenen bahse konu raporları kabul etmediklerini, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın şerit ihlâli yaparak davalı ... sevk ve idaresindeki aracın önüne aracını sürmesi ve yolun yoğun yağan yağmur nedeniyle kaygan olması sonucu davalı sürücünün kazanın oluşumuna engel olamadığını, davalı sürücünün alkollü olması ile kaza arasında illiyet bağının bulunmadığını, davacı kardeşlerin müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını ispatlamaları gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hatır taşıması ile müterafik kusur indiriminin de yapılması gerektiğini, müteveffanın davalı sürücünün aracına alkollü olduğunu bilmesine rağmen bindiğini ve emniyet kemerinin takılı olmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, kazaya karışan ... plakalı araç her ne kadar davalı ... adına kayıtlı ise de, kaza tarihinden uzun zaman önce davalı sürücü ...'a haricen satıldığını, ancak resmi olarak devir işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, davalı sürücünün ifade tutanağında da bu husustan bahsettiğini, 22.08.2022 tarihli trafik sigorta poliçesi tahsilat makbuzunda da, sigorta poliçesinin davalı sürücü ...'un kardeşi tarafından yapıldığını ve primlerinin ödendiğini, 07.02.2023 tarihinde, davalı ... tarafınfan ...'un kardeşi ...'a araç satış yetkisi veren vekâletname verdiğini ve ... tarafından ... isimli kişiye 63.000,00TL bedelle aracın satıldığını, davalı ...'nin işleten sıfatı bulunmadığından davanın husumetten reddedilmesi gerektiğini, davacı kardeşlerin müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını ispatlamaları gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hatır taşıması ile müterafik kusur indiriminin de yapılması gerektiğini, müteveffanın davalı sürücünün aracına alkollü olduğunu bilmesine rağmen bindiğini ve emniyet kemerinin takılı olmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu, avans faizi talep edilmesinin de hatalı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını ispatlamaları gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, uygulanması gereken faiz türünün de yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; alınan bilirkişi heyeti raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un %100 oranında kusurlu olduğunun, dava dışı araç sürücüsü ...'ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, davacılar ... ve ...'in müteveffa ... ile sürekli ve düzenli destek ilişkileri olduğunu kanıtlayamadıkları, çalışmalarını engelleyen herhangi bir özürleri de bulunmadığından destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyecekleri, davacılar yönünden manevi tazminat koşullarının oluştuğu belirtilerek maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davacılardan ... ve ... için 150.000,00'er TL, davacılar ... ve ... için 100.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak bu davacılara ödenmesine karar verildiği, hükme karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın çok düşük belirlendiğini, davalılar lehine hükmedilen ret vekâlet ücreti de nazara alındığında davacıların eline geçecek manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un kusurunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu, avans faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazaya karışan ... plakalı araç her ne kadar davalı ... adına kayıtlı ise de, kaza tarihinden uzun zaman önce davalı sürücü ...'a haricen satıldığını, ancak resmi olarak devir işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, davalı sürücünün ifade tutanağında da bu husustan bahsettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un kusurunun bulunmadığını, davacılar lehine manevi tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu, avans faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca re'sen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ... adına kayıtlı, ... sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacılardan ... ve ...'nın kızları, ... ve ...'in kardeşi ...'nın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacı kardeşlerin müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını ve tüm davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğunu belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un %100 oranında kusurlu olduğunun, dava dışı araç sürücüsü ...'ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, müteveffanın kardeşleri olan davacılar ... ve ...'in müteveffa ... ile sürekli ve düzenli destek ilişkileri olduğunu kanıtlayamadıkları, çalışmalarını engelleyen herhangi bir özürleri de bulunmadığından adı geçen davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyecekleri, tüm davacılar yönünden manevi tazminat koşullarının oluştuğu belirtilerek maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davacılardan ... ve ... için 150.000,00'er TL, davacılar ... ve ... için 100.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak bu davacılara ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
1-Kaza tespit tutanağına göre, ... plakalı araç sürücüsü, aracıyla Fatih Sultan Mehmet Bulvarından seyirle Sincan istikametine seyri sırasında olay yeri 1730.Cadde kavşağı 150 metre ilerisi hizalarına geldiğinde aracının ön kısımlarıyla, ön ilerisinde aynı yöne seyir hâlinde olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arka kısımlarına çarptığı, çarpmanın etkisiyle savrularak yol üzerinde duruşa geçtiği, ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 56/1-c maddesini ihlâl ettiği, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kural ihlâlinin bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür.
Kusur tespiti için 3 kişilik Makine Mühendisi bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 13.10.2023 tarihli raporda, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'un, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-b ve 56/1-c maddelerini ihlâl ettiği ve %50 promilin üzerinde 1.87 promil alkollü olarak araç kullanması nedeniyle %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğunun, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise herhangi bir kural ihlâli görülmediğinden kusursuz olduğunun tespit edildiği, raporun kaza tespit tutanağı, toplanan deliller ve kazanın oluş şekline uygun olduğu ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalılar ... ve ... vekilinin kusura ilişkin itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3.kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi hâlinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesinde, trafikte kayıtlı motorlu araçların her çeşit satış ve devirlerinin araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterce yapılacağı, noter tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olduğu düzenlenmiştir.
Davalı ..., adına kayıtlı ... plakalı aracın, kaza tarihinden uzun zaman önce davalı sürücü ...'a haricen satıldığı, ancak resmi olarak devir işlemlerinin gerçekleştirilmediği iddia edilmiş ise de; dosyadaki bilgi ve belgelere göre adı geçen davalının aracı kaza tarihinden önce yasal prosedüre uymaksızın harici olarak satıp teslim ettiği yönündeki savunmasının hukuki sorumluluğunu kaldırmayacağı, kaza tarihinde kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... adına trafikte kayıtlı olması nedeniyle davalı ...'nin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
3-6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut hâlde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Somut olayda, davalı sürücü ...'un asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek manevi tazminat miktarının tarafların müteveffaya yakınlıkları, sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde (2023) paranın satın alma gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varıldığından tarafların manevi tazminatların miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 14.03.2025 tarihli 32841 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 25.12.2024 tarihli, ███████E.-████████K.sayılı kararı ile manevi tazminat davaları yönünden 6100 sayılı HMK'nın 326.maddesi (davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır) şeklindeki 2.fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine oy birliği ile karar verilmiş ve eldeki dosyanın incelenme tarihi itibariyle de iptal kararı yürürlüğe girdiğinden 08.01.2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yapılan değişilik ile manevi tazminat isteminin reddi hâlinde hükmedilecek vekâlet ücretini düzenleyen AAÜT'nin 10/2. maddesi de yürürlükten kaldırılmış olmasına göre davacıların red edilen manevi tazminat istemleri yönünden davalılar lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
4-Kazaya karışan ... plakalı aracın, hususi araç olması nedeniyle hüküm altına alınan tazminata yasal faiz uygulanması gerekirken avans faize hükmedilmesi isabetsiz olduğundan davalı ... ve ...'un faize türüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ret vekâlet ücretine, davalılar ... ve ... vekillerinin faiz türüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacılar vekilinin, davalı ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK’nın 353/1.b.2.maddesi gereğince esas hakkında YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
Buna göre;
1-Davacının maddi tazminat davasının REDDİNE,
2-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, davacılardan ... ve ... için 150.000,00'er TL, davacılar ... ve ... için 100.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... dan müşterek ve müteselsilen alınarak bu davacılara ödenmesine,
3-Maddi tazminat davası yönünden;
a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70TL harcın davacılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
b)Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 2.473,90TL'nin davacılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
c)Davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın ret oranına göre hesap ve takdir olunan davacı ...'dan 500,00TL ve ...'den 500,00TL vekâlet ücretinin alınarak davalılara ödenmesine,
4-Manevi tazminat davası yönünden;
a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 34.155,00TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.239,02TL harcın mahsubu ile bakiye 30.915,98TL harcın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
b)Davacılar tarafından yatırılan 3.239,02TL peşin harç ve 179,90TL başvuru harcı olmak üzere toplam 3.418,92TL'nin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,
c)Davacıların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davanın kabul oranına göre hesap ve takdir olunan davacı ... için 24.000,00TL, davacı ... için 24.000,00TL, davacı ... için 17.900,00TL ve davacı ... için 17.900,00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine,
5-Davacılar tarafından sarf edilen 10.000,00TL bilirkişi ücreti, 604,50TL tebligat ve posta gideri, 1.060,00TL keşif araç ücreti olmak üzere toplam 11.664,50TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 11.641,22TL'sinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, artan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin ilgililer üzerinde bırakılmasına,
3-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
4-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 17.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!