Anahtar kelimeler: Borçludan Mahsuben Satıldığını Borçluya Temlik Bankalardan Pay Cetvelinde Sırada Sıra
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bankalardan temlik aldığı 6 adet icra takip dosyası nedeniyle dava dışı borçludan alacaklı olduğunu, borçluya ait taşınmazın satıldığını, davalının taşınmazı alacağına mahsuben satın aldığını, düzenlenen sıra cetvelinde ihale bedeli ilk sırada yer alan davalı alacağını dahi karşılamadığından müvekkilinin alacaklı olduğu dosyalara pay ayrılmadığını, davalının alacaklı olduğu dosya incelendiğinde alacağın muvazaalı olduğunun görüleceğini, dosyada borca dayanak bir belgenin bulunmadığını, 06.01.2010 tarihinde 150.000,00 TL tutararında borç alındığı ve iade edilmediği şeklinde bir ibare bulunduğunu, davalının 2010 yılında bu denli yüksek miktarda parayı bir belge almaksızın borç vermesinin şüphe uyandırıcı olduğunu, davalının alacağın muvazaalı olmadığının ispat etmesi gerektiğini, yine sıra cetvelinde müvekkili dosyalarının sadece takip çıkışlarının yazıldığını, satış günü itibari ile kapak hesabı yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin alacaklı olduğu dosyaların satış tarihi itibariyle kapak hesaplarının yapılarak alacak miktarının belirlenmesini, sıra cetvelinde 1. sıradaki davalı alacağın muvazaalı olduğundan sıra cetvelinden silinmesini ve davalıya ayrılan payın müvekkili şirketin alacaklı olduğu dosyalara ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile borçlunun çok yakın arkadaş olduklarını, 2010 senesinde borçlu .........'ın kredi borcunu kapatmak için müvekkilinden borç para istediğini, müvekkilinin borçluya elden 150.000,00 TL borç verdiğini, borçlu .... ..... aldığı parayı ödeyemediğini, müvekkilin 06.01.2010 tarihinde icra takibi başlattığını, müvekkilinin alacağının davacının alacaklarından daha önce doğduğunu ve muaccel olduğunu, müvekkilinin takip tarihinin davacının alacaklı olduğu dosyaların takip tarihinden önce olması nedeniyle davacının alacaklarına muvazaa oluşturmayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında davacının alacaklı olduğu dosyalardaki alacak miktarlarının satış tarihi itibari toplam 176.429,32 TL olduğu, davalı alacaklıya 164.953,70 TL pay ayrıldığı, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, davalının alacaklı olduğu takip dosyasında beyana dayalı olarak 150.000,00 TL üzerinden takip başlatıldığı, davacı alacağının belgeye dayalı olmadığı, davalının alacağını varlığını ispat edemediği, davacının alacaklarına ilişkin takiplere konu alacakların davalının takip tarihinden önce doğduğunun ihtarnameler/hesap kat ihtarları ile sabit olduğu, davalı alacaklının alacağının muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı alacağının sıra cetvelinden çıkarılmasına, icra dairesince yeniden sıra cetvelinin düzenlenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davalının alacağının muvazaalı olduğu gerekçesiyle davacının sıra cetveline itirazını kabul etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak davalı alacağının muvazaalı olması nedeniyle sıra cetveline itiraz edilmesi ve mahkemece davanın kabulüne karar vermesi halinde, sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere davacı alacağının karşılanmasına tahsisine, artan kısmın davalıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği ve özelikle davacının alacaklarının eksik hesaplandığı talebine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığı, istinafa başvuran davalı aleyhine de hüküm kurulamayacağına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere, sıra cetvelinde belirtilen alacak miktarları dikkate alınarak, davacının alacaklısı olduğu dosyalara tahsisine, artan kısmın davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının alacaklı olduğu takiplerin, müvekkilinin takibinden sonra başlatıldığını ve davacının alacaklarının müvekkilinin alacağından sonra doğduğunu, davacının alacaklı olduğu ██████████ Esas sayılı dosyada alacağı kat etmediğini, ██████████ Esas sayılı dosyaya konu alacak için, müvekkilinin takibinden sonra hesabın kat edildiğini, ██████████ Esas, ██████████ Esas sayılı dosyalar yönünden hesabın kat edildiğine ilişkin ihtarların sunulmadığını, bu nedenle davacının muvazaa iddiasının dinlenmeyeceğini, davacının █████████ Esas, ██████████ Esas ve ██████████ Esas sayılı dosyalarında satış avansı yatırılmadığı için haczin düştüğünü, haczi düşen davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, muvazaa iddiasının dinlenebilmesi için muvazaalı olduğu ileri sürülen davalı alacağının, davacı alacağından sonra doğması gerektiğini, mahkeme tarafından delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!