Anahtar kelimeler: Bodrum Müteahhitler Vaadi Yapım Mlik İmzaladığını Gayrimenkul Pay Kesintiler Kesinlik

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bodrum 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2.210,00 m² olan taşınmazında belediye tarafından yapılan kesintiler sonucunda taşınmazın 1.050,00 m² olarak tescil edildiğini, bu aşamada dava dışı müteahhitler ile 25.02.1998 tarihinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme ile yüklenicilere 1.050 m²'lik taşınmazın %33,3'ü oranında pay vadedildiğini, davalı ...'in taşınmaz üzerindeki borç ve alacakları dava dışı yüklenicilerden 07.12.2001 tarihinde devraldığını, Belediyece yapılan kesintilerin iptali amacıyla Aydın 2. İdare Mahkemesi'nin █████████ E. sayılı dosyası ile açılan davanın kabul edildiğini ve kararın 13.02.2001 tarihinde kesinleştiğini, bu karar gereği tapuda geri dönüşüm yapılarak taşınmazın yeniden 2.210,00 m² olarak tescil gördüğünü, yapılan sözleşme gereği, davalı yüklenicinin 1.050,00 m² üzerinde %33,3 payı varken dönüşümle birlikte 2.210,00 m² üzerinde %33,3 pay sahibi olduğunu, bu haksız durumun daha önce taşınmaz hisselerinin paylaştırılması nedeni ile bütün davalılar için geçerli olduğunu, bu nedenle davalı aleyhine Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyası ile dava açtığını ve mahkemeden davalının geri dönüşüm nedeni ile artan payının iptali ile kendi adına tescilini talep ettiğini ve davanın lehine sonuçlandığını, neticeten davalı hissesinin ████████ olarak tapuya kayıt edildiğini, akabinde taşınmaz üzerindeki kanuni kesintiler yapılarak taşınmazın bir kısmının 49 ada, 39 parsel numarası ile 331,78 m² olarak adına tescil edildiğini, 1.580,86 m²'lik kısmın ise tüm kayıt malikleri adına hisseli olarak tescil edildiğini, son tahlilde davalı yüklenici ...'in, sözleşme gereği 1.050,00 m²'lik taşınmazda hissesi bulunması gerekirken son hali ile 1.580,86 m²'lik bir taşınmazın hissedarı haline geldiğini, sözleşme dışında tutulan 529,86 m²'lik kısmında davalıların herhangi bir hakkı olmadığını ileri sürerek bu kısım için tapunun beyanlar hanesine şerh düşülerek taşınmazın belirtilen kısmının kullanım ve bu kısım üzerindeki tasarruf yetkisinin TMK'nın 1010. maddesi 1. bendi uyarınca şerh düşülmesini, taşınmaz üzerinden iskan alındığı ve müvekkilin re'sen kat mülkiyetine geçiş işlemlerini yapamadığından arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereği davalı yükleniciye devredilen ve yine müvekkil tarafından diğer davalılara devredilen bağımsız bölümler üzerinde kat mülkiyeti kurularak bu hususun tapuya tescilini talep etmiş, davacının kat mülkiyeti kurulmasına ilişkin talepleri yönünden dosya tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmiştir.II. CEVAP1. Davalı yüklenici ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı ile dava dışı yüklenici arasında akdedilen gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesini, davacının da imzasının olduğu 16.08.2001 tarihli düzenleme şeklinde devir sözleşmesi ve muvafakatname ile devraldığını, gerek bu devir sözleşmesi ve gerekse önceki yükleniciler ile imzalanan sözleşmede taşınmazın tüm hak ve borçları ile sözleşmeye konu edildiğini, her iki sözleşmenin imzalandığı tarihte davacı tarafından İmar Kanunu'nun 18. maddesinin iptali zımmında dava açıldığını, davanın sonuçlandığını ve hatta müvekkili ile yapılan sözleşme tarihinde kesinleştiğini, dolayısıyla tarafların iradeleri taşınmazın hak ve borçları ile ve tüm semereleri ile sözleşme akdetme yönünde olduğunu, dava konusu edilen taşınmazın uç kısmının kullanım hakkının da iddianın aksine davacıya değil tüm paydaşlara ait bir hak olduğunu, mahkeme kararı ile beyanlar hanesine bu şekilde şerh düşülmesinin talep edilmesinin yasal dayanaktan da yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2. Diğer davalılar, kat mülkiyetine geçmeyi kabul ettiklerini, davacının payı kadar tapuda beyanlar hanesine şerh düşülmesi talebine de itirazlarının olmadığını belirtmişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, daha önce belediye uygulaması neticesinde taşınmazdan ayrılan kısmın, idare mahkemesi kararı ile taşınmaza iadesini sağlayan davacının Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyası ile açtığı dava neticesinde, bu kısmın tek başına mülkiyetini de kazandığı ve tapuya şerh ettirdiği, davalı yüklenicinin tapu payının son duruma göre güncellendiği, bu sayede davacının anlaşmazlığa konu kısımla ilgili mülkiyet hakkı sahibi olduğu, TMK'nın 683. maddesinde malike tanınan yetkileri kısıtlayıcı sonuç doğuracak biçimde tapu kütüğüne şerh düşülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; devir sözleşmesi ve muvafakatnamenin düzenlendiği 16.08.2001 tarihinde ve tarafların ek protokolü imzaladığı 07.12.2001 tarihinde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uygulaması ve buna göre düzenlenen inşaat ruhsatı iptal edilmiş olup, tarafların durumu bilerek sözleşmeyi imzaladıkları, ayrıca belediyenin yaptığı imar uygulamasının da iptal edildiğini bilerek 07.12.2001 tarihli ek protokolü imzaladıkları, Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyası ile açtığı dava neticesinde, bu kısmın tek başına mülkiyetini de kazandığı ve tapuya şerh ettirdiği, bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; kat mülkiyeti kurulması talebi yönünden tefrik edilen dava bekletici mesele yapılmaksızın şerh talebinin reddine karar verildiğini, idari işlemin iptali ile tapu sicil müdürlüğünde yapılan tescil sonucu parsel üzerinde kurulu olan kat mülkiyetinin bozularak hisseli tapu haline dönüştürüldüğünü, Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile açılan dava tapu iptali ve tescil davası olup 18. maddenin iptali sonucu tefrik edilen parsellerin tekrar eski hale gelmesi üzerine yüklenici aslında 1051 m² üzerinde %33 hissedar iken 2.210 m² üzerinde %33 hissedar olarak tapuda işlem tesis edildiğini, tapu iptali tescil davası kabulle sonuçlanmış olsa da yüklenicinin 2.210 m²'lik taşınmazdaki %33'lük hissesinin fazlası iptal edilmesine rağmen tüm parsel üzerinde yine hissedar olduğunu, ihtilafın da bu noktada halen devam ettiğini, tüm ihtilafın şerh talep edilen kısmın halen hisseli olmasından kaynaklandığını, bu kısma ilişkin önceden Mahkemece verilmiş bir şerh kararının da bulunmadığını, İstinaf Mahkemesince tapu iptali ve tescil davasının sanki şerh davası gibi yanlış değerlendirildiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, Türk Medeni Kanunu'nun 1010. maddesi uyarınca tapu kaydına şerh konulması istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.1. Dava konusu sözleşmeler ve taşınmaza ilişkin işlem safahatı incelendiğinde;1.a. Davacılar ve dava dışı yükleniciler arasında 25.02.1998 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye göre 49... parsel sayılı 2.210,00 m²'lik taşınmazın İmar Kanunu'nun 18. maddesi uygulamasına tabi tutulması sonrası kalan 1.050,00 m²'lik kısmı üzerinde % 33,3'ü yüklenicilere, % 66,70'i arsa sahibine ait olmak inşaat yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı, dava dışı yüklenicilerin sözleşmeden ... hak ve yükümlülüklerini 16.08.2001 tarihli düzenleme şeklinde devir sözleşmesi ve muvafakatname ile davalı yüklenici ...'e devrettikleri, sonrasında 07.12.2001 tarihli ek protokol imzalandıkları,1.b. Aydın 2. İdare Mahkemesi'nin 26.03.1999 tarihli ve █████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile İmar Kanunu'nun 18. maddesinin uygulanmasına yönelik işleminin iptaline karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine geri dönüşüm işlemi yapılarak taşınmazın 49... parsel ve 2.210,00 m² olarak tapuya tescil edildiği, geri dönüşüm işlemi sırasında tapuda kurulmuş olan kat irtifakının da terkin edilerek tüm maliklerin adına hisseli olarak 09.10.2003 tarihinde tapuya tescil edildiği,1.c. Davacı tarafından davalı yüklenici aleyhine açılan dava ile davalı yüklenicinin geri dönüşüm planının uygulanması suretiyle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 1.051,03 m²'lik taşınmazdan % 33,3 paya tekabül eden 350 m²'ye isabet eden ████████ pay sahibi olması gerekir iken 2.210,00 m² yüz ölçümlü taşınmazın 487 m²'sine isabet eden ████████ hisse verildiği, bu nedenle davalıya ait payın ████████'ünün tapusunun iptali ile davacının payına ilave edilmesini talep ettiği, Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.12.2008 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı davanın kabulüne dair kararın kesinleşmesi üzerine mahkeme hükmü doğrultusunda tapuda 12.04.2012 tarihinde tescil işlemi yapılarak taşınmazdaki hisse dağılımının yapıldığı,1.d. Sonraki süreçte 20.07.2012 tarihinde 49 ada, 8 parsel sayılı 2.210,00 m² lik taşınmaz ifraz edilerek; 49... parsel sayılı 1.580,86 m² yüzölçümünde ve 49... parsel sayılı 331,78 m² yüzölçümünde arsa olarak tapuya tescil edildiği, bu parsellerden 49... parsel davacı adına tam mülkiyet olarak; 49... parsel ise, davalı yüklenicinin ███████████ pay (350,00 m²) olacak şekilde davacı ve davalılar adına hisseli olarak tescil edildiği, 49 ada, 38 parsel sayılı taşınmaz için 22.11.2012 tarihli yenileme yapı ruhsatı ile 19.02.2013 tarihli tadilat yapı ruhsatının düzenlendiği, yapı kullanma izin belgesinin de 03.04.2013 tarihinde alındığı anlaşılmaktadır.2. Dava konusu talep yönünden; Türk Medeni Kanunu'nun 1010/1. maddesinde hangi hallerde tasarruf yetkisi kısıtlamalarının tapu kütüğüne şerh verilebileceği düzenlenmiş, 1. bendinde ise çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararının tapu kütüğüne şerh verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta davacı arsa sahibi ile yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 1.050,00 m²'lik taşınmaz yüz ölçümü esas alınarak akdedildiği ve % 33,3'ü yükleniciye, % 66,70'i arsa sahibine ait olmak üzere paylaşım oranının belirlendiği, önceki paragraflarda ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere idare mahkemesince verilen iptal kararı ve imar düzenlemeleri sonucu taşınmaz ifraz edilerek 331,78 m²'si ayrı bir parsel (49 ada, 39 parsel) olarak tamamının davacı arsa sahibi adına tescil edildiği, bakiye 1.580,86 m²'lik kısmının ise 49 ada, 38 parsel olarak davacı ve davalılar adına hisseli olarak tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Son duruma göre 1.580,86 m²'lik 49 ada, 38 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında yüklenici hissesine isabet eden kısım 350,00 m² olup, bunun da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve devir sözleşmesine göre yüklenici hissesine isabet eden miktar (350,00 m²) ile aynı olduğu anlaşılmakla davacının sözleşmeden ... hakları bu kapsamda korunmuş bulunmaktadır. Öte yandan, davacının dava konusu taşınmazın kat irtifakı kurulmak suretiyle kat mülkiyeti kurulmasına ilişkin talebi yönünden dosya tefrik edilmiş olup, kat mülkiyeti kurulması durumunda ortaya çıkacak ihtilafın çözülmesi mümkün olmakla Türk Medeni Kanunu'nun 1010/1. maddesi gereği tasarruf yetkisi kısıtlanmalarının tapu kütüğüne şerh edilmesine ilişkin koşulların oluşmadığının kabulü gerekir.Bu açıklamalar ışığında temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.