Anahtar kelimeler: Villanın Eksikleri Satımdan Aydin Aydın Blok Mah Yazim Devredileceğine İzmir

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ ████████
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
DAİRE KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarih ve ████████ Esas ████████ , Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM ; Davacı vekili; Taraflar arasında 13.03.2024 tarihli sözleşme ile ...Mah. ... Ada ...Parsel... blok villanın eksikleri tamamlanıp devredileceğine yönelik sözleşme yapıldığını, tarafından sözleşme gereği ödemelerin yapıldığını ancak davalı tarafça tapu devri yapılmadığı gibi bedel iadesi de yapılmadığını, tarafından ödenen 276.750,00-USD tutarında bedelin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi için başlatılan Didim İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali için işbu davayı açtıkları ve takibin devamına ve alacağın %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep ettiklerini ve işbu dava sürecinde doğacak önüne geçilemez mağduriyetlerin önüne geçebilmek amacıyla öncelikle teminatsız olarak gerek görülmesi halinde uygun teminat karşılığı borca yeter miktarda davalının malvarlığına ihtiyati haciz konulmasını talep etmişlerdir.
CEVAP; Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme resmi şekil şartına uyulmadan yapıldığı için geçersiz olduğunu, Borçlar Kanunu genel hükümler çerçevesinde tarafların iş bu sözleşme ile bir birlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade almaları gerektiğini, dosyaya sunulu 2 adet sözleşme metni de incelendiğinde, alıcı ve satıcının kabulüne göre .... tarafından tarafından ....'ya toplamda 276.750USD ödendiği görüldüğünü, 31.12.2024 tarihli sözleşme metni incelendiğinde tarafların kendi aralarında imzaladıkları geçmiş tarihli tüm sözleşmelerin geçersiz sayıldığını ve anılı sözleşme ile taraflar arasındaki tüm ticari ilişkinin güncellendiğini gördüklerini, sözleşmelerin hiç biri müvekkili şirket tüzel kişiliği ile yapılmadığından, davacının bu bedeli ... ..'dan iade talep etmesi gerekecekken, kötü niyetle kendisinden tahsil etmeye çalışması kabul edilemeyeceğini, husumete yönelik itirazları göz önüne alınarak, şirkete husumet yöneltilemeyeceğinden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine 31.12.2024 tarihli sözleşmenin metni incelendiğinde görüleceği üzere ... tarafından bu bedel karşılığında davacıya 31.03.2025 tarihli bir adet senet verilmiş olup, alacaklının alacağını güvence altına almak amacıyla .... tarafından bir takım şirketlerin kaşeleri de basılarak senedin cirolanacağı ibaresi de metne eklendiğini, Davacı .... tarafından, verilen senedin ve borcun, ... tarafından zamanında ödenmemesi üzerine bahsi geçen senet Didim İcra Müdürlüğünün █████████ e. Sayılı dosyası ile işleme konulmuş olup davaya konu alacaktan kaynaklı icra takibi başlatılarak alacağın tahsili yoluna gidilmiş olup, huzurdaki dava aynı alacağa yönelik olarak açılan ikinci bir dava olduğunu, Dolayısı ile tarafları veya konusu bakımından halihazırda açılmış ve halen görülmekte olan bir davanın aynı veya bir başka mahkeme önünde ikinci kez açılmasına usul hukuku açısından imkan bulunmayıp davanın derdestlik itirazımız sebebiyle reddi gerektiğini, davacı tarafın tek taraflı beyanları, hukuken geçerli bir sözleşme meydana getirmeyeceği için davacının soyut düzeydeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, Sözleşmeleri imzalayan ....'nın ise şirkette hiç bir zaman bir hissesi- ortaklığı- payı vs. da olmadığını, şirketin sahibi ....ı olup, .... ile evliliğini haklı sebeplerle sonlandırmış olup, ne ....'nın ne de ... Şirketinin bu şahısla hiç bir organik ve teknik bağı kalmadığını, Her ne kadar sözleşmeye konu taşınmaz şirkete ait olsa da.... açıkça anılı sözleşmeleri şahsı adına imzaladığını, şirketin davacıya asla ve katta 276.750USD borcu bulunmadığını, Davacı tarafça dosyaya sunulan dekontlar incelendiğinde görüleceği üzere davacının göndermiş olduğu ... ada ... parsel .. nolu villa ödemesine yönelik 12.03.2024 tarihinde 19.000USD, 13.03.2024 tarihinde 19.000USd ve13.03.2024 tarihinde 27.000USD olmak üzere toplamda 65.000USD ödeme dışında başka bir ödemesi bulunmadığını, şirket tarafından bu bedel iade edilmeye hazır olunduğu halde, davacı tarafça .... ile yapmış olduğu ve içeriği tarafımızca bilinmeyen, var olup olmadığı, sebebi, kaynağı tarafımızca bilinmeyen ticaretlerin de bedellerinin kendisinden istendiğini, .... ve davacı .... arasında bir takım alış verişler gerçekleşmiş ise de herkes kendi eylemlerinden sorumlu olacağı, borcun şahsiliği ilkesi gereğince anılı sözleşmelerden kaynaklı tüzel kişiliğini sorumlu tutmak mümkün olmadığını belirterek davacıya davaya konu alacak tutarında bir borcu olmadığından davacının dayanaksız davasının esastan reddine karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli başlatılan takip neticesinde alacaklı / davacı tarafa alacağın %20'sinden aşağı olmamak şartıyla tazminata hükmedilmesine, %10'dan aşağı olmamak üzere idari para cezasına davacı/alacaklıya hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince verilen █████/2026 tarihli kararı ile; Dosya kapsamında yapılan araştırma sonucunda davacının tacir olmadığı, harici taşınmaz sözleşmesine konu taşınmazında villa satışına ilişkin ödenen bedelin iadesi için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, mutlak ticari dava olmadığı, davacının tacir olmadığı için nisbi Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmayan uyuşmazlığın Didim 3. Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla -Açılan davada HMK' nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine..." ifedelerini içeren gerekçelerle davanın usulden reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
:
Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
:
Davalı vekili tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;
Davacı 18.02.2026 tarihli oturumda mahkemenin davaya bakmaya görevli olduğunu yani davaya konu olay bakımından tacir gibi hareket ettiğini kabul etmiş, Kaldı ki davacının dava dilekçesinin bütünü incelendiğinde, davacının dava dışı ....isimli kişi ile ticari faaliyet yürüttüğünün açık olduğunu, Bu yatırım ilişkisinin sonunda da dava açıldığını, Diğer taraftan her ne kadar husumet ve derdestlik itirazlarımız var ise de şirket ticari bir işletme, Limited bir şirket olduğunu,
Dava dilekçesindeki iddialar, davacı ile dava dışı .... arasındaki yatırım ilişkisi, limited şirket olması hususları bir arada değerlendirildiğinde davacının ticari bir faaliyet sonucunda dava açtığını, yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesinde; "(1) Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. " hükmü çerçevesinde davalının ticari şirket olması, bu kapsamda şirket adına ticari amaçla hareket etmesi, davacının yatırım amacıyla taşınmazları al sat yaptığına yönelik iddiaları nazara alındığında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun kabul edildiği yönündeki Didim 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu karar usul ve yasaya uygun bir karar olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE;
Dava, itirazın iptali davasıdır.
İstinafa konu karar ilk derece mahkemesinin █████/2026 tarihli görevsizlik kararının istinafen incelenmesi talebine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu iş, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda; Taraflar arasında 13.03.2024 tarihli sözleşme ile .... Mah. .... Ada... Parsel .. blok villanın eksikleri tamamlanıp devredileceğine yönelik sözleşme yapıldığını, tarafından sözleşme gereği ödemelerin yapıldığını ancak davalı tarafça tapu devri yapılmadığı gibi bedel iadesi de yapılmadığını, tarafından ödenen 276.750,00-USD tutarında bedelin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi için başlatılan Didim İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali için işbu davayı açtıkları ve takibin devamına ve alacağın %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep ettiklerini ve işbu dava sürecinde doğacak önüne geçilemez mağduriyetlerin önüne geçebilmek amacıyla öncelikle teminatsız olarak gerek görülmesi halinde uygun teminat karşılığı borca yeter miktarda davalının malvarlığına ihtiyati haciz konulmasını talep etmişlerdir.
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi yapılan araştırma sonucunda davacının tacir olmadığı, davanın harici taşınmaz sözleşmesine konu taşınmaza ilişkin (villa) ödenen bedelin iadesi için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, mutlak ticari dava olmadığı, davacının tacir olmadığı için ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmayan uyuşmazlığın Didim 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görev yönünden usulden ret kararı verilmiştir.
Dosya ilk açılışında Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla Didim Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, Didim 3.Asliye Hukuk Mahkemesi Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla █████/2025 tarihli kararla Aydın Asliye Ticaret Mahkemesine görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiştir ve bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. Dava dilekçesine bakıldığında davacı taraf açıkça dilekçenin a bendinde davacının .... bölgesinde yatırım amaçlı olarak gayrimenkul almak istediğini ve bu kapsamda sözleşmenin yapıldığını belirtmiştir. Sözleşmenin başlangıcında iki adet 1+1 daire satışı konusunda anlaşma yapılmıştır. 1+1 dairelerden sadece birinin davacıya devri yapılmıştır. Ödemelerin yapılmasına rağmen.... projesinde bulunan villanın tapu devrinin gerçekleşmediği dava dilekçesinde belirtilmiştir. Bizzat dava dilekçesinde davacının taşınmazı satın alma amacının yatırım amaçlı olduğu tüketici amaçlı olmadığı belirtilmiştir. Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararına karşı davalı vekili tarafından kararın haksız olduğu, davalı tarafın şirket olduğu, davacının dava konusu olay bakımından tacir gibi hareket ettiği gerekçeleri ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosya kapsamına göre yapılan tacir araştırmasında davacının tacir olmadığı, davanın mutlak ticari dava olmadığı ve dava dilekçesinden de davacının yatırım amaçlı ticari gaye ile taşınmaz almak istediğini belirttiği bu nedenle davacının tüketici sıfatının da bulunmadığı görevli mahkemenin de Aydın Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf istemlerinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle ara hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme arahükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından ileri sürülen istinaf itirazlarının HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 Tarih ve ████████ E. ████████ Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK 353/(1)-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf talebinde bulunan davalıdan alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!