Anahtar kelimeler: Çeşmede Davadavacı Sinai Sınai İstemli Şekil Fikri Markanın Yazim Haklar

T.C.
İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: 12.07.2023NUMARASI
: ████████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU
: Marka (Manevi Tazminat İstemli)KARAR TARİHİ
: 06.05.2026KARAR YAZIM TARİHİ
: 06.05.2026İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.07.2023 tarih ████████ E. - ███████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili, müvekkiline adına kayıtlı ██████████ numaralı ''..." ve ██████████ numaralı "... + şekil+ ..." şeklindeki markanın Çeşme'de bulunan işletmesinde 2016 yılından beri kullandığını, ayrıca sosyal medya hesaplarında da kullandığını, davalının İzmir Aliağa ilçesinde bulunan işletmede müvekkiline ait markanın iltibas oluşturabilecek şekilde ve "..." şeklinde ve internet adresi ile sosyal medya hesaplarında ayrıca söz konusu işletmede bulunan ürünlerde kullanıldığını, iddia ederek müvekkilinin tescilli markasına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, ihlal yaratan markanın her türlü kullanımının kaldırılması, basılı evrak ve etiketlerin, tabelanın, reklamın kaldırılması, davalıya ait kullanım içeren internet adresi ve sosyal medya hesaplarının iptali talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili, davacıya ait markanın tanınmış markalardan olmadığını, müvekkiline ait iş yerinin Aliağa'da, davacıya ait iş yerinin Çeşme'de olduğunu, dolayısıyla farklı bölgelerde faaliyetin söz konusu olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, müvekkilinin davacının tescilli markasından haberdar olmadığını, müvekkiline ait işletmenin kafeterya niteliğinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davacı adına tescilli "..." ibaresini içeren markaların bulunduğu, bu markaların esas ve belirgin unsurunun bu ibare olduğu, markaların sadece kelimelerden oluştuğu, davalı tarafça davacının tescilli markalarında bulunan "..." şeklindeki ibarenin sadece "M" harfi "N" harfi olarak değiştirilmek suretiyle kullanıldığı, bu durumun iltibas oluşturacağı, ortalama tüketici kitlesi nezdinde işletmelerin ve markaların bir birinin zinciri şeklinde algılanmasına neden olabileceği, bu durumun tüketici nezdinde yanılgıya sebebiyet vereceği ve davacının marka haklarına tecavüz oluşturacağı, diğer yandan bu durum davacı açısından manevi bir zarara da neden olabilecek boyutta olduğu, bu itibarla davacı yararına manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiği, bu tazminat miktarı belirlenirken 6098 sayılı TBK, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tecavüzlü kullanımın mahiyeti ve yoğunluğu, hak ve nesafet ilkeleri göz önüne alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının davacıya ait 2016/... ve 2019/... tescil numaralı markalardan kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, davalıya ait https://... isimli alan adı tahsisinin iptaline, davalıya ait @... (https://.../.../) sosyal medya hesaplarının kullanımının iptaline, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalı vekili, kararın icrası için kararın kesinleşmesi gerektiğini, marka tecavüzü ve tazminat gibi kişiler hukukuna ilişkin kararların, HMK m. 367/2 uyarınca kesinleşmeden icra edilemeyeceğini, markaların benzer olmadığını, davalının, kendi işletmesinin sadece "kahve kavurma atölyesi" (coffee roastery) olduğunu, mutfağının bulunmadığını; buna karşılık davacının işletmesinin restoran/lokanta niteliğinde olduğunu, yine avacının markasının 29, 31 ve 32. sınıfları kapsadığını (et, süt, meyve vb.) ancak davalı faaliyetinin sadece 30. sınıf (kahve emtiası) kapsamında olduğunu, sınıfsal benzerlik de bulunmadığını, hizmet verilen kitlenin ve sunulan malların farklı olması nedeniyle tüketicinin yanılmayacağını, davacının Çeşme'de, davalının ise Aliağa'da faaliyet gösterdiğini arada yaklaşık 145 km mesafe olduğunu, bu nedenle bir "zincir işletme" algısının oluşmasının imkansız olduğunu, ayrıca davacının markasının "tanınmış marka" olmadığını, bu markadan haberdar olmamasının doğal olduğunu ve kötü niyet taşımadığını, raporun "kopyala-yapıştır" yöntemiyle hazırlandığını, bilirkişilerin marka isimlerini bile yanlış yazdığını, yerinde inceleme yapmadığı ve dosya üzerinden yüzeysel bir değerlendirme sunduklarını, Mahkemenin, davalının rapora yönelik itirazlarını dikkate almadan ve ek rapor almadan hüküm kurmasının hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini belirtmiştir.GEREKÇE
:Dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, davalıya ait alan adı ve sosyal medya hesaplarının kullanımının iptali ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Somut olayda, yerel mahkemece yapılan yargılama sırasında marka vekili, sektör uzmanı ve bilişim uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapora göre; 6769 sayılı SMK'nun 7/2-b maddesi uyarınca davacıya ait "..." ve "..." ibareleri arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, söz konusu kelimede yer alan tek bir harf değişiminin ("M" yerine "N") ortalama tüketici nezdindeki algıyı değiştirmeyeceği, diğer taraftan davacının ve davalının benzer hizmet/mal sınıfında (kafeterya/işletme) faaliyet gösterdiği, bu şekilde taraflar arasındaki sektörel benzerlik ile görsel ve işitsel benzerlik dikkate alındığında markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, tüketicinin "..." markasını gördüğünde "..."nın bir şubesi veya alt markası olduğunu düşünebileceği, marka tescilinin ulusal düzeyde koruma sağlayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir,Açıklanan nedenlerle, toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan sektör uzmanı, marka vekili ve bilişim uzmanından oluşan heyetten alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, özellikle de markaların işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzer olmasına, hizmet sınıflarının aynı olmasına, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olduğunun tespit edilmiş olmasına, marka tescilinin ulusal düzeyde koruma sağlamasına, manevi tazminat koşullarının davacı yararına oluştuğunun tespit edilmiş olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.