Anahtar kelimeler: Yür Çıkış Doğduğu Açılmadan Vermiş Sağlanamadığı Arabuluculuk Görüşmeleri Tutarı Devamı

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP
:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davalı-borçlunun ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı ve takip çıkış tutarı olan 44.556,69 TL üzerinden 9620'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmektedir. Dava açılmadan önce arabuluculuk görüşmeleri yapılmış, ancak anlaşma sağlanamadığı için (Arabuluculuk Dosya No: ...) dava açma zorunluluğunun doğduğu belirtilmiştir. Dilekçede, ...'nun işletmesinin davacı şirket tarafından yür aç ile 27.01.2025 — 07.02.2025 tarihleri arasında ücret ödenmeden ihlalli geçişler yapıldığı ileri sürülmüştür. 6001 sayılı Kanun'un 30/7. maddesi uyarınca, ihlalli geçişten sonra 15 gün içinde geçiş bedelinin cezasız ödenebilmesine imkân tanındığı, ancak somut olayda bu sürede ödeme yapılmadığı ifade edilmiştir. Ödeme yapılmaması üzerine davacı şirketin, 6001 sayılı Kanun'un 30/5. maddesi kapsamında geçiş ücreti ile geçiş ücretinin dört katı tutarında gecikme cezasını talep ederek ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığı; ödeme emrinin davalı-borçluya 23.08.2025 tarihinde tebliğ edildiği belirtilmiştir. Davalı-borçlunun ise 24.08.2025 tarihinde “borcun tamamına, faize, faiz oranına ve her türlü ferilerine” itiraz ettiği, bu itiraz üzerine takibin durduğu; itirazın haksız ve kötü niyetli olup zaman kazanma amacı taşıdığı iddia edilmiştir. Davalı-borçlunun borcun tamamına yönelik itirazlarının dayanaksız olduğu savunularak; HGS/OGS hesabını müsait tutma ve geçiş ücretini ödemeye yetecek bakiye bulundurma yükümlülüğünün araç sahibine ait olduğu, otoyoldaki uyarı ve bilgilendirmelerin yeterli olduğu vurgulanmıştır. Dava dilekçesine ekli provizyon kayıtlarında “Ürün Kara Listede” sonucunun bulunduğu, bu nedenle geçiş ücretinin tahsil edilemediği; bu durumda geçiş ücreti ve kanuni ceza bedelinin tahakkukunun mevzuata uygun olduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca ihlalli geçiş borçlarının çeşitli kanallardan sorgulanıp ödenebildiği, davacı şirketin ihlalli geçişe ilişkin ayrıca bildirim yapma yükümlülüğü bulunmadığı belirtilmiştir. Dilekçede, faize ve faiz oranına ilişkin itirazların da mesnetsiz olduğu ileri sürülerek; uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde olduğu, bu nedenle 3095 sayılı Kanun'un 2. Maddesi uyarınca takip tarihinde kte olan 9644.25 oranındaki ticari (avans) faizin değişen oranlarda uygulanması gerektiği savunulmuştur. Avans faiz oranının değişken nitelikte olduğu, bu sebeple faizin kademeli şekilde hesaplanmasının gerektiği; bu yaklaşımı destekleyen Yargıtay kararlarına yer verilerek davalının faiz itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğu iddia edilmiştir. Fer'iler kapsamında KDV alacağı yönünden de; 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 24/c maddesi gereğince faiz gibi gelirlerin matraha dahil olduğu, icra yoluyla tahsil edilen faiz alacaklarının KDV'ye tabi bulunduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda temerrüt/avans faizi üzerinden KDV hesaplanmasının hukuka uygun olduğu, çeşitli Yargıtay kararlarıyla da bu görüşün desteklendiği ifade edilmiştir. Davacı taraf, İİK m.67/2 uyarınca icra inkâr tazminatı şartlarının oluştuğunu; takibin ilamsız takip olduğu, alacağın likit nitelik taşıdığı ve davalının itirazının haksız olduğu gerekçeleriyle, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Bu talebin dayanağı olarak, icra inkâr tazminatının borçlunun itirazı nedeniyle takibin icemede kalmasını önlemeye yönelik bir yaptırım olduğu, alacağın belirlenebilir/likit olduğu yönündeki yargısal içtihatlara atıf yapılmıştır. Bunun yanında davacı taraf, alacağın tahsilinin tehlikeye düşmemesi için ihtiyati haciz talebinde bulunmuş; davalının malvarlığını elden çıkararak ilamı etkisiz bırakma ihtimalinin bulunduğu, alacağın rehinle temin edilmediği, borcun ödenmemesinin tahsili zorlaştırdığı gerekçeleri ileri sürülmüştür. İİK m.257 vd. uyarınca yaklaşık ispat ölçütü kapsamında; ihlalli geçiş listeleri, kamera görüntüsü çıktıları ve provizyon sorguları gibi belgelerin alacağın varlığı konusunda kanaat oluşturduğu belirtilerek, teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesi istenmiştir; bu konuda BAM ve Yargıtay kararları emsal olarak sunulmuştur. Sonuç olarak dilekçede; davanın kabulü ile davalının icra dosyasındaki itirazının iptali, 6001 sayılı Kanun uyarınca geçiş ücreti, dört kat ceza ve avans faizindeki değişiklikler dikkate alınarak faizin kademeli hesaplanması suretiyle takibin devamı, icra dosyasına sunulmak üzere ihtiyati haciz kararı verilmesi ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; mahkemenin esas numarası belirtilen dosyası kapsamında müvekkil şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde dava açıldığı, dava dilekçesi ile tensip zaptının müvekkile tebliğ edilmesi üzerine yasal süresi içinde cevap ve itirazların sunulduğu ifade edilmiştir. Dilekçede, davaya ilişkin beyanlar kabul anlamına gelmemek kaydıyla öncelikle zaman aşımı itirazında bulunulduğu, ayrıca ödenmişlik itirazının da mevcut olduğu belirtilmiştir. Davacı şirketin, müvekkil şirkete ait araçların otoyolu kullandığı sırada geçiş ücretlerinin ödendiği halde, kendi bünyesindeki ödemeleri ayırt edemeyerek müvekkilin ödeme yapmadığını ileri sürdüğü; bu nedenle hem davanın hem de davaya konu icra takibinin haksız ve hukuka aykırı şekilde başlatıldığı savunulmuştur. Cevap dilekçesinde ayrıca görev itirazı ileri sürülerek; uyuşmazlıkta müvekkilin otoyol güzergahını kullanan “kullanıcı” konumunda olduğu, olayın ticari iş niteliği taşımadığı, bu nedenle davanın asliye ticaret mahkemesinde açılmasının görev yönünden hatalı olduğu belirtilmiştir. Bu gerekçeyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu ve davanın görev yönünden reddi gerektiği ifade edilmiştir. Davalı taraf, yargılama sırasında müvekkil şirkete ait araç kayıtlarına ilişkin evrakların davacı şirketten celbini, geçiş kayıtları ile banka kayıtlarının karşılaştırılmasını ve ayrıca müvekkilin HGS sistemi kapsamında hesaba yatırdığı'tuttuğu bakiyeye ilişkin hesap hareketlerinin incelenmesini talep etmiştir. Bu incelemeler sonucunda müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığının ortaya çıkacağı, bu nedenle davacının iddia ettiği hususların tamamına itiraz edildiği ve davanın reddinin gerektiği ileri sürülmüştür. Dilekçede, uyuşmazlığın itirazın iptali davası niteliğinde olduğu, bu davaların icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı bulunduğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda icra takip dosyasında yer almayan, takibin dayanağı yapılmayan belge ve delillere dayanılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olacağı; davacının huzurdaki davada ileri sürdüğü delilleri icra takip dosyasına sunmadığı ve bu hususa açıkça itiraz edildiği belirtilmiştir. Bunun yanında, davacı tarafın iddiaları ve talepleri kabul edilmeksizin; davacının geçiş ücretlerine uyguladığı gecikme cezası ile faiz oranlarının fahiş ve mevzuata aykırı olduğu savunulmuş, yargılama sırasında bu kalemlerin de özellikle denetlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak davalı taraf; mahkemece resen gözetilecek hususlar da dikkate alınarak müvekkil aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini, haksız icra takibi nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise icra inkâr tazminatına hükmedilmemesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Mahkememizce ... 20. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden getirtilmiş olup incelenmesinde; davacı şirket tarafından, davalı aleyhine 35.440,00 TL asıl alacak, 7.597,20 TL faiz, 1.519,49 TL KDV olmak üzere toplam 44.556,69 TL'nin icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda ticari faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin sunmuş olduğu raporda özetle: "Anapara Kaçak Geçiş Bedeli olarak 7.088,00 TL, Kaçak Geçiş Bedeli 4 Katı Ceza Tutarı olarak 28.352,00 TL, toplamda Anapara * 4 Katı Ceza Tutar Toplamı olarak 35.440,00 TL hesaplandığı, 3095 Sayılı Faiz Yasa gereği Dönemlik Yığılmış Avans Faiz Tutarı olarak 8.637,01 TL olduğu, Kaçak Geçiş * 4 Katı Ceza * Faiz Toplamı olarak 44.077,01 TL hesaplandığı, Kdv 9620 olarak 1.727,40 TL dahil edildiğinde, Takiple İstenebilir Güncel toplam alacak bedeli, 45.804,41 TL olarak belirlenmiştir. Davalı taraf olan ... Şirketi'nden takiple istenebilir güncel toplam alacağın 45.804,41 TL olduğunun, 35.440,00 TL (geçiş ücreti * 4 kat ceza) toplamı üzerinden, ihlal tarihleri ile takip tarihi (15.08.2025) arasındaki dönem için TCMB avans faiz oranları (9044.25 / 9049,25 ) esas alınarak kademeli şekilde işlemiş faiz hesaplandığı, Davalı ... Şirketine ait ... plaka sayılı aracı ile 27.01.2025 ile 07.02.2025 tarihleri arasında, ihlalli geçişlerin provizyon bilgisi listesi ile uyuştuğu, ayrıca davacı işletici firmanın, aralarında yapılan protokol gereğince davalıya herhangi bir bildirim yapma yükümlülüğünün bulunmadığı ve yukarıda izahatlarının yapıldığı, Davacının İcra İnkar Tazminatı talebinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
İhlalli geçiş iddiası bakımından;
Davalı şirket adına kayıtlı olan araçların ihlalli geçişte bulunduğuna ilişkin fotoğrafların bulunduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalara göre takibe konu 22 ayrı ihlalli geçiş bakımından 4 katlık ceza miktarı ile geçiş ücreti toplamının 35.440,00 TL olduğu ve davalının bu miktar kadar davacıya borcu olduğu anlaşılmıştır.
Davalının mükerrer olarak aynı geçişlere ilişkin iki ayrı takip ve iki ayrı itirazın iptali davası ikame edildiğine ilişkin savunması bakımından;
Davalı tarafından mahkememizin... Esas sayılı dosyasında görülen yargılama ile ... Esas sayılı dosyasında görülen yargılamada bazı geçişler yönünden mükerrer talepte bulunulduğu savunulmuştur. Mahkememizin ...Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce ████████ Esas sayılı dosya üzerinden inceleme yapan bilirkişiden bu savunma bakımından inceleme ve değerlendirme yapılması istenilmiştir. Bilirkişi tarafından mahkememizin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan █████/2026 havale tarihli raporda özetle; "Mahkemenin ara kararı doğrultusunda yapılan karşılaştırmalı incelemede, işbu dosya ile Mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasında yer alan ihlalli geçiş kayıtları birlikte değerlendirilmiştir. Her iki dosyada aynı tarihte ve kısmen aynı ücret tutarında görülen geçiş kayıtları bulunmakla birlikte, yapılan teknik karşılaştırmada bu geçişlerin farklı saatlerde ve farklı ücret toplama istasyonlarında gerçekleştiği tespit edilmiştir. Buna göre 722 Esas sayılı dosyada yer alan ...istasyonuna ait geçişin 07.02.2025 tarihinde 18:17:17 saatinde 570,00 TL bedel ile gerçekleştiği; ... Esas sayılı dosyada ise aynı tarihte ...istasyonunda 14:48:47 saatinde 570,00 TL bedel ile ve ayrıca ... istasyonunda 10:39:36 saatinde 17,50 TL bedel ile olmak üzere ayrı geçiş işlemlerinin bulunduğu görülmüştür. Aynı tarihli ve aynı tutarlı kayıtlar bulunsa dahi saat ve istasyon bilgilerinin farklı olması nedeniyle söz konusu işlemlerin mükerrer nitelik taşımadığı, dosyalar arasında mükerrer geçiş kaydına rastlanılmadığı kanaatine varılmıştır. " şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu bağlamda bilirkişi tarafından yapılan tespitler doğrultusunda aynı geçişlere ilişkin mükerrer olarak farklı icra takibi yapılmadığı, her iki dava dosyasına konu işlemlerin farklı işlemler olduğu anlaşılmakla davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
İşlemiş faiz ve KDV iddiası bakımından;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "İşlemiş faiz+KDV yönünden inceleme ve değerlendirme:
Davacı şirket tarafından geçiş ücretlerinin ve ceza bedellerinin tahsili noktasında uygulanması gereken yasal düzenleme, yasanın 30. maddesinin 5, 6 ve 7. fıkralarıdır. Zira 3. fıkrada düzenlenen tebliğ hükmünün, maddenin birinci fıkrasında belirtilen idari para cezaları ile geçiş ücretleri ve ikinci fıkrasında yer alan idari para cezaları yönünden geçerli olduğu açıkça düzenlenmiş olup, idari para cezalarının ise Genel Müdürlükçe yetkilendirilen personel veya trafik polisi, trafik polisinin görev alanı dışında kalan yerlerde jandarma personeli tarafından verileceği belirtilmiştir.
Davacı şirket tarafından tahsil edilen geçiş ücretleri ve cezalar ise bu kapsamda olmadığından, yasal düzenleme ile tebliğ zorunluluğunun olmadığı ve geçiş tarihinden itibaren 15 günlük süre içerisinde ödenmesi gerektiği açıktır. Ancak bu hükmün uygulanabilmesi için ihlalli geçişin, geçiş anında muhataba bildirilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından ihlalli geçiş esnasında bu bildirimlerin basılarak davalıya ait araç sürücülerine teslim edildiğinin ispatlanması gerekmektedir. OGS cihazı/ HGS etiketi bulunduğu sabit olan davalı araçlarının, gişelerden geçiş yaptığı esnada geçiş ücretlerinin bakiye olmaması yada başka bir nedenle tahsil edilemediğinin, nakit/kart ile ödeme yapılmadığının ve ödeme yapmaksızın geçiş yapılması sebebiyle 15 gün içerisinde cezasız ödeme yapma imkanına sahip olduklarının, davalı tarafça bilindiği ancak ödeme yapılmadığı yönündeki davacı iddiası ile geçiş ücretleri ve cezaların muaccel olduğu tarihin bu şekilde belirlenmesi mümkündür.
Davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçeleri ve istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde, davacı şirketin araç sahibi/sürücüsüne bildirim yapma yükümlülüğü bulunmadığı belirtildiğinden uyuşmazlığa konu dosyada bildirim yapma yükümlülüğünün yerine getirilmediği nazara alınarak inceleme yapıldığında, mahkemece takip öncesi işlemiş faiz talebi ve KDV'nin yerinde olmadığı yönündeki tespitin yerinde olduğu anlaşılmıştır. " şeklinde karar verilmiştir.
Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ilamı da dikkate alındığında davacı tarafından davalıya ya da davalı sürücüsüne ihlalli geçişin bildirim yapıldığının ispat edilememiş olması nedeniyle temerrüdün davalı için oluşmadığı anlaşılmakla işlemiş faiz ve işlemiş faizin KDV'si yönünden davanın reddine, alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Davalı tarafından ... 20. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 35.440,00 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, işlemiş faiz ve faizin KDV'sine ilişkin istemin reddine,
2-Alacağın % 20'si olan 7.088,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.420,91 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL'nin mahsup edilerek bakiye 1.805,51 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 3.634,00 TL'sinden davalı tarafın, 966,00 TL'sinden davacı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.230,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen kabul edilen 35.440,00 üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 35.440,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kısmen red edilen 9.116,69 TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereği takdir olunan 9.116,69 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 140,00 TL tebligat, posta gideri ile 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.140,00 TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre (dava %79 oranında kabul edilmiştir) 4.060,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!