Anahtar kelimeler: Malûliyet Malûl Rahatsızlandığını Vakıf Tutularak Edilmeyerek Üyesi Anadolu Haklar Dönemde
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; vakıf üyesi olan müvekkilinin, çalıştığı dönemde rahatsızlandığını ve %77 oranında malûl olduğunu ileri sürerek, malûliyet nedeniyle fazlaya dair haklar saklı tutularak 10.000,00 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialar kabul edilmeyerek açılan haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre davacının hipertansiyon, dilate kardiyomyopati, asendan aort anevrizması, hafif aort kapak yetersizliği, orta mitral yetersizlik ve böbrek taşı hastalıklarının olduğu, kişide mevcut hastalıklarına bağlı, ... Maluliyet Tazminatları Cetveli Resmi Senet madde 28’e göre malûl olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının rahatsızlığı nedeniyle malûl olduğu iddia edilerek maluliyetine ilişkin üye olduğu davalı vakıftan ödenmeyen tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 101. maddesinde, vakfın, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu, aynı kanunun 102. maddesinde ise vakıf kurma iradesinin, resmi senetle veya ölüme bağlı tasarrufla açıklanacağı, vakfın, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, 5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3. maddesine göre yeni vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan ... olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 5 ve 67. maddelerinde ise yeni vakıfların 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulup ve faaliyet gösterecekleri, yönetim organının vakıf senedine göre oluşturulacağı hükme bağlanmıştır.
Vakıflarla ilgili açılan davalarda yetkili mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'da iki ayrı düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir.
Kesin yetki kuralının öngörüldüğü 6100 sayılı Kanun'un 14/2. maddesinde, özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, mevcut bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, bu özel ve sınırlı hal dışında kesin yetki kuralının mevcut olmadığı, maddede düzenlenen yetkinin, kesin nitelikte olup kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında resen dikkate alınması gerekmektedir.
Kesin yetki kuralı dışındaki genel yetkili mahkeme ise, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 9. maddesini karşılayan 6100 sayılı Kanun'un 6. maddesinde düzenlenmiş buna göre; yetkili mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca aynı Kanun'un 19/4. maddesine göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir. Hakim doğrudan (resen) yetkisizlik kararı veremez.
4721 sayılı Kanun'un 51. maddesinde; tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğu hükme bağlanmıştır.
Burada üzerinde durulması gereken diğer bir husus ise, yeni vakıfların tescili için yetkili mahkeme konusunda bir sınırlandırma getirilmemiş iken 4721 sayılı Kanun'un 1 02... . maddelerindeki düzenlemeler gereği mahkemenin tescil kararının kesinleşmesi üzerine vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tutulan özel sicile tescil edilmesi ile vakfın tüzel kişilik kazanacağı, tescil kararını veren mahkeme vakfın yerleşim yeri mahkemesi değilse, tescil için dosyayı vakfın yerleşim yeri mahkemesine göndereceği, yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine ... Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunan vakfın Resmî Gazete ile ilân olunacağı şeklindeki düzenlemelerden, yeni vakıfların tescil kararından sonra vakıf senedinde belirtilen yerleşim yeri mahkemesinde özel sicile tescili esası getirtilerek vakfın iş ve işlemlerinin yerleşim yeri mahkemesi esas alınarak yürütülmesi kabul edilmiştir. Bu noktada, genel itibarıyla vakıf tarafından veya vakfa karşı açılacak davalarda vakfın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili olacaktır. Nitekim, ... Yönetmeliği'nin 15. maddesi gereği vakıfların, senet değişikliğini gerektirmeyen aynı yerleşim yeri içerisinde adres değişikliği yapabilecekleri, yerleşim yerinin vakıf senedinde yazılı olan ve mahkemenin yetki alanı dışında bir yer olarak değiştirilmek istenmesi halinde ise bunun ancak vakıf senedinde yapılacak değişiklik ve bu değişikliğin mahkemece tesciline karar verilmesinden sonra mümkün olacaktır. Kaldı ki 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereği vakıf yöneticileri vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesince görevlerinden alınabilirler. Dolayısıyla 4721 sayılı Kanun ve 5737 sayılı Kanun kapsamında da vakfın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili mahkemedir.
Buna göre dava konusu vakıf, 5737 sayılı Kanun'un "tanımlar" başlıklı 3. maddesi gereği mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden sonra kurulmuş "yeni vakıf" tır. 4721 sayılı Kanun'un 106. maddesi gereği vakıf senedinde vakfın yerleşim yerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, dosyada bulunan vakıf senedinin 3. maddesine göre vakfın merkezinin İstanbul (İstanbul Adliyesi yargı çevresinde) olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Kanun'un 114. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartı olup, dava şartlarının 115. madde gereği yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir. Yine aynı Kanun'un 19. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Dava şartları incelenirken ilk önce mahkemeye yönelik olan görev ve yetkinin daha sonra taraflara ilişkin dava şartlarının incelenmesi gerekir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, kanun yolu incelemesinden geçmeyen yetkisizlik kararının dosyanın gönderildiği mahkemeyi bağlamayacağı da dikkate alınarak vakfın merkezi olan İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin açılan davada kesin yetkili olması sebebi ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, mahkemeye ilişkin dava şartları incelenmeksizin işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!