Anahtar kelimeler: Konsorsiyum Lojistik Depolarının Depoların İşine Taahhüt İşletilmesi İşlerden Yalnızca Kesinlik
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacının da özel ortak sıfatıyla yer aldığı konsorsiyum arasında ..... Lojistik Depolarının 34 Ay Süre ile İşletilmesi İşine İlişkin Sözleşmenin ve 2 ay süre ile işletilmesi işine ilişkin sözleşmenin imzalandığını, davacı tarafça sözleşmelerde belirtilen işlerden yalnızca depoların özel güvenliğinin sağlanması kısmını taahhüt ettiğini, davacının üzerine düşen edimini yerine getirerek, iş bitirme belgesi verilmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir hukuki dayanağı olmadan teminat mektuplarının iade edilmediğini, aksine davalı tarafça teminat mektuplarının süresinin uzatılmasının talep edildiğini, teminat mektuplarının sürelerinin uzatılması nedeniyle davalı uhdesinde kaldığı sürece davacının zarara uğradığını ileri sürerek, davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine, sözleşme kapsamında davalıya verilen teminat mektuplarının iadesine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla uğranılan 9.079,81 TL zararının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; konsorsiyum ile aralarında imzalanan dava konusu sözleşmeler kapsamında teminata ilişkin
hükümlerin sözleşmede ve idari şartnamede yer aldığını, konsorsiyum ortakları tarafından imzalanan 24.02.2015 tarihli Konsorsiyum Beyannamesine göre
yükümlülüklerin yerine getirilmesinde ortakların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, 4735 sayılı KİSK'in 13. maddesine ve Hizmet İşleri Genel
Şartnamesi’nin 51. maddesine göre, teminatların iade edilebilmesi için taahhüdün ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiğinin, yüklenicinin idareye bu
işten dolayı herhangi bir borcunun olmadığının tespit edilmesi ve Sosyal Güvenlik
Kurumundan ilişiksiz belgesi getirilmesi gerektiğini, bu şartlar gerçekleşmediğinden
teminatların iadesinin hukuken mümkün olmadığını, sözleşme konusu güvenlik ve diğer hizmetlere ait sorumlulukların ayrılmış olsa da sözleşme,
teminat ve muayene kabul işlemlerinin bütün olduğunu, konsorsiyumun taahhüt ettiği işler için eksikliklerin tamamlanamamasından dolayı muayene ve kabul işlemlerinin yapılamadığını, iş süresinin bitiminden sonra dahi bazı depo ekipmanlarında arızaların devam ettiğini, 2018 yılının Mayıs ayından sonra da eksikliklerin giderildiğine ilişkin tutanakların gönderilmediğini, konsorsiyum ortaklarının teminat
mektuplarının kendi üstlendiği iş ile sınırlı olmadığını, işlerin tamamlanmaması nedeniyle
teminat mektuplarının iade edilemeyeceğini, konsorsiyumun üstlendiği işlerde personel olarak çalışan işçilerin davalı ve
dava dışı ... ... Taşıma Depolama Lojistik A.Ş.'ye karşı alacak davası açtıklarını, bu alacaklardan davacının da
sorumlu olacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça bildirilen, dava dışı işçiler tarafından açılan işçi alacakları davaları kapsamında teminattan mahsuba gereklilik olmadığı, davalı tarafça başka personellere ait işçilik alacaklarına ilişkin delil ve belgelerin sunulmadığı, herhangi bir işçilik alacağı ödenmesi talebinde bulunulmadığı, konsorsiyum ortağı dava dışı... A.Ş.'nin SGK borcunun 15.03.2018 tarihinde ödendiği, 08.03.2018 tarihi itibariyle dava dışı... A.Ş. ve davacının vergi borcunun bulunmadığı, davacının SGK borcu bulunmadığı, hizmetin kabul tarihi olan 27.12.2017 tarihi itibariyle taahhüt konusu işin yerine getirildiği, işçilik alacağı borcunun da bulunmadığı anlaşılmakla, 15.03.2018 tarihinde 25.02.2015 tarihli sözleşme gereğince verilen teminat mektuplarının iadesinin gerektiği, ancak teminat mektuplarının yargılamada sürelerinin dolduğu, teminat mektubunun iadesi gerekirken davalı idare tarafından iade edilmemesi nedeni ile oluşan zararın davalıdan talep edilebileceği, teminat mektuplarının davalı idare tarafından süresi içerisinde işleme konulmadığı, davacının bu konuda bir zarara uğramadığı gerekçesiyle süreleri dolan teminat mektuplarının iadesine ilişkin talepler yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, teminat mektuplarının sürelerinin uzatılmasına ilişkin masraflar yönünden davanın kabulü ile 9.079,81 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, teminat mektuplarının iadesine ilişkin talepler yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, teminat mektuplarının masrafları yönünden davanın kabulü ile 9.079,81 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; AFAD Bölgesel Lojistik Depoları İşletim işi için davacının da içinde bulunduğu konsorsiyum ile imzalanan 25.02.2025 tarihli sözleşme kapsamında teminat mektuplarının alındığını, korsorsiyum beyannamesinde her bir ortağın sözleşmenin konusuna ve kapsamına girecek işlerin, taahhütlerin ve sözleşmeden doğup da ortaklığa yönelecek yükümlülüklerin yerine getirilmesinden ortakların müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağının ifade edildiğini, teminata dahil işin bütün yükümlülüklerinin ve sorumluluklarının ortakların üzerinde bulunduğunu, teminatların iade edilebilmesi için taahhüdün ihale dökumanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmiş olması, yüklenicinin idareye bu işten dolayı herhangi borcunun olmadığının tespit edilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumundan ilişiksiz belgesinin getirilmesi gerektiğini, bu şartların aynı anda gerçekleşmemesi halinde teminatların iadesinin hukuken mümkün olmadığını, muayene kabul işlemlerine yüklenicinin eksikliklerini tamamlamamasından dolayı geçilemediğini, konsorsiyum'un üstlendiği işlerde personel olarak çalışan işçiler tarafından açılan davalarda hüküm altına alınacak tutarlardan davacı da sorumlu olacağından SGK ilişiksiz belgesinin sunulmasının teminatın iadesi için yeterli olmadığını, işçilik alacaklarına yönelik başvuruların bulunduğunu, bu sebeplerle dava konusu teminat mektuplarının iade edilmemesinin hukuka uygun olduğunu, davacının uğradığını iddia ettiği zararlarının kendi eyleminden kaynaklanmadığını, sözleşmeye ve davacı tarafın sunduğu beyannameye uygun şekilde işlem yapıldığını, mahkeme kararının kabule ilişkin kısmının doğru olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesi kapsamında davalıya borçlu olunmadığının tespiti, davalıya verilen teminat mektuplarının iadesi, uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
1-Davacı ile birlikte dava dışı... Taşıma Depolama Lojistik A.Ş. ve Düzey Koruma Güvenlik Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. konsorsiyum olarak davalı idare ile AFAD Lojistik Depolarının 34 Ay Süre ile İşletilmesi İşine İlişkin Sözleşme ile 2 Ay Süre ile İşletilmesi İşine İlişkin Sözleşme'yi imzalamışlardır.
Adi ortaklıkta, ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından salt adi ortaklık olarak husumet ehliyeti bulunmadığı gibi ortaklardan sadece birinin dava açma hak ve yetkisi mümkün bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, adi ortaklık şeklinde yürütülen iş ve işlemlerden dolayı oluşacak olan uyuşmazlıklar sonunda açılacak olan davada, adi ortaklardan birinin dava açabilmesi için diğer ortağın muvafakat vermesi ya da birlikte dava açmaları gerekir.
Somut olayda, yüklenici konsorsiyumun adi ortaklarından davacının tek başına dava açarak borçlu olmadığının tespiti ve teminat mektuplarının iadesi ile zararının tazmini talebinde bulunduğu anlaşıldığından konsorsiyumun diğer adi ortakları dava dışı... Taşıma Depolama Lojistik A.Ş. ve Düzey Koruma Güvenlik Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti'nin davaya muvafakatlerinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, davacıya diğer ortakların muvafakatinin sağlanması için süre verilerek davaya muvafakatin sağlanması halinde işin esasına girilip bir karar verilmesi, konsorsiyumun diğer ortakları olan dava dışı... Taşıma Depolama Lojistik A.Ş. ve Düzey Koruma Güvenlik Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti’nin davaya muvafakat vermemeleri halinde ise davacının işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır (HMK 59/1).
Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder (HMK 60/1).
4721 sayılı TMK’da; Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti (TMK 701/1) olarak tanımlanan elbirliği mülkiyetinde; ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır (TMK 701/2). Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir (TMK 702/1). Bunun istisnası TMK 702/4. maddede yer alan, ortaklardan her birinin, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanacağı hükmüne dayanılarak bu kapsamda olmak üzere bazı ortakların dava açabilecek olmasıdır.
Mecburi dava arkadaşlığının uygulamadaki en yaygın örneğı elbirliği mülkiyeti hükümlerinden kaynaklanan mecburi dava arkadaşlığı halidir. Elbirliği mülkiyetinin en yaygın örnekleri ise adi ortaklık ve miras ortaklığıdır.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan ... temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler (640/2). Bu hüküm gereğince mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu nedeniyle tereke adına açılacak davalarda mirasçılar birlikte dava açmak zorundadır.
Bu zorunluluğa rağmen mirasçılardan bazılarının dava açmış olması halinde bu davanın sürdürülebilmesi için davada yer almayan mirasçıların açılan davaya muvafakat etmesinin yeterli olduğu yerleşik yargısal uygulamada kabul edilmekte ve bu nedenle diğer mirasçıların muvafakatını sağlaması için süre verme yoluna gidilmektedir.
Adi ortaklık sözleşmesine dayalı ortaklık da elbirliği mülkiyetine tabi olup kaynağını şu hükümlerden almaktadır:
Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK 620/1. madde) Ortaklığın kararları, bütün ortakların oybirliğiyle alınır. Sözleşmede kararların oy çokluğuyla alınacağı belirtilmişse çoğunluk, ortak sayısına göre belirlenir (TBK 624. madde). Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur (TBK 638. madde).
Belirtilen bu hükümlerin sonucu olarak dava açan adi ortaklar da elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre davada mecburi dava arkadaşı durumunda olup davanın tüm ortaklar tarafından açılması gereklidir. Bu zorunluluğa rağmen adi ortaklardan bazılarının dava açmış olması halinde bu davanın sürdürülebilmesi için davada yer almayan adi ortakların açılan davaya muvafakat etmesinin yeterli olduğu yerleşik yargısal uygulamada kabul edilmekte ve bu nedenle diğer adi ortakların muvafakatını sağlaması için davacıya süre verme yoluna gidilmektedir.
Mirasçıların veya adi ortakların elbirliği mülkiyetinde verilen süreye rağmen muvafakat sağlanamamış ise davanın görülüp görülemeyeceği üzerinde de durulmalıdır.
Mirasçıların elbirliği mülkiyetinde verilen süreye rağmen mirasçıların muvafakat vermemesi halinde ise "Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir (TMK 640/3)" hükmüne dayanılarak tereke temsilcisi atanmak suretiyle davanın görülebileceği kabul edilmektedir.
Adi ortakların elbirliği mülkiyetinde ise bu şekilde temsilci atanacağına dair bir hüküm TMK'da yer almamaktadır. Dairemizin önceki kararlarında bu durumda davaya muvafakat vermeyen ortak hakkında birleştirme talepli dava açmak üzere süre verilmesi, dava açılması halinde birleştirilerek görülmesi gerektiği aksi halde açılan davanın dinlenemeyeceği şeklinde bir çözüm geliştirilmiştir.
Mirasçıların elbirliği mülkiyetinde davaya muvafakat etmeyen mirasçı hakkında birleştirme talepli dava açmak için süre verilmesini gerektiren ihtiyaç bulunmasa da adi ortakların elbirliği mülkiyetinde böyle bir ihtiyaç bulunduğuna göre bir çözümün de geliştirilmesi zorunludur. Anayasaya uygun yorum ilkesi temel bir yorum ilkesidir. Anayasanın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi hükmüne göre; herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Öte yandan mülkiyet hakkı da anayasa ile korunan temel bir haktır.
Adi ortaklık kapsamında korunması gerekli bir mülkiyet değerine ilişkin bir hakkın varlığı iddia ediliyor ancak diğer adi ortak buna uygun hareket etmiyorsa bu hakkın gerek üçüncü kişilere gerekse diğer adi ortağa karşı da korunması için davacının dava açabileceği açıktır. Davacının sahip olduğu bir hakkın kendisine hatırlatılarak üçüncü kişi hakkındaki davanın görülebilmesi için diğer adi ortak hakkında birleştirme talepli dava açılması için süre verilmesinin usule veya maddi hukuka aykırı bir yönü olmadığı gibi anayasada düzenlenen hak arama hürriyeti ve müllkiyet hakkının korunmasına hizmet eden anayasaya uygun bir yorum ve uygulama olacağı da açıktır.
Dairemizin önceki bazı kararlarda da bu çözüme gerekçe olarak; "...Açılan davaya muvafakatın sağlanması, olmadığı takdirde taraf teşkili için diğer adi ortağın davalı olarak davada yer almasının sağlanması yoluyla davanın görülebilir hale gelmesi şeklinde bir uygulamanın benimsenmesi, Anayasa'nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesine uygun yorumla, hukukun ve adaletin amacını sağlamaya yönelik olan temel hukuk ilkeleri yönünden de bir zorunluluktur. Muvafakat etmeyen adi ortak aleyhine husumet yöneltilmesine imkân tanınmaksızın davanın reddi gerektiğinin kabulü; ortaklardan bir kısmının hak arama özgürlüğünün, diğer bazı ortakların inisiyatif ve vicdanına bırakılması yanında, ortaklığın ve bu kapsamda ortaklardan bir kısmının haklarının hukuk önünde korunamayarak, uyuşmazlığın çözümsüz ve ortada bırakılabileceği anlamına gelir ki, bu da hukukun adaleti sağlama amacıyla hiç bir şekilde bağdaşmaz...” açıklamaları yapılmıştır. Örnek: Yargıtay 6. HD. 01.03.2022 T. █████████ E. █████████ K. ve Yargıtay 15. HD. 16.06.2016 T. █████████ E. █████████ K.).
Mirasçıların elbirliği mülkiyetinde davaya muvafakat etmeyen mirasçı hakkında birleştirme talepli dava açmak için süre verilmesini gerektiren bir ihtiyaç olmasa da açılan davada davacı ve davalı olarak tüm mirasçıların yer almış olması halinde terekeye temsilci tayinine gerek olmayacağı ve açılan davanın görülmesi gerektiği yargısal uygulamada kabul edilmektedir. Adi ortaklıkta birleştirme talepli olarak açılacak dava ile taraf teşkili sağlanarak davanın görülebilecek olması aynı çözümün miras ortaklığında olduğu gibi adi ortaklıkta da benimsenmiş olmasından farklı bir anlam taşımamaktadır.
Mirasçılar bakımından davaya muvafakat etmeyen mirasçılar olmasına rağmen davanın görülebilirliğini sağlayan yollar mevcut ve uygulanabilir iken, adi ortaklıkta muvafakat etmeyen ortaklar bulunması halinde davanın görülebilmesini mümkün görmeyen bir sonucun benimsenmesi anayasaya uygun yorum ilkesiyle de bağdaşmayacaktır.
Somut olayda adi ortağın tek başına açtığı davanın dinlenmesi mümkün olmadığından davacıya diğer adi ortağın davaya muvafakatini sağlaması, sağlayamaması halinde diğer adi ortak hakkında birleştirme talepli dava açılmak üzere süre verilmesi, verilen bu sürelerin yerine getirilmemesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu gerekliliklere uyulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, muvafakatın sağlanamaması halinde birleştirme talepli süre verilmesi yolu kabul edilmeyerek sadece muvafakın sağlanması için süre verilmesi ve yerine getirilmemesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesi yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!