Anahtar kelimeler: İcara Köyden Nizasız Sürdürdüğünü İrsen Aralıksız Köyünde Yıllar Vererek Taksim

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.... ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 1 05... ve 24 parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1 05... parselin davalı ... adına, 1 05... parselin ise davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir.Davacı; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda yurt dışında olması nedeniyle 1 05... ve 24 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, ancak taşınmazların mirasbırakanından intikal ettiğini ve uzun yıllar boyunca aralıksız nizasız kendisi ve mirasbırakanı tarafından kullanıldığını, 1990'lı yıllarda terör nedeniyle köyden ayrıldıktan sonra da taşınmazları icara vererek kullanımı sürdürdüğünü ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir.Davalılar, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davacının taşınmazların mirasbırakandan intikal ettiği iddiasıyla terekeye ait olan taşınmaz hakkında kendi adına tescili isteğiyle dava açamayacağı, tüm mirasçılar adına tescil istenmediğinden diğer mirasçıların muvafakatlerinin alınması ya da tereke temsilcisi atanmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; "... davacı, mirasbırakan ...’dan intikal eden taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek kendisi adına tescili istemiyle dava açtığına göre davacı ...’e çekişmeli taşınmazların kendisine ne şekilde intikal ettiği (hibe, taksim vs..) hususu sorularak iddiası somutlaştırılmalı, çekişmeli taşınmazların mirasbırakandan davacıya usulen intikal etmediğinin anlaşılması halinde davanın reddine karar verilmeli, aksi halde davanın esasına ilişkin diğer deliller de gözetilerek bir hüküm tesis edilmelidir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, mirasçılardan bir kısmının Tercan Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı tereke temsilcisi atanması dosyasında dava konusu taşınmazları rızai taksim neticesinde davacıya bıraktıklarını bildirdikleri, tüm mirasçıların katılımı ve ortak beyanı ile rızai taksimin yapıldığını gösterir bir belge ve delile rastlanmadığı, tüm mirasçıların katılımı bulunmadığından davacının mirasçılar arasındaki taksim ve dava konusu taşınmazların kendisine kaldığı iddiasını somutlaştıramadığı gerekçesiyle aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairece bu kez; "...Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, hükmüne uyulan bozma kararında değinilen ilkeler ve olgular doğrultusunda, davacı tarafa dava konusu taşınmazların mirasbırakandan kendisine nasıl intikal ettiğini açıklaması ve delillerini bildirmesi için süre verildiği, davacı vekilinin 08.10.2018 tarihli beyan dilekçesi ile taşınmazların ilk olarak kök mirasbırakandan mirasçılar arasındaki taksim ile davacının babasına, babasının ölümü ile mirasçılar arası taksim ile davacıya intikal ettiğini belirttiği, ..., ... ve ... ...'u tanık olarak bildirdiği, bozma kararı öncesi bildirdiği tanıklardan ...'in öldüğünü, ...'in isminin de sehven yazıldığını beyan ettiği, Mahkemece 08.09.2022 tarihli 18. celsede ikinci tanık listesi sunulamayacağı, davalı vekilinin de bildirilen yeni tanıklara muvafakatı bulunmadığı gerekçesiyle tanık dinlenmesi talebinin reddine karar verildiği anlaşılmış ise de bozma kararında değinildiği gibi tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek karar verilmiş olması doğru değildir..." gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Tercan Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı terekeye temsilci atanması dosyasında mirasçılardan bir kısmının dava konusu taşınmazı rızai taksimi neticesinde davacıya bıraktıklarını bildirmişseler de, tüm mirasçıların katılımı ve ortak beyanı ile rızai taksimin yapıldığını gösterir bir belgenin veya delilin bulunmadığı, tüm mirasçıların katılımı olmadığı müddetçe usulünce yapılmış bir rızai taksim ve kanıtlanmış bir intikalden bahsedilemeyeceği, dinlenen mahalli bilirkişiler ve davacı tanıklarının da davacı ve diğer mirasçılar arasında murislerine ait taşınmazlar hakkında sağlığında veya sonrasında herhangi bir paylaştırma yapılıp yapılmadığını bilmediklerini beyan ettikleri, davacının dava konusu taşınmazların rıza-i taksim sonucunda kendisine verildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-KARAR-Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın Tercan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.