Anahtar kelimeler: Sur Yrd Komando Alay Patnos Şehit Çavuş Asaleten İline Ağrı

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No
: █████████Karar No
: ████████TEMYİZ EDEN (DAVACILAR)
: 1- Kendi adına asaleten, ... adına velayeten ...VEKİLLERİ
: Av. ...2- ... 3- ... 4- ...TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Bakanlığı / ...VEKİLİ
: 1. Hukuk Müş. Yrd. V. ...DİĞER DAVALI
: ... Komutanlığı / ...İSTEMLERİN_KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.DAVANIN_KONUSU
: Davacılar tarafından, Ağrı ili, Patnos ilçesi ... Jandarma Komando Alay Komutanlığı'nda Jandarma Uzman Çavuş olarak görev yapmakta iken Diyarbakır iline geçici görevle görevlendirilen yakınları ...'ın Sur ilçesinde gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında █████/2016 tarihinde şehit olduğundan bahisle olayda idarelerin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararların tazmini istemiyle yaptıkları başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline ve şimdilik eş İ... için 30.000.00 TL, çocuk... için 10.000,00 TL ve anne ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL maddi tazminat ile her bir davacı için ayrı ayrı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların uğramış olduğu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği, başvurunun zımnen reddi işleminin, kesin ve icrai nitelikte bir idari işlem kimliğinde olmadığı, bölücü terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda terörist saldırısı sonucu şehit olan Jandarma Uzman Çavuş ...'ın eşi, çocuğu ve annesine 2330 ve 3713 sayılı Kanunlara göre görevde olan emsallerinin aldığı aylık tutarı kadar bağlanan vazife malullüğü aylığı ve ödenen nakdi tazminat tutarı dikkate alındığında maddi zararlarının bulunmadığı, davacıların duyduğu elem ve ızdırabın kısmen de olsa giderilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine davacı ..., ... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminat ile ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan (başvuru dilekçesinin idareye tebliğ edildiği) █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
: Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, olay nedeniyle 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemelerin maddi ve manevi zararların karşılığı olduğu, kusuru bulunmayan idareleri aleyhine manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiği, manevi tazminata faiz yürütülmesinin yerinde olmadığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.Davacılar tarafından, maddi tazminat istemi yönünden bilirkişi incelemesi yapılarak maddi tazminatın hesaplanması gerektiği, nispi karar harcı ve yargılama giderleri yönünden Mahkeme kararının hatalı olduğu ileri sürülmektedir.TARAFLARIN_SAVUNMALARI
: Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar ve davalı Jandarma Genel Komutanlığı tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının nispi karar harcı yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin reddi ile manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısımlarına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin reddi ile manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısımlarına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının, Hükmedilen Tazminat Miktarı Üzerinden Hesaplanan Nispi Karar Harcına İlişkin Kısmına Karşı Davacılar tarafından yapılan İstinaf başvurusunun reddine dair kısmının İncelenmesi:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır.Anılan Kanunun, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri doğrultusunda; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, İdare Mahkemesi kararının davalı idarece ödenmesi gereken bakiye nispi karar harcının davacılara tamamlattırılmasına ilişkin kısmında ve bu kısmın düzeltilmemesi nedeniyle de temyize konu kararda bu yönden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.Bu durumda, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasına "İdare Mahkemesi" kararının hüküm fıkrasında yer alan, "hükmedilen miktar üzerinden belirlenen 18.102,15 TL harcın ... davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, ....hükmedilen tazminat üzerinden hesaplanan 18.102,15 TL nisbi karar harcından davacılar tarafından yatırılan 1.879,00 TL karar harcının ve 29.20 TL maktu karar harcının mahsubu sonucu kalan 16.223,15 TL harcın davacılara tamamlattırılmasına," ibaresinin "Hükmedilen tazminat üzerinden hesaplanan 18.102,15 TL nispi karar harcından davacılar tarafından yatırılan 1.879,00 TL karar harcının ve 29,20 TL maktu karar harcının mahsubu sonucu kalan 16.193,95 TL nispi karar harcının davalı idareden tahsil edilmesine, 1.879,00 TL nispi karar harcı ile 29,20 TL maktu karar harcının davalı idareden alınarak davacılara verilmesine" şeklinde düzeltilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacıların temyiz isteminin esas yönünden REDDİNE, nispi karar harcı yönünden KABULÜNE, davalı İçişleri Bakanlığının temyiz isteminin REDDİNE,2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde esas yönünden oy birliğiyle, nispi karar harcı yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.(X)-KARŞI OY
:492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; "Mükellef" başlıklı 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını istiyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmış, Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar ve ilam harcı alınacağı belirtilmiştir.Harçlar Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, yargı harçlarının mükellefi davayı açan kişiler yani davacılar olup, dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcının dörtte birini oluşturan kısmı, harcın kanuni mükellefi olan bu kişiler tarafından ödenerek dava açılmaktadır. Yine aynı yasal düzenlemeler uyarınca, mahkemece hüküm altına alınan değer (yani kabulüne karar verilen miktar) üzerinden hesaplanan nispi harç tutarından, davanın açılması aşamasında peşin olarak ödenen nispi harç miktarı düşüldükten sonra kalan bakiye nispi karar harcının da kanuni mükellef olan davacılara tamamlattırılması yolunda hüküm kurulması, hüküm fıkrasının devamında ise, artık gelinen aşama itibariyle "yargılama gideri" niteliğini kazanan söz konusu harcın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğine hükmedilmesi icap etmektedir.Mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcından, davanın açılması aşamasında peşin alınan kısım mahsup edildikten sonra kalan bakiye harcın; nasıl olsa sonuç itibariyle bu harcın yargılama giderleri kapsamına dahil olacağı ve davalı idarece davacıya ödeneceği yaklaşımıyla, davalı idarece (ilgili tahsil birimine) ödenmesine hükmedilmesi yargı harcının bir türü olana nispi karar harcının yasal mükellefinin yargı kararıyla değiştirilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir. Kaldı ki, böyle bir yaklaşım başka olumsuz neticelerin doğmasına da zemin hazırlayacaktır. Bu bağlamda, iyi niyetle hareket ederek yargı kararıyla kendisine harç ödeme yükümlülüğü getirilen bir davalı idarenin, söz konusu dosyaya ilişkin kararda aleyhine hükmedilen nispi karar harcını ödemek için ilgili tahsil dairesine müracaat etmesi durumunda bile harcın kanuni mükellefi olmaması nedeniyle kendisinden harç tahsilatı yapılamama durumu söz konusu olabilecektir. Başka bir olumsuzluk ise, mahkeme kararında bakiye nispi karar harcının davalı idarece ödenmesine hükmedilmesine rağmen ilgili idarece harcın mükellefinin davacı olduğu değerlendirmesiyle ödeme yoluna gidilmemesi halinde yargı kararında hükmedilen harcın (harca konu olan yargılama hizmeti verilmiş olmasına rağmen) maliye hazinesine girmemesi durumuyla karşılaşılabilecektir. Zira, böyle bir karar nedeniyle peşin alınan nispi karar harcının bakiye kısmının tahsili için ilgili tahsil birimine harç tahsil müzekkeresi yazılamayacağından, tahsil biriminin kendiliğinden harekete geçerek tahsilat yoluna gitmesi de mümkün olmayacaktır. Oysa, nispi karar harcının ödenmesi ile ilgili olarak yukarıda aktarılan hukuka uygun yöntemin işletilmesi yani harcın kanuni mükellefi olan davacı(lar) tarafından ödenmesine karar verilmesi durumunda, uygulamada, kararın taraflara tebliği aşamasında, idari yargı merciince, (harcın yasal mükellefi olan) davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılarak harcın tahsiline imkan hazırlandığı ve maliye hazinesine dahil olması gereken nispi harcın boşlukta bırakılmamasına özen gösterildiği bilinmektedir.Tüm bu olası hukuka aykırı durumların bertaraf edilebilmesi için, bakiye nispi karar harcının, harcın kanuni mükellefi olan davacıya tamamlattırılmasına ve bunun sağlanabilmesi için de ilgili tahsil dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına hükmetmek gerekmektedir.Buna göre; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının davanın açılması aşamasında peşin olarak yatırılan harç mahsup edildikten sonra (şayet başlangıçta peşin olarak ödenen harç, hükmedilen miktar nedeniyle hesaplanan nispi karar harcından düşük ise) bakiye nispi karar harcının önce davacılara tamamlattırılması daha sonra tamamının yargılama gideri olarak dikkate alınmak suretiyle davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu mahkeme kararı bakiye karar harcının davacılara tamamlattırılması yönünden hukuka uygun olup bu bakımdan çoğunluk kararına katılmıyorum.