Anahtar kelimeler: Rastladığı Tatile İhmali Gününün Hasren Görüşü Havale Haftalık Kötüye Sürelerden
5. Ceza Dairesi         ███████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
SUÇ
: İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM
: İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarının kaldırılarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin reddi, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde;
Hükmün gerekçesiyle birlikte katılanlar vekiline 09.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 7499 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değişik 291. maddesinde öngörülen 2 haftalık temyiz süresinin son gününün adli tatile rastladığı, aynı Kanun’un 331/4. maddesi hükmü de nazara alındığında katılanlar vekilinin 06.09.2024 havale tarihli vekalet ücretine hasren temyiz isteminin yasal sürelerden sonra olduğu anlaşıldığından reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanık ...’in hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile sanıkların ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-c maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Duruşmalı olarak yapılan yargılama sonucu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 12.06.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarının kaldırılarak sanıkların ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53/1-2-3 ve 5. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
Acil tıp kliniğinde görev yapan müvekkilinin tedavi süreçlerinin her aşamasında bilgilendirilmediğine, bir kısım tetkiklerin asistan doktorlar tarafından yapıldığına, müteveffanın ölüm nedeni ile adli tıp raporunda eksiklik olarak ileri sürülen hususun tıbben kabul edilebilir olmaması ve diğer izah edilen nedenlerle sanığın eylemi ile ölüm arasında illiyet bağı kurulamadığına, görevi kötüye kullanma suçunun netice suçu olduğuna, buna göre illiyet bağının kurulamaması nedeniyle sanığın sorumluluğunun bulunmadığına, sanığın görevlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğine, kastının ortaya konulamadığına ve sair hususlara,
Sanık ... Müdafi ve ...'in Temyiz İstemleri
Sanıkların görevinin, hastaneye başvuran hastaların tedavi süreçlerini değerlendirmek, tıbbi gereklilikleri takip etmek ve gerektiğinde uzman doktora danışarak tedavi planları oluşturmak olduğuna, bu kapsamda tek başına hastayı taburcu etme, tedavi veya teşhis önerisi yapma yetki ve yükümlülüklerinin bulunmadığına, adli tıp raporunun hastaya yapılan tıbbi müdahalelerin ve tedavi planının doğruluğunu teyit ettiğine, almış oldukları tıbbi kararların uzmanlık gerekliliklerine uygun olduğuna, herhangi bir ihmallerinin bulunmadığına, hükmün bu nedenler ve resen nazara alınacak hususlar yönüyle bozulması gerektiğine,
İlişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Suç tarihinde .. .. .. Eğitim ve Araştırma Hastanesinde acil tıp uzmanı olarak görev yapan sanık ... ile acil tıp asistanı olarak görevli sanıklar .. ve ..’nin sağlık problemleri sebebiyle hastane acil servisine müracaat eden ..’nın teşhis ve tedavi sürecinin değişik aşamalarına katıldıkları, bir süre sonra hastanın taburcu edildiği, akabinde tekrar rahatsızlanarak getirildiği aynı hastanede vefat ettiği, dosya içerisinde yer alan Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 26.06.2019 tarihli ve 1420 kara nolu raporunda “"...Hastada akut koroner sendrom teşhisi için gerekli takip ve tedavilerinin uygun bir şekilde yapıldığı, bununla birlikte ani gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığının diğer bir önemli sebebi olan ve belirgin obezitesi, hipoksisi ve akciğer hastalığı öyküsü sebebiyle bu bakımdan yüksek risk arz eden hastada düşünülmesi gereken pulnomer emboli teşhisinin düşünülmediği ve buna yönelik araştırma (d-dimer, thoraks BT) yapılmadığı, bunun bir eksiklik olduğu”nun belirtildiği, yine raporda “...hastaya otopsi yapılıp kesin ölüm sebebi belirlenemediğinden eksik eylemle ölüm arasında herhangi bir illiyet bağı kurulamayacağı...”nın bildirildiği, ancak sanıkların belirtilen eksiklik sebebiyle görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek üzerlerini atılı suçu işledikleri iddia ve kabul edilen somut olayda;
Değişik aşamalardaki beyanlarında sanık ...'nin hastayı taburcu etme, teşhis ve tedavi önerisinde bulunma yükümlülüğünün olmadığını, sanık ...'in hastanın durumunun asistan doktorlar tarafından takip edildiğini, sanık ...'ün ise saat 21:00 sonrasında polikliniğe geçtiğinden hasta ile temasının olmadığını savundukları, ön inceleme safhasında sanıkların ifadelerinden hastanın öncelikle ..’nin görev yaptığı acil polikliniğine geldiğinin, sonrasında ..’ün görevli olduğu gözlem odasında yatış yapılarak takip edildiğinin, saat 21:00’da çalışma takvimine göre ..’nin gözlem odasındaki görevi ..’den devraldığının, devam eden tedavi sürecinde ...’nin ...’e hastanın durumunu anlatarak danışıp azalan şikayetleri nedeniyle taburculuk durumunu değerlendirdiklerinin ve taburculuğa karar verdiklerinin, ancak bu hususta hasta dosyasındaki evrakta yer alan taburculuk kutucuğunu işaretlemediklerinin ve hasta ya da yakınlarına hastanın evine gidebileceği yönünde bilgi vermediklerinin, aynı esnada başka bir müracaattan dolayı resüsitasyon odasına geçtiklerinin, bir süre sonra ölenin kalbi durmuş şekilde bu odaya getirildiğinin ve yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybettiğinin, katılanların ifadelerinden ise hastanın taburcu edildikten sonra hastane otoparkında fenalaştığının anlaşıldığı,
Olay tarihinde yürürlükte bulunan Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in 11. maddesinde “Acil servislerde var ise acil tıp uzmanı, bulunmaması hâlinde baştabibin görevlendireceği bir baştabip yardımcısı veya bir uzman tabip ya da bir tabip acil servis sorumlu tabibi olarak görev yapar. Yeterli sayıda acil tıp uzmanı bulunan sağlık tesislerinde acil servise başvuran vakaların, bu uzmanların denetim ve sorumluluğunda değerlendirilmesi gerekir...” hükmünün yer aldığı, ayrıca █████. maddesinde de “Acil tıp uzmanlık eğitimi veren üniversite hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinde acil servis nöbetleri, acil tıp uzmanlık asistanları ve bu birime rotasyona gelen asistan tabipler tarafından,  acil tıp uzmanlık dalı öğretim üyeleri veya acil tıp klinik şefleri gözetiminde bir bütün olarak planlanır ve yürütülür.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği,
Bu kapsamda, öncelikle hastaneye müracaatta bulunan ölen ...’nın evrak üzerinde herhangi bir taburculuk işlemi yapılıp yapılmadığının araştırılması, yukarıda belirtilen ifadeler ve mevzuat hükümleri dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu raporunda belirtildiği şekilde hastalığın teşhisinde göz önünde tutulmayan eksiklikten hangi doktor veya doktorların ne sebeple sorumlu olduğunun belirlenmesi sonrası sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle, katılanlar vekilinin yasal süresinden sonra vaki temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.12.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!