Anahtar kelimeler: Cumhurbaşkanına Süreç Edenin Görüşü Hukukî Suçlar Neticesinde Edilebilir Hakaret Oldukları
4. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
SUÇLAR : Cumhurbaşkanına hakaret,hakaret
HÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret ve hakaret suçlarından mahkumiyet kararları verilmiştir.
2.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, birbirinden alakasız paylaşımlarla ilgili 3 ayrı müştekiye yönelik tek dava açıldığına bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, şüpheden sanığın yararlanacağı ilkesine aykırı davranıldığına, AİHS hükümleri ile AİHM içtihatlarına aykırı olan Cumhurbaşkanına hakaret suçunun esas alınamayacağına, sanığın tüm suçlardan beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur.
Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslararası mevzuatlarda yer almaktadır.
Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.
Açıklamalar ışığında somut olayda
:
a.Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanığın Cumhurbaşkanına hakaret suçuna konu 26.01.2021, 17.02.2021, 29.02.2021, 04.04.2021, 12.04.20 21... .04.2021 tarihli paylaşımlarında katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olmadığı, paylaşımların bütünü itibariyle rahatsız edici eleştiri niteliğinde olduğu, Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı, yine 05.03.2020 tarihli paylaşımın ise Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün █████/2021 Olur tarihli yazısı ile kovuşturma izni verilen paylaşımlar arasında bulunmaması nedeniyle usulune uygun olarak kovuşturma izni alınması gerektiği,
b. Hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanığın mağdurlar ... ve ...'ya yönelik 04.04.2021, 09.04.20 21... .04.2021 tarihli paylaşımlarında geçen ifadelerin de mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olmadığı bu nedenle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı,
Gözetilmeden yerinde olmayan gerekçeyle sanık hakkında her iki suç yönünden mahkûmiyet kararları verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
2. Kabule göre de, sanığın tekerrüre esas alınan adli sicil kaydındaki ilama konu 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun, hükümden sonra yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değişik 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesinin 6-a bendinin (2) numaralı alt bendine göre (üçüncü fıkrasının (a) bendi hariç, madde 125 ) ön ödeme kapsamına alınması karşısında, anılan hükme ilişkin uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden Cumhurbaşkanına hakaret ve hakaret suçlarından kurulan hükümler bu yönden hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!