Anahtar kelimeler: Pafta Blok Ödenmek İik Grup Cetveline Yazildiği Projesinden Terkin Sıra

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan dosya incelemesi neticesinde;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı şirket arasında 09.01.2012 tarihinde ... Grup Enerji İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. yazılı taşınmaz satış sözleşmesi ile, İstanbul İli, .... İlçesi, ... Pafta .... Ada, ... Parsel numarasında kayıtlı bulunan, .... Projesinden C Blok 8.Kat 266 Nolu daire bedeli olan 105.000 TL'nin tamamı ödenmek suretiyle müvekkili tarafından satın alınmış olduğunu, tapu müdürlüğüne ve imar belgeleri için ilgili belediyeye yazı yazılmasını talep ediyor olduklarını, davalı şirketin mevcut proje hakkında televizyon ve internette yoğun reklamlarının olması, inşaa edilen projenin edindiği dönemde, projedeki A1,A2,A3,A4 ve C Blokların %80 oranında zaten bitmiş olması, müvekkili gibi yüzlerce kişinin projeden yer almaları ve davacının Esenyurt bölgesinde .... projesi haricinde; İstanbul İli .... İlçesi .... ada, .... ve ... parsel sayılı taşınmazlar üzerinde inşa edilecek “.... Projesi” ve yine İstanbul İli, .... İlçesi .... parselde inşa edilen “.... Projesi”nin de müteahhidi olmasının müvekkilinde güven duygusu oluşturduğunu, yazılı sözleşmesinde müvekkilinin satın almış olduğu bağımsız bölümlerin en geç 30.06.2012 tarihinde sözleşmeye uygun şartlarda teslim edileceğinin kararlaştırılmış olduğunu, teslim tarihinin üzerinden uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen dava konusu taşınmazın halen müvekkiline teslim edilmemiş olduğunu, müvekkilinin haricen yapmış olduğu araştırma neticesinde, müvekkilinin davalı şirket ile yapılan sözleşme gereği satın almış olduğu davaya konu taşınmazların 3. kişilere satılmış olma ihtimalini öğrendiklerini, hatta bu hususta, şirket yöneticileri aleyhine yapılan yüzlerce kişinin suç duyuruları neticesinde, 1764 yıl hapis istemiyle Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasında ceza davası açılmış olduğunu, ilgili dosyanın neticesinin mahkemece verilecek kararı etkileyeceğinden bu dosyaya getirtilmesini talep ediyor olduklarını, müvekkilinin, bu zamana kadar çalışıp kazanmış olduğu birikimlerini kendisi ve ailesi için dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan projeye yatırmış olduğunu, dava konusu taşınmaz müvekkiline devredilmediğinden dolayı müvekkilinin maddi ve manevi olarak mağdur olduğunu, müvekkilinin içinde bulunduğu mağduriyet halen daha giderilmemiş olduğundan ve maddi imkansızlıktan dolayı davacı müvekkilinin halen çok fazla sıkıntı çekmekte olduğunu, içinde bulunduğu bu kötü durumdan dolayı ailesi ile de arası açılmış olduğunu, davalı şirketin üzerine düşen edimlerini bu zamana kadar yerine getirmediği için ve bundan sonra da davalı şirketin üzerine düşen yükümlülüklerinin yerine getireceğine ilişkin inançları kalmadığından, müvekkilinin hakkı olan taşınmazın 3. kişilere devri yakın tehlike olduğundan ve hakkını elde etmesinin imkansız hale gelmesi ihtimalinden dolayı iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, bu süreçte, müvekkilinin davalı şirket yöneticilerine mağduriyetinin giderilmesi amacıyla ulaşmaya çalışmasına rağmen kendileriyle görüşme imkanı bulamamış olduğunu, davalı şirket ile müvekkilinin yaptığı sözleşmede, müvekkilinin satın almış olduğu bağımsız bölümün en geç 30.06.2012 tarihinde sözleşmeye uygun şartlarda teslim edileceğinin kararlaştırılmış olduğunu, sözleşmenin 8. Gayrimenkulün Teslimi maddesinin e bendinde Davalının bu tarihi 90 gün uzatabileceği ve uzatma tarihi de dikkate alındığında bağımsız bölümün en geç 30.09.2012 teslim edileceği kararlaştırılmıştır. Ayrıca aynı sözleşmenin 9.Cezai Şartlar maddesinin e bendinde “ .... daire teslimatlarını zamanında yapmadığı takdirde geçen her ay için günün rayiç bedelleri üzerinden kira öder gibi ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.” denilmiş olmasına rağmen, sözleşmede bu tarihte teslim yapılmaması durumunda gecikilen her ay için rayiç kira ödeneceği belirtilmiş, ancak ne inşaat tamamlanarak davacı müvekkiline teslim edilmiş ne de bu bedellerin ona ödenmiş olduğunu, ayrıca, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin .... Esas .... sayılı kararında yukarıda belirtilen karara atıf yapılarak; “taraflar arasındaki sözleşme geçerli olduğunda geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacının taşınmazın ifasının imkansız hale geldiği tarihteki rayiç değerini isteyebileceği” yönünde karar verilmiş olduğunu, terditli istemlerinden birisinin de taşınmazın rayiç bedelinin talebi olduğunu, en sonunda bağımsız bölümün ilan ve taahhüt edilen şekli ile şimdiki durumu arasında eksikliklerin maddi değerinin tespit edilmesini, teslim edilmesi gereken tarihten itibaren mahrum kalınan kira bedellerinin tespit edilmesi, eksikliklerin maddi değerini ve belirlenen tutar üzerinden kira ödemesinin tarafına yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, bunun için mahkemece bilirkişinin de iştirakiyle keşif icra edilmesi gerektiğini, zira Yargıtay .... Hukuk Dairesinin █████/2011 tarih .... sayılı kararında; sözleşmeyi fesheden tarafın Borçlar Kanunu’nun 168. Maddeleri gereğince menfi zarar talep edebileceği, menfi zararın sözleşmenin yerine getirilmemiş olması nedeniyle uğranılan zarar olduğu, konutun zamanında teslim edilmemiş olması nedeniyle uğranılan kira kaybı tazminatının müspet zarar olduğu, müspet zararın sözleşmenin ayakta tutulduğu durumlarda hükmedilebileceğinin belirtilmiş olduğunu, diğer taraftan, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas dosyasıyla 26.06.2019 tarihinde iflasına karar verildiğini bilahere bu iflas kararının davacının feragati neticesinde geri çekildiğini, ayrıca Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas ve Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyaları ile Bakırköy ... İcra-İflas Dairesi .... E. ile davalı şirketin iflasının istendiğini ve davaların sona erdiğini ve iflas işlemlerinin .... e. sayılı dosya üzerinden devam ettiğini öğrendiklerini, bu dosyaların celbini talep ediyor olduklarını, bu nedenle dava konusu taşınmaza ilişkin yazılı sözleşmede satıcı olarak yer alan davalı şirket adına kayıtlı olan tapuların iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, müvekkilinin taşınmazı edindiği tarihten 1 yıldan daha uzun süreden sonra davalının borçlarından dolayı hacizler konulmuş olup, haciz şerhlerinin terkinine; bu mümkün olmadığı takdirde yazılı sözleşmeye konu taşınmazların rayiç bedelinin tespit edilerek tarafına ödenmesi için huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, dava konusu bağımsız bölümün, dava tarihi itibariyle kat irtifakına tabi olup müvekkilinin haricen elde ettiği bilgilere göre %90 oranında tamamlanmış halde olduğunu, gayrimenkulün müvekkili adına tapu tescili yapılmaması ve eksikliklerin giderilmesi hususunda müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına, TBK 125. maddeye göre 10 yıllık zamanaşımına tabi eksik iş sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararın tazmini ve bu zararın davalıdan tahsil edilmesi için işbu davayı açma zarureti doğmuş olduğunu, yazılı sözleşmeyi de ekte sunuyor olduklarını, şu halde, sözleşmeye konu taşınmazı herhangi bir haciz, ipotek vs. takyidat olmaksızın müvekkilinin iktisap etmesinin mümkün gözükmediğini, nitekim davalı şirkete karşı açılmış birçok dava ve internet ortamında yapılan yorumların, davalı hakkında verilen İFLAS KARARI ve ayrıca davalının borca batıklığının da göz önünde bulundurulması ve hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen etkisiz hale geleceğinin tespiti ile, öncelikle teminatsız olarak dava konusudur şerhi konulmasını, icra yoluyla tapu satışının durdurulmasını ve ihtiyati tedbir kararının verilmesini talep ediyor olduklarını, ihtiyati tedbir için HMK m.389/1 ve HMK m.390/3'de vaaz edilen davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etme koşulunun oluştuğunu, Yargıtay içtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 30.09.1988 tarihli, ... Esas ... Karar sayılı kararına göre; “resmi şekil şartına tabi olup şartlara uygun yapılmayan sözleşmeler her ne kadar geçersiz ise de taraflar, sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmişlerse, taraflardan birinin artık sözleşmenin şekil şartına uymadığından bahisle geçersizliğini ileri sürmesi Medeni Kanunun 2. Maddesine aykırı olup, hakkın kötüye kullanılmasını teşkil eder.” bu karar doğrultusunda şekil şartı Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca geçersiz hale getirilmiş, söz konusu adi sözleşme ile edinilen davaların tapu tescil davaları olarak kabul edilmiş, somut olayda, .... Grup Enerji İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. ile adi yazılı sözleşme şeklinde yapılmış olsa da, müvekkilinin sözleşmede belirlenen edimlerin tümünü eksiksiz yerine getirmiş olduğunu, müvekkilinin yaptığı sözleşme(ler) ile hak sahibi olduğunun hukuken tartışmasız olduğunu, yani her ne kadar gayrimenkul tapuda dava tarihine kadar tescil edilmemiş olsa dahi davacı tarafın bu gayrimenkulü davalıdan satın aldığının şirket bilançolarında da görülebilecek olduğunu, bu nedenle sözleşmenin şekil şartına uyulmadığından bahisle geçersizliği ileri sürülse bile mahkemenin bunu nazarı dikkate almaması gerektiğini beyanla; dava konusunu ıslah etme ve fazlaya ilişkin hak ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle, İstanbul İli, .... İlçesi, 2/3 Pafta ... Ada, .... Parsel numarasında kayıtlı bulunan, C Blok 8.Kat 266 Nolu daire üzerine 3. kişilere devir ve temliki önlemek amacıyla Davalıdır Şerhi ve İhtiyati Tedbir konulmasına, davanın konusu mülkiyet hakkına ilişkin olması sebebiyle İcra Yoluyla Satışların Tedbiren Durdurulmasına, mahkeme tarafından İstanbul İli, ... İlçesi, ... Pafta ... Ada, .... Parsel numarasında kayıtlı bulunan, C Blok 8.Kat 266 Nolu dairenin sözleşme tarihinden sonra 3. kişiler lehine konan haciz ve ipoteklerin terkin ettirilmesine, tapu iptallerinin yapılarak müvekkili lehine tescil edilmesine, tapu iptal ve tescilinin yapılması mümkün olmaz veya uygun görülmez ise, dava konusu taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek 30.06.2012 tarihinden itibaren davalının tacir olmasından dolayı ticari faizi ile birlikte, rayici belli olmadığı takdirde satış bedellerinin şimdiye kadar işleyen tüm ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili için karar verilmesine, sözleşmeye göre teslim tarihi olan 30.06.2012 tarihinden itibaren, bilirkişi marifetiyle rayiç kira bedeli belirlenerek, bedelin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili için karar verilmesine, davaya konu olan bağımsız bölümün ilan ve taahhüt edilen şekli ile şimdiki durumu arasında eksikliklerin maddi değerinin tespit edilmesine ve tespit edilen bedelin güncel değeriyle ticari faiziyle beraber davalıdan alınarak müvekkili lehine verilmesine, yargılama giderlerinin ve karşı vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Davacının talebi, adi yazılı nitelikteki satış sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil, tapu iptali ve tescilin mümkün olmaması halinde taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek davalıdan tahsiline istemine ilişkindir.Dosyanın mahkememize Bakırköy ... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı.Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nin görevsizlik gerekçesinin incelenmesinde kararın dayanağının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin ... Esas ... sayılı ilamı ile davalı şirketin tasfiye sürecinde 2. Alacaklılar toplantısının gerçekleşmesinden sonra dava açılmış olması ve davacı yanın iflas idaresine başvuruda bulunmaksızın dava açmış olmasında davanın mahiyetinin kayıt kabul davası olacağı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş olduğu görülmektedir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; "Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. M.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir. Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. İİK’nın 194. maddesinde, iflas açılması ile kural olarak müflisin taraf olduğu hukuk davalarının duracağı ve ancak ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam olunabileceği hususu düzenlenmiştir. İkinci alacaklılar toplantısında dava konusu alacağın masaya kabul edilmemesi halinde davaya kayıt kabul davası olarak devam edilerek bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda. davacı █████/2024 tarihli dilekçesi ile aynen ifadan vazgeçerek müspet zararın para alacağı olarak hüküm altına alınması talebinde bulunduğuna göre iflas tarihinden sonra açılan davaya (hukuki yararın varlığı bakımından alacağın masaya yazılıp yazılmadığı da denetlenerek) kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerekmektedir." (████████ Esas █████████ Karar, ████████ Esas █████████ Karar vs. diğer dosyalar)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; "Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal ve hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu temlik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir. (İ.İ.K. m. 198) Dava konusu taşınmazın taraflar arasında imzalanan sözleşmede dükkan olarak belirtildiği, sözleşmenin devamı maddelerinde de dükkan olarak nitelendirildiği, tapu kaydında da taşınmazın niteliğinin dükkan olarak yazılı olduğu ve dükkan niteliğindeki bağımsız bölümün satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın dava edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacının öncelikli talebi tapu iptali ve tescile yönelik olup bedelin tahsili talebi terditli taleptir. Öncelikli talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkın masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkindir. Davacının talebi gayrimenkul satış sözleşmesi ile satın aldığını iddia ettiği bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan tapu iptali ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Hal böyle olunca davacının adına tescilini talep ettiği dükkan niteliğindeki bağımsız bölüm 6502 Sayılı Kanunun 3/h maddesinde belirtilen mallar arasında sayılmamaktadır. Dava konusu taşınmaz dükkân niteliğinde olduğundan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda tanımları yapılan satıcı ve tüketici arasındaki mal ve hizmet satışına ilişkin düzenlemeye uymadığı anlaşılmaktadır. Davacının adına tescilini talep ettiği bağımsız bölümün niteliği dükkan olup 6502 Sayılı Kanunun 73.maddesi uyarınca uyuşmazlık tüketici mahkemesinin görev alanına girmediğinden tüketici mahkemesince çözülemez. Başka bir anlatımla çekişmenin genel mahkeme olarak asliye hukuk mahkemesinde görülmesi kanundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Bu nedenle görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. İDM davalı şirket hakkında iflas kararı verildiğini belirterek görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı hatalıdır. " (.... Esas ... Karar) "Somut olayda davacının öncelikli talebi tapu iptal ve tescile yönelik olup davacının alacak yada tazminat talebi terditli taleptir. Öncelikli talep alacağının masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkının masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkidir. Davacının talebi satın aldığını iddia ettiği bağımsız bölümün adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt Kabul niteliğinde olmayan tapu iptal ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. " (████████ Esas ████████ Karar, █████████ Esas █████████ Karar, █████████ Esas █████████ Karar vs. diğer dosyalar)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; "Eldeki davanın davacının aynen ifa ve aynen teslime ilişkin tapu iptal tescil içermeyen talebinin içeriği ve mahiyet itibariyle İcra İflas Kanunu 235 maddesi kapsamında kayıt kabul davasına konu olabileceğinin kabul edilmesi halinde; dava, iflastan sonra açılmış olmakla ticaret mahkemesinin görevli olduğu ve yargılamaya ticaret mahkemesince devam edilerek sonuçlandırılmasının gerektiği tartışmasızdır. Davanın kayıt kabul davasına konu olamayacağı değerlendirildiğinde ise; tüketici mahkemesi, kayıt kabul davası olarak göremez ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve mevzuat ile hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlere göre inceleyip sonuçlandırılması gerekmektedir. Ayrıca İcra İflas Kanunu, Madde 198'de "Mevzuu para olmıyan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Anılı düzenlemenin ikinci cümlesi nazara alındığında, iflas idaresinin aynen ifayı deruhte etmesi mümkündür. Dolayısıyla, ancak para alacakları veya İİK 198. maddesi gereğince konusu para olmayan alacaklarda ona muadil bir kıymet kayıt kabul davasının konusunu teşkil edebilir. Eldeki dava açılmadan önce iflas idaresine başvuru yapılmadığından, iflas idaresinin aynen ifa talebini para alacağına tahvil edip etmediği, yada İİK.198. Maddesi 2. cümlesi gereğince aynen ifayı, yani inşaatı tamamlayarak teslim etme yönündeki tercih hakkını kullanıp kullanmayacağı bu aşamada bilinmemektedir. İflas idaresinin tercih hakkını inşaatı bizzat tamamlama ve aynen ifa yönünde kullanması halinde, iflas iadaresinin sözleşme ilişkisinin içine dahil olduğundan davanın 6502 sayılı TKHK hükümleri ile genel hükümleri göre çözümlenmesi gerekir ve eldeki dava kayıt kabul davası olarak nitelenemez. " (█████████ Esas █████████ Karar, █████████ Esas █████████ Karar vs. diğer dosyalar )İlgili daire tarafından verilen ve görevsizlik kararına emsal teşkil kararlarda temel olarak; "Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşeceğinden davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise, sözleşmeye konu dava konusu taşınmazın tamamlanmış halinin emsal taşınmazlar gözetilerek iflas tarihi itibari ile belirlenecek kıymeti üzerinden usulü kazanılmış haklar gözetilerek kayıt kabule karar verilmesi gerektiği, bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu, kararın kaldırılması ve mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. " gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.Bu kapsamda öncelikli olarak görevsizlik kararına emsal teşkil eden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarının irdelenmesi gerekmiştir. 7. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlarda, ilk derece mahkemesi tarafından tapu iptali tescil talebinin yerinde olup olmadığına ilişkin tartışma yapılarak bir kısım davalarda asıl talebin kabul edilmesine, davacılar lehine tapu iptali tescili kararı verilmesine rağmen; bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadan yalnızca davalı tarafın müflis olması nazara alınarak tapu iptali ve tescili talep edilemeyeceği ve davanın para alacağına dönüşeceği ve yine bu kapsamda kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Ancak bu durum benzer iflas dosyaları yönünden devam etmekte olan tüm davalarda bazı temel hukuki sorunlara sebebiyet vermektedir. ( bkz. Garanti Koza, Uluhan, Hiper, Fi Yapı vb. devam etmekte olan iflas ve sıra cetveli davaları )Mevcut davaların davacılar yönünden incelenmesinde;Müflis şirketler ile gerçek/tüzel kişiler arasında yapılan bir kısım sözleşmelerin adi yazılı olduğu, bir kısım sözleşmelerin noter huzurunda yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olduğu görülmektedir.Bir kısım dosyalarda ödemelerin döviz cinsinden kararlaştırıldığı ve davacılar tarafından sözleşme tarihinden iflas tarihine kadar döviz cinsinden çeşitli ödemeler yapıldığı, bir kısım davacılar tarafından TL cinsinden ödemelerin yapıldığı görülmektedir.Bir kısım dosyalarda ise adi yazılı sözleşme yapılmasına rağmen yükleniciden satın alınan taşınmazlarda ödemelerin gerçekleştirildiği ve yine sözleşmenin tarafı olan müflis şirketlerce taşınmazların tesliminin gerçekleştirildiği ve bu kapsamda tescil şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilebileceği görülmektedir.Tüketici Mahkemesi'nde görülen bir kısım davalarda sözleşmede bedel yönünden eksik ifanın bulunduğu, ancak tapu iptal şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığından eksik bedelin depo ettirilerek tescil kararlarının verildiği görülmektedir.Yine benzer mahiyette ticari dava olarak nitelendirilen dosyalarda; tüzel kişi - gerçek kişi tacirler tarafından ikame edilen davalarda tarafların tapu iptali tescil taleplerinin taşınmazlardaki tüm ipotek ve şerhler ile kabulüne ya da reddine karar verildiği, işbu davaların kayıt kabul davası olarak nitelendirilmediği, tescil koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek bu doğrultuda yargılamaya devam olunduğu görülmektedir.Yukarıda ayrıntılarına yer verildiği şekliyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından güncel içtihatların tam aksi yönünde 2022-2023 yıllarında kararlar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aksi yönde kararlar verildiği, İstanbul 46. Hukuk Dairesi tarafından da tescil şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden davacının talebine göre alternatifli değerlendirme yapıldığı ve davacılar tarafından bu yönde istikrar kazanmış yargı içtihatlarına güvenerek işbu davaları ikame etmeye devam ettikleri görülmektedir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından verilen güncel kararlarda; davacıların tapu iptali tescil talepleri doğrudan reddedilmiş ve para alacağına dönüşeceği varsayılmıştır. Ancak Mahkememizce ve diğer mahkemelerce verilen, tüzel kişiller tarafından açılmış bir kısım davalarda tescil şartlarının oluştuğundan bahisle tescil kararlarının verildiği ve yine iflas masası tarafından bu işlemlerin uygulandığı görülmektedir.Sıra cetveline itiraz davalarını diğer alacak davalarından ayıran husus, bu davaların iflas sıra cetvelinin düzenlenmesinden sonra açılmasıdır. Davanın İcra ve İflas Kanunu'nda tanımlandığı sistematik konum da (m.235) bu saptamayı doğrulamaktadır. Burada kayıt sözcüğü "kaydetmek" bağlamında bir fiili değil, (tapu kaydı, trafik kaydı gibi) sıra cetvelinin her bir satırını ifade etmekte ve alacaklı bu dava ile tahsilden ziyade belirli bir tutardaki alacağının o iflas tasfiyesinde bir kayıt numarası altında pay almasını sağlamak maksadıyla bu davayı açmaktadır (Hunkeler/Sprecher: Kurzkommentar, 2. Bası, Basel 2014, m.250, n.1). (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı)Yine istikrar kazanmış içtihatlar ve yasal düzenlemelerle sabit olduğu üzere bir tüzel kişiliğin iflas etmesi kanunda düzenlenen istinai haller hariç olmak üzere ( vekalet sözleşmesi vs. ) şirketin sözleşmelerden doğan ifa borcunu sona erdirmeyeceği gibi, bilakis müflisin vadesi gelmemiş olanlar da dahil olmak üzere tüm borçları muaccel hale getirmektedir.Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlarda açıkça belirtildiği üzere; "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma hakkının hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: ████████, █████/2011, § 57)."Öte yandan Anayasa Mahkemesi, içtihat farklılığını değerlendirdiği bir kararında; Yargıtayın istikrarlı olarak uygulanan içtihattan ayrılarak yeni bir yaklaşımı benimsemesi hâlinde kamuoyu nezdinde yargıya olan güvenin muhafaza edilmesi bakımından yeni yaklaşımın istikrarlı bir şekilde uygulanması gerektiğine dikkat çekmiş ve içtihat değişikliği sonucunda benimsenen yaklaşımın uygulamada birliği sağlamakla görevli yüksek mahkemeler tarafından istikrarlı olarak uygulanmamasının adil yargılanma hakkını ihlal edebileceğine karar vermiştir (Hakan Altıncan [GK], B. No: ██████████, 17/5/2018, § 48). ( Anayasa Mahkemesi Gazi Böyük Başvurusu, Başvuru Numarası: ██████████, Tarih: █████/2021)Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlar kapsamında iflas tarihi itibariyle rayiç değerin tespit edilerek kayıt kabul kararı verilmesi ivedi şekilde yargılamayı sona erdirecek olsa da, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin tapu iptali isteminin doğrudan reddedilmesi ve iflas tarihi itibariyle rayiç değer hükmedilmesi gerektiği şeklinde kararların istikrar kazanması halinde;Benzer iflas dosyalarında aynı sözleşmeye ve şartlara sahip davacılar arasında farklı sonuçların ortaya çıkacağı,Benzer mahiyette dosyalarda tapu iptali ve tescil kararları verilmesine karşın, bir kısım davacıların enflasyon ortamı, sözleşme tarihleri vade tarihleri ve iflas tarihi nazara alındığında, sözleşme geçerlilik ve aynen ifa hususunun tartışılmadan para alacağı şeklinde alacağı ödemelerin hakkaniyetsiz sonuçlar ortaya çıkaracağı,Yukarıda belirtildiği şekilde bir kısım sözleşmelerin döviz cinsinden yapılmış olması, sözleşme kapsamındaki ödemelerin döviz olarak yapılması, verilen kararlarda geri ödemelerin iflas tarihinden efektif satış kuru üzerinden belirlenmesi ve yine taşınmazların iflas tarihi itibariyle rayiç değerleri nazara alındığında aynı sözleşme şartlarına sahip kişiler arasında geri ödemelere dayanan farklı ve hakkaniyetsiz sonuçların ortaya çıkacağı,Yine benzer dosyalarda yapılan ödemelerin iadesi kapsamında, verilen kararlarda denkleştirme alacağı talep edilmesine karşın, teslim tarihi ve iflas tarihi nazara alındığında denkleştirme yapılması halinde dahi döviz cinsinden ödemelerin ödeme tarihindeki bakiyelerin altında kaldığı, bu durumun da aynı sözleşme şartlarına sahip farklı davacılar arasında eşit olmayan sonuçlara yol açtığı,Benzer iflas dosyalarında müflis şirketler üzerine kayıtlı taşınmazların bulunması, taşınmazların halen müflis şirketlerin adına kayıtlı olması nedeniyle aynen ifa ifa şartlarının değerlendirilebileceği, sözleşmelerin imza ve kararlaştırılan teslim tarihleri nazara alındığında; her iflas eden şirketin herhangi bir gerekçe olmaksızın sözleşme kapsamında doğrudan ifa yapamayacağının kabul edilmesi halinde; gayrimenkul satışı yapan şirketler yönünden iflas seçeneğinin avantajlı hale geleceği ve hileli iflasların artışına sebebiyet vereceği,İstikrar kazanmış Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına dayanarak dava açan davacıların somut bir gerekçe olmaksızın, ifa hususu tartışılmadan reddine karar verilen tapu iptali tescil taleplerinin yukarıda belirtildiği şekliyle Anayasa Mahkemesi kararlarına açıkça aykırılık teşkil edeceği ve hukuki güvenilirliği zedeleyeceği görülmektedir.Bu haliyle davacının mülkiyet kazanım şartları iflas kararından önceki fiili olgulara dayanıyor olduğundan davacıların asıl talebi de dikkate alındığında uyuşmazlığın salt bir iflas alacağı ( kayıt kabul ) olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Ayni hakka dayalı tapu iptal ve tescil talebinin geçerliliğini koruduğu, bu talebin değerlendirilmesinin genel yetkili mahkemeye göre belirlenmesi gerektiği sabittir.Yine yukarıda yer verilen açıklamalarda belirtildiği üzere sözleşme kapsamında edimlerin ifa edilip edilmediği, teslim olgusu, tescil şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden Yargıtay İBK'nın █████/1988 tarihli ... Esas ... karar sayılı ilamında yer verilen hususlar yönünden irdeleme yapılması gerektiği de kuşkusuzdur.Bu kapsamda içtihat farklılıklarının giderilmesi, tarafların sözleşme kapsamında talepleri olan doğrudan ifa ve tapu iptali tescil taleplerinin değerlendirilmesi, Türk Medeni Kanunu 2. Maddesinde yer alan dürüstlük kuralı çerçevesinde İİK'daki alacaklıların eşit muamele görmesinin sağlanması, yükümlülüklerini ifa etmemek ve taşınmazlardaki değer artışlarından haksız şekilde faydalanmak amacıyla iflas kurumunun bir nevi sığınak olarak kullanılmasının önüne geçilmesi amacıyla, davacının asıl talepleri olan tapu iptali tescil talebi yönünden Mahkememizin görevli olmadığı kabul edilmiş, karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,2-Davaya bakmaya Bakırköy 10. Tüketici Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğunun tespitine,3-Mahkememizce verilen görevsizlik kararı karşı görevsizlik mahiyetinde olup, verilen kararın taraflarıca yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, masrafların davacı yanca karşılanmasına,4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026Katip ...Hakim ...