Anahtar kelimeler: Hanesi Hazinenin Tapusunun Malik Hem Metrekare Alanında İli Yere İlçesi
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI
: 2014/8 E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 4 56... parsel sayılı 79,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mükerrer tapu kaydına girdiğinden söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu eski 4 56... parsel, yeni 1 25... ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında aynı yere ait hem Hazinenin hem de davalı ...'ın tapusunun bulunması nedeniyle mükerrer tapu mevzuna girdiğinden mülkiyetin kime ait olduğunun tespiti hususunda Kadastro Mahkemesinden karar alınıncaya kadar malik hanesinin açık bırakıldığını, malik hanesi açık bırakılan bu taşınmazın ... Belediye Encümeni'nin 1138-1139 sayılı kararına istinaden ... adına tescil edildiğini, Belediyenin satışı ile de davalı ... ve ...'a intikal ettiğini, İstanbul 1. İdare Mahkemesinin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı ile ... Belediye Encümeninin 1138-1139 sayılı kararının iptal edilerek kararın kesinleştiğini, buna bağlı olarak da Belediye ve Belediyenin satışından oluşan tapu kayıtlarının yolsuz tescil durumuna geldiğini, kadastro tespiti sırasında malik hanesi boş bırakılan dava konusu taşınmazın eski tarihli ve sahih esasa dayalı 14... parsel sayılı 21.12.1951 tarihli ve cilt 23, sayfa 9, sıra 55 tarihli Hazine tapusu içinde kaldığını, ilk kadastro çalışmaları sonucunda tutanak düzenlendiği halde mükerrer tapu mevzuna girdiğinden malik hanesi açık bırakılarak kadastro prosedürü tamamlanmayan dava konusu taşınmazın tespit tarihindeki gerçek sahibinin saptanmadığını belirterek, ... adına ve onun satışından da davalı adına oluşan tapu kaydının iptali ile taşınmazın malik hanesinin Hazine adına doldurulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin mükerrer tapu kaydına girdiğinden 29 81... sayılı Kanun'lar uyarınca imar uygulaması yapılırken malik hanesinin açık bırakıldığının bildirildiğini, söz konusu yer üzerinde İmar Affı Yasasından faydalanan yapı bulunduğunu, 3290 sayılı Kanun ile değişik 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu'nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un (2981 sayılı Kanun) ilgili hükümlerinin tapu vermede belediyelere ve tüm kamu kurumlarına tapu tahsis belgesi sahiplerine tapu verme mesuliyeti getirdiğini, idarece, ilgililere tapu vermek üzere belirtilen taşınmazların Belediye adına tescil edildiğini, dosyaya celp edilecek tapu kayıtlarında 3. ve 4. kişilere satılmış olan parseller için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun)
931. maddesi hükmünün dikkate alınmasının gerekeceğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 23. maddesinde 4721 sayılı Kanun'un iktisap ve tescile ilişkin hükümlerinin burada da uygulanacağının belirtildiğini, 12. maddesinde de benzer hüküm bulunduğundan 3. kişilerin tapuya itimat prensibinden faydalanması gerektiğini belirterek ve Hazineye karşı devir talepli dava hakkını saklı tutarak, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 45 yıldır tarafından nizasız ve fasılasız kullanıldığını, o dönemlerde ... varislerinden satın alınan bu taşınmaza Hazine ile ... arasındaki mükerrer tapu anlaşmazlığı nedeniyle tapu alınamadığını, davacı Hazinenin, davalılardan ... ile aralarındaki mükerrer tapu ihtilafını gideremediğini, bu nedenle davacı sıfatı bulunmadığını, Hazine tarafından yapılan kadastro tespitine itiraz yönünde bu güne kadar bir dava açılmadıysa davanın süre yönünden reddi gerektiğini, ... Belediye Başkanlığının taşınmaz üzerindeki tasarrufunun meşru olduğunu, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, tespit tarihindeki gerçek hak sabinin tespit edilemediğini, üzerine bina yaparak 45 yıldır kullandığı taşınmazı ... Başkanlığından satın aldığını, imar mevzuatında yapılan düzenleme ile 1989 yılında kendisine tapu tahsis belgesi verildiğini daha sonra da tapu verildiğini, iyi niyetli olduğunu, ... ile Hazine arasındaki ihtilaftan habersiz olduğunu, taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2011 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile "Kadastro tutanaklarının celbi hususunda yazılan müzekkereye cevaben Tapu Sicil Müdürlüğünden verilen cevabi yazıda tutanak aslının 09.02.1978 tarihinde 408 sayılı yazı ile Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına gönderildiği belirtilmiştir. Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 03.10.20 02... .10.2003 tarihli cevabi yazılarında asılları istenen kadastro tutanaklarının bulunduğu ████████ Esas sayılı dosyanın 1992 yılında kurum arşivine devir kararı ile birlikte 02.09.1992 tarihinde ...'ya gönderildiği bildirilmiş, yazı cevabına ekli ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı 11.12.1979 tarihli Mahkeme ilamının tetkikinden davacı ... vekili tarafından davalılar ... mirasçıları aleyhine açılan davada kadastro çalışmaları sırasında mükerrer tapu mevzuuna girdiğinden bahisle malik hanesi boş bırakılan 4 56... parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin davacı ... adına doldurulmasının talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dava konusu 4 56... parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin davacı ... adına doldurulmasına karar verildiği, hükmün 11.12.1979 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre Kadastro Mahkemesi sıfatı ile yargılama yapan 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kesinleşmiş hükümle dava konusu parsel ile ilgili olarak tutanağın kesinleştiği, tapu sicilinin oluşturulduğu, tutanağı kesinleşmemiş taşınmazlar hakkındaki mülkiyet uyuşmazlığında görevli Mahkememizin işbu davalar yönünden görevsiz olduğu, yargılamaya tapu iptali ve tescil davası olarak genel yetkili ve görevli Asliye Hukuk Mahkemelerince devam olunması gerektiği" gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14.05.2013 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla "Mahkeme hükmüne esas alınan ve kesinleştiğinden söz edilen Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin Kadastro Mahkemesi sıfatıyla verdiği 11.12.1979 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamın tarihi olan 11.12.1979 tarihi ile karar ekine eklenen listede belirtilen kesinleşme tarihi aynıdır. Başka bir deyişle 11.12.1979 tarihli kararın ekli listede yine aynı tarihte yani 11.12.1979 tarihinde kesinleştiği bildirilmiştir. Ayrıca örneği dosya arasına alınan Mahkeme esas defteri örneğinde ise Mahkemenin 465 Esasında kayıtlı davanın davacısının ... olduğu, hükmün davacı ... olarak tesciline ilişkin olduğu ve dosyanın temyize sevk tarihi bölümüne ise Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 6.5.1980 şerhinin düşüldüğü görülmektedir. Yine Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi 03.10.2002 tarihli yazısında dosyanın 02.09.1992 tarihinde ...'ya gönderildiğini, 03.10.2003 tarihli yazısında ise Mahkeme dosyalarının 1992 yılında kurum arşivine devir kararı ile birlikte kurum arşivince ...'ya gönderildiğini belirtmiş olup anılan dava dosyası aslı da bulunamamıştır. Yine dosya içinde Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin Kadastro Mahkemesi sıfatıyla verdiği 11.12.1979 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararın tapuya tescil edildiğine dair bir yazı veya tapu kayıt örneğine de rastlanmamıştır. Somut olaylar bir arada değerlendirildiğinde Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin Kadastro Mahkemesi sıfatıyla verdiği 11.12.1979 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı hükmünün kesinleştiğinden söz edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, taşınmazın malik hanesinin doldurulmasına dair ortada kesinleşerek ve tapu siciline kayıt edilerek icrası tamamlanan bir hüküm bulunmadığına göre taşınmazın malik hanesinin halen boş olduğunun kabul edilmesi ile İlk Derece Mahkemesince davanın işin esasına girilerek esastan çözümlenmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olaylar bir arada değerlendirildiğinde Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin Kadastro Mahkemesi sıfatıyla verdiği 11.12.1979 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı hükmünün kesinleştiğinden söz edilmesi olanağı bulunmamaktadır. İlgili kararın gerekçeli karar ve kesinleşme şerhi örneği Mahkemesinden getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır. Parsel hakkında yargılama sonrasında kararın tapuda infazının yapılmadığı ve dosyanın kaybolduğu anlaşılmıştır. Buna mukabil taşınmaz hakkında ilgili dava dosyasının bulunması ve taşınmazın kadastro tutanak aslı veya örneğinin dosyaya gönderilmesi için ilgili Asliye Hukuk Mahkemesi ve tapu ve kadastro müdürlükleri ile defaatle yazışmalar yapılmış olup yapılan tüm araştırmalara rağmen tutanak aslı veya örneğine ulaşılmamıştır. Yine Mahkememizin esas ve karar defterlerinden ilgili parsel hakkında başkaca bir davanın olup, olmadığı araştırılmış ama ilgili parselin tutanağına veya örneğine ulaşılamamıştır. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin, █████████ Esas ve █████████ Karar numaralı ilamında; "İlk Derece Mahkemesince, davanın esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de dosyada tutanak aslı bulunmadığından, tutanak aslı bulunmadan işin esasına girilip karar verilmesi isabetsizdir; kadastro davalarında tutanak aslının dosyada bulunması zorunludur. Dava konusu eski .... parsel sayılı taşınmaza ait tutanak aslı İlk Derece Mahkemesince yapılan tüm araştırmalara karşın bulunup dosya içine getirtilememiştir. Tutanak tanzimi için hiçbir belge olmaması halinde nihai karar niteliği ile "dosyanın Kadastro Müdürlüğüne iadesine" karar verilir ve bu halde kadastro prosedürü yeni kadastro tespiti ile başlar ve tutanak askı ilanına alınarak olağan usullere göre kadastro tamamlanır. Yeni tutanak düzenlenmesi için gerekli tutanak örneği bulunması halinde ise; sadece tutanak örneği gönderilerek yeni tutanak aslı düzenlettirilip yargılamaya devam olunur." denilmektedir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin █████████ Esas ve █████████ Karar, █████████ Esas ve █████████ Karar, █████████ Esas ve █████████ Karar ve ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararları ile yukarıda açıklanan hukuki kaideler de dikkate alınarak, somut olay açısından, öncelikle kadastro işlemlerinin usulünce tamamlanması gerektiğinden, kadastro işlemlerinin olağan usullere göre tamamlanması için dosyanın kadastro müdürlüğüne iadesinin gerektiği" gerekçesiyle dava konusu eski 4 56... parsel, yeni 27 85... parsel sayılı taşınmazın kadastro işlemlerinin olağan usullere göre tamamlanması için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince kadastro hakiminin usul ve şekil eksiklikleri nedeniyle tutanakları kadastro müdürlüğüne iade edemeyeceği hükmü getirildiğini, sicilin düzgün tutulmasından Devletin sorumluluğu ilkesi gereği Kadastro Mahkemelerinin tapu sicilinin düzgün tutulmasını sağlamak üzere kendiliğinden araştırma yapmasına sahip olduğunu, İlk Derece Mahkemesince sicilin açık kalması sonucunu doğuracak karar verilmiş olmasının sicilin düzgün tutulmasından Devletin sorumluluğu ilkesine aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespiti sırasında malik hanesi boş bırakılan taşınmazın malik hanesinin doldurulmasına ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz, mükerrer tapu kaydına girdiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, Hazine tarafından malik hanesinin Hazine lehine doldurulması talepli dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen ilk kararda dava konusu parsel ile ilgili olarak tutanağın kesinleştiği, tapu sicilinin oluşturulduğu, tutanağı kesinleşmiş taşınmazlar hakkındaki mülkiyet uyuşmazlığında görevli mahkemenin genel yetkili ve görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, bu karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14.05.2013 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin Kadastro Mahkemesi sıfatıyla verdiği 11.12.1979 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı hükmünün kesinleştiğinden söz edilmesi olanağı bulunmadığı, taşınmazın malik hanesinin doldurulmasına dair ortada kesinleşerek ve tapu siciline kayıt edilerek icrası tamamlanan bir hüküm bulunmadığına göre taşınmazın malik hanesinin halen boş olduğunun kabul edilmesi ile İlk Derece Mahkemesince davanın işin esasına girilerek esastan çözümlenmesi gerekirken yazılı şekilde mahkemenin görevsizliğine dair hüküm oluşturulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görülerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de; bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Yukarıda belirtilen bozma ilamında da değinildiği üzere taşınmazın malik hanesinin doldurulmasına dair ortada kesinleşerek ve tapu siciline kayıt edilerek icrası tamamlanan bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nitelikteki davalarda 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesi geçerli olup, gerçek hak sahiplerinin belirlenip sonucuna göre, malik hanesinin doldurulmasi gerekmektedir. Aynı zamanda; 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır.
Somut olayda; Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında davacı ...'ın dava konusu 4 56... parsel sayılı taşınmazı satın aldığı, bu yerin evveliyatının ... İlçe İdare Kurulunun 09.11.1945 tarihli ve 486 sayılı kararıyla ... ve ... isimli kişilere tahsis edildiği, daha sonra bu parselin ... ile ... isimli kişilere satıldığı ve bunların da bu parseli ifraz etmek suretiyle 13... parsel olarak 79 m² miktarında olmak kaydıyla davacı ...'a sattıklarının tapunun tetkikinden anlaşıldığı belirtildiğine, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 4 56... parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu 27 85... parsele revizyon görerek ██████ paya gittiği, revizyon gören hissenin davacı Hazine tarafından dayanılan 21.12.1951 tarihli ve cilt 23, sayfa 9 ve sıra 55'te kayıtlı ve davalı ... tarafından dayanılan 31.07.1950 tarihli sıra 53, cilt 96, ... yevmiye ve 23000 m² yüzölçümlü tapu kayıtlarından hangisine üstünlük tanınması gerekeceğinin belirlenmesiyle ve yine ... mirasçıları tarafından dayanılan tapu kaydıyla ... tarafından dayanılan tapu kayıtlarından hangisinin dava konusu taşınmaza uyduğunun belirlenmesiyle birlikte tapu kayıtlarından hangisine üstünlük tanınacağının belirlenmesi gerektiği gibi, incelenilen dosya içerisine 02.11.1962 tarihli kadastro sayfasının geldiği de gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar kapsamında, dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanağının malik hanesi boş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun' un 30/2. maddesi gereğince resen araştırma yapılarak, gerçek malikin/maliklerin belirlenmesi suretiyle kadastro tespit tutanağının malik hanesinin doldurulması ve buna göre tescil kararı verilmesi gerekirken, davanın kadastro işlemlerinin usulünce tamamlanması gerektiğinden, kadastro işlemlerinin olağan usullere göre tamamlanması için dosyanın kadastro müdürlüğüne iadesine karar verilip, kadastro tespit tutanağında boş olan malik hanesi doldurulmadan hüküm tesis edilmesi usul ve Kanuna aykırı olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!