Anahtar kelimeler: Cismani Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Katip Adana Ölüm Üye Hmk

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVACILAR
: 1-VEKİLLERİ
: Av.DAVALI
: ...VEKİLİ
: Av.DAVANIN KONUSU
: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.05.2024 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
:DAVA
: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2021 tarihinde müteveffa ...'e ait ... plakalı otomobilin arıza nedeniyle zorunlu olarak durduğu anda otomobilinin yan tarafında bulunan plakası ve sürücüsü belirlenemeyen kamyon cinsi bir aracın müteveffa ...'e çarptığını, ...'in aynı gün vefat ettiğini, olay ile ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ Hazırlık sayılı soruşturma dosyasının daimi arama halinde olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ hazırlık sayılı soruşturma dosyasında bulunan, Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre sürücüsü ve plakası tespit edilemediğini, müteveffanın ölümüne neden olan kamyon cinsindeki aracın sürücüsünün kazada tam kusurlu olduğunu, █████/2021 tarihinde trafik kazasında ölen █████/1974 doğumlu ...’in, evli ve üç çocuk babası olduğunu, vinç operatörü olarak çalışarak ailesini geçindirdiğini, ayda net 4.500,00-TL ücret aldığını, onun ölümüyle eşi ve çocuklarının destekten yoksun kaldığını, davanın 6100 s. HMK 107. maddesine göre “belirsiz alacak davası” olarak açıldığını, kaza yapan ve sürücüsü kusurlu olan aracın tespit edilememesinden dolayı Sigortacılık Kanunun 14'üncü maddesine göre ...'dan maddi tazminat istendiğini, ... nezdinde ... sayılı dosya açıldığını, mezkur dosya kapsamında █████/2022 tarihinde 103.912,00-TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin müteveffanın aldığı reel ücret, gerçek kusur oranı ve desteklerin sayısı ve taşıdıkları nitelikler gözetildiğinde yetersiz kaldığını, işbu davanın açılmasından önce başvurulan arabuluculuk sonucunda anlaşmanın mümkün olmadığını, HMK m.107 gereği toplanacak delillerle belirlenecek destekten yoksun kalma tazminat tutarları olarak şimdilik ... yönünden 1.000 TL, ... yönünden 1.000 TL ... yönünden 100-TL, ... yönünden 100 TL olmak üzere toplam 2.200-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukat ücretiyle birlikte davalıdan tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Yetkiye itiraz ettiklerini,davalının yerleşim yerinde açılması gerekirken ...'de açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar vekilinin davalı kuruma başvuru yaptığını, kurum tarafından ... için 94.166-TL ve ... için 9.746TL olmak üzere 103.912,00-TL ödeme yapıldığını, davacıların davalı kurumdan herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını, davalı tarafından, belirlenen kusur oranı doğrultusunda ödeme yapıldığını,kurumun sorumluluğunu yerine getirdiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, karşı tarafın başvuru şartının gerçekleşmediğini, davalı kurum tarafından yapılan ödemenin eksik olduğunu iddia eden davacının ek tazminat talebi ve yeni bir başvuru ile davalı kuruma başvuru yapması gerektiğini, bu nedenle başvuru şartı yokluğu sebebiyle davanın reddi gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için desteğin ispat edilmesi gerektiğini,kusur oranı belirlenmeden Kurumun sorumluluğuna gidilemeyeceğini, kazaya sebebiyet veren aracın plakası,maliki ve sürücüsünün tespit edilmesi gerektiğini, ...’nın sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, ...’nın temerrüde düşmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava sahibinin alacağına faiz yürütüleceği düşünülse bile faizin de ancak açılan dava tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesini, bu nedenlerle davacılar vekilinin ...’na yapmış olduğu haksız, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddini, aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ 30.05.2024 TARİHLİ KARARI: Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davacılar ... ve ... yönünden davanın kabulü ile; davacı ... için 187.226,74 TL maddi tazminatın ve davacı ... için 20.206,39 TL maddi tazminatın yetersiz ödeme tarihi olan 13.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara belirtilen miktarlarda verilmesine, Davacılar ... ve ... yönünden açılan davaların ayrı ayrı reddine karar vermiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar vekili tarafından müvekkili kuruma başvuru yapıldığını ve kurum tarafından toplam 103.912,00 TL ödeme yapıldığını, davacıların müvekkili kurumdan herhangi bir hak ve alacaklarının kalmadığını, müvekkili kurumun uzmanlaşmış bilirkişilerce yaptırdığı inceleme neticesinde düzenlenen rapor uyarınca belirlenen oran üzerinden ödeme yapıldığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla karşı tarafın başvuru şartı gerçeklemediğini, davanın usulde reddi gerekmekte iken esas incelemesi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında sunulan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmış, hesaplanan miktarlar ile fiilen ödenen miktar arasında fahiş fark olup olmadığının sayın mahkemenin takdirine bırakıldığını, müvekkili kurum tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihi itibariyle davacıların gerçek zararını karşıladığını, dosyaya sunulan hesap raporunun hatalı olduğunu, müvekkili kurum tarafından ödeme yapılan tarih esas alınarak yaşlarının belirlenmesi ve hesaplama yapılması gerektiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca bir çocuğun muhtemelen bakım ve eğitim giderinin hesaplanması ve tazminattan düşürülmesi gerektiğini, hükme esas alınan raporda yapılan hesaplama, indirim ve sıralaması Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, 04.12.2021 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni genel şartlar gereği hesaplamada %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini, yerel mahkemece gerekçeli kararda yetersiz ödeme tarihi olan 13.05.2022 tarihinden başlamak üzere yasal faize hükmedildiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, taleplerin zaman aşımına uğradığını, istinaf başvurularının icrayı durdurmayacağından itürü istinaf incelemesi hakkında karar verilinceye kadar kararın icrasının durdurulması için ve ileride telafisi güç zararların önüne geçmek adına tehir-i icra talep ettiklerini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi tazminat istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru yapılmadığı yönündeki istinaf başvurusunun incelenmesinde;Davalı ... vekili kaza tarihinden önce davacıların usulüne uygun bir şekilde başvuruda bulunmadıklarını ileri sürmüş ise de, davacıların davadan önce █████/2022 tarihli başvuru dilekçesi ve ekindeki hazırlık dosyası, kaza tespit tutanağı, ölüm belgesi, mirasçılık belgesi, vekaletname ve nüfus kayıtları ile başvuruda bulunmuş oldukları anlaşılmış, davalı tarafça da bu başvuru neticesinde davacılar ... ve ...'e █████/2022 tarihinde toplam 103.912,00 TL ödeme yapılmış olduğu anlaşılmıştır.Diğer yandan davacılar vekilinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü gereği arabulucuya başvurduğu ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde, düzenlenen █████/2022 tarihli arabulucuk son tutanaklarından tarafların anlaşamadıkları görülmüş ve her iki taraf vekilinin de iş bu görüşmede hazır bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağı anlaşmamazlık belgeleri üzerinde imzalarının bulunduğu görülmüştür.2918 Sayılı KTK'nın 97. maddesi belirtilen sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartı incelendiğinde, işbu başvurunun yazılı şekil şartı dışında başka bir şekil şartına bağlanmadığı ve yine bu başvurunun arabulucu vasıtasıyla yapılmasını engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre davacılar vekili tarafından iş bu eldeki tazminat davası açılmadan önce yukarıda açıklandığı gibi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrası gereğince arabulucuya başvuru yapılmış arabulucu tarafından davalı ... vekili usulüne uygun şekilde görüşmeye çağrılmış, taraflar arasında bir arabulucu görüşmesi yapılmış ve fakat taraflar uzlaşamamışlardır. Bilindiği üzere Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre sigorta şirketine poliçeden kaynaklı olarak açılan maddi tazminat davalarında KTK 97. maddesi gereğince sigorta şirketine başvuru zorunluluğu bulunduğundan ayrıca 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamakta bu husus dava şartı olarak kabul edilmemektedir. Bu noktada üzerinde durulması gereken husus davacının zorunlu olmadığı halde 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya yapılan başvurunun KTK 97 maddesi gereğinde yapılması gereken başvuru olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. KTK 97 maddesinde sigorta şirketine yazılı olarak başvuru şartı bulunmaktadır. Bunun dışında başvurunun ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin bir şekil şartı bulunmamaktadır. Eldeki dosyada davacılar tarafından 6325 sayılı yasa kapsamında arabulucuya başvuru yapılmış ve olup bu başvuru üzerine taraflar arabulucuda gerekli görüşmeyi yapmış ve fakat anlaşamamışlardır. Buna ilişkin olarak yazılı olarak bir anlaşmama son tutanağı düzenlemiştir. Bu noktada taraflar arasında yapılan müzakerelere ilişkin olarak davalı ... temsilcisi ile davacılar vekili ve arabulucu tarafından imzalanan bir son tutanak bulunduğuna göre davalıya yazılı olarak başvuru yapılmadığı söylenemeyecek olup davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davalı vekilinin zaman aşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.Yukarıda açıklandığı gibi 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi gereğince davacılar murisinin trafik kazası neticesinde vefat etmiş olduğu anlaşılmakla olayda ceza zamanaşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 85 ve 66. maddeleri nazara alındığında 15 yıllık zamanaşımı süresi dikkate alınmalıdır.Bu açıklamalara göre, kazanın █████/2021 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı yasanın 109/2. maddesi ve 5237 sayılı sayanın 85 ve 66. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde 15 yıllık zamanaşımı süresinin █████/2036 tarihinde dolacağı, davanın ise █████/2022 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açılmış olduğunu anlaşılmakla davalı vekilinin zamanaşımı yönünden istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin hesap raporuna ve faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Anayasa Mahkemesinin ███████-███████ E.K sayılı █████/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin █████/2021 gün ve █████████ Esas ve █████████ karar sayılı kararları, █████████ Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile müteveffa ...'e ait Ocak 2021 dönemi maaş bordrosunda ...'in günlük brüt ücretinin 119,25 TL olduğu, 30 günlük ücretinin 2021 yılı Ocak ayı brüt asgari ücrete denk geldiği tespit edilmekle asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının içtihatlara göre yerinde belirlendiği, müteveffanın kızı olan davacı ... ve oğlu olan davacı ...'in dosya kapsamında yükseköğrenim gördüğüne dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamış olup kaza tarihi itibariyle destekten yoksun kalma tazminatı yasal koşullarını taşımadıkları değerlendirilmiş, davalı tarafça davacılardan ... ve ...'e ödenen toplam 103.912,00 TL dava açılmadan önce (█████/2022 tarihinde) ödenmiş olduğundan ödenen miktar güncellenerek hesaplanan tazminat miktarından mahsup edilmiş, yapılan hesaplamalara göre ödenen bedelle hak kazanılan tazminat miktarı arasında fahiş fark bulunduğu anlaşılmış, bu nedenlerle müteveffanın kazanın meydana gelmesi karşısında davacılar ... ve ...'e farazi destek olacağının kabulü, diğer davacılar yönünden destek tazminatı yasal koşullarının oluşmayacağı kanaatiyle davacıların zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmış, diğer yandan her ne kadar davacılar vekilince █████/2022 tarihinde başvuru dilekçesi ve ekindeki belgelerle davalıya başvuru yapılmış ise de, davalı ... tarafından bir kısım davacılara █████/2022 tarihinde ödeme yapılmış olması sebebiyle ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınmış olup bu hususun davalının da lehine olduğu değerlendirilmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurularının da reddi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.169,75 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 3.542,43 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 10.627,32 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkane-imzalıdırÜyee-imzalıdırÜyee-imzalıdırKatipe-imzalıdırİş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.