Anahtar kelimeler: Cismani Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Anonim Katip Adana Ölüm Üye

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVACILAR
:1-VEKİLLERİ
: Av.DAVALI
: ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİVEKİLLERİ
: Av.DAVANIN KONUSU
: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.06.2024 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
:DAVA
: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 19.10.2018 tarihindedavalı şirkete KZMMS poliçesi ile sigortalı olup dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile yaya olarak bulunan davacıların evladı ...’e çarpmasısonucu ...’in vefat ettiğini, davacıların müteveffa çocuğun desteğinden yoksunkaldıkları, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete KZMMS poliçesi ile sigortalı araçsürücüsünün kusurlu olduğu, bu bakımdan zararın tazmininden davalının sorumlu olduğu, zararıntazmini için davalıya müracaat ve arabuluculuk süreçlerinden olumlu netice alınamamadığını ilerisürülerek 6100 sayılı yasanın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak olarak, şimdilik davacı anne... için; 500,00 TL, davacı baba ... için; 500,00 TL olmak üzere toplamda 1.000,00 TLdestekten yoksun kalma tazminatının poliçe limitiyle sınırlı olarak temerrüt tarihinden itibarenişleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesinitalep ve dava edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı her ne kadar arabuluculuğa başvurmuş olsa da yeterli ve gerekli evrakla başvuru yapılmaması ve evrakların taraflarına iletilmemesi sebebiyle süreç olumsuz sonuçlandığını, arabuluculuk aşamasından önce geçerli başvuru yapılmadığını, davanın şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddedilmesini, müvekkili şirket bakımından husumetin dayanağı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında ihdas edilen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olduğunu, kanunun ikinci bölümü sigorta başlığı altında 91. ile 101. madde arasında hükümler içerdiğini, Mahkemenin ön inceleme safhasına geçmeden önce, dava şartı noksanlığı sebebiyle davayı usulden reddetmesine karar vermesini, davayı kabul anlamına gelmemek şartıyla, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu, Karayolları Trafik Kanunu ve Poliçe Genel Şartları gereğince karayolunda meydana gelen zararların poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı olduğunu, bu sebeple Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını: zarar hesabının aktüerya bilim dalı ıle uğraşan aktüerler tarafından yapılmasını,müteveffanın anne, baba, eş ve çocuklarına ait nüfus kayıt örneği temin edilmesini, anne babası hayattaysa payları ayrılarak hesaplama yapılmasını, poliçede belirtilen bedel her halükarda ödenecek bir bedel olmayıp eğer bir zarar oluşmuşsa yapılacak aktüer hesabı sonucunda oluşan zarar ile orantılı olarak ödenebildiğini, hiç bir zaman zararın oluşup oluşmadığı irdelenmeden ve aktüer hesabı yapılmadan doğrudan tazminat ödemesi yapılmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun başlayabilmesi için müvekkil şirkete öngörülen şekilde ve gerekli belgelerle birlikte bir müracaatın varlığı ve bu müracaatı takip eden 8 iş günlük sürenin geçmiş olması, böyle bir müracaat olmaması halinde ise ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğin, davacının söz konusu olaydan dolayı sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespitini, ceza soruşturması esnasında uzlaştırma sağlanıp sağlanmadığının tespitini, uzlaştırma sağlanmış ise açılan davadan feragat edilmiş sayılacağından davanın esasına girilmeden davanın reddi gerekeceğini, açıklanan nedenlerle öncelikle KTK 97. madde gereği yerine getirilmesi icap eden sigorta kuruluşuna başvuru şartı, davacılar tarafça yerine getirilmemiş olması nedeniyle, HMK 115/2 maddesi gereği davanın usulden reddine karar verilmesini, davayı kabul anlamına gelmemek koşulu ile ; kusur durumunun tespiti için dosyanın ceza dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesine gönderilmesini, dosyanın tüm bu eksiklikler tamamlandıktan sonra zararın oluşup oluşmadığı ve var ise ne kadar olduğunun tespiti için aktüer bilirkişiye gönderilmesini, temerrüte düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine de hükmolunmamasını, hükmolunması halinde müvekkil şirketin sorumlu olduğu azami police limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasını talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ 28.06.2024 TARİHLİ KARARI: Davanın kabulü ile; Davacı ... için 234.943,21 TL, davacı ... ... için 125.056,79 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar vermiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hesap raporunun kabulünün mümkün değilken raporun esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı yanın davadan önce sigorta şirketine gerekli evraklarla başvurusu bulunmamasına rağmen temerrüt tarihinden itibaren hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ceza yargılamasında alınan ATK trafik ihtisas raporunda sanık sürücü ... idaresindeki minibüsle harekete başladığı esnada kendi can güvenliğini tehlikeye atarak görünürlüğünü kısıtlayacak şekilde hareket etmek üzere olan aracın ön kısmının yakınından kaplamaya girerek koşar adımlarla hareket eden 2015 doğumlu müteveffa yaya ...'e çarptığı olayda atfı kabil kusuru bulunmadığını, müteveffanın kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünü, sigortalı aracın kusursuz bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, söz konusu bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu progresif rant formülüne göre hesaplanan tutarların hatalı olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, teknik faiz uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu, 1,8 teknik faiz tazminatının peşin olarak ödenmesine istinaden paranın peşin sermaye değeri üzerinden yapılan ve davalı lehine hakkaniyet indirimi teşkil ettiğini, sigortalı aracın kusurlu bulunması ve müteveffanın vefat ettiğinin kaza sebebi belirlenmesi halinde aktüer sıfatına sahip bir bilirkişi görevlendirilerek TRH yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz ile tazminat hesaplanması yapılması gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi tazminat istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekilinin usule uygun başvuru yapılmadığı ve faiz başlangıcına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:█████/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.Davacılar tarafından dava açılmadan önce davalıya başvuru yapıldığına dair bilgi verilmiş ise de buna ilişkin başvuru evraklarının dosyaya sunulmamış olduğu anlaşılmıştır. Ancak somut olayda, davacılar vekilinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü gereği arabulucuya başvurduğu ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde, düzenlenen █████/2022 tarihli arabulucuk son tutanaklarından tarafların anlaşamadıkları görülmüş ve her iki taraf vekilininde iş bu görüşmede hazır bulunduğu ve arabuluculuk son tutanağı anlaşmamazlık belgeleri üzerinde imzalarının bulunduğu görülmüştür.2918 Sayılı KTK'nın 97. maddesi belirtilen sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartı incelendiğinde, işbu başvurunun yazılı şekil şartı dışında başka bir şekil şartına bağlanmadığı ve yine bu başvurunun arabulucu vasıtasıyla yapılmasını engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Buna göre davacılar vekili tarafından iş bu eldeki tazminat davası açılmadan önce yukarıda açıklandığı gibi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrası gereğince arabulucuya başvuru yapılmış arabulucu tarafından davalı sigorta şirketi vekili usulüne uygun şekilde görüşmeye çağrılmış, taraflar arasında bir arabulucu görüşmesi yapılmış ve fakat taraflar uzlaşamamışlardır. Bilindiği üzere Yargıtay 4 Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre sigorta şirketine poliçeden kaynaklı olarak açılan maddi tazminat davalarında KTK 97 maddesi gereğince sigorta şirketine başvuru zorunluluğu bulunduğundan ayrıca 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmamakta bu husus dava şartı olarak kabul edilmemektedir.Bu noktada üzerinde durulması gereken husus davacının zorunlu olmadığı halde 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince arabulucuya yapılan başvurunun KTK 97 maddesi gereğinde yapılması gereken başvuru olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. KTK 97 maddesinde sigorta şirketine yazılı olarak başvuru şartı bulunmaktadır. Bunun dışında başvurunun ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin bir şekil şartı bulunmamaktadır. Eldeki dosyada davacılar tarafından 6325 sayılı yasa kapsamında arabulucuya başvuru yapılmış olup bu başvuru üzerine taraflar arabulucuda gerekli görüşmeyi yapmış ve fakat anlaşamamışlardır. Buna ilişkin olarak yazılı olarak bir anlaşmama son tutanağı düzenlemiştir. Taraflar arasında yapılan müzakerelere ilişkin olarak davalı sigorta şirketi temsilcisi ile davacılar vekili ve arabulucu tarafından imzalanan bir son tutanak bulunduğuna göre davalı sigorta şirketine yazılı olarak başvuru yapılmadığı söylenemez. Zira davacılar vekili ile davalı sigorta temsilcisi arabulucu huzurunda tazminat ödenmesi konusunda müzakere yapmış ve anlaşamayarak buna dair bir son tutanak imzalamışlardır. Bu durumda artık davacının davalı sigorta şirketine tazminatın ödenmesi konusunda yazılı olarak bir başvurusunun bulunmadığından söz edilemeyecektir. Bu nedenle mahkemesince davacının KTK 97 maddesi gereğince usulüne uygun bir başvurusunun bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilerek karar verilmesi yerinde görülmüştür.Buna göre, davalı vekili temerrüte düşürülmemiş olduklarından hükmolunan tazminat miktarına temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu savunmuş ise de, mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan █████/2019 tarihli ve 8353 sayılı raporda, müteveffa yaya ...'in kazanın oluşumunda Asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in tali kusurlu olduğu belirtilmiş, sonrasında mahkemece olay mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan █████/2019 tarihli raporda müteveffa yaya ...'in kazanın oluşumunda 1.derecede asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2.derecede tali kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan █████/2019 tarihli raporda, müteveffa yaya ...'in kazanın oluşumunda Asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.Mahkemece ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan █████/2023 tarihli ve 10702 sayılı raporda, davacıların murisi 2015 doğumlu yaya ..., can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde olaya müdrik olmayışının etkisiyle sokak üzerinde duraklama halinde olup, hareket etmeye başlayan aracın manevra alanına girmesiyle, harekete geçen bu aracın sağ ön tekerinin üzerinden geçmesi sonucu meydana gelen olaydaki hal ve hareketleri ile davranış faktörleri sonuç üzerinde asli derecede etken olduğu ve % 80 kusurlu olduğu, davalı tarafa sigortalı aracın sürücüsü ... sevk ve idaresindeki minibüs ile yol içerisinde öğrenci indirmek üzere duraklama yaptıktan sonra hareket alanını yeterince kontrol etmeden seyir haline geçmesiyle, manevra alanına giren çocuk yayanın aracının sağ ön teker kısmı ile üzerinden geçtiği olayda % 20 oranında (tali) kusurlu olduğu belirtilmiştir.Kusur raporları arasında bulunan kısmi çelişkinin giderilmesi açısından ... Üniversitesi'nde görevli makine mühendisi bilirkişilerden teşekkül ettirilen üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan █████/2024 tarihli raporda; müteveffa ...'in olay yerinde taşıt trafiğini yeterince kontrol etmeden ve sağda duraklamakta olan vasıtanın durumunu dikkate almadan, kendisinin can güvenliğini tehlikeye atacak tarzda, minibüsün manevra sahası içine kaplamaya kontrolsüzce giriş yapması sonucu bu hareketiyle can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden dolayı kendi ölümüyle sonuçlanan kazada davranış faktörlerinin % 80 oranında asli derecede etken olduğu, davalı şirkete sigortalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüs ile yolun sağ kenarında öğrenci indirmek üzere duraklama yaptıktan sonra görüş alanını ve çevresini yeteri kadar kontrol etmediği, manevraya gerekli dikkati atfetmediği oyun oynayan çocukların bulunduğu bölgede oluşabilecek bir tehlikelere karşı yeterince dikkatli davranışlar göstermediği, bu hatalı tutumundan dolayı meydana gelen ölümlü kazada % 20 oranında tali kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir.Mahkemece ...'den aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi ceza dosyasında keşif sonucu alınan rapor ile ... ATK'dan alınan raporla da uyumlu olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;Anayasa Mahkemesinin ███████-███████ E.K sayılı █████/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin █████/2021 gün ve █████████ Esas ve █████████ karar sayılı kararları, █████████ Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının içtihatlara göre yerinde belirlendiği, müteveffa küçüğün kazanın meydana gelmesi karşısında davacılar olan anne ve babasına farazi destek olacağının kabulü ile davacıların zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 24.591,60 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 6.148,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 18.443,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkane-imzalıdırÜyee-imzalıdırÜyee-imzalıdırKatipe-imzalıdırİş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.