Anahtar kelimeler: Tetkikatın Bitiş Diyarbakir Plakalı İstenmiş Başlangıç Hmknın Aracın Yine Özeti

T.C.
DİYARBAKIRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARIN
:MAHKEMESİ
:DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİDAVANIN KONUSU
:İtirazın İptaliBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİTaraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili; davalıya ait ..... plakalı aracın müvekkili tarafından ..... numaralı ..... - ..... başlangıç ve bitiş tarihli karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi (ZMSS) ile teminat altına alındığını, sigortalı aracın ehliyetsiz sürücü .....'nun sevk ve idaresinde iken ..... tarihinde ..... ilçesi istikametinden ..... ilçesi istikametine doğru seyir halindeyken karşı yönden kendi şeridinde seyir halinde olan ..... plakalı aracın şeridine girerek çift taraflı yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza mahalline intikal eden kolluk kuvvetleri tarafından kaza yerinde gerçekleştirilen incelemeler doğrultusunda sürücü .....'nun ehliyetsiz bir şekilde araç kullandığının ve kaza sonrasında kaza mahallini terk ettiğinin tespit edildiğini, sürücü .....'ya kolluk kuvvetlerince ulaşıldığında kazanın şokuyla kaza mahallinden kaçtığını kabul ettiğini, sürücü .....'nun kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı KTK'nun m. 84/1-g hükmünde düzenlenen şeride tecavüz etme kural ihlali nedeniyle %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, söz konusu trafik kazası sonucunda kazaya karışan ..... plakalı araçta yolcu konumunda olan .....'in yaralandığını, yaralanan ..... tarafından davacı sigorta şirketine karşı maluliyetine ilişkin sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle başvuruda bulunulduğunu, başvuruya istinaden .....'in %6,90 maluliyet oranı ve sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuruna göre hesaplanan ..... TL maluliyet tazminatının müvekkili tarafından ..... poliçe teminatları kapsamında ödendiğini, kaza tespit tutanağından tespit edildiği üzere sigortalı araç sürücüsü .....'nun %100 kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini, kaza sonrasında kaza mahallini terk ettiği tespit edilmiş olmakla beraber kaza sırasında geçerli bir ehliyeti de bulunmadığını, geçerli bir ehliyetnameye sahip olmadan araç kullanarak kazaya sebebiyet vermesi ve kaza sonrasında kaza mahallini terk etmiş olması nedeniyle müvekkili şirketin meydana gelen zarardan dolayı ödediği tazminatı ..... poliçesi ve Genel Şartlar uyarınca sigortalısına rücu etme hakkı bulunduğunu, işbu ödemenin rücuen tazmini amacıyla ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, itiraz akabinde davalı taraf ile gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmesinin davalının arabuluculuk görüşmelerine katılmaması sebebiyle olumsuz sonuçlandığını beyan ederek; davalının itirazının iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; alacaklı tarafından yetkili icra dairesinde takip başlatılmadığını, yetkisiz icra dairesindeki borçlunun kabulü dışındaki hiçbir takip işleminin yetkili icra dairesince geçerli sayılamayacağını, bu nedenle yetkili icra dairesinde borçluya, takibin başlamasını sağlayan yeni bir ödeme emri tebliğinin zorunlu olduğunu, alacaklı tarafın icra takip dosyasının yetkili icra dairesine intikalini sağladıktan sonra, borçluya yeni bir ödeme emri tebliğ ettirmeden, ortada mevcut ve geçerli bir icra takibi olmaması sebebiyle itirazın iptali davasının koşulları oluşmadığından bu davanın dinlenmesinin mümkün olmadığını, kazada sürücünün kusurlu olmasının rücu talebi için yeterli bir gerekçe olmadığını, ancak sürücünün "trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali" söz konusu olursa sigorta şirketinin sigorta ettirene karşı rücu talebinde bulunabileceğini, söz konusu olayda sürücünün herhangi kastı veya ağır kusuru bulunmadığını, Trafik Sigortası Genel Şartlar B.4 maddesinin (a) bendine göre işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu "kasti bir hareketi veya ağır kusuru" sonucu meydana gelen kazalar nedeniyle sigorta bedelini ödeyen sigortacının sigorta ettirene (işletene) rücu edebileceğini, "ağır kusur" kavramının kasıt olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun varlığı anlamına geldiğini, özetle eğer işletenin ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru yoksa %100 kusurlu olsalar bile sigortacının dönme (rücu) hakkından söz edilemeyeceğini, söz konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağına bakıldığı zaman sürücü .....'nun bu kazada kusurlu olduğunun belirtildiğini, ancak sürücünün kusurunun kasti veya ağır bir kusurdan meydana geldiğine ilişkin olarak tutanakta herhangi bir saptama söz konusu değilken davacı şirketce bu durumun ağır kusur olarak değerlendirilmesinin kabul edilebilir olmadığını, sigorta şirketi tarafından ağır kusur veya kast sebebiyle rücu talep edilmesi halinde bu durumun ispatlanmayı gerektirdiğini, motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu (dönme) haklarının 2918 sayılı KTK'nun 109/4. maddesi ve Sigorta Genel Şartlarının C.8/4 maddesine göre, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak (2) yılda zamanaşımına uğradığını, olay tarihi olan ..... tarihinden sonra karşı tarafa ödenen tazminatın rücuen talebinin, zamanaşımı süresi içinde istenmesi gerektiğini, dava tarihinin ..... olduğunu ve 2 yıllık süre rücu talebinin süresinde yapılmadığnı, talebin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalı tarafın davaya cevap dilekçesi ile süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, davacının üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarihten itibaren 2 yıl içinde sigortalısına rücu etmesi gerektiği, iki yıllık rücu zamanaşımı süresi ödemenin yapıldığı ..... tarihinden başlamakta olup, söz konusu tarih üzerinden 2 yıl içinde, ..... tarihinde icra takibinin açıldığı, icra takip tarihi olan ..... tarihinde zamanaşımı süresinin kesildiği, icra takibi borçlunun itirazı ile durduğundan, davacının en geç takip tarihinden itibaren 2 yıl içinde alacak veya itirazın iptali davası açması gerektiği, buna göre davacının dava açmak için son gününün ..... olduğu, davacının arabulucuya başvurduğu, sürecin ..... tarihinde başladığı, son tutanağın ..... tarihinde düzenlendiği, yani ara buluculuk sürecinin 52 gün sürdüğü, buna göre davacının işbu davayı açmak için son gününün ..... + 52 gün = ..... tarihi olduğu, oysa işbu davanın ..... tarihinde açıldığı, her ne kadar icra dosyasında borçlunun itiraz evrakı, davacıya tebliğ edilmemiş ise de itirazın iptali davası açmak için hak düşürücü sürenin başlamamasının, özel kanunda düzenlenen zamanaşımı süresinin işlemesine engel olmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; usul ve esas bakımından fahiş derecede hatalı olan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kabul hatalı olup hükmün kaldırılması gerektiğini, zira icra takibinin usulüne uygun şekilde başlatıldığını ve itirazın iptali davasının da yasal süresi içerisinde ikame edildiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından açılan itirazın iptali davasına konu olan alacak bakımından zamanaşımı söz konusu olmadığını, zira başlatılan icra takibine itiraz edilmesinin öğrenilmesiyle işbu itirazın iptali davasının ikame edildiğini, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğini, ancak söz konusu itirazın taraflarına tebliğ edilmediğini, itirazın varlığı taraflarınca haricen öğrenilmiş olup öğrenme tarihinden itibaren yasal süre içerisinde davanın açıldığını, İlk Derece Mahkemesinin hak düşürücü süreyi hatalı yorumlamak suretiyle davayı reddetmesinin, maddi vakıa tespiti ve hukuki nitelendirme bakımından açık bir hata niteliğinde olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;Dava, ..... poliçesi ile sigortalı olan aracın ehliyetsiz sürücü idaresinde iken sebep olduğu trafik kazası nedeniyle hak sahiplerine yapılan ödemeden kaynaklı alacağın rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilâmsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.2004 sayılı İİK m. 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ..... poliçesi kapsamında davacı tarafından zarar gören üçüncü kişiye ödenen maddi tazminatın davalıya rücu edilip edilemeyeceği, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarında toplanmaktadır.Dosya kapsamının incelenmesinden;►Davacı sigorta şirketince ..... plaka sayılı araç için sigortalının ...... olduğu, .....-..... tarihleri arasını kapsayan ..... numaralı karayolu motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (trafik=.....) sigorta poliçesi tanzim edildiği, ..... tarihinde sigortalı ..... plaka sayılı aracın .....'nun sevk ve idaresinde iken ..... plakalı araçla trafik kazası meydana geldiği, kaza sonrasında davacı sigorta şirketi tarafından hak sahibi .....r'e ..... tarihinde ..... TL tazminat ödemesinde bulunulduğu,►Sigortalı araç sürücüsünün ehliyetsiz olduğu iddiasıyla sigortacı tarafından ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla davalı sigortalı ...... ve dava dışı sürücü ..... aleyhine ..... İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı dosyasında ..... tarihinde genel haciz yoluyla ilâmsız icra takibi yapıldığı, takipte ..... TL asıl alacak, ..... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ..... TL talep edildiği, ödeme emrinin davalı/takip borçlusu ......'ne ..... tarihinde tebliğ edildiği, davalı/takip borçlusu ...... vekili tarafından ..... tarihli dilekçe ile borca itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu, borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK m. 66 hükmü uyarınca durduğu, borca itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, alacaklı tarafça ..... Arabuluculuk Bürosunun ..... büro, ..... arabuluculuk sayılı dosyasında ..... tarihinde arabulucuya başvurulduğu, ..... tarihinde son tutanak düzenlenmesini müteakip ..... tarihinde eldeki davanın açıldığı,anlaşılmaktadır.6098 sayılı TBK m. 73/1 hükmü; "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklindedir.Yine 2918 sayılı KTK m. 109/4 hükmü de; "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." şeklindedir.Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.8. maddesinin 4. fıkrasında da "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." şeklindedir.6098 sayılı TBK m. 154 (818 sayılı BK m. 133) hükmüne göre; alacaklının icra takibine geçmesi ile zamanaşımı kesilir. 6098 sayılı TBK m. 156 (818 sayılı BK m. 135) hükmüne göre zamanaşımının kesilmesi tarihinden itibaren, yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar. İcra takibi ile kesilen zamanaşımı takibe ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. Dava konusu olayda, alacaklı sigorta şirketi tarafından ..... tarihinde üçüncü kişi hak sahibine ödeme yapılmış olup, yukarıda anılan 6098 sayılı TBK m. 73/1, 2918 sayılı KTK m. 109/4 ve ZMSS Genel Şartları C.8. maddesinin 4. fıkrasında öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ..... tarihinde takip başlatılmıştır. Alacaklı sigorta şirketinin takibe başladığı ..... tarihi itibariyle zamanaşımı kesilmiş olup, bu tarihten itibaren rücu davası için öngörülen 2 yıllık yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlamıştır. Ödeme emri tebliği, icra takip işlemi olması nedeni ile ..... tarihinde zamanaşımı tekrar kesilmiş olup, yeni bir süre işlemeye başlamıştır. Davalı borçlu şirket, ödeme emrine ..... havale tarihli dilekçe ile itiraz ederek takibi durdurmuştur. Takibin itirazla durmasından sonra, alacaklı yeni bir takip işlemi yapma yetkisini kazandığı anda süre yeniden işlemeye başlayacaktır. Borçlunun takibe itirazı giderilmeden alacaklının icra takip işlemi yapması mümkün değildir. Bu nedenle borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmediği sürece hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri işlemez. Zamanaşımı süresinin işlemeye başlayabilmesi için alacaklının icra takip işlemi yapabilecek durumda olması gerekir. İtiraz giderilmediği sürece alacaklı, icra takip işlemi yapamayacağı için bu dönemde zamanaşımı süresi işlemez. 2004 sayılı İİK'nun 62. maddesine göre, itiraz eden borçlu itirazla birlikte itirazın tebliği için gerekli masrafı vermek zorundadır. Borçlunun masraf vermemesi nedeniyle itiraz dilekçesi tebliğ edilmediği dönemde zamanaşımı süresinin işlediğini kabul, alacaklının maddi hukuka göre takipte haklı olduğu bir alacağı borçlunun insiyatifine bırakmış olur. Ayrıca itirazın iptali davası açma süresi 1 yıl olup, ödeme emrinin tebliğ tarihinden zamanaşımının işleyeceğinin ve itirazla sürenin durmayacağının kabulü, itirazın iptali davasının açılma süresini kısaltır. Kanun koyucunun yapmadığı bir sınırlama, yorum yoluyla getirilmez.Öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi kararında; 2004 sayılı İİK'nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasında, icra takip dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda, zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ise dava açmak için Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden itibaren başlamayacağına, itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağına karar verilmiştir (Yargıtay 11. HD'nin █████/2024 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı). Buna göre, itirazın iptali davasındaki hak düşürücü sürenin başlayabilmesi için, borçlunun itiraz dilekçesinin mutlaka alacaklı tarafa tebliği zorunlu olup, alacaklı tarafın arabuluculuk anlaşamama tutanağını imzalaması dahi süreyi başlatmayacaktır. İtirazın iptali davası için öngörülen hak düşürücü sürenin başlamadığı ve işlemediği bir durumda, zamanaşımı süresinin işlemeye devam edeceğinin kabulü hukuken mümkün değildir.Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; icra takibinin 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde yapıldığı, icra takibi ile zamanaşımının kesildiği, davalının itirazı üzerine işbu itirazın iptali davasının süresi içinde açıldığı, davalı borçlu şirketin borca itirazının davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmediği sürece zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceği, başka bir ifadeyle, borçlunun itiraz dilekçesini verdiği tarihten dava tarihine kadar zamanaşımı süresinin durduğu, davacı tarafa borca itiraz dilekçesi tebliğ edilmediğinden eldeki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı hususları gözetilerek; İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi, davacının dava dışı hak sahibine ödeme yaptığı ..... tarihinden, ..... dava tarihine kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir (Aynı yönde bkz. Yargıtay 19. HD'nin █████/2012 tarih ve ██████████ E., ██████████ K. sayılı; Yargıtay 17. HD'nin █████/2015 tarih ve ██████████ E., █████████ K. sayılı kararları).Zira mahkemelerin amacı, ne olursa olsun uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak değil, pozitif hukukun ölçüsünde, hakkı belirleyerek sonuca ulaşmaktır (Yargıtay HGK'nın █████/2019 tarih ve ███████-676 E., █████████ K. sayılı kararı).Yukarıda anılan gerekçelerle; zamanaşımı süresinin yanlış uygulandığı, yargılamaya devam edilerek taraf iddia ve savunmaları ile toplanan ve toplanacak delillerin değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-4 hükmü uyarınca davacı tarafın istinafına atfen kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-4 maddesi uyarınca davacı tarafın istinafına atfen KALDIRILMASINA,2-)Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıya İADESİNE,4-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan diğer istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden icra edilecek yargılama sonucunda verilecek hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.