Anahtar kelimeler: Kurucusu Potansiyeli Kurduğunu İsim Ulaştığını Alanını Ünvanın Pazarlama Danışmanlık Benzerliğini

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticari Ünvanın Korunması
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13.09.2017 tarihinde kurulduğunu, ..... danışmanlık, eğitim konularında hizmet verdiğini, şirketin kurucusu ve yetkili olduğunu, ......'in boşanma davası devam eden eşi .....'in 12.12.2023 tarihinde davalı şirketi kurduğunu, tek yetkilisi olarak faaliyet gösterdiğini, ......'in müvekkili şirketin işçisi olduğunu, davalı şirket yetkilisinin davacı şirketin müşteri potansiyeli ile pazarlama alanını kendi ve şirketi lehine kullanmaya çalıştığını, davacı şirketin isim benzerliğini de kullanarak, davacı şirket müşterilerine ulaştığını, davacı şirketin sunmuş olduğu danışmanlık hizmet bedellerinden daha uygun bedeller teklif ederek müşterileri kendi şirket bünyesinde hizmet vermeye ikna etmeye çalıştığını beyanla haksız rekabetin tespiti ile men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP; Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;
... ile ..... 'in 14.02.2015 tarihinde evlendiklerini, evlenmelerinin yanı sıra iş hayatında da birlikte hareket ederek ortak çalıştıklarını, 16.08.2020'de Kırgızistan'da kurulan halen faal olan “'.....”” unvanlı şirketin iki ortağı olduklarını, müşteri potansiyeli ve pazarlama alanının bütün tacirlere açık bir alan olduğunu, .....'in aynı sektör müşterilerine teklif sunmasının haksız rekabet oluşturmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Açılan davanın TTK m.54 ve devamı maddeleri uyarınca açılan haksız rekabetin tespiti istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız rekabet davasının şartlarının oluşup oluşmadığı hususların da olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Mahkememizce alınan █████/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;
Davacı ve davalı şirket yetkililerinin boşanma aşamasında oldukları ve davalı şirket yetkilisinin SGK kayıtlarında davacının sigortalısı olarak yer aldığı taraflar arasında ihtilaflı değildir. Sayın Mahkemece celbedilen Bakırköy ..... Aile Mahkemesinin E. ..... sayılı dosyasının tensip tutanağı incelendiğinde boşanma davasının 02.02.2024 tarihinde açıldığı, davanın açılış tarihinden sonra da davalı adına SGK primi ödendiği (SGK yazı cevabında en son ███████ dönemine ait prim bildirimi yer almakta olup halen sigortalı bildiriminin devam edip etmediği tespit edilememiştir) görülmektedir. Dolayısıyla dosyadaki mevcut belgelere göre .... Sert Danışmanlık Ltd. Şti.'nin ana sözleşmesinin tescil edildiği 12.12.2023 tarihi itibariyle boşanma davasının mevcut olmadığı, boşanma davasının açılmasından sonra da sigortalı bildiriminin devam ettiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davacı vekili ....'in müvekkili şirketin işçisi olduğunu belirterek “...davacı şirket bünyesinde sigortalı çalışan olması ve de davacı şirket yetkilisi ....... ile boşanma aşamasında olması sebebiyle davacı şirketin müşteri potansiyeli ile pazarlama alanını kendi ve şirketi lehine kullanmaya çalışmaktadır.” açıklamasına yer vermiştir. Bu nedenle davacı tüzel kişi ile dava dışı gerçek kişi .....'in 4857 sayılı İş Kanunu ve TBK hizmet sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerine de değinmek gerekmektedir. İş sözleşmesi hem İş Kanununda hem de TBK'da düzenlenmiş olup benzer düzenlemeye sahiptirler. TBK ile İş Kanunu arasında genel-özel kanunun ilişkisi mevcut olduğundan İş Kanununda hüküm bulunmayan hallerde TBK hükümleri uygulanmaktadır. İşçinin özen ve sadakat borcunun sınırları TBK m. 396 hükmünde düzenlenmiştir. İşçi işini özenle yapmak, işverenin haklı çıkarlarını korumak için sadakatle çalışmak, işverenin makine, araç, gereç, teknik sistem, tesis ve taşıtlarını usulüne uygun kullanmak, kendisine teslim edilen malzemeye özen göstermek, iş sözleşmesi devam ederken ücret karşılığı herhangi bir kişiyle iş ilişkisine girmemek, işverenle rekabet etmemek ve sır saklamak yükümü altındadır. Dolayısıyla işçi iş sözleşmesinin devamı müddetince işverenle rekabet etmemek durumundadır. Sadakat borcu, bir bölümü işçinin çalışması devam ederken var olan bir bölümü de çalışması sona erdikten sonra varlığını sürdürmeye devam eden yan edim niteliğinde bir davranış yükümlülüğüdür'. Kural olarak iş sözleşmesinin sona ermesi ile sadakat borcu da sona erer. Sözleşmenin ard etkisi teorisi (culpa post pactum perfectum) gereğince işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra sadakat borcunun devam etmesi dürüstlük kuralına dayalı sözleşme benzeri borç ilişkisidir. Dolayısıyla somut olayın özelliğine göre işçinin iş sözleşmesinden sonra da dürüstlük kuralı gereği eski işverenin haklı menfaatlerinin korunması gerektiği söylenebiliyorsa işçinin buna uygun davranması gerekir. İşverenin sırlarının saklanması buna örnek gösterilebilir. Nitekim TBK m.396/3 hükmü de işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlü olduğu özel olarak belirtilmiştir. Bu nedenle dava dışı .......'in hem iş ilişkisi devam ederken hem de sona erdikten sonra anılan madde kapsamında rekabet etmeme yükümlülüğü vardır. İstanbul Ticaret Sicili yazı cevabı incelendiğinde her iki şirketin danışmanlık, eğitim gibi alanlarda faaliyet göstermek amacıyla kurulduğu belirtilmektedir. Ancak faaliyet alanı herhangi bir şirketin tekelinde olmadığından aynı alanda faaliyet göstermek haksız rekabet teşkil etmemektedir. Ancak taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre TBK ve TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümleri uygulama alanı bulmaktadır. Nitekim TBK m. 57 hükmüne göre “gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan veya onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun varlığı hâlinde zararının giderilmesini isteyebilir. Ticari işlere ait haksız rekabet hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklıdır.” Bu nedenle iş (hizmet) sözleşmesi kapsamında kalan haksız rekabet teşkil eden davranışlarda TBK m. 57 hükmü uygulanacak iken, ticari işlerde ise TTK hükümleri uygulanacaktır. Dosyanın tarafları dikkate alındığında dava dışı .......'in yükümlülükleri ve haksız rekabet teşkil eden davranışları TBK'ya tabi olup davalı şirketin bu yöndeki davranışları TTK kapsamındadır. Öte yandan TBK m. 57/1 gereğince haksız rekabet fiili, hizmetlerini veya işlerini gördükleri sırada çalışanlar veya işçiler tarafından işlenmiş olursa, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, çalıştıranlara karşı da açılabilir. Bu nedenle .......'in davalı şirketin ortak ve yetkilisi olması nedeniyle davalı şirketin sorumlu olacağı değerlendirilmektedir. Sayın Mahkeme ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığı “TTK m.54 ve devamı maddeleri uyarınca açılan haksız rekabetin tespiti istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız rekabet davasının şartlarının oluşup oluşmadığı hususların da olduğunu” tespit etmiştir. Bu kapsamda TTK m. 55 hükmü değerlendirilmiştir. Söz konusu maddede yer alan haksız rekabet halleri tahdidi nitelikte değildir. Bu nedenle dürüstlük kuralına aykırı herhangi bir davranış eğer koşulları varsa haksız rekabet olarak değerlendirilebilecektir. Davalı şirket ortağı ve yetkilisinin hem davacı şirketin sigortalısı hem de davacı şirketin ortağı ve yetkilisinin eşi olması nedeniyle davacı şirketin iş sırlarına vakıf olduğu değerlendirilmekle birlikte bu konuda takdir Sayın Mahkemeye aittir. Ayrıca davalı vekili cevap dilekçesinde yer alan “Kırgızistan'da faaliyet gösteren .... isimli şirkette ortak olmalarının yanı sıra Türkiye'deki işleri de beraber yürütmekteydiler... ....... yaklaşık olarak bir yıldır ... Eğitim Gözetim Denetim Belgelendirme ve Dış Tic. Ltd. Şti.'de çalışmamaktadır... Fakat müşteri potansiyeli ve pazarlama alanı bütün tacirlere açık bir alandır. .......'in aynı sektör müşterilerine teklif sunması haksız rekabet oluşturmaz, aksine rekabet ortamını güçlendirir. Davacı şirketin müşteri potansiyeli başka bir şirketin gerçek müşterisi olabilir. Hali hazırda bu durum rekabet piyasasını ihtiva eder. Kaldı ki ....... yazışmalarda yanıltıcı ve aldatıcı nitelikte teklifler sunmamıştır. Müvekkil şirket yetkilisi, davalı şirket yetkiline bu sektörü öğreten ve tanıtan bir eşdir. Müvekkil şirket pazarlama faaliyetleri esnasında başkaca hiç bir şirketin müşteri tabanını hedef almamaktadır. Müvekkil şirket her kimin müşterisi veya potansiyel müşterisi olursa olsun hukuka ve serbest piyasanın gereklerine uygun şekilde hizmetlerini satabileceği herkese karşı pazarlama faaliyetlerini itmekte ve hizmetlerini sunmaktadır.” şeklindeki ifadelerden davalının da aynı müşterilerle çalıştığı anlaşılmaktaysa da dosyadaki mevcut delil durumuna göre davacının hangi müşterisi ile hangi eylem nedeniyle haksız rekabet teşkil eden davranışta bulunulduğu tespit edilememiştir. Nitekim dinlenen tanıklardan .... “... son zamanlarda Müşterilerimizin tutarsız fiyatlarla ilgili geri dönüşlerinden kaynaklı dönüş almaktaydık, işi araştırdığımız zaman yengem .......'in bizim çalıştığımız firmalara bize rekabet olsun diye maliyetinin altına fiyat verdiğini gözlemledik, bundan kaynaklı olarakta müşterilerimiz hem ödeme ve tahsilat konusunda sorun yaşamaktayız hem de müşterilerin güvenini kaybetmekteyiz..., müşteri firmalar bizi arayanların ....... Firmadan arandıklarını söylüyorlar, ancak arayan kişi biz değiliz...”, .... “... fuar zamanı ...... Danışmanlık Ltd. Şti. bize bir tanıtım broşürü bırakıldı bunun üzerine .... görüşmeleri oldu ancak daha sonra mail atıldı bize teklif geçtiler, ben kardeşimle ortak iş yerinde esnaflık yapmaktayım maillerde ...... olarak yazıları görünce kardeşim biz zaten ....... firması ile çalışıyoruz, ....... firması bu dedi, .... tekrardan fiyat almak için görüştük, daha sonra ....... bize benim firmamın ismi ...... dedi, bu teklifi biz göndermedik, bu firma biz değiliz bizim taklidimiz,... biz sadece masaya bırakılan broşür üzerine irtibata geçtik, broşürün kimi bıraktığını da bilmiyorum, her hangi bi logo ayrımı olup olmadığını bilmiyorum ” şeklinde beyanda bulunmuşlarsa da bu şirketlerin kimler oldukları, ne zamandır davacı şirketin müşterisi oldukları, ne zamandan beri davalı şirket ile çalıştıkları, davacı şirket ile olan sözleşmelerin ne şekilde sona erdirilmesine yönelik davranışta bulunulduğu dolayısıyla haksız rekabetin somutlaştırıldığı tespit edilememiştir. Bu nedenle haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle davacının müşteri kaybına sebep olan nedensellik bağı kurulamamıştır. Nitekim Yargıtay'ın onadığı istinaf mahkemesi kararına göre “Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının ortak ve müdürü olduğu şirketlerde görev yaparken şirket ortaklarından izin almaksızın, aynı faaliyet konularında kurulan şirketlere ortak ve müdür olması 6762 sayılı TTK'nın 547. maddesine aykırı ise de, tarafların birlikte ortak oldukları şirketlerin faaliyet dönemlerinde gerçekte önemli bir miktarda kâr elde edememesi, yapılan ticari faaliyet kârlarının önceki yıllar zararını karşılamaktan uzak olması, şirketin önceki yıllar zararlarının karşılanması için şirket makine ve demirbaşlarının satılmasının gerekmesi, bu nedenle şirketin 2006 yılından itibaren gayri faal duruma gelmesi, davalının kurmuş olduğu ve ük görevini yaptığı şirketlerin diğer şirketlerle aynı müşterilere satış yapmaması, bu nedenle haksız rekabet oluşturacak eylemlerin bulunmaması, davalının eylemleri nedeniyle davacının ortak olduğu şirketin zarara uğradığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” Y. .... HD., E. .... K. .... T. 1.7.2020. Benzer ticaret unvanlarının kullanılması Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin isim benzerliğinin davalı tarafından kullanılarak haksız rekabetin söz konusu olduğunu iddia etmiştir. TTK m. 50 hükmüne göre tescilli unvanın kullanılması haksız rekabet teşkil etmemektedir'. Öte yandan TTK 52/1 düzenlemesine göre “ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.” Görülüyor ki ticari unvanın başkası tarafından kullanılması ticari dürüstlüğe aykırı olması halinde engellenebilmektedir. Dosyada bulunan yazı cevapları ve TTSG'ye göre davacı şirketin eski unvanı “..... Gözetim Denetim Belgelendirme ve Diş Ticaret Limited Şirketi” olup son tescilini 13.09.2017 tarihinde gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla dava dışı gerçek kişilerin evlilik birliği devam ederken davalı şirketin unvanının tescil edilmiş olması nedeniyle davacının bu unvandan haberdar olduğu dolayısıyla takdir Sayın Mahkemeye ait olmakla tescilin TMK m. 2 hükmüne aykırı olmadığı değerlendirilmiştir. Sonuç Her türlü takdir, hukuki niteleme ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmakla dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre yukarıda yer alan gerekçelerle, SGK kayıtlarına göre dava dışı .......'in davacı şirketin sigortalısı olduğu, 2. .......'in TBK hükümlerine göre sadakat yükümlülüğü kapsamında rekabet etmeme borcunun bulunduğu, TTK m. 57/1 gereğince .......'in eylemlerinden davalı şirketin de sorumlu olduğu, ancak davalı şirketin davacının hangi ticari sırlarına vakıf olduğunun tespit edilemediği, Davanın taraflarının aynı sektörde faaliyet göstermesinin tek başına haksız rekabet teşkil etmediği, Davalı şirket unvanın tescilli olması ve davacının anılan tescilden haber olduğu değerlendirildiğinden tescilin TMK m. 2 hükmüne aykırı olmadığı dolayısıyla haksız rekabet teşkil etmediği, davacı şirketin haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın somutlaştırılmadığı bu nedenle haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, kanaatine ulaşılmıştır.
Mahkememizin █████/2025 tarihli celsesinde tanık .... beyanında; Ben davacı şirket ...... Eğitim Gözetim şirketinde 5 yıldır satış pazarlama bölümünde çalışmaktayım, firma yurtdışındaki firmalarla standartlara uygunlukla ilgili çalışmalar yapmaktadır, davacı firma sahibi benim amcam olur, davalı şirketin yetkilisi de benim yengem olur, ismi .......'dir, ben halen aktif olarak çalışmaktayım, son zamanlarda müşterilerimizin tutarsız fiyatlarla ilgili geri dönüşlerinden kaynaklı dönüş almaktaydık, işi araştırdığımız zaman yengem .......'in bizim çalıştığımız firmalara bize rekabet olsun diye maliyetinin altına fiyat verdiğini gözlemledik, bundan kaynaklı olarakta müşterilerimiz hem ödeme ve tahsilat konusunda sorun yaşamaktayız hem de müşterilerin güvenini kaybetmekteyiz, davacı firma ......'ın tam tarihi hatırlamamakla birlikte 2010 yıllarında kurulduğunu hatırlıyorum, davalı ....... firması 2024 yılının yıl başı civarında kurulduğunu hatırlıyorum ancak tam tarihini bilmiyorum, müşteri firmalar bizi arayanların ....... Firmadan arandıklarını söylüyorlar, ancak arayan kişi biz değiliz, arayan kişi .......'in firmasıdır, firmalara gittiğimiz zaman ....... isminde bir firma bizi aradı diyorlar, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin █████/2025 tarihli celsesinde tanık ..... beyanında;
Ben Merter de esnaf olarak çalışmaktayım, ben tekstil işi yapmaktaydım, fuar zamanı ..... Danışmanlık Ltd. Şti. bize bir tanıtım broşürü bırakıldı bunun üzerine ..... görüşmeleri oldu ancak daha sonra mail atıldı bize teklif geçtiler, ben kardeşimle ortak iş yerinde esnaflık yapmaktayım maillerde ...... olarak yazıları görünce kardeşim biz zaten ....... firması ile çalışıyoruz, ....... firması bu dedi, ...... tekrardan fiyat almak için görüştük, daha sonra ....... bize benim firmamın ismi ..... dedi, bu teklifi biz göndermedik, bu firma biz değiliz bizim taklidimiz, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir, şeklinde beyanda bulunmuştur.
TÜM DOSYA KAPSAMI HEP BİRLİKTE DEĞERLEDNİRİLMESİNDE ;
Açılan davanın TTK m.54 ve devamı maddeleri uyarınca açılan haksız rekabetin tespiti istemine ilişkin davacı taraf her ne kadar davacı şirketin 13.09.2017 tarihinde kurulduğunu, ....... danışmanlık, eğitim konularında hizmet verdiğini, şirketin kurucusu ve yetkili olduğunu, .......'in boşanma davası devam eden eşi .......'in 12.12.2023 tarihinde davalı şirketi kurduğunu, tek yetkilisi olarak faaliyet gösterdiğini, .......'in müvekkili şirketin işçisi olduğunu, davalı şirket yetkilisinin davacı şirketin müşteri potansiyeli ile pazarlama alanını kendi ve şirketi lehine kullanmaya çalıştığını, davacı şirketin isim benzerliğini de kullanarak, davacı şirket müşterilerine ulaştığını, davacı şirketin sunmuş olduğu danışmanlık hizmet bedellerinden daha uygun bedeller teklif ederek müşterileri kendi şirket bünyesinde hizmet vermeye ikna etmeye çalıştığını beyanla haksız rekabetin oluştuğunu iddia etmişse de İşçinin özen ve sadakat borcunun sınırları TBK m. 396 hükmünde düzenlenmiştir. İşçi işini özenle yapmak, işverenin haklı çıkarlarını korumak için sadakatle çalışmak, işverenin makine, araç, gereç, teknik sistem, tesis ve taşıtlarını usulüne uygun kullanmak, kendisine teslim edilen malzemeye özen göstermek, iş sözleşmesi devam ederken ücret karşılığı herhangi bir kişiyle iş ilişkisine girmemek, işverenle rekabet etmemek ve sır saklamak yükümü altındadır. Dolayısıyla işçi iş sözleşmesinin devamı müddetince işverenle rekabet etmemek durumundadır. Sadakat borcu, bir bölümü işçinin çalışması devam ederken var olan bir bölümü de çalışması sona erdikten sonra varlığını sürdürmeye devam eden yan edim niteliğinde bir davranış yükümlülüğüdür'. Kural olarak iş sözleşmesinin sona ermesi ile sadakat borcu da sona erer. dolayısıyla somut olayın özelliğine göre işçinin iş sözleşmesinden sonra da dürüstlük kuralı gereği eski işverenin haklı menfaatlerinin korunması gerektiği söylenebiliyorsa işçinin buna uygun davranması gerekir. İşverenin sırlarının saklanması buna örnek gösterilebilir. Nitekim TBK m.396/3 hükmü de işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlü olduğu özel olarak belirtilmiş olup .... Danışmanlık Ltd. Şti.'nin ana sözleşmesinin tescil edildiği 12.12.2023 tarihi itibariyle boşanma davasının mevcut olmadığı, boşanma davasının açılmasından sonra da sigortalı bildiriminin devam ettiği, TTSG'ye göre davacı şirketin eski unvanı “ ..... Eğitim Gözetim Denetim Belgelendirme ve Diş Ticaret Limited Şirketi” olup son tescilini 13.09.2017 tarihinde gerçekleştirmiştiği dolayısıyla dava dışı gerçek kişilerin evlilik birliği devam ederken davalı şirketin unvanının tescil edilmiş olması nedeniyle davacının bu unvandan haberdar olduğu, SGK kayıtlarına göre dava dışı .......'in davacı şirketin sigortalısı olduğu, .......'in TBK hükümlerine göre sadakat yükümlülüğü kapsamında rekabet etmeme borcunun bulunduğu, TTK m. 57/1 gereğince .......'in eylemlerinden davalı şirketin de sorumlu olduğu, ancak davalı şirketin davacının hangi ticari sırlarına vakıf olduğunun tespit edilemediği, davanın taraflarının aynı sektörde faaliyet göstermesinin tek başına haksız rekabet teşkil etmediği, Davalı şirket unvanın tescilli olması ve davacının anılan tescilden haber olduğu değerlendirildiğinden tescilin TMK m. 2 hükmüne aykırı olmadığı dolayısıyla haksız rekabet teşkil etmediği tespit edilmiş olup ispat yükü davacı tarafta olup bu kapsamda davacı taraf iddialarını ispata yarar delil sunulmadığı anlaşılmakla '' (HMK) 190.maddesine göre “ (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. '' hükmü dikkate alındığında davacı tarafça iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla davanın sübut bulmadığından reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Taraflarca dosyaya yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ....
¸e-imzalıdır
Hakim .....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!