Anahtar kelimeler: Durdurduğunu Edimini Akdedildiğini Ödemediğini Yazildiği Firma İfa Getirdiğini Gereklerine Bakirköy

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: 14.05.2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı borçlu aleyhine, Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ..../... E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borçlu sıfatıyla takibe itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, davacı ile davalı borçlu firma arasında sağlık hizmetleri ve diğer konularda bir sözleşme akdedildiğini, davacının söz konusu sözleşmeyi gereklerine uygun şekilde eksiksiz ve tam olarak ifa ettiğini, buna karşılık davalı borçlunun sözleşmeden doğan edimini eksik yerine getirdiğini ve davacıya karşı ödemesi gereken borcu ödemediğini ileri sürerek; takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte alacağın tahsilini, borçlunun haksız ve niyetli itirazının iptalini, kötü niyetli davalı borçlu aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini ve ayrıca yargılama giderleri ile masrafların davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.Bakırköy ...İcra dairesi .../... Esas sayılı icra takip dosyasından ... Sağlık Turizm Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi tarafından ... Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi aleyhine 149.433,21-TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından icra takibine █████/2024 tarihinde borca itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; 1-) Davacı şirketin, davalı şirket ile aralarında mevcut ticari ilişki neticesinde oluşan Cari hesap bakiyesinin tahsilini talep ettiği, nihai olarak davacının ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde ; Davacının 2023-2024 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikinin süresinde ve usulüne uygun tasdik ettirildiği, davacı şirket ticari defter kayıtlarına istinaden davacı şirketin takip tarihi itibari ile 138.000-TL alacaklı olduğu görüş ve kanaati ile rapor sunmuştur.TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;Dava, ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan alacaklı olduğu iddiası ile davalı aleyhine yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur. Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 138.000,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın davacı defterlerinde 138.000,00 TL olarak göründüğü, davacı tarafça bakiye bedel yönünden iddiasını ispata yarar başkaca delil de sunamadığı, yine davalının takipten evvel temerrüde düşürüldüğüne dair delil de sunulamadığı, bu nedenle işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, söz konusu 138.000,00 TL alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;DAVANIN KISMEN KABULÜNE,1-Davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..../.... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 138.000,00-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz İŞLETİLMESİNE,3-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 27.600,00-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE ,4-Davacının işlemiş faiz yönünden talebinin REDDİNE,5-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 9.426,78-TL harçtan davacı tarafça yatırılan( Başvurma, Peşin, Vekalet harcı olmak üzere ) 2.293,18-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.133,6-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan toplam 2.293,18-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,7-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 5.705,00-TL'nin davanın kabul ve red oranı (%92,34) dikkate alındığında 5.267,99-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,bakiye kısımın davacı üzerine bırakılmasına,8-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.324,24-TL'sinin davalıdan, 275,76-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,10-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, hazır olan tarafların yüzüne karşı karar verildi.█████/2026Katip ....¸E-imzaHakim ....¸E-imza