Anahtar kelimeler: Akşehir Başlanılmadığını Noterlikçe Geçmiş Beş İnşaat Konya Arsa Payı Kesinlik

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Akşehir 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı arsa sahibi ile davalı arasında 30.04.2018 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin kurulmasının üzerinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen inşaat faaliyetlerine hâlen başlanılmadığını, ayrıca söz konusu sözleşmenin noterlikçe düzenlenmemiş olması nedeniyle hukuken geçersiz bulunduğunu ileri sürerek taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilmesine, davalıya devredilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, ayrıca gecikme tazminatı ile kira kaybı nedeniyle uğranılan zararların şimdilik 10.000,00 TL’sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile sözleşmenin muaccel hale gelmediğini, zamanaşımı itirazları olduğunu, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yapılan sözleşmede her ne kadar şekil şartına uyulmamış ise de tapu devri yapıldığından, sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin dürüstlük kuralına aykırı olacağı, sözleşme konusu taşınmazın imar uygulaması alanında olduğunu, sözleşmenin imzalanmasının üzerinden 4.5 yıl geçtiği, yargılama aşamasında dahi imar düzenlemesinin ne zaman yapılacağının bilinmediği bu nedenlerle, sözleşmenin feshi talebinin içerisinde geçersizliğinin tespiti isteminin de olduğu kabul edilerek sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitine, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline ve davacı tarafın gecikme ve kira tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında dahi imar uygulamasının yapılmamış olması, sözleşmenin imzalanmasından bu yana yaklaşık 5 yıl geçmesi nedenleriyle arsa sahibinden akde bağlı kalmasının beklenemeyeceğini, ancak tapu devri yapıldığından taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olup, sözleşmenin geriye etkili feshine karar verilmesi gerektiği, tapu iptal ve tescil talebinin kabulünün yerinde olduğu, davacının müspet zarar kapsamında olan kira tazminatı ve gecikme tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin de yerinde olduğu, söz konusu sözleşmenin yapıldığı tarihte davaya konu taşınmazın imarının, İmar Kanunu’nun 15-16. maddelerine tabi olduğunu ve yola terk işlemi yapılarak inşaat ruhsatı alınabilecekken ve inşaata başlanabilecekken, davalının gerekli inşaat ruhsat işlemlerine başvurmaması neticesinde imar kanununda 04.07.2019 yılında yapılan değişiklerle söz konusu taşınmazın imarının İmar Kanunu’nun 18. maddesine tabi olduğu, davacı vekili, davalı tarafın sözleşmeye göre yapması gereken ruhsat ve inşaat işlerine başlamamasından ötürü müvekkilinin hem inşaat alanı zararı hemde alacağı daireleri kullanma zararına uğradığını ve tazmini talebi yönüyle araştırma yapılmadığından bahisle kararı istinaf etmişse de; davacının istinaf konusu ettiği hususların dava dilekçesinde yer almadığı ve ilk kez istinaf talebi ile istendiği, dava dilekçesinde talep edilmeyen zarar talebinin sonradan davaya eklenemeyeceği gerekçeleriyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında; davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki sözleşmenin geriye etkili feshine, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline, davacı tarafın gecikme ve kira tazminatı taleplerinin reddine dair karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde
:a. Maddi zarar taleplerinin kaçırılan fırsat alacaklarını da kapsadığını,b. Davalı tarafın sözleşmenin imzalanmasından itibaren 5 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen hiçbir edimini yerine getirmediğini,c. Müvekkili ile davalı tarafın sözleşmeyi 30.04.2018 tarihinde yaptıklarını, söz konusu sözleşmenin yapıldığı tarihte davaya konu taşınmazın imarının İmar Kanunu’nun 15-16. maddelerine tabi olduğunu ve yola terk işlemi yapılarak inşaat ruhsatı alınabilecekken ve inşaata başlanabilecekken, davalının gerekli inşaat ruhsat işlemlerine başvurmaması neticesinden İmar Kanunu'nda 04.07.2019 yılında yapılan değişiklerle söz konusu taşınmazın imarının imar kanununun 18. maddesine tabi olduğunu, davalı tarafın, sözleşmeye göre yapması gereken ruhsat ve inşaat işlerine başlamamasından ötürü müvekkilinin hem inşaat alanı zararı hemde alacağı daireleri kullanma zararına uğradığını, bu durumun yerel mahkemece gerektiği şekilde araştırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini beyan etmektedir.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde
:a. Sözleşmenin geçersiz olduğunu, resmi şekilde düzenlenmediğini,b. Ruhsat alınamamasının davalıdan kaynaklanmadığını,c. İhtar ve makul süre koşullarının yerine getirilmediğini,d. Zamanaşımı süresinin dolduğunu,e. Yüklenicinin temerrüdü şartlarının gerçekleşmemiş olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, tapu iptali ve tescil ile gecikmeden kaynaklı kira tazminatı istemine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Bölge Adliye Mahkemelerinin işin esasını hüküm altına aldığı kararları, kural olarak İlk Derece Mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrası söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak “esas hakkında” verilen kararlardır.(...m. 353/1-b-2, 3) İlk Derece Mahkemesi kararının doğru bulunarak “başvurunun esastan reddi” kararı, “davanın esası” hakkında bir karar olmayıp istinaf başvurusunun reddi kararıdır ve işin esasına Bölge Adliye Mahkemesince girilip verilmiş bir karar değildir, halen İlk Derece Mahkemesi kararı geçerlidir. Bu sebeple, “başvurunun esastan reddi” halinde tek karar ve ilam harcı alınmalı; ancak işin esasına girilerek dava hakkında yeniden karar verilmişse, İlk Derece Mahkemesi gibi istinaf karar tarihinde alınması gereken karar ve ilâm harcı alınmalıdır.Yine Harçlar Kanunu’nun 8. maddesinde, “Bir hükmün bozulmasını mütaakıp verilecek hükümlerden yeni bir hüküm gibi karar ve ilam harcı alınır ve bozulan hükümlerden evvelce alınmış olan karar ve ilam harcı, mütaakıp hükme ait harçtan mahsup olunur.” hükmü dikkate alındığında, istinafta işin esasına girilerek karar verildiğinde, çifte harç alınmadan, istinafta verilen kararda, ilk derecede alınan harç mahsup edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Çünkü istinaftaki yargılama ve karar adeta ilk derecede verilen kararın devamı niteliğindedir. Bu nedenle istinafta karar verildiğinde ilk derecedeki kararla bağlantılı olarak mahsup işlemi yapılmalıdır.Re’sen yapılan incelemede somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı her iki tarafça da istinaf başvurusunda bulunması üzerine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında; davanın kısmen kabulü ile, taraflar arasındaki sözleşmenin geriye etkili feshine, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline, davacı tarafın gecikme ve kira tazminatı taleplerinin reddine dair karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden kurulan hükümde 5 numaralı bentte İlk Derece Mahkemesi yargılaması için nisbi karar ve ilâm harcı alındıktan sonra istinaf yargılaması yapıldığından bahisle 11 numaralı bentte yeniden istinaf karar ve ilâm harcına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine,2. Dairemizce re’sen yapılan incelemede Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının 11 numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine "Davalı tarafından yatırılan 226.127,53 TL istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine," ibaresinin yazılması suretiyle hükmün re’sen DÜZELTİLEREK ONANMASINA,İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.