Anahtar kelimeler: Şişen Bacağı Yanıklar Yanıkların Ağrılar Yanık Bacak Taburcu Yataklı Kol

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara Batı 1. Tüketici MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkiline 25.11.2014 tarihinde davalı doktor tarafından kalp ameliyatı yapıldığını, ameliyattan sonra davacının vücudunun sağ tarafında kol ve bacak bölgesinde yanıklar oluştuğunu, yataklı servise çıkarıldıktan sonra yanık tedavisi yapıldığını ancak taburcu olduktan sonra davacının yanıkların durumu ve şişen bacağı nedeniyle dayanılmaz ağrılar yaşadığını, Antalya'da özel hastaneye giderek muayene olduğunu, kendisine acil ameliyata alınması gerektiği, yaraların iyileşmeyeceği ve kangrene dönüşebileceğinin belirtildiğini, .... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yeniden ameliyata alınarak deri nakli yapıldığını, müvekkilinin yanan yerlerinde doku kaybı, kas ve vücut fonksiyonlarında azalma, kas ve bacak boyunda kısalma, görsel ve estetiksel bozukluklar meydana geldiğini, davalıların gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi, yapılması gereken kontrollerin yapılmaması, işlem sırasında titizlikle hareket edilmemesi ve gerekli önlemlerin alınmaması nedeni ile sorumlu olduklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 25.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı Hastane vekili; zamanaşımı definde bulunarak, davacının ameliyat sonrasında vücudunda herhangi bir koter yanığı veya buna benzer bir yaralanma bulunmadığını, hastanenin üzerine düşen tüm yasal ve tıbbi yükümlülüklerini yerine getirdiğini, hastaya gerekli hizmetin verildiğini, hastanenin bu olayla ilgili herhangi bir kusur veya sorumluluğunun bulunmadığını, hekimler tarafından tıbbın gereklerine uygun şekilde tedavi yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... vekili; yapılan ameliyatta davalının kusuru olduğu yönünde bir delil bulunmadığını, söz konusu yanıkların ameliyat sırasında hatalı koter aleti kullanımı sonucu meydana geldiği iddia edilse de sağ kol ve sağ bacakta koter sebebiyle yanık meydana gelmesinin mümkün olmadığını, kalp ameliyatlarında koter aletinin sırta takıldığını, davacıda meydana gelen yanıkların davalı tarafından gerçekleştirilen ameliyat sırasında veya ameliyata bağlı olarak gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; maddi ve manevi tazminat davasının her iki davalı yönünden de subuta ermemesi sebebi ile reddine karar verilmiş, hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinafa başvurulmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; bilirkişi raporlarında davalıların ihmalinin bulunduğunun tespit edildiğini, davalıların yaşanan olayda dikkat ve özen eksikliği bulunduğunu ikrar ettiklerini, ceza dosyasında davalı hastane çalışanları hakkında soruşturma başlatılmasına rağmen konunun bekletici mesele yapılmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davalı doktor ve özel hastanenin organizasyon kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.1. TBK'nın 502 vd. maddelerinde düzenlendiği üzere, vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.2. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.3.Dosya kapsamından, Mahkemece dosyaya kazandırılan 06.11.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ''Koter plağı kullanım ile tecrübe ve koter aletlerinde teknolojinin artmasına karşın ameliyathanelerde elektrikle çalışan aletlerin çokluğu ve bunların metal kısımlarının hasta ile teması sonucu koter yanıklarının bir komplikasyon olarak gözlendiği, hastadaki yanıkların kesinlikle kotere bağlı olduğunu söylemenin mevcut verilerle mümkün olmadığı, ancak yanığın uyluk ve kolda ayrı ayrı görülmesinin komşulu nedeni ile sıcak uygulama sırasında olduğunu daha çok düşündürdüğü, uyluğun akibeti bilinmemekle birlikte, kolda iskeminin de birlikte olması koldaki yanığın yama konmasına kadar ilerlediğini düşündürdüğü, bu durumun bu tip ameliyatlar sonrasında görülebilen bir komplikasyon olduğu, dava dosyasında bulunan tıbbi kayıtlar değerlendirildiğinde, ameliyat sonrası dönemde hastada meydana gelen bu komplikasyonun tedavisi ve takibine yönelik yapılması gereken tıbbi müdahalenin hastadan sorumlu hekimlerce yerine getirildiği, bu hususta tıbbi açıdan ihmal tespit edilmediği belirtilmiştir." yönünde rapor düzenlenmiştir. Dosya içerisinde yer alan Kalp Damar Cerrahisi ve Kardiyoloji bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 30.03.2023 tarihli rapor ve ek raporda ise "Kalp cerrahisi sırasında hastada termal dermal yanıkların en sıklıkla 3 şekilde oluşabildiğini, kotere bağlı olarak, ameliyat sonrasında yoğun bakım ünitesinde sıcak hava üfleyen ısıtıcı hortum ile yada lokal sıcak uygulama ile olabileceğini, hastada ameliyat sırasında koter yanığı olmadığını, hastaya ısıtıcı kuru hava mekanizmasının sadece sağ kol ve bacağın yan taraflarını ve yanma tarzı şekilde yakacak şekilde uygulanmasının mümkün olmadığını, hastanın ameliyatından sonra yoğun bakım takiplerinde yani ameliyattan iki gün sonra yanıkların ortaya çıktığını, hastaya sağ eline ve yakın komşuluğu nedeni ile sağ bacağına da etki edecek şekilde sıcak uygulama yapıldığını, sıcak uygulama nedeni ile yanıkların oluştuğunu, yanıkların ameliyat sonrası ortaya çıkabilen tıbbi komplikasyonlar olduğunu, ameliyat ile yanıkların doğrudan ilişkisinin bulunmadığını, yanıklara yönelik gerekli takip ve tıbbi tedavinin uygulandığını, davalı doktorun hastaya son derece komplike ve dört farklı kalp ameliyatını içeren bir ameliyatı başarı ile ve komplikasyonsuz yaptığını, ilgili cerrahi ve tıbbi tedavi ekibinin ortaya çıkan komplikasyonla ilgili gerekli hasta takibini ve uygun tıbbi tedaviyi yerine getirdiğini, bu hali ile komplikasyonla ilgili olarak yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirdiklerini, ihmal ve malpraktis düşünülmemiştir." şeklinde görüş belirtildiği görülmektedir.4. Davalılardan doktor ... hakkında Ankara Batı 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.06.2021 tarihli, ████████ E. ve ████████ K. Sayılı kararı ile "25.11.2014 tarihinde.... Hekim hastanesinde açık kalp ameliyatı olması sonrasında, yoğun bakım ünitesine yatırıldığında sağ bacak ve sağ kolunda meydana gelen ağır yanıklar nedeniyle, ameliyathane ekibini oluşturan sanıkların bu eylemden tedbirsizlik ve dikkatsizlikleri sonucu sorumlulukları bulunduğu iddiası ile dava açılmış ise de, iddianame aşamasına kadarki süreçte tüm deliller toplanmadan ve ayrıntılı sanık ifadeleri alınmadan olayın seyrine ilişkin tanık dinlenmeden dava açıldığı ve bu nedenle sanıkların sorumluluğu yönünde iddiada bulunulduğu, dava açıldıktan sonra sanıkların olaya ilişkin ayrıntılı savunmalarının alınmış olması ve yukarıda ismi geçen tanığın ayrıntılı anlatımları sonrasında ATK 7. İhtisas Kurulundan rapor alınması ile gerçek durumun ortaya çıktığı, oluşa ve dosya kapsamına uygun düşen sanık savunmaları, savunmaları doğrulayan tanık anlatımı ve ATK dan gelen son rapora göre katılanın vücudunda oluşan yaraların ameliyathane ortamında ve yapılan ameliyat sonucunda oluşmadığı, ameliyat sonrasında yoğun bakım ünitesine alınan katılanın vücudundaki ani ısı değişikliğine karşı yapılan uygulama sonucunda yanıkların oluştuğunun belirlendiği, bundan da sorumlu olması gereken kişinin yoğun bakımda bu işlemi yapan şahıs olması gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı" gerekçesiyle atfı kabil kusur bulunmadığından beraat kararı verilmiştir.Hukuk hakimi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla bağlı değilse de beraat kararıyla saptanıp kesinleşen maddi olguların hukuk mahkemelerini de bağlayacağı uygulamada ve öğretide kabul edilmektedir.5. O hâlde Mahkemece, davacının ameliyatı sonrası yoğun bakım ünitesine alındıktan sonra vücudundaki ani ısı değişikliğine karşı yapılan uygulama nedeniyle kolu ve bacağında yanıkların meydana geldiği gözetilerek davalı hastane yönünden organizasyon kusuru bulunduğunun kabulü ile maddi ve tazminat talebi hakkında sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.