Anahtar kelimeler: Tosuna Asiye Seferde Karaman Bağış Köyünde Fahiş Devrettiğini Amacının Muris

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Karaman 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesi ile; muris ...’un 09.02.2015 tarihli 2070 yevmiye numaralı resmi senetle Karaman ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 548, 704, 579, 858, 859, 865, 867, 8 71... parsel sayılı taşınmazlarda malik olduğu tüm payları tek seferde, gerçek amacının bağış olmasına rağmen tapuda fahiş derecede düşük bedeller göstererek davalı Asiye Tosun’a devrettiğini, murisin malvarlığının tamamını aynı gün ve aynı akitle devrederek mirasçılarından mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini, satış bedellerinin taşınmazların gerçek değerleri ile açık ve hayatın olağan akışına aykırı bir oransızlık gösterdiğini, bedellerin ödenmediğini, davalının devir tarihinde alım gücünün bulunmadığını, murisin paraya ihtiyacının olmadığını, işlemin mirasçılara karşı muvazaalı ve gerçekte bağış niteliğinde olduğunu, Yargıtayın muris muvazaasına ilişkin yerleşik içtihatlarında aradığı tüm kriterlerin somut olayda gerçekleştiğini, bu nedenle temliklerin muvazaa ile malul olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ve payı oranında adına tescili, muris muvazaası talebinin kabul edilmemesi hâlinde muris tarafından altsoya karşılıksız kazandırma yapılmış olması nedeniyle TMK'nın 669 ve devamı maddeleri uyarınca davalıya yapılan kazandırmaların terekeye iadesi gerektiğini, bunun dahi mümkün olmaması hâlinde murisin tüm malvarlığını devrederek saklı payını bertaraf ettiğini ve TMK’nın tenkis hükümlerine göre davacının saklı payına tecavüz edildiğini belirterek tenkis talebi ile taşınmazların dava süresince üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın haksız ve dayanaksız olarak açıldığını, muris ...’un mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakma kastıyla hareket ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira murisin ölümünden önce taraflar arasında 03.12.2020 tarihli –her ne kadar şeklen geçersiz ise de– taşınmaz satış vaadi niteliğinde bir sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşmede davalının söz konusu taşınmazlardaki payları ileride davacılara devredeceğini açıkça bildirdiğini, bu nedenle mirasçılardan mal kaçırma iradesinin bulunmadığını ayrıca satış vaadi sözleşmesinin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olmakla birlikte tarafların gerçek iradesinin bu belge ile sabit olduğunu, Toprak Koruma Kanunu gereği hisseli yapılamayan taşınmazların teknik zorunluluk nedeniyle davalı adına tesis edildiğini, mirasçılardan mal kaçırma amacıyla gizli bağış niteliğinde bir işlem yapılmadığını, tüm bu sebeplerle davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIKaraman 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.05.2024 tarihli ████████ E., ████████ K. sayılı kararında; muris muvazaası davalarında murisin mal kaçırma kastını ispat yükünün HMK 190 ve TMK 6 gereğince davacılara ait olduğu, dosya kapsamı çerçevesinde ortak muris ...’un 29.11.2020’de vefat ettiği, davaya konu ... köyü 548, 704, 579, 858, 859, 865, 867, 8 71... parsellerin toplulaştırma işlemleri sonucunda 1 36... parsel ve 1 38... parsel numaralı taşınmazlarda karşılık bulduğu ve bu taşınmazların davalı adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığını, 03.12.2020 tarihli muristen sonraki mülkiyet paylaşım sözleşmesinde yasa gereği hisseli mülkiyete konu edilemeyen taşınmazlar yönünden harici paylaşım yapıldığının belirlenmesine rağmen devrin davalı tarafından gerçekleştirilmediğinin görüldüğü, 03.12.2020 tarihli sözleşme davalının 09.05.2023 tarihli beyanı ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde taşınmazların davalıya bedelsiz olarak devredildiği, murisin dava konusu taşınmazlar dışında kalan malvarlığının mirasçılarca kendi aralarında paylaşıldığı ve başka taşınmaz bulunmadığının tespit edildiği, dava konusu temliklerin 09.02.2015 tarih ve 2070 yevmiye numaralı resmi senetle satış olarak gösterilmiş ise de gerçekte satış iradesinin bulunmadığı ve işlemlerin muvazaalı olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, bilirkişi raporunda dava tarihi itibarıyla taşınmazların değerinin 3.624.275,46 TL olduğu, veraset ilamına göre davacılar payına düşen değerin 724.855,10 TL olarak belirlendiği ve müddeabihin bu değer üzerinden hesaplandığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 21.05.2024 tarihli █████████ E., █████████ K. sayılı kararında; dava konusu taşınmazların toplulaştırma öncesi kayıtlarda muris ... adına kayıtlı iken 09.02.2015 tarihinde davalı kızına satış gösterilerek devredildiği, dinlenen davalı tanığı ...’in murisin ikinci evliliğini yaptığını ve taşınmazları ikinci eşine geçmemesi için davalıya devrettiğini beyan ettiği, davacı tanığı ...’un ise murisin o dönem ikinci evliliğini gerçekleştirmesi ve ileride mal paylaşımında sorun yaşanmaması amacıyla devri yaptığını belirttiği, tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda murisin taşınmazları davalıya mal kaçırma kastıyla devrettiğinin anlaşıldığı, murisin satış yapmayı gerektiren bir ihtiyacının bulunmadığı ve sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin olmadığı, temlikin bedelsiz, muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiği, bu nedenlerle davacının muris muvazaası iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde bulunduğu belirtilerek istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, Mahkemenin uzun gerekçeli kararına rağmen davalıca dosyaya sunulan delilleri yeterince değerlendirmeden hüküm kurduğunu, Mahkemenin 03.12.2020 tarihli mülkiyet paylaşım sözleşmesini muris muvazaası lehine yanlış yorumladığını oysa söz konusu sözleşmenin –her ne kadar şekil şartı nedeniyle geçersiz olsa da– tarafların gerçek iradesini yansıttığını ve davalının davacılara ait miras paylarını devretmeyi kabul ettiğini, bu nedenle murisin yahut davalının mirasçılardan mal kaçırma kastının bulunmadığını, murisin de taşınmazları Toprak Koruma Kanunu gereği bölünemediğinden davalı adına tescil ettirdiğini, muvazaanın mutlak ve nisbi unsurlarının gerçekleşmediğini, muvazaanın varlığından söz edilebilmesi için taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı, danışıklılık ve gerçek iradeyi gizleme koşullarının birlikte bulunması gerektiğini, somut olayda bu unsurların hiçbirinin gerçekleşmediğini, davalının 23.05.2024 tarihinde sunduğu davacılarla imzalanan sözleşmenin de devrin yapılacağına dair açık irade beyanı niteliğinde olduğunu, bu nedenle muris muvazaasının temel koşulu olan ‘mirasçıdan mal kaçırma’ amacının bulunmadığını, Yargıtayın muris muvazaasına ilişkin yerleşik içtihatlarında da murisin mirasçılar arasında makul ve olağan paylaştırma yapmış olması hâlinde muvazaa iddiasının dinlenemeyeceğinin açıkça vurgulandığını, Mahkemenin bu kriterleri gözetmeden eksik inceleme ile murisin gerçek amacı araştırılmadan ve deliller bir bütün olarak değerlendirilmeden hatalı bir sonuca ulaştığını, davacıların kötü niyetle açtığı davanın kabulü yönünde verilen kararın davalıyı zor durumda bıraktığını, tüm bu nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin █████████ E., █████████ K. sayılı kararının usul ve yasaya açık aykırılıklar taşıdığını belirterek kararın bozulmasını ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde denkleştirme, aksi takdirde tenkis istemine ilişkindir.Bölge Adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Dosyanın incelenmesinden; muris ...'un 09.02.20 25... yevmiye nolu resmi senet ile Karaman ili ... ilçesi ... köyünde kain 548, 704, 579, 858, 859, 865, 867, 8 91... nolu parselleri davalıya satış suretiyle temlik ettiği, Karaman ili ... ilçesi ... köyünde 10.04.2019 tarihinde yapılan toplulaştırma işlemi ile ... köyü 548 nolu parselin davalı adına kayıtlı olduğu, 1 36... nolu parsele dönüştüğü, ... köyü 704 nolu parselin davalı adına kayıtlı olduğu, 1 36... nolu parsele dönüştüğü, ... köyü 579 nolu parselin 1/2 hissesinin davalı adına kayıtlı olduğu 1 36... , 1 40... , 1 38... nolu parsellere dönüştüğü, ... köyü 858 nolu parselin davalı adına kayıtlı olduğu, 1 38... nolu parsele dönüştüğü, ... köyü 859 nolu parselin davalı adına kayıtlı olduğu, 19 nolu parsele dönüştüğü, ... köyü 867 nolu parselin 1/2 hissesinin davalı adına kayıtlı olduğu, 1 38... , 1 38... nolu parsele dönüştüğü, ... köyü 871 nolu parselin davalı adına kayıtlı olduğu, 1 38... nolu parsele dönüştüğü anlaşılmıştır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 37.135,86 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.