Anahtar kelimeler: Karşıyaka Süreç İstemlerinin Görüşü Hukukî Edenlerin Neticesinde Uyuşturucu Edilebilir Yetkilerinin

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Uyuşturucu madde ticaretiHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz istemlerinin reddiİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇA. İlk Derece Mahkemesi KararıKarşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 43/1, 31/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 11 ay hapis ve 13.880,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.B. Bölge Adliye Mahkemesi KararıKarşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı hakkında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, duruşma açılmadan verilen 08.03.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA.Temyiz SebepleriSuça Sürüklenen Çocuk ve Müdafiinin Temyiz İstemleriYargılamanın çocuk mahkemesinde yapılması gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmasına ve suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSuça sürüklenen çocuğun yokluğunda verilen 08.03.2024 tarihli istinaf başvurusunun esastan reddi kararının, suça sürüklenen çocuğun müdafiine 19.03.2024 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen suça sürüklenen çocuk müdafiinin karar tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 291/1. maddesinde belirtilen on beş günlük temyiz süresi içinde temyiz talebinde bulunmaması nedeniyle hükmün kesinleştirildiği, bunun üzerine suça sürüklenen çocuğun 26.06.2024 tarihli dilekçesi ile eski hale getirme ve temyiz talebinde bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında "... sanığın ve müdafisinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir. Burada yapılan tebliğin, kararın içeriği hakkında bilgi sahibi olmayı ve müdafinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması hâlinde eski hâle getirme imkânının bulunup bulunmadığının incelenerek koşullarının bulunması hâlinde eski hâle getirme talebinde bulunma imkânı sunma amacı taşıdığı" kabul edilmekle suça sürüklenen çocuğun öğrenme üzerine verdiği 26.06.2022 tarihli dilekçesinin süresinde olduğu ve temyiz gerekçesi içerdiği, ayrıca suça sürüklenen çocuk müdafiinin 17.10.2024 tarihli dilekçesinin ek beyan dilekçesi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin temyiz taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir.Dava dosyası kapsamına göre, 1-) Kolluk görevlilerince yapılan çalışmalarda, 26.04.2020 günü, ... Mahallesi ... sokak üzerinde köprüde ayakta iki şahsın görüldüğü, bu kişilerden suça sürüklenen çocuğun İ.A isimli kişiye bir şeyler verdiği, kolluk görevlerinin bu iki kişinin yanına gittiklerinde suça sürüklenen çocuğun ... raylarına poşet içinde bir madde attığı, suça sürüklenen çocuğun attığı poşet kontrol edildiğinde içerisinde sentetik ecza hapları olduğunun anlaşıldığı, İ.A isimli kişi üzerinde de sentetik ecza haplarının ele geçirildiği, 2-) 19.07.2020 tarihinde kolluk görevlileri tarafından yapılan denetimlerde, iki kişinin tren yolu yan tarafında bulunan kaldırımda yürüdüklerinin görüldüğü, kolluk görevlilerini fark eden bu iki kişinin ters yönlere doğru koşarak kaçmaya başladıkları, kovalamaca sonrası bu iki kişinin de yakalandığı, iki kişiden birinin suça sürüklenen çocuk olduğunun anlaşıldığı, yakalandığında kolluk görevlilerine direnen suça sürüklenen çocuğun bel çevresinden bir poşeti ağzına atıp yutmaya çalıştığı ancak yutamadığı, poşetin içi kontrol edildiğinde kilitli şeffaf poşetler içerisinde esrar olduğu değerlendirilen maddeler ile bir kısmı çiğnenmiş sentetik ecza hapı olduğu değerlendirilen haplar ele geçirildiği, bu şekilde suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olarak;Suça sürüklenen çocuk hakkında 26.04.2020 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma eyleminden soruşturma başlatıldığı, aynı gün yakalama, ifade alma, sorgu ve benzeri adli işlemler yapıldığı sonrasında adli kontrolle serbest bırakılmasına karar verildiği ve bu suretle hukuki ve fiili kesintinin oluştuğu, akabinde suça sürüklenen çocuğun yeni bir suç işleme kararın çerçevesinde 19.07.2020 tarihinde ikinci kez aynı suçu işlediğinin anlaşılması karşısında; belirtilen eylemlerin ayrı ayrı suç oluşturduğu gözetilmeden, zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edildiği anlaşılmış ise de aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.Olayların intikal şekli ve zamanları, suça sürüklenen çocuktan uyuşturucu madde ele geçirilmesine ilişkin kolluk tarafından tutulan tutanaklar, ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı, çeşidi, paket sayısı ve bu uyuşturucu maddelere ilişkin kriminal raporlar, suça sürüklenen çocuğu telefonunda usulüne uygun olarak yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 10.08.2021 tarihli bilirkişi raporu ve içeriği, suça sürüklenen çocuğun olağan hayat tecrübelerine ve dosya kapsamına uygun düşmeyen savunmaları ve tüm dava dosyası kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, yargılamanın ağır ceza mahkemesinde yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin temyiz talepleri yerinde görülmemiş, kararda eleştiri hususu dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 08.03.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'in eleştiriye yönelik karşı oyları ile oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2026 tarihinde karar verildi.KARŞI DÜŞÜNCEZincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusunda tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Zaman aralığının kısa olması ise kural olarak suç işleme kararında bir değişiklik olmadığına karine teşkil etmektedir.26.04.2020 tarihli eylemde, suça sürüklenen çocuk üzerinde sentetik ecza hapları ele geçirildikten sonra, savunmasının alınıp, sulh ceza hakimliğinde sorgusunun yapılarak hakkında adli kontrolle serbest bırakma kararı verildiği, bu eylem üzerinden 3 aydan kısa bir zaman geçtikten sonra, 19.07.2020 tarihinde suça sürüklenen çocuğun üzerinde paketler halinde esrar uyuşturucu maddesi ve sentetik ecza hapları ele geçirildiği anlaşılan somut olaylarda, aradan geçen kısa zaman aralığı ve ele geçen maddelerin niteliğinin benzer olması hususları birlikte değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuğun suç işleme kararının yenilendiğine dair suça sürüklenen çocuk aleyhine kesin, yeterli ve somut delil bulunmadığı, yakalama, ifade alma, sorguya sevk, ev araması gibi adli işlemlerin suça sürüklenen çocuğun suç işleme kararını yenilediğini göstereceği şeklindeki kabulün varsayıma dayalı bir düşünce olduğu, nitekim suça sürüklenen çocuğun adli kontrol kararı ile serbest bırakılmasından sonra da ikinci eylemini gerçekleştirdiği nazara alındığında, suç işleme kararında bir değişiklik olmadığının anlaşıldığı, failin iç dünyasını ilgilendiren suç işleme kararının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği, aksi halde her adli işlemin fiili kesinti olarak kabul edilmesi halinde sanığın çok ağır cezalar ile karşılaşılabileceği, bu durumun ceza adaletini öngören 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesi ile aynı Kanun'un 43. maddesinin düzenleniş amacına aykırılık oluşturacağı, Yargıtay'ın yerleşik kararlarının da bu yönde olduğu, ceza hukukundaki cezalandırmanın amacının cezanın caydırıcı olması ile ıslah edici olması amacına dönük olduğu, aşırı ve kanun koyucunun amacını aşan cezaların bu dengenin bozulmasına ve suç işleyen kişinin tekrar topluma kazandırılması amacına aykırılık oluşturacağı ve sanıkların tamamen toplum dışına itilmesine sebebiyet vereceği düşüncesi ile uyuşturucu madde ticareti suçundan kurulan kararda eylemlerin ayrı ayrı suçlar oluşturacağına yönelik eleştiri düşüncesine iştirak edilmemiştir. 20.01.2026